25/02/2026
Çoğu insan bedenine dikkat etmez…
ta ki bir şey olana kadar.
Kan tahlilleri bozulur.
Bir teşhis konur.
Bir aldatılma yaşanır.
Cilt sorunları başlar.
Menopoz gelir.
Ya da küçük gibi görünen bir travma hayatın dengesini sarsar.
Ve bir anda uyanırsın.
Beslenmeni sorgulamaya başlarsın.
Şekeri azaltırsın.
Belki Gluteni kesersin.
Yürüyüşe başlarsın.
Doktordan randevu alırsın.
“Kendime iyi bakmalıyım” dersin.
Ama neden çoğu zaman farkındalık acıyla gelir?
Ruh yaralandığında beden daha yüksek sesle konuşur.
Kalp kırıldığında özdeğer sorgulanır.
Travma olduğunda beden hayatta kalma moduna geçer.
Kortizol artar.
Enflamasyon yükselir.
Uyku bozulur.
İştah değişir.
Hormon dengesi şaşar.
Ve beden der ki:
“Artık beni gör.”
Belki cilt problemi olmasaydı beslenmeni değiştirmeyecektin.
Belki aldatılmasaydın kendi değerini yeniden inşa etmeyecektin.
Belki kötü sonuçlar çıkmasaydı sağlığını ciddiye almayacaktın.
Çoğumuzun bir tetiklenme noktası var.
Ama asıl soru şu:
Hasta olmayı mı bekleyeceğiz?
Kırılmayı mı bekleyeceğiz?
Değerimizi hatırlamak için bir travma mı gerekecek?
Gerçek özsevgi kriz sonrası değil, kriz öncesidir.
Gerçek özsaygı düzenlidir, panik anında değil.
Gerçek farkındalık bilinçli bir seçimdir.
Ruhuna her gün iyi bakmalısın.
Kalbine her gün şefkat göstermelisin.
Ve bedenine… her gün yatırım yapmalısın.
Çünkü bu hayatta seni sonuna kadar taşıyacak tek şey bedenin.
Onu sadece bir şeyler bozulduğunda hatırlama.
Bir şey kırılmadan başla.
Kendini seçtiğin için başla.
Bugün başla. 🌿
̇