16/05/2023
Siz hiç ait olduğunuz veya size ait olduklarını sandığınız kişiler tarafından kabul görmeyip itelendiniz mi? Görkemli olduğunu düşündüğünüz birlikteliklerin ihtişamlı varlığında mest olurken, pembe dünyalarınızın yıkıntısı altında kaldınız mı hiç? Yalnızlık derin bir yara açtı mı içinizde?
Her biri farklı notalarda çalan bir orkestranın bir parçası gibi hissederken, melodinin değiştiğini ve artık çalınan parçalardan haz almadığınızı hissettiğiniz oldu mu hiç?
Ben dibine kadar yaşadım bütün bunları!
Gözlerimde bir damla hüzün, kalbimde bir serzeniş taşıyarak yürüdüm yalnızlık caddesinde. Kendimle baş başa kaldığım anlarda kendi gölgemle dans ettim, sessiz gecelerin yıldızlarını dost edindim. Kimseye bağımlı olmadan, sadece kendimle yüzleşerek adım attım hayatın labirentinde.
Yalnızlık, sessizlikle çarptığında zihnimin ve kalbimin kapılarına, kapılar ardına kadar açıldı. Hayal gücüm bir deniz oldu, kalemlerim mürekkep saçtı, kelimelerin dansını seyrettim. Korkusuzca sürdüm kalemimi kağıda, göğsümde yükselen inançla. Zamanı geride bırakıp, kendi öykümü kurdum. Her satırda daha da güçlendim, her harf beni ben yaptı.
Ve fark ettim ki, yalnızlık gücümün kaynağı oldu. İçimde yankılanan sessizlik, bana kendimi keşfetme fırsatı verdi. Kimseye ihtiyaç duymadan, kendi varlığıma sarıldım. Yanımda varlıklarıyla ısınacağım ve birlikte yaşlanacak çok anlayanım olmasa da, içimdeki ateş beni hiç yalnız bırakmadı. Gözlerimdeki parıltı, yüzümdeki gülümseme, yalnızlıkla süslenmiş bir taç oldu.
Yalnızlık, kendi iç dünyama yönlendirdi beni. Koca bir dünya, benim sahne aldığım bir tiyatroya dönüştü. Kendi yaratıcılığımla dans edip, kendi koreografimi tasarladım. İnsanların beklentilerinden, sınırlamalarından ve kalıplarından uzaklaşarak özgürce keşfetme fırsatı buldum arzu ettiğim her şeyi. Dışarıdaki gürültüden sıyrılıp, kendi sesimi dinlemeye başladım.
Ve bu yolculukta, kendime sırdaşlar da edindim. Kitaplar, filmler, müzikler ve tabii ki kahve. Onlarla saatlerce sohbet edip, hayal gücümü kışkırttım ve düşüncelerimi derinleştirdim. Yalnızlık, beni sadece kendimle değil, kendi iç dünyamdaki sonsuz potansiyellerle de tanıştırdı.
Artık gereksiz kalabalıklar arasında kaybolmak yerine, sevdiğim yalnızlığın keşfedilmeyi bekleyen hazinelerle dolu labirentinde yol alıyorum. Güçlü adımlarım, içimdeki inancın sesiyle birlikte yankılanıyor. Kendi ait olduğum dünyamı inşa ediyorum, kendi hikayemi yazıyorum. Ve her kalem darbesinde, yalnızlıkla güçlenen bir kahraman olduğumu fark ediyorum.
Yanlış anlaşılmasın sizleri yanlızlığa davet etmiyorum. Elbetteki sağlam birliktelikler, gerçek dostluklar vazgeçilmezimizdir. Davetiyem kalabalıklar içinde kendine bir yer bulamamışlara. Zira emin olun tek kişilik yalnızlık, çok kişilik yalnızlıktan daha iyidir. Kalabalıklarda yalnızsanız ve yalnızken kalabalık duygular içinde boğuşuyorsanız muhtemelki yanlış yerlerde aidiyetler arıyorsunuzdur. Korkmayın kendinizle kalmaktan. Ait olmadığınız yerlerde varlık gösterme çabalarından vazgeçerseniz enerjinizi kendinize ve gerçekte ait olabileceğiniz yerlere akıtabilirsiniz
Elbette şunu kabul ediyorum, bazen yalnızlık acı verici, can yakıcıdır. Ancak, bir süper kahraman olmanın bedeli her zaman yüksek olmaz mı? Bu yalnızlık sürecinde zaman zaman gözyaşları içinde dans etmek, karanlıkla savaşmak ve kendi varlığınızı sorgulamak zorunda kalabilirsiniz. Ama bu deneyimler, daha da güçlendirir sizleri. Zorluklarla yüzleşmek ve onları aşmak, gerçek kahramanların işidir. Unutmayın… ÖLDÜRMEYEN ACILAR GÜÇLENDİRİR…