08/12/2025
Romantik ilişkilerde sık duyulan bir beklenti:
“İçi dışı bir olsun.”
Aslında bu, güven arzusunun masum bir ifadesi.
Ama insanın “içi”, sandığımız kadar pürüzsüz bir yer değil, bilinçdışı, bastırmalar, çelişkiler, çocukluktan gelen izler.
İç dünya katmanlıdır, bu katmanların hepsinin dışa aynen yansımasını beklemek hem imkânsız hem de ilişkisel açıdan sağlıksızdır.
“İçi dışı bir ol” beklentisi çoğu zaman şu anlama gelir:
“Beni hiç şaşırtma. Belirsizlik yaratma. İçindeki her şeyi bana aç ki kaygılanmayayım.”
Bu romantik görünse de partneri bir tür “şeffaf nesneye” dönüştürür.
Oysa insan bazen karanlık, bazen çelişkili, bazen de kendine bile yabancıdır. Duygular sabit değil; zamanla, bağlamla ve deneyimle değişir.
Bu yüzden “içi dışı bir olmak”, donmuş bir kimlik talebidir. İnsan ise daima oluş hâlindedir.
Peki özü sözü bir olmak nedir?
Bu, iç dünyanın tüm karmaşasını dışa dökmek değil; o karmaşanın farkında olup davranışlarında tutarlılık ve niyet berraklığı taşıyabilmektir.
Öz → farkındalık
Söz → ilişkisel sorumluluk
Bir olmak → ikisi arasında köprü kurmak
İlişkide sağlıklı olan beklenti “özü sözü bir olmak” tır. Çünkü bu üç şeyi mümkün kılar:
🚩Tutarlılık: Duygular değişse bile davranışın sorumluluğunu taşımak.
🚩Gerçeklik: İç dünyanı manipüle etmeden, abartmadan, dozunda açmak.
🚩Yetişkinlik: Söylenenle yapılanın uyumlu olması.
Peki kırmızı bayrak nerede başlar? (Red Flag)
Birinin içi karmaşık olabilir, bu doğal. Ancak sözü ile eylemi, vaadi ile pratiği, niyeti ile etkisi uyuşmuyorsa, sorun karmaşık bir iç dünyada değil, dışarının sistematik olarak yanıltıcı olmasındadır.