Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı

Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist, Blogger Sezin Çelikkanat'ın Facebook sayfasıdır.

28/03/2026

Dışarıdan bakıldığında güçlü görünüyorsunuz.
Sakin, kontrollü, dayanıklı…

Ama içinizde kimsenin görmediği bir korku olabilir:
Terk edilmek.

Bu yüzden kontrol ediyorsunuz.
Duygularınızı, mesafeyi, ilişkiyi…

Çünkü kontrol, size şunu hissettirir:
“Böyle olursam canım daha az yanar.”

Bu yüzden kırılganlığınızı saklıyorsunuz.
İhtiyaçlarınızı küçültüyorsunuz.
Ve fark etmeden kendinize şunu söylüyorsunuz:
“Güçlü kalırsam bırakılmam.”

Ama tam da burada bir şey olur…

İnsanlar sizin gücünüzü görür,
ama size yaklaşamaz.

Çünkü gerçek bağ,
kontrolle değil… açıklıkla kurulur.

Eğer siz de güçlü görünmek zorunda kalmadan güvende hissetmek istiyorsanız, bunu birlikte çalışabiliriz. Randevu oluşturmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

WhatsApp iletişim: 0531 282 83 97
www.sezincelikkanat.com

Zorbalık çoğu zaman yalnızca o an yaşanan bir olay gibi görünür. Oysa etkisi, yaşandığı andan çok daha uzun sürer; hatta...
26/03/2026

Zorbalık çoğu zaman yalnızca o an yaşanan bir olay gibi görünür. Oysa etkisi, yaşandığı andan çok daha uzun sürer; hatta bazen yıllar sonra bile kişinin iç sesinde yaşamaya devam eder.

Siz sürekli eleştirilen, küçümsenen ya da dışlanan bir ortamda bulunduğunuzda, zihniniz bunu bir “tehdit” olarak kodlar. Zamanla bu dış sesler içselleşir ve kişi, kendine karşı da aynı dili kullanmaya başlar. “Yetersizim”, “Sevilmeye değer değilim”, “Bir şeyleri hep yanlış yapıyorum” gibi düşünceler, zorbalığın bıraktığı görünmez izlerdir.

Zorbalık, yalnızca özgüveni zedelemez. Aynı zamanda kişinin ilişkiler kurma biçimini de derinden etkiler. Güvenmek zorlaşır, kişi ya kendini tamamen geri çeker ya da kabul görmek için kendi sınırlarını ihlal etmeye başlar. Çünkü bir noktadan sonra mesele, yalnızca incinmemek değil; kabul edilebilmek haline gelir.

Bu süreçte en yıkıcı olan şeylerden biri de kişinin yaşadıklarını küçümsemesidir. “Abartıyorum”, “Herkes yaşıyor”, “Ben güçsüzüm” gibi düşünceler, iyileşmenin önündeki en büyük engellerden biridir. Oysa zorbalık bir travmadır ve etkileri ciddiye alınmayı hak eder.

İyileşme ise, tam da bu noktada başlar: Yaşadıklarınızı inkâr etmek yerine tanımakla… Kendinize yönelttiğiniz o sert dili fark etmekle… Ve en önemlisi, kendinizle daha şefkatli bir ilişki kurmayı öğrenmekle.

Size yapılanlar sizin kim olduğunuzu belirlemez. Ama siz, kendinizle nasıl konuşacağınızı değiştirerek o hikâyenin yönünü değiştirebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

23/03/2026

“Bu yaşta hâlâ…?”
Bu cümleyi kaç kez duydunuz?

Fark etmeden şunu yapıyor olabilirler:
Sizi yaşınızla tanımlamak.

Ama şunu net bilin:
Yaşınız, değeriniz değildir.

Ve herkesin hayatı
aynı takvime göre ilerlemek zorunda değildir.

Bu cümleleri duyduğunuzda mesele çoğu zaman siz değilsiniz.
Karşınızdaki kişinin inançları ve korkularıdır.

Ama asıl kırılma noktası şudur:
Bunu içselleştiriyor musunuz?

Eğer sessiz kalıyor, geçiştiriyor ya da içinize atıyorsanız…
bu davranışlar fark etmeden şu mesajı verir:
“Sınırlarım esnek.”

Oysa bir cümle her şeyi değiştirir:
“Bu konunun konuşulmasını istemiyorum.”

Bu bir tepki değil,
öz-değer göstergesidir.

Unutmayın:
Hayat bir yarış değil.
Sizin zamanınız… size aittir.

