26/03/2026
Mesleğini hakkıyla icra eden her insana derin bir saygı duyarım. Çünkü emek, yalnızca ortaya konan bir çabanın değil; sabrın, fedakârlığın ve insanın kendinden verdiği bir parçanın adıdır. Ve bazı emekler vardır ki, maddi karşılıklarla ölçülemeyecek kadar kıymetlidir.
Hayat ise her zaman planladığımız gibi ilerlemez. Bazen bir hastalık, bazen içten içe büyüyen bir sıkıntı, bazen de hiç beklenmedik bir kırılma… İnsanı yavaşlatır, hatta durdurur. İşler aksar, yollar uzar, zaman ağırlaşır. Bu çok insani, çok gerçek bir durumdur.
Ama hekimlik…
Hekimlik biraz daha farklıdır.
Çünkü bizler, kendi içimizde fırtınalar koparken bile başkalarının limanı olmak zorundayız. Yorgunken dinç görünmek, üzgünken umut vermek, kendi acımızı bir kenara bırakıp başkasının derdine merhem olmak… Belki de bu yüzden hekimlik sadece bir meslek değil, bir vicdan meselesidir.
Empati, bu mesleğin en derin köküdür. Çünkü karşımızda duran yalnızca bir hasta değil; korkuları olan, umutla bakan, çaresizlik içinde bir çıkış yolu arayan bir insandır. Ve o insan, bize yalnızca tedavi için değil, aynı zamanda güvenmek için gelir.
İşte tam da böyle bir zamandayım.
İçimde bir evlat olarak taşıdığım endişe ile bir hekim olarak taşıdığım sorumluluk yan yana duruyor.
Babam şu anda rahatsız…
Onun yanında olmak, başucunda beklemek, elini tutmak isterdim. Ama bir yanda da bana emanet edilmiş hayatlar var. Ameliyat gününü bekleyen hastalarım, şifa umuduyla kapımı çalan insanlar…
Bu yüzden onu yanıma getirdim. Çünkü ne evlatlığımı bırakabilirim ne de hekimliğimi.
Birini seçmek değil bu; ikisini birlikte taşımaya çalışmak.
Bugün yine ameliyathaneye gireceğim. Belki içimde bir parça eksikle…
Ama biliyorum ki o masada yatan her hasta, benim bütün dikkatime, bütün bilgime ve bütün merhametime ihtiyaç duyuyor.
Ve biz hekimler…
Bazen en çok kendi içimiz yanarken, başkalarının yarasını sararız.
Belki de bu yüzden, bu meslek yalnızca yapılan bir iş değil;
yaşanan bir sorumluluktur.
Rabbim tüm hastalarımıza şifa versin