22/12/2025
Az önce ‘in kurucusu Boaz ile eğitime devam edip etmeme konusunda zor olabilecek bir konuşmadan çıktım. Neye ihtiyacım olduğunu, nelerin beni sıktığını, hayatımın şu döneminde nasıl hareket etmek istediğimi ve biraz bu alanı durdurup başka alanlara yönelmeye ihtiyacım olduğunu anlattım. Bu konuşmayı yapmadan önce de, yaparken de eğitime ara vermeye aşırı hazırdım çünkü başka bir “nasıl” aklımda yoktu. Boaz beni dinledi, ihtiyaçlarımı anlamaya çalıştı. Ve sonra şöyle bir şey dedi; “Bunları açıklıkla benimle paylaştığın için teşekkür ederim; aklıma 3 seçenek geliyor…” Sonra seçenekleri sıraladı, her seçeneğin artısını eksisini anlattı ve hemen bir karara varmam gerekmediğini söyleyerek kararı bana bıraktı. “Zamanını kullan, istediğin kadar düşün ama hiç bir şey için kendini zorlama” dedi. Ve konuşmayı “Kendin olduğun için ve bana güvenerek kendini açtığın için teşekkür ederim” diyerek bitirdi.
Beni tanıyanlar şunu çok iyi bilir; ben kendim gibi olamadığım yerlerde sıkışırım ve kaygılanırım. Ve kendi gibi olmayan herhangi biriyle de derin ve süreğen bir bağ kuramam, O sahici olmadığı için ilişkide sahiciliği hissedemem, güvenemem ve güvenmediğim için ilişki içinde tetikte olur, kaygılı hissederim.
Ve bir terapist olarak da hep şunu gözlemlerim; ister depresyon, ister ruminasyon, ister kaygı, ister ilişki problemleri olsun hepsinin sebebi eninde sonunda kendin olamamaya çıkar. Sinir sistemi ya çökkünlük, ya düşünce uçuşması ya da kaygı üretir; çünkü güvende hissetmez.
Ve tüm sinir bilimi çalışmaları, terapi yokculukları şunu gösterir; güvende hissetmek, kendimiz olabilmektir. Çünkü ancak, kusurlarımız ve farklılıklarımız da dahil, her şeyimizle kendimiz olabildiğimizde sinir sistemi yatışır. Çünkü sinir sisteminde artık şunun güvencesi oluşur; “Farklı düşünsek de, uyuşmasak da, çatışsak da bu bağ kopmaz. Bu bağ yaşananlardan daha büyük ve tüm bunları kapsayabilecek dayanıklılıkta”🤍
Böyle böyle bunları deneyimlemeye açık ola ola insanın içinde de, herhangi bir ilişkide de taşlar yerine oturur… Çünkü sahicilik adı üstünde en gerçek olandır.