25/03/2026
Fasyalar duyguları yükler.
Gergin insan ağlayamaz.
Düşünün…
Bir yakınınızı kaybettiğinizde bazı kişiler ağlayamaz.
Herkes “ağla, ağlamazsan kötü olursun” der ama olmaz.
Sonra birden bardaktan boşalırcasına ağlar.
Sanki baygın bir hal alır, elleri kolları boşalır, o denli gevşer.
Tabii hayat bu…
Bazen güçlü duruşumuzu göstermemiz gerekiyor.
Üzüntümüzü gizliyoruz.
“Güçlü durmalıyım” diyoruz.
Kendimizi, omuzlarımızı kasıyoruz.
Dimdik ayaktayım, güçlüyüm… çünkü sorumlu olduğum şeyler var diyoruz.
Ya da sevdiklerimiz uğruna kendimiz olamıyoruz.
Sürekli başkalarının istediği gibi yaşıyoruz.
Ya da sevgiyi anlamıyoruz, anlatamıyoruz.
Sevgi dili ve iletişim becerilerimiz zayıf kalıyor.
Oysa birlikte bir şeyler paylaşınca güzel…
Elbette bir gün bu hayat hepimiz için bitecek ve geriye güzel anılar kalacak.
Ama o güzel anıları yaşama fırsatımız varken yaşayamadığımız her gün,
belki de içimize attığımız bir yük oluyor.
Belki de vicdan yapıyoruz.
Belki de gelecek kaygımız içimizde bir yük oluyor.
O kadar çok duygu var ki içimize attığımız…
Çeşitlendirmekle bitmez.
Yıllarca içimize attığımız her şey,
“şurama bir şey oturdu” diyerek göğsümüzü gösterdiğimiz,
nefes almakta zorlandığımız her durum,
aslında fasyalarımızda bir yük oluyor.
Traksiyon işleminden sonra fasyalar gevşiyor, açılıyor, duygular boşalıyor. Genelde kadınlar ve çocuklar,
anlamlandıramadıkları şekilde ağlıyorlar.
Sonrasında ise bir rahatlama…
Diş sıkmalarda azalma,
geceleri daha derin uyku,
rahat bir beden,
daha iyi çalışan bir sindirim ve boşaltım sistemi.
Bir dönüm noktası sanki. Artık hayatlarına yeni bir sayfa açıyorlar.
Bu yüzden “Atlas Terapi” yalnızca bir omurun yerine oturması değildir.
Psikolojinin beden üzerindeki bu olumsuz etkisini azalttıktan sonra,
mutlaka bir psikoloğa gitmelerini,
nefes terapisi ve farkındalık çalışmaları yapmalarını da tavsiye ediyoruz.