16/04/2026
“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir" derler...
Her şey iyi olmakla başladı. Sevilmek için, kabul görmek için… Ve fark etmeden, adım adım, damla damla kendinden vazgeçtin. Sana verilen bu emaneti korumak yerine insanların beklentilerine teslim ettin.
Önce sustun. Sonra içinden geçeni inkâr ettin. Sonra da kendini. Çünkü senden beklenen belliydi: uyum sağla, kırma, üzme, sorun çıkarma. Ve sen herkesi incitmemeye çalışırken en çok kendini incittin...
İnsanların rızasını her şeyin önüne koyan en sonunda kendini kaybediyormuş. Efendimiz buyuruyor ya, “Kim Allah’ın rızasını bırakıp insanların rızasını ararsa, Allah onu insanlara havale eder.” Belki de en çok O'nu unuttuk. Kula kulluk etmekten, insanlara yaranmaya çalışmaktan, onların insafına kaldık.
Ve insan… insanlara bırakıldığında yorulur, tükenir, dağılır. İnsan kendinden uzaklaştıkça Hak’tan da uzaklaşır. Sen kendinden vazgeçtikçe içindeki denge bozuldu. İçinde biriken her şey, söylenmemiş hakikatler, yutulmuş öfkeler, ertelenmiş bir “sen”... Sessizce büyüdü.
Ta ki bir gün, içindeki o bastırılmış hakikat sana rağmen konuşana kadar. İşte o zaman herkes şaşırır: “Bu senden beklenmezdi.” Oysa bu senin en gerçek halindi. Ama geç kalınmış bir hakikat çoğu zaman yıkarak çıkar ortaya. Hem kendini hem etrafındakileri yakarsın.
Bu yüzden kendin olmak sadece bir özgürlük değil, bir emaneti korumaktır. Çünkü sen kendine ait değilsin yalnızca. Kalbin, ruhun, varlığın sana verilmiş birer emanettir. İhmal edilmek için değil hakkıyla taşınmak için.
Kendinden vazgeçerek kimseyi gerçekten mutlu edemezsin. Ne kendini ne başkalarını. Çünkü içinde olmayan bir şeyi kimseye veremezsin. Kendine tanı ve özüne sadık kal. İnsan en çok kendinden uzaklaştığında değil, kendine döndüğünde Rabbine yaklaşır.
Hiçbir sevgi, seni kendinden vazgeçirecek kadar kıymetli değildir. Sana emanet edilen en kıymetli şey… sensin.
Cemile Tetik 🦋