10/03/2026
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı Dr. Dt. Turhan Ulutekin’in Tıp Haftası açılış konuşması;
Her yıl 14 Mart’ı kutlamak için bir araya geliyoruz. Ancak ne yazık ki bu buluşmalar yıllardır bir kutlamadan çok, giderek büyüyen sorunlarımızı dile getirmek zorunda kaldığımız günlere dönüşmüş durumda.
Gece gündüz, tatil bayram demeden çalışan hekimler, pandemi döneminde kendi sağlıklarını hiçe sayarak görev yapan hekimler, yanı başımızdaki savaşın ilk etkilediği, yurt dışına çıkış yasağı getirilen yine hekimler. Ama aynı hekimler, çıkar hesapları uğruna gerçekler çarpıtılarak toplumun önüne sanki hiçbir fedakârlık yapmamış gibi çıkarılabiliyor.
Peki geçen yıldan bugüne ne değişti?
Türkiye’nin nüfusu göz önüne alındığında ve fakülte sayısının nüfusa oranı KKTC’ye göre daha düşük olmasına rağmen, oradaki fakültelerin kontenjanları ciddi şekilde azaltıldı, diş hekimliğinde doktora eğitimleri kapatıldı.
Bizde ise bunun tam tersi bir tablo var. Yeni fakülteler açılmaya devam ediyor. Akademisyeni olmayan bölümler doktora öğrencisi almaya devam ediyor. Kontenjanlarla ilgili ise ortada ne ciddi bir planlama var ne de etkili bir denetim.
Kontrolsüz şekilde artırılan hekim sayısı yalnızca mesleğimizi değersizleştirmiyor; aynı zamanda nitelikli hekim yetiştirilmesini de imkânsız hale getiriyor. Eğitim kalitesi her geçen yıl biraz daha geriye gidiyor.
Uzmanlık eğitiminde ise umut verici bir adım atılabilecekken o fırsat da elimizden alındı. TDUK, uzmanlık eğitim şartlarını denetleyecek ve uzmanlığa girişte merkezi bir sınav yapma yetkisine sahip olacaktı. Ancak daha yasa yürürlüğe girmeden, çeşitli baskılar sonucu bu yetki kurulun elinden alındı. Yani sorunları çözebilecek bir mekanizma daha doğmadan etkisiz hale getirildi.
Kamuda diş hekimliği açısından da geçen yıldan farklı bir tablo yok. Gerekli kadrolara yeterli sayıda uzman alınmadı. Sağlık en temel insan hakkıdır. Ancak üzülerek söylüyorum ki ülkemizde ağız