20/01/2026
Bir çocuk psikoloğu olarak sıkça gözlemlediğim bir gerçek var. Çocuklarımıza bıraktığımız en büyük miras, onlara aldığımız oyuncaklar ya da sunduğumuz imkanlar değil, kendi ruhsal dünyamızda ne kadar özgürleştiğimizdir.
Bir ebeveyn kendi geçmiş travmalarını, çözülmemiş öfkelerini veya derin boşluklarını fark edip bunlar üzerinde çalışmadığında; bu yükler farkında olmadan çocuğun omuzlarına biner. Çocuk, ebeveyninin içindeki fırtınayı dindirmek için sessizleşir, sevilmek için aşırı performans sergiler veya henüz kendi duygularını tanımadan yetişkinlerin duygularını yönetmeye çalışır. Bu, bir çocuğun taşıması için çok ağır bir yüktür.
Ebeveynlerin iyileşmemiş acıları; bazen bir öfke patlaması, bazen aşırı kontrolcü bir tutum, bazen de aşılması zor bir sessizlik olarak araya sızar. Oysa bir çocuğun mükemmel bir ebeveyne ihtiyacı yoktur. Onun; tetikleyicilerinin sorumluluğunu alan, savunmaya geçmek yerine onarmayı seçen ve duygusal güvenliği her şeyin üzerinde tutan “farkında” bir ebeveyne ihtiyacı vardır.
Kendi üzerinizde çalışmak, terapiye gitmek veya içsel yaralarınızla yüzleşmek kendinize ve çocuğunuza yapacağınız en büyük iyiliktir. Nesiller boyu süregelen o görünmez zincirleri kırmak tek bir kararla başlar. Kendini iyileştirmek ile ✨
Siz iyileştiğinizde, çocuğunuz sizin taşıyamadığınız yükleri taşımak zorunda kalmadan, sadece “çocuk” olarak büyüyebilir.
Unutmayın, kendinize şefkat göstermek ve ruhsal sağlığınıza yatırım yapmak, çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediyedir.