Aile Danışmanı Cenk AĞ -Bursa

  • Home
  • Aile Danışmanı Cenk AĞ -Bursa

Aile Danışmanı Cenk AĞ -Bursa Cenk AĞ
Aile Danışmanı
0535 555 23 93

WhatsApp bağlantısı..
07/02/2022

WhatsApp bağlantısı..

29/03/2017

Jung'un ömrü boyunca, psikologların çoğunun iddiası şu merkeziydi; çocuklar anne şefkatinin pasif alıcıları konumundadırlar. Anneleri tarafından beslendiklerinden sonuçta onlara karşı bağlılık geliştirmişlerdir (Meşhur cupboard love teorisi). Buna muhalif olarak Jung çocukların dünya ile etkileşimlerinde aktif bir rol üstlendiklerini ileri sürmüş, yeni doğmuş bir bebeğin ruhunun mutlak manada bir hiçlik taşıdığı, bir Tabula Rosa (üzerine hiçbir yazı yazılmamış boş bir levha) olduğu görüşünün (çoğu çağdaşı tarafından kabul gören bir görüş) bir yanılsamadan ibaret olduğunu iddia etmiştir. Bizler kendi soyumuza ait tipik deneyimlerimize imkan veren fıtri bir pisişik yapıyı da beraberimizde getiririz. Anthony Stevens

16/03/2017

“İnsanoğlu hem bilgedir hem tuhaftır. İnsanca yaşaması için mantık kadar duyguya, bilim kadar efsaneye muhtaçtır.” Edgar Morin

13/02/2017

Hayatta başımıza gelecek bir takım olaylar, normal bir çocuk için ego'nun özerklik kazanabilmesi için olanak sağlarken, borderline çocuk için sıkıntıyı arttıran bir durum olabilir. Mesela, çocuk okula gitmek için anneden ayrıldığında, çocukta okula karşı bir fobi oluşabilmektedir.

09/02/2017

Borderline baba, anne ile olan ilişkide, çocuk için anneye karşıt bir değerlilik kutbu oluşturamaz ise çocuğun anneye yapışmasına neden olur. Ayrılma-bireyleşme aşamasında baba da en az anne kadar etkilidir. Babanın yokluğu, çocuğu anneyle başbaşa bırakmakta, çocuk babayla temas edemediğinden, bireyleşmektense anneyle yeniden yakınlaşmayı daha kolay bir yol olarak görecektir.

08/02/2017

Kendi annesiyle ayrılamamış olan anne, çocuğuyla birlikteliklerinin devamı yönünde çaba gösterir. Bu durum çocuğun bağımlılığını devam ettirirken, annenin de duygusal dengesini korumaya yardımcı olur. Anne, çocuğunun bireyleşme çabalarını tehdit olarak görür ve bununla başa çıkamaz. Bunu kontrol altına almak için çocuğuna daha da çok yapışır, çocuğun bireyleşme çabasına karşı desteğini geri çeker, çocuğun cesaretini kırar.

20/01/2017

İnsan öteki ile olan etkileşiminin dışına çıkamaz. Her varoluş öznelerarası bir bağlamda gerçekleşir. Kohut özne ile kendilik nesnesinim etkileşimlerini üç gruba ayırır: ilk grupta teşhirci-büyüklenmeci gereksinimler yer alır. Çocuk kendilik nesnesinin gözünde kendisine yönelik hayranlık görmek ister. İkincisinde, idealize ebeveyn imagosuna gereksinim duyar. Anne babasının herkesden akıllı, kuvvetli, güzel, vs. olmasını bekler. Üçüncüsünde ise, gereksinimi "ikizlik" olarak adlandırılan, arkadaşları, kardeşleri, akranları ile birlikte görkemli olmak, onlar gibi olmak, birlikte başarmaktır. Çocuk ancak bu narsistik gereksinimleri kendiliknesneleri tarafından optimal şekilde karşılandığı zaman, ileriki yıllarda patolojik bir narsizmden kurtulabilir. Bu gereksinimlerin optimal olarak karşılanmadığı bir yaşam başlangıcı, kendiliği eksik ve hasarlı bırakacaktır. Bu eksik ve hasarlı kendilik, duruma mümkün olduğunca kurtarmak için, ikincil yapılar inşa ederek ayakta durmaya çalışacaktır. Kendilik gelişimi çekirdekten bir gelişim programı izler. Gelişimin şartlarının optimal olduğu durumda kendisini tatminkar bir şekilde gerçekleştirecek olan bu program, işler optimalden daha kötüye gittiği zaman, telafi yapıları oluşturmak üzere devreye girer. Bu ikinci yapıların dışarıdan görünüşü ve yan etkileri de patolojik narsizm özelliklerine sahip olacaktır.

