07/02/2022
Geçen gün sevdiğim bir arkadaşımla derslerle ilgili sohbet ediyorduk ve bana çok önemli bir şeyi hatırlattı. 🙏🏻
Genelde iyi hissederken, özellikle bedensel bir efor gerektiren işlere katılmaya daha gönüllü olabiliyoruz. Ancak modumuz düşük olduğunda, halsiz ve yorgun belki gergin hissettiğimizde, içimizden hareket etme isteği de gelmiyor.
Ancak içimizde bir yerlerde biliyoruz ki, kırılma noktası tam da o an(lar) içerisinde saklı oluyor çoğu zaman.
Genel eğilimi fark edip, aslında iyi geleceğini sezdiğimiz o ana doğru bir adım atmak, belki matı sermek ve kendini derse hazırlamak sana sandığından saha iyi hissettirebilir.
(Burada altını çizmek istediğim, kendine o zamanı yaratma hali. Tabii ki istinai durumlar olabilir ve gerçekten istemeyebiliriz ama bir yerde aslında çıksam, başlasam, okusam, yazsam iyi bir şeyler olabilir dediğimiz ne varsa sesi kısıkta olsa duyabildiğimiz, ona kulak vermek.)
Peki nasıl?
Burada genel yaklaşım ‘’beklenenler’’ üzerinden yaratılan bir illüzyon ve karşılığında onları yapamayacak olma hissinin yaratacağı suçluluk hissi ile kalmak istememek. 🌝
Ben bunu kendimce dönüştürmek niyetiyle şöyle bir çağrı sunmak istiyorum;
Bazen de böyle.
Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin.
Bütün pratiği baştan sonra yapmak zorunda değilsin.
Kolunu dahi kaldıracak gücü bulamadığın anların olabilir.
Öyleyse içinden sadece bağdaşta oturmak geliyorsa bile, gel ve otur.
Sadece 10 dakika katılmak ve sonrasında çıkmak geliyorsa, gel, katıl ve çık.
Sadece dinlemek ihtiyacındaysan, gel ve dinle.
Fark ettiysen burada tekrar eden eylem, sadece gelmek. 💫
Bakarsın belki biraz zaman geçtikçe, ufak ufak kıpırdanma ihtiyacı duyabilir bedenin. O zaman belki zihnine değen çözülmeler, seni biraz daha anda, sakin ve hafif hissettirebilir.
Kendimizi beklentilerle kuşatarak, yaptım-yapamadım, yeterli oldu-olmadı gibi yaklaşımlardan uzaklaştırmak, bizi her anlamda çok rahatlatacak. 🤍
İyi haftalar!🌛