Psikolog Serenay Akın

Psikolog Serenay Akın Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psikolog Serenay Akın, Psychologist, Bursa.

03/03/2026

💫Partneriniz sizin duygu ve düşüncelerinize önem vermeyen , sürekli övgü ve hayranlık bekleyen; kendini sizden, diğer insanlardan üstün ve daima haklı gören biriyse narsistik biri olabilir. Narsistik bir partnerle ilişki yürütmek yorucu ve zorlayıcı olabilir. Size kendinizi birçok açıdan yetersiz hissettirebilirler.

✨Bu nedenle ilişkinizde sağlıklı sınırlar oluşturmanız çok önemlidir. Kimsenin siz izin vermediğiniz müddetçe sizin koyduğunuz sınırları aşmak gibi bir hakkı yoktur.

🌿Sınırlar sizin bahçenizin çitleridir, alanınızın nerede başlayıp nerede bittiğini belirler. Bahçenizi dış dünyadan gelebilecek tehlikelerden korurlar, oranın sahipsiz olmadığını gösterirler. Bu nedenle sınır koymak önemlidir. Sınırlarınızın arkasında kararlılıkla durun çünkü gevşettiğiniz anda tekrar sınır koymak çok daha zor olabilir.

💫Narsistik bir partnerle beraber olan bazı kişiler partnerlerini "değiştirme", "düzeltme" gibi gerçek dışı amaçlar edinebilirler. Kişi kendi davranışlarını fark edip bunlardan rahatsız olmadığı ya da bunları değiştirmek istemediği sürece değişemez. Kendinizi bir kurtarıcı rolüne sokmak ya da üzerinize fazlaca sorumluluk almak yalnızca sizi yıpratır ve sizin psikolojik sağlığınıza zarar verebilir. Bu noktada siz de bir uzmana danışabilirsiniz 🙏

💌Seanslar hakkında bilgi ve yardım almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 😇

02/03/2026

Panik bozukluk, çeşitli fiziksel belirtilerin eşlik ettiği dört veya daha fazla panik atak yaşanması olarak ifade edilebilir. Çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı, göğüste baskı hissi, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, bayılacak gibi hissetme, sersemlik, kendini ve çevreyi başka türlü algılamak, çıldıracak gibi hissetme, ölüm korkusu, uyuşma, üşüme veya ateş basmaları, panik atak sırasında ortaya çıkabilecek bu fiziksel belirtilere örnek teşkil ederler. Genellikle yoğun stres altında yaşanılan bir hayat ve kişinin başından geçen psikolojik travmalar sonucu meydana gelir. Bu stres ve travmalar beyinden vücuda yanlış alarmlar gönderir ve kişi hayatta kalma içgüdüsüyle panik atak yaşar. Panik ataklar korkutucu olabilir, ancak aşağıda belirtilen bazı adımlar, panik atakları daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir.

1. Derin nefes alma
2. Olumlu düşünme
3. Biriyle konuşmak
4. Gevşeme
5. Profesyonel yardım alma

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

Duygu, düşünce ve davranış ilişkisi
28/02/2026

Duygu, düşünce ve davranış ilişkisi

25/02/2026

Biriktiricilik, kişinin sahip olduklarını, gerçek değerine bakmaksızın, ihtiyaç gerekçesiyle elden çıkarmakta zorlanması durumuna deniyor. Biriktiricilik bozukluğu, eşyaların yığınlar halinde istiflediği, hatta eşyaların varlığından dolayı ev içerisinde yürümekte güçlük çekildiği örneklerde görülebiliyor. Bu durum yalnızca eşyalarla sınırlı kalmayabiliyor. Bazı kişiler onlarca hatta yüzlerce hayvanı, hem kendi sağlıklarını hem baktıkları hayvanların sağlığını tehdit edici koşullarda istifleyebiliyor.

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

22/02/2026

İfade edilemeyen, bastırılan duygular zamanla kaybolmaz; aksine beden ve davranışlar üzerinden kendini göstermeye başlar.

Kişi öfkesini, kırgınlığını ya da hayal kırıklığını sürekli içine attığında bu duygular birikir ve çoğu zaman ani öfke patlamaları, yoğun stres, huzursuzluk, baş ağrısı, mide problemleri ya da kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerle dışarı çıkar 🙌

Öfke odası gibi alanlarda eşyaları kırmak, içerde biriken gerilim kısa süreli olarak boşaltmaya yardımcı olabilir ancak bu yalnızca bir boşalım sağlar, duygunun kaynağını ortadan kaldırmaz 🙏

Kalıcı rahatlama ise duygunun fark edilmesi, adlandırılması ve güvenin bie şekilde ifade edilmesiyle mümkündür.

🌟Online randevu oluşturmak için bana DM üzerinden ulaşabilirsiniz 😇

22/02/2026

Bu aslında psikolojide beklenti kaygısı dediğimiz duruma çok uygun bir örnek. İnsan bazen keyifli olabilecek bir şeyin bile yükünü, onu beklerken hissedebiliyor. Çünkü zihin geleceğe odaklandıkça, "olacak mı, nasıl olacak, ya ters giderse" gibi düşünceler bugnün keyfini gölgeler. Bir de "gitmezsem ayıp olur, mecburum" gibi katı düşünceler eklendiğinde, eğlenceli bir plan bile bir zorunluluğa dönüşebiliyor. Oysa, mesele halı saha değil, onun zihinde aldığı anlam.

Gerçek sorun olayın kendisi değil, biz daha olmadan ona yüklediğimiz düşünceler. Beklemek çoğu zaman yaşamaktan daha yorucu olabiliyor.

Peki sen hiç eğlenceli bir şeyi bile beklerken onun bir yük gibi geldiğini hissettin mi?

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

17/02/2026

Sadece sevilmek istediğin için saygısızlığa katlanmanın arkasında çou zaman "uyumlu olursam beni kaybetmezler" inancı vardır. Bu inanç fark edilmeden yetişkin ilişkilerine taşınır ve kişi kendi ihtiyaçlarını bastırıp karşı tarafı memnun etmeye yönelir.

Zamanla düzelir, aslında seviyor gibi düşünceler saygısızlığı normalleştirir çünkü terk edilme korkusu sınır koymayı zorlaştırır. Bu döngü kırılmadıkça kişi sevgiyi hep dışarıdan bekler ve ilişkide sürekli veren, tolere eden, susan tarafa dönüşür.

Bu durumu atlatmak için önce sevgi uğruna yaptığın fedakarlıkların seni korumadığını aksine yıprattığını fark etmelisin. Sonra "Ben neye izin veriyorum ve neden?" sorusuna dürüstçe cevap verip kendi sınırını belirlemelisin.

💌Terapi oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

16/02/2026

Eğer tartışmalardan sonra ilişkinizi her şeyin üstünde tutabiliyorsanız ufak tefek anlaşmazlıklar yıkıcı kavgalara ve ayrılıklara dönüşmez. Eğer sadece eşinizi suçlamak yerine kendi payınızı görüp sorumluluk alabiliyorsanız mutlu bir çift olursunuz🙏💫

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏🤗

13/02/2026

Bazen ilişkide taraflardan biri, daha en başından "Ben seni üzerim" diyerek kendini geri çeker. Partnerinin bu davranışı karşısında kişi, eğer sevgiyle incinme arasında bir bağ kurarak büyümüşse "ben belki üzülmem" diyerek onu ilişkide kalmaya ikna etmeye çalışır.

"Ben seni üzerim" diyen kişi, dışarıdan dürüst ve sahici bir kimlik çizse de aslında ilişkide sorumluluk almadan var olabilmenin yolunu arar. Böylelikle davranışları karşısında suçluluk duymayacaktır, zaten en başta söylemiş olmanın konforuna sığınır. Karşısındakini kırabileceğini bilmek değildir meselesi, bunun karşısında taşıyacağı vicdani yükü reddetmektedir.

"Zarar vericiyim ve bunun bir telafisi yok" inancıyla dile getirdiği "üzerim" söylemi, çoğu zaman ilişkinin net bir reddi değildir; kişinin ikna edilme arzusunu da yansıtır. Böylelikle ilişkilerini sabote edecek davranışlarda bulunur fakat sorumluluğu devamlı olarak karşı tarafa aktarır.

"Belki üzülmem" diyen kişi ise dışarıdan bunu göze almış görünür fakat içinde güçlü bür "onarma arzusu" taşımaktadır. Partnerini, "zarar verici kendilik" algısından kurtarmak ister. Bu yüzden hep aynı örüntüde bulur kendini.

01/02/2026

Bazı günler insan hazırlanır. Saçını toplar, makyajını yapar. "Ben iyiyim" yüzünü takar. Güçlü görünür, hatta güçlü durur. Ama bu güç çoğu zaman iyileşmiş olmak değildir; sadece dağılmayı ertelemektir. Çünkü bir an gelir... Kimsenin görmediği bir boşluk, bir saniyelik sessizlik, bir bakışın yönünü kaybetmesi... ve içeride tutulan her şey yukarı çıkar. O yüzden bazı ağlayışlar dramatik değildir, sessizdir, kontrolsüzdür, gerçektir.

En ağır kriz de burada saklıdır: Kimsenin fark etmediği çöküşte. Kalabalığın içinde bile "iyi" sanılmakta. Dışarıdan bakınca her şey normal görünürken içeride bir yerin yıkılmasında. Çünkü herkes seni güçlü zanneder ama kimse güçlü olmanın bedelini görmez. O yüzden bazı depresyonlar bağırmaz; gülümser. Bazı kırılmalar gözyaşıyla değil, yutkunarak yaşanır. Ve bazı insanların en büyük mücadelesi, hayatta kalmak değil,: "belli etmemek"tir.

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

31/01/2026

Konuşurken sesi yükselen, sıklıkla söz kesen, dinlemeye sabrı olmayan, bir an önce kendi aklındakini söylemek zorunda hisseden insanlar vardır.

Sıklıkla parmak sallar, konuşurken yerinde duramaz, bir oturur bir kalkar; sanki en ufak meselede dahi öfkeyle dolup Taşar gözükürler.

Çoğu zaman dırdırcı, sürekli bağıran, çirkef gibi isimler takılır onlara.

Ama nadiren şu soru sorulur: Bu insan bu hale nasıl geldi?

Anlattıkları meseleyi eğip büken, olayı konuşmak yerine bambaşka detayları meselenin özü gibi öne çıkaran, anlatıyı değiştirerek sorumluluğu karşıya yıkan birine "acısını göstermek" isterken değişir kişi. Onu sürekli kendi gerçekliğinden çıkaran, zayıf anında aklını bulandıran ve kendi gerçeğini dayatarak varlığını budayan biri vardır karşısında.

Bu yüzden tetikte yaşamak, uyanık olmak hayatı bir mesele haline gelir.

Yaşanan basit bir "fikir tartışması" değil, varoluş meselesine dönüşür. Kişi adeta varlığının öğütülmemesi için direnmektedir.

Hissettiği tehdit her seferinde o kadar yüksektir ki cümleleri dağılır, kafası karışır. Tam o anda tüm vücudu alarm verir, bedeni kasılır. Acilen düşünce sürecini hızlandırmalı ve bütün enerjiyi anlatıya yoğunlaştırmalıdır. Ara ara gelen gülme hali, sinir sisteminin yükünü boşaltma çabasıdır.

Her detayı hatırlamak, olanı biteni kronolojik sırasında sunmak, güçlü cümleler kurmak zorundadır. Bir an duraksadığında içeri karşı tarafın gerçekliği sızacak, sanki esip gidecek gibi hisseder.

Öfkesi de buradan gelir. Verdiği tepki tek bir hataya değil, o hatanın inkar edilişine, küçültülüşüne, tersyüz edilişinedir. Devamlı aşındırılmış varlığın, uzun süre kontrol edilmiş ruhun doğal tepkisidir bu.

Öfkesine tutunmak zorundadır çünkü öfke son savunma hattıdır, alanı korur, sınırı çizer. Mesele tartışmayı kazanmak değil, yaşadığının inkar edilmemesidir.

30/01/2026

Travma psikolojisinde "donma tepkisi" , sinir sisteminin aşırı stres veya duygusal yük altında kendini korumak için verdiği doğal bir tepkidir. İşlevsel donanma ise bu tepkinin daha "gündelik hayatla uyumlu " bir versiyonudur. Kişi yaşamına devam eder, görevlerini yerine getirir; ancak zihinsel ve duygusal olarak bir tür yarı donma halindedir. Bu durumda vagus sınırı ve parasempatik sistem aşırı aktifleşir, beden "düşük enerji moduna" geçer. Duygusal işlemleme kapasitesi azalır. Odaklanmak zorlaşır, kişi sık sık dalar. Enerji çok çabuk tükenir. Bu nedenle:
• Duştan sonra uzun süre hareketsiz kalmak
• Eve gelince arabada oturup kendini toparlamaya çalışmak
• İşten sonra telefon ekranında amaçsızca gezinmek
• Gün içinde sosyal olabilip eve gelince mesajlara bakmak istememek aslında motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin donma moduna girmesinden kaynaklanan bir durumdur. İşlevsel dolmada kişi hala bir şeyleri yapabilir. Ancak her küçük görev bile olağanüstü bir enerji tüketir. Bu yüzden sürekli yorgunluk, duygusal kopukluk ve zihinsel bulanıklık çok yaygındır.

💌Seans oluşturmak ve bilgi almak için DM üzerinden iletişime geçebilirsiniz 🙏💫

Address

Bursa
16130

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Serenay Akın posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category