Eğer yaşınız üzerinden yargılanmak özgüveninizi etkiliyorsa, bunu birlikte çalışabiliriz. Randevu oluşturmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı
WhatsApp iletişim: 0531 282 83 97
www.sezincelikkanat.com

18/03/2026

İnsanlar sizi söyledikleriniz kadar, kendinizi nasıl konumlandırdığınıza göre ciddiye alır.

Rahatsız olduğunuzda susuyorsanız,
kırıldığınızda gülüp geçiyorsanız,
sürekli kendinizi açıklamak zorunda hissediyorsanız…

Fark etmeden şu mesajı verirsiniz:
“Sınırlarım net değil.”

Ve insanlar bunu hisseder.

Bu yüzden mesele çoğu zaman
insanların sizi anlamaması değildir.

Sizin kendinizi ne kadar net gösterdiğinizdir.

Bunu fark ettiğinizde sadece algı değişmez…
ilişkileriniz de değişir.

Eğer kendinizi ifade etmekte zorlanıyor ve yeterince ciddiye alınmadığınızı hissediyorsanız, bunu birlikte çalışabiliriz. Randevu oluşturmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

WhatsApp iletişim: 0531 282 83 97
www.sezincelikkanat.com

17/03/2026

Kontrol edince rahatladığınızı sanıyorsunuz…
ama aslında kaygıyı büyütüyorsunuz.

Çünkü mesele kontrol değil.
Mesele, kontrol etmezseniz ne olacağından korkmanız.

Bu yüzden her detayı düşünüyorsunuz,
her ihtimali hesaplıyorsunuz,
her şeyi yönetmeye çalışıyorsunuz.

Ama ne kadar kontrol ederseniz edin,
zihniniz asla “tamam, artık güvendeyiz” demiyor.

Çünkü sorun dışarıda değil.
İçeride.

Ve çözüm daha fazla kontrol etmek değil…
o ihtiyacın altındaki kaygıyı anlamak.

Bunu fark ettiğinizde sadece rahatlamazsınız;
ilişkileriniz de değişmeye başlar.

Eğer siz de sürekli kontrol etmek zorunda hissediyorsanız,
bunu birlikte çalışabiliriz. Randevu oluşturmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

WhatsApp iletişim: 0531 282 83 97
www.sezincelikkanat.com

16/03/2026

Birçok insan aşkı yoğunlukla karıştırır.

Kalbin hızlı atması, sürekli onu düşünmek, mesaj beklerken huzursuz olmak, bir gün çok değerli hissedip ertesi gün değersiz hissetmek… Bunların hepsi çoğu zaman “büyük aşk” olarak anlatılır. Hatta filmler ve diziler de bunu romantikleştirir.

Oysa psikoloji bize başka bir şey söyler.

Sinir sistemi belirsizliği tehdit olarak algılar. Belirsizlik arttığında beynimizde dopamin yükselir. Dopamin yükseldiğinde ise yoğunluk artar. İşte tam bu noktada birçok insan bu yoğunluğu “aşk” olarak yorumlar.

Ama yoğunluk ile güven aynı şey değildir.

Sağlıklı bir ilişkide insan sürekli tetikte hissetmez. Her mesajı beklerken içinde bir düğüm oluşmaz. Bir gün göklere çıkarılıp ertesi gün değersizleştirilmez. Ve en önemlisi, sağlıklı bir ilişkide insan kendisi olmaktan vazgeçmek zorunda kalmaz.

“Kendimi kaybediyorum” dediğiniz ilişkiler bazen aşkın değil, tetiklenen bağlanma örüntülerinin sonucu olabilir.

Eğer sakin ve güvenli ilişkiler size sıkıcı geliyorsa ama iniş çıkışlı ilişkilerde kendinizi daha canlı hissediyorsanız, bu sizin karakteriniz değil; geçmiş deneyimlerinizin sinir sisteminizde bıraktığı izlerle ilgili olabilir.

Ve iyi haber şu:
Bağlanma örüntüleri fark edildiğinde değişebilir.

Bazen insanın hayatındaki en büyük dönüşüm, aşkı yeniden tanımladığı anda başlar.

Eğer ilişkilerinizde sürekli aynı döngüleri yaşadığınızı fark ediyorsanız, bunu birlikte anlamlandırmak mümkündür. Randevu oluşturmak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

WhatsApp iletişim: 0531 282 83 97
www.sezincelikkanat.com

08/03/2026

Birçok insan “hayır” demenin zor olduğunu söyler.
Ama özellikle birçok kadın için asıl zor olan şey “hayır” demek değil, hayır dedikten sonra gelen suçluluk duygusudur.

Birine sınır koyduğunuzda içinizden şu düşünceler geçebilir:
“Acaba kırdım mı?”
“Fazla mı sert oldum?”
“Beni bencil mi sanırlar?”

Çünkü çoğu kadın küçük yaşlardan itibaren uyumlu olmayı, idare etmeyi ve alttan almayı öğrenir.
Bu yüzden kendi ihtiyacını savunduğu anda yoğun bir içsel çatışma yaşayabilir.

Psikolojide buna bazen sınır koyma suçluluğu denir.

Oysa sağlıklı sınırlar bir ilişkiyi bozmak için değil, o ilişkiyi daha dengeli hale getirmek için vardır.
Sınır koymak karşınızdakini cezalandırmak değildir.
Kendinizi korumaktır.

Sınır koyamayan insanlar ise zamanla biriken öfke, görülmeme hissi ve tükenmişlik yaşayabilir.
Ve çoğu zaman bir gün patladıktan sonra şu cümleyi kurarlar:
“Ben aslında böyle biri değilim.”

Belki de gerçekten değilsiniz.
Belki sadece çok uzun süre sustunuz.

Eğer “hayır” dediğinizde içinizi kaplayan o suçluluk duygusunu tanıyorsanız, bazen bunu güvenli bir ortamda konuşmak ve üzerinde çalışmak insanın ilişkilerini çok daha sağlıklı hale getirebilir.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

07/03/2026

Toplum güçlü kadını çok sever.
Ağlamayanı…
Her şeyi tek başına halledeni…
Herkese yetişeni…

Ama çoğu zaman kimse şu soruyu sormaz:
O kadın en son ne zaman gerçekten dinlendi?

Birçok kadın küçük yaşlardan itibaren güçlü olmayı öğrenir.
Dayanmayı…
İdare etmeyi…
Yorulduğunu belli etmemeyi…

Ve zamanla şu cümleler hayatın parçası haline gelir:
“Ben hallederim.”
“Kimseye yük olmak istemem.”
“Ben güçlüyüm.”

Fakat psikolojik açıdan bakıldığında sürekli güçlü olmak zorunda kalmak bazen görünmeyen bir yalnızlık yaratabilir.

Çünkü insan yalnızca güçlü olduğu zaman değil, kırılgan olduğu zaman da görülmeye ihtiyaç duyar.

Bazen gerçek güç; her şeyi tek başına taşımak değildir.
“Yoruldum.” diyebilmektir.
“Buna ihtiyacım var.” diyebilmektir.
“Beni de görün.” diyebilmektir.

Eğer siz de uzun zamandır her şeyi tek başınıza taşımaya çalışıyorsanız, bazen bunu güvenli bir ortamda konuşmak insanın yükünü hafifletebilir.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

07/03/2026

Bazı insanlar gerçekten çok sakin görünür.
Kolay kolay itiraz etmez, tartışmaz, sesini yükseltmez.

Ama bazen bu sakinlik bir kişilik özelliği değildir.
Yıllar önce öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.

Çocuklukta sık sık “sus”, “büyütme”, “abartma” gibi mesajlar duyan birçok kadın zamanla şunu öğrenir:
Duygularını ifade etmek sorun çıkarabilir.
İtiraz etmek tepki çekebilir.
Sesini yükseltmek kabul görmeyebilir.

Bu yüzden birçok kadın aslında öfkeli olduğu yerde sessiz kalmayı, kırıldığı yerde gülümsemeyi, rahatsız olduğu yerde idare etmeyi öğrenir.

Psikolojide buna öğrenilmiş sessizlik diyoruz.

Fakat bastırılan duygu gerçekten kaybolmaz.
Zamanla kaygıya dönüşebilir.
Bedende gerginlik olarak hissedilebilir.
Ya da kişinin sürekli kendisini geri planda hissetmesine neden olabilir.

Bu yüzden bazen asıl soru şudur:
Gerçekten sakin bir insan mısınız…
Yoksa sadece susmayı mı öğrendiniz?

Eğer yıllardır söyleyemediğiniz, bastırdığınız ya da ifade etmekte zorlandığınız duygularınız varsa; onları güvenli bir alanda konuşmak insanın kendisiyle yeniden temas kurmasına yardımcı olabilir.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

06/03/2026

Bazı cümleler vardır…
Dışarıdan bakıldığında küçük görünür. Ama bir kadının iç dünyasında yıllarca yankılanabilir.