18/01/2017

Mahler'in "bireyleşme-ayrılma" ve "nesne sürekliliği", Klein'in "depresif pozisyon", Winnicott'ın "bağımsızlığa doğru", Erikson'ın "ego kimliği" kavramları, bu yürüyüşte gelişmişliğe ulaşmanın kilometre taşlarıdır. Bireyleşmedeki aksamalar, insan psikolojisinde hasarlar yaratır ve patolojik sonuçlar doğurur . Patolojik insan, yetişkin olduğu halde, çocuksu psikolojisinden (ve çoğunlukla bağımlılığından) vazgeçmeyendir. Kohut'un kuramında bu düşüncelerle paralel çok unsur vardır ancak o, bireyleşme ve bağımlılık arasında bu kadar Siyah-beyaz bir ayrım olduğunu düşünmez. Batı düşüncesinin bireyleşme adı altında "kopuş"u kutsadığı görüşündedir. Bağımlılık ve bağımsızlık adı verilen iki kutbun yapay bir siyah beyaz ayrımı yarattığı düşüncesindedir; bu iki kutbun arasındaki bölge ile ilgilenir. bağımlılığı değil ama bağlılığı öne sürer gibidir. Psikanalitik kuram ve uygulamaya büyük katkısı olan kavramı "kendiliknesnesi" bu tür bir bağlılık ilişki kipinin ürünüdür. İnsanoğlu, doğumundan ölümüne kadar ötekine muhtaçtır ve onu, değişik düzeylerde, işlevsel anlamda psikolojik uzantısı olarak görür. Bu durum çocuklukta yetişkinliğe göre çok daha yoğun bir şekilde böyledir, ancak yetişkinlikte de yaşamın şartlarına göre bu tür yoğunlaşmalar ortaya çıkabilir. (Psikanalizin Öteki Yüzü: Heinz Kohut)

17/01/2017

“İstemeden de olsa kabul etmek durumundayım ki, eşduyum bazı durumlarda veri toplamanın yanında hastaya başka bir fayda da sağlıyor. Kendisini eşduyum içinde dinleyen bir ötekinin olması iyileştirici bir etki gösterebiliyor.” Kohut

16/01/2017

”Bence şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, eğer bir kendilik aktarımda savunmacı olmayan bir şekilde, erken gelişiminde ümitsiz bir hayal kırıklığından yüzünü çevirip yeni yollar bulmuş ya da en azından yeni bir yöne doğru kısmen başarılı adımlar atabilmiş olduğunu gösteriyorsa, bu patolojinin değil, kaynaklara sahip olmanın ve sağlıklılığın bir göstergesidir. Böyle bir kendiliği terapide, kendisini kurtarmış olduğu ve hayatının erken döneminde bağlarını koparmış olduğu bu alanlara doğru itmek, sadece başarısızlığa mahkum bir girişim değildir, aynı zamanda hastayı da anlamamış olmak anlamına gelir.” Kohut

25/12/2016

Obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) sorunu yaşayan bireyler kaostan düzensizlikten veya kirlenme korkusundan çok rahatsız olurlar. bir bebek doğduğunda evde ne kadar kaosa ve dağınıklığa neden olduğunu düşününce, bir okb hastasının çocuk büyütmesinin ne kadar zor olduğunu görebilirsiniz. okb hastası ebeveynleri olan çocukların üst benliği genellikle son derece serttir; sanıyorum bu kişiler çocukken ebeveynlerinin gözlerine bakınca, dökülen meyve sularının, dağılan oyuncakların ve kirli bebek bezlerinin doğurduğu dehşeti görüyorlardı. anne ve babalarının kaygısı ve sürekli her şeyi kontrol etmeye ihtiyacı çocuğun dünyayı tehlikeli bir yer olarak görmesine ve 'asla hata yapmamalıyım' diye düşünmesine neden olmuştur. Bu deneyimleri kaygıya karşı olası bir genetik eğilimle birleştirince, son derece sert bir üst benlik ve tehlikeli dış dünya algısı için gerekli temel hazırlanmış demektir. (Louis Cozolino, insan ilişkilerinin nörobilimi, s. 166)

Address


Telephone

+905362502323

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Aile Danışmanı Cenk AĞ -Bursa posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Aile Danışmanı Cenk AĞ -Bursa:

  • Want your practice to be the top-listed Clinic?

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram