Psikoterapistmustafakonuk

Fedakarlıkta, Bilinçli bir tercihtir. Kişi, sevdiği bir değer veya bir amaç uğruna kendi konforundan veya isteğinden fer...
14/04/2026

Fedakarlıkta, Bilinçli bir tercihtir. Kişi, sevdiği bir değer veya bir amaç uğruna kendi konforundan veya isteğinden feragat eder. Burada "vazgeçebilme" özgürlüğü hala elindedir.

​Kendinden Vazgeçmekte, Bir zorunluluk veya çaresizlik hissinden doğar. Kişi, onaylanmama korkusu, suçluluk duygusu ya da yalnız kalma endişesiyle kendi ihtiyaçlarını yok sayar. Bu bir seçim değil, bir savunma mekanizmasıdır.

Fedakarlıkta, Kişinin sınırları bellidir. "Ben buradayım, ihtiyaçlarımın farkındayım ama şu an senin için bir adım geri atıyorum," mesajı vardır. Benlik bütünlüğü korunur.

Kendinden vazgecmekte, Kişisel sınırlar silikleşmiştir. Kişi, başkalarının beklentileri içinde kaybolur. Kendi duygularını, isteklerini ve hatta kimliğini başkalarına göre şekillendirmeye başlar.

Fedakarlık: Eylem sonunda genellikle bir iç huzur ve anlam duygusu hissedilir. Kişi, yaptığı şeyin değerine inandığı için kendini eksilmiş değil, ruhsal olarak büyümüş hisseder.

Kendinden Vazgeçmek: Zamanla derin bir öfke, kırgınlık ve tükenmişlik (burnout) yaratır. Kişi sürekli veren taraf olduğu için içten içe bir "borçluluk" bekler ve bu gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı yaşar.

Fedakarlık: İlişkiyi besler ve derinleştirir. Karşılıklı saygıya dayalıdır.

Kendinden Vazgeçmek: İlişkiyi bağımlı (kodependent) hale getirir. Karşı tarafı "kurtarıcı" veya "muhtaç" konumuna yerleştirirken, vazgeçen kişiyi "kurban" rolüne hapseder.

Popüler kültürün sürekli empoze ettiği "kendine inanman her şeyi çözer" söylemi, aslında bireyin omuzlarına ağır bir sor...
10/04/2026

Popüler kültürün sürekli empoze ettiği "kendine inanman her şeyi çözer" söylemi, aslında bireyin omuzlarına ağır bir sorumluluk yükler. Bu durum psikolojide "toksik pozitiflik" olarak adlandırılan çıkmaza yol açabilir; kişi kendini kötü hissettiğinde veya tıkandığında, yeterince inanmadığı için kendini suçlamaya başlar. Oysa metinde vurgulanan "birilerinin sözlerine duyulan ihtiyaç", insanın dışsal onay ve sosyal destek mekanizmasına olan temel ihtiyacını temsil eder.
Bazen iç sesimiz yorulur, yankılanmaya başlar ve objektifliğini yitirir. Böyle anlarda dışarıdan gelen bir sesin "devam etmelisin" demesi, sadece bir tavsiye değil, bireyin gerçeklik algısını güçlendiren bir sosyal kanıttır. Öte yandan "bırakmalısın" uyarısına duyulan ihtiyaç ise daha kritiktir. İnsan, kendi emeğine veya hayaline karşı körleşebilir (batık maliyet yanılgısı). Dışarıdan bir gözün vazgeçme izni vermesi, kişiyi tükenmişlikten kurtaran bir özgürleşme alanıdır.
Psikolojik dayanıklılık sanıldığı gibi sadece "tek başına dik durmak" değildir; aksine, ne zaman yardım isteyeceğini bilmektir. Paylaşımdaki "Destek destek.." vurgusu, bireyin tekil bir kahraman olmaya zorlanmasından duyulan yorgunluğu ifade eder. İnsanın duygusal regülasyonu (duygularını düzenlemesi), çoğu zaman güvenli bir bağ kurduğu ötekiyle etkileşime girdiğinde tamamlanır.

09/04/2026

1) Adam duygularını daha az gösteriyor veya göstermekte zorlanıyor veya duyguları ile arasında kopukluk var.
2) Kadın, kendi davranışlarını örnek göstererek adama agresif yaklaşıyor.
3) Adamın narsistik yapısı var bundan dolayı iletişimleri bu şekilde.
4) Kadın kendi tutumundan memnun değil ve kendini yetersiz görüyor, adamı ise daha özgüvenli daha kendine yeten olarak görüyor ve adama kızgın bir şekilde yaklaşıyor. Bir haset duygusu gibi.
Sizce bunlardan hangisi(hangileri) yaşanıyor bu ilişkide? Başka neler yaşanıyor olabilir.?

09/04/2026
Toplumda genellikle sürdürülen bir evlilik "sabır ve başarı," boşanma ise "tahammülsüzlük veya kusur" olarak kodlanır. P...
06/04/2026

Toplumda genellikle sürdürülen bir evlilik "sabır ve başarı," boşanma ise "tahammülsüzlük veya kusur" olarak kodlanır. Psikolojik açıdan bu durum, bireyler üzerinde mükemmeliyetçilik baskısı yaratır. Paylaşım, kişinin değerini medeni haline bağlamayı reddederek, "boşanmanın bir kusur olduğu" yönündeki bilişsel çarpıtmayı (ya hep ya hiç düşüncesi) kırmayı hedefler.
Bir evliliğin devam etmesi, her zaman o ilişkinin sağlıklı, mutlu veya işlevsel olduğu anlamına gelmez. Bazen evlilikler; korku, bağımlılık veya toplumsal baskı nedeniyle de sürebilir.
Sürdürmek: Tek başına bir erdem değil, bir süreçtir.
Bitirmek: Bazen öz-saygıyı korumak ve psikolojik sağlığı geri kazanmak adına verilmiş cesur bir karardır.
İnsan olduğun için hata yapabilirsin, yanlış seçimler yapabilirsin veya değişebilirsin. Bu durum senin temel değerini eksiltmez."

Sürekli verimli olma zorunluluğu, anne babamızın bize verdiği örgütlerle karışır. Kapitalist sistemin, kendini sürekli g...
05/04/2026

Sürekli verimli olma zorunluluğu, anne babamızın bize verdiği örgütlerle karışır. Kapitalist sistemin, kendini sürekli geliştirmelisin söylemi ile anne babanın bize öğrettiği iç sesimiz karışır. Sürekli güdülenmek zorunda hissederiz. Bu durum bize değil ötekilere yarar. Bu yüzden sürekli yorgun, sürekli zihinsel olarak meşgul oluruz.

02/04/2026

Ne kadar yanımızda olmaya calışsalar da
Günün sonunda mücadele etmek için tek başımızayız.

Herkesin kendi hayatına uyarlayabileceği oldukça düşündürücü bir anlatım. Neler çağrıştırır neler?
31/03/2026

Herkesin kendi hayatına uyarlayabileceği oldukça düşündürücü bir anlatım. Neler çağrıştırır neler?

Psikoloji bilimi der ki, çok dakikseniz, yavaş yanınızı bastırıyor olabilirsiniz, çok merhametliyseniz duyarsız yanınızl...
30/03/2026

Psikoloji bilimi der ki, çok dakikseniz, yavaş yanınızı bastırıyor olabilirsiniz, çok merhametliyseniz duyarsız yanınızla barışık olmayabilirsiniz. Çok titiz iseniz dağınık yanınızdan rahatsızlık duyuyor olabilirsiniz. Bu yanınızı da eşinizi seçerken tamamlıyor olabilirsiniz. Eşinizi de tam tersi özellikleri seçerek yaparsınız.

27/03/2026

Emre Fel’in anlattıkları aslında "miras kalan bir kaygının" hikayesi. Psikodinamik açıdan baktığımızda, çocuklukta anneden alınan alışkanlıklar sadece birer davranış değil, dünyayı algılama biçimidir. Eğer anne dünyayı "kirli" veya "tekinsiz" bir yer olarak görüyorsa, çocuk da hayatta kalmak için bu savunma mekanizmalarını kopyalar. El sıkışamamak ya da sarılamamak, aslında dış dünyadaki belirsizliğe karşı örülen duygusal bir duvardır. Ötekiyle araya mesafe koyarak, kontrolün kendisinde olduğu güvenli bir alan yaratmaya çalışır.
​Sayı takıntıları, özellikle de çift sayılara sığınma isteği ise zihindeki o karmaşayı ve huzursuzluğu bir düzene sokma çabasıdır. Dünya çok karmaşık ve korkutucu geldiğinde, kişi her şeyi sayılabilir ve tahmin edilebilir bir hale getirerek içindeki fırtınayı dindirmek ister. Kardeşinde de benzer durumların görülmesi, bu kaygı dilinin aile içinde nasıl ortak bir alfabeye dönüştüğünü gösteriyor. Emre’nin bu durumu "anneden kalan bir muhabbet" olarak tanımlaması ise aslında bu zorlayıcı takıntıların bile kökeninde anneyle kurulan o güçlü ve kopmaz bağın yattığını fısıldıyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında, burada "öğrenilmiş bir vazgeçiş" değil, bilinçli bir "sınır çizme" eylemi görüyoruz.İnsa...
23/03/2026

Psikolojik açıdan bakıldığında, burada "öğrenilmiş bir vazgeçiş" değil, bilinçli bir "sınır çizme" eylemi görüyoruz.
İnsan ilişkileri iki kişilik bir inşaat gibidir. Paylaşımındaki kişi, yapının ayakta kalması için gereken tüm tuğlaları tek başına taşımaktan yorulmuş. Yani, "Sarayın yıkılmasını izlemek, onu tek başına yeniden inşa etmenin ağırlığından daha hafif gelmeye başlamış." Kişi, kendi gayretini bir mucize gibi değil, bir "mecburiyet" gibi görmeye başladığı an ruhsal bir kopuş yaşar.

Bir kez daha benim gayretimle düzelmiş bir şeyi görmeye tahammülüm kalmadı."
Bu cümle, narsistik bir yaralanmanın ötesinde, derin bir adalet arayışıdır. Psikolojide "ilişkisel hakkaniyet" dediğimiz denge bozulduğunda, birey kendi çabasını "değersizleştirilmiş bir hibe" olarak görmeye başlar. Düzelen şey artık bir başarı değil, karşı tarafın eylemsizliğinin bir kanıtıdır. Bu yüzden kişi, düzeltmeyi bir "mağlubiyet" olarak kodlar.
Burada bir "yapamama" hali değil, bir "yapmama" iradesi vardır. Bazen bir ilişkiyi veya durumu kendi çabanla kurtarmak, o durumun kusurlarını örtbas etmektir. Yazar, hakikatin çıplak kalmasını, sahte bir düzelmeye tercih ediyor. Bu, ruhun artık maskelerle ve yamalarla uğraşmak istemediği o olgunluk (veya tükenmişlik) evresidir.

Psikolojide savunma mekanizmalarından yansıtma" dediğimiz bir savunma mekanizması vardır. Kişinin güvenilmezliği arttıkç...
13/03/2026

Psikolojide savunma mekanizmalarından yansıtma" dediğimiz bir savunma mekanizması vardır. Kişinin güvenilmezliği arttıkça karşısındakini giderek daha fazla güvenilmez olarak görmeye başlar. Kendi güvensizliğini, arkadan iş çevirmelerini ona yansıtır. Oysa kendi yalan söyleyen, eşinin arkasından iş çeviren, maaşını gizleyen yanını görmez. Kendi içler acısı durumunun farkında değildir veya farkına varmak işine gelmez. Kendisi ile, duyguları ile yüzleşmek zor gelir. Bu yüzden bu duyguları karşısına atmak ve onda görmek daha kolaydır.
Ayrıca bu kişinin "vermek ve paylaşmak" ile ilgili de derdi var görünüyor. Aldığı maaşın yarısını bile eşi ile paylaşmıyor onunla birlikte harcamıyor. Herşeyi her an kontrol etme isteğinden dolayı, parayı da aşırı kontrol etme isteğinin bir türevidir bu. Aşırı kontrol edilmiş, bazı şeyler zorla yaptırılmış çocuklar yetişkin hayatında böyle olmaya daha yatkındırlar. Zamanla kendileri de muhatabını aşırı kontrol etme isteği ile dolarlar. Cimrligin ve paylaşmakta zorlanmanın temeli de biraz bu kontrol duygusu ile ilgilidir.
Sizin de düşüncelerinizi yorumlarda bekliyorum.

Address

Aydınevler Mahallesi, Siteler Yolu No:28, Küçükyalı
Kucukyalı
34854

Opening Hours

09:00 - 17:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikoterapistmustafakonuk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikoterapistmustafakonuk:

Share