“Abartıyorsun.”
“Çok hassassın.”
“Bunu kafana takma.”

Bu cümleler çoğu zaman iyi niyetle söylenmiş gibi görünür.
Ama psikolojik açıdan bakıldığında, bir duygunun geçersiz kılınması anlamına gelebilir.

Bir insanın duygusu sürekli küçümsendiğinde, zamanla iki şey olur:
Ya duygularını bastırmayı öğrenir…
Ya da kendi hislerinden şüphe etmeye başlar.

Psikolojide buna duygusal geçersizleştirme denir.
Ve uzun vadede kaygı, değersizlik hissi ve içsel yalnızlık yaratabilir.

8 Mart yalnızca çiçek verilen bir gün değildir.
Aynı zamanda kadınların duygularının duyulduğu, ciddiye alındığı ve görülmeye değer bulunduğu bir dünya hayal etme günüdür.

Eğer siz de uzun zamandır içinizde tuttuğunuz, bastırdığınız ya da ifade etmekte zorlandığınız duygular taşıyorsanız…
Bazen onları güvenli bir ortamda konuşmak, insanın kendisiyle yeniden temas kurmasına yardımcı olabilir.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı

06/03/2026

Her yıl 8 Mart geldiğinde “güçlü kadın” vurgusu yapılır.
Ama çoğu kadının içinde kimsenin görmediği başka bir hikâye vardır.

Her şeyi idare eden, herkes için güçlü duran, herkese destek olan…
Ama kendi duygularını çoğu zaman erteleyen bir kadın.

Toplum kadınlara yıllarca aynı mesajı verdi:
“Dayan.”
“Görmezden gel.”
“İdare et.”
“Güçlü ol.”

Oysa psikolojik olarak güçlü olmak;
acı çekmemek, yorulmamak ya da kırılmamak değildir.
Gerçek güç, duygularınızı bastırmadan yaşayabilmekte…
sınır koyabilmekte…
ve gerektiğinde destek alabilmekte saklıdır.

Eğer siz de herkes için güçlü olurken kendi iç dünyanızı ihmal ettiğinizi fark ediyorsanız,
belki de artık kendiniz için durmanın ve kendinizi duymanın zamanı gelmiştir.

Psikolojik destek bazen bir lüks değil,
insanın kendisine verdiği en sağlıklı hediyedir.

Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı

05/03/2026

Size kötü davranan biri varsa uzaklaşırsınız…
Peki ya o kişi sizseniz?

Çoğu insan toksik ilişkilerden bahsederken yalnızca başkalarını düşünür.
Ama bazen insanın en zor ilişkisi… kendi iç sesiyle kurduğu ilişkidir.

Başkalarına karşı anlayışlı, sabırlı ve şefkatli olabilirsiniz.
Ama konu kendiniz olduğunda içinizdeki ses sürekli eleştiren, yetersiz hissettiren ve hataları büyüten bir tona dönüşebilir.

Dinlenirken suçluluk hissediyorsanız…
Ne yaparsanız yapın yetmediğini düşünüyorsanız…
Başarılarınızı küçümseyip hatalarınızı büyütüyorsanız…

Sorun çoğu zaman irade eksikliği değildir.
Sorun, kendinizle kurduğunuz ilişkinin dili olabilir.

Çünkü iç sesimizin tonu çoğu zaman bize ait değildir.
Geçmişte duyduğumuz eleştirilerin, beklentilerin ve koşullu sevginin içimizde bıraktığı izlerin bir yansımasıdır.

Ama iyi haber şu ki:
İnsanlar başkalarıyla ilişkilerini nasıl dönüştürebiliyorsa, kendileriyle kurdukları ilişkiyi de dönüştürebilirler.

Eğer içinizdeki ses sizi desteklemek yerine sürekli yoruyorsa, bu farkındalık değişimin ilk adımı olabilir.
Bu konuda profesyonel destek almak isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.

Klinik Psikolog
Sezin Çelikkanat Mısırlı





Address

Bağdat Caddesi (Selamiçeşme) Köşemiz Apt. No:157 Daire:5 Kat:1 Kadıköy-
Istanbul

Opening Hours

Monday 11:00 - 21:00
Tuesday 11:00 - 21:00
Wednesday 11:00 - 21:00
Thursday 11:00 - 21:00
Friday 11:00 - 21:00

Telephone

+905312828397

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category