26/02/2026
Dayısından sonra toprağa verdiği teyzesi de aklına geldi: “o günlerde yakın aralıklarla ve toprak çağırdıkça İstanbul’dan memlekete apar topar gitmiştim. Teyzemin sırlanma vakti gelmişti. Kadir gecesinin seherinde gözlerini yumdu rahmetli. Aynı musalla taşının önünde saf tutuldu ve helallik alındı. Ailemden bir değer daha yeniden cem olmak üzere ebedi istirahatgahına uğurlandı. Yıllardır sağlık sorunları ile uğraşmıştı ki yok yoktu. Tek böbrek ile pek çok dahili hastalığa meydan okudu ve yetmedi kansere sabretti. Benzerlerinden çok farklıydı ki şikâyet etmek nedir bilmezdi. Hiçbir zaman “ah” dediğini duymadım. Acılar içinde kıvransa da şükredecek bir şeyler bulmada üstüne yoktu. Muhatabı zannederdi ki teyzemin hiçbir derdi yok ve her şey güllük gülistanlık. Hem madden hem de manen güçlü ve dirayetli bir insandı. Son aylarında hastalıkları çok ağır seyretmişti. Ümidim odur ki yaşarken sabrıyla kefaretlerini ödedi ve huzura çok güzel bir zamanda kabul edildi. Çevresindekilere kök söktürebilirdi de pek çok kanser hastası gibi her daim şikâyet edebilirdi ve hasta yakınlarını tüketebilirdi. O ise hep kendine yetmeye çalıştı ve yük olma konusunda kalenderdi. Ne güzel bir rol modeldi hem vakur hem de kalender olmayı yaşamıyla öğretti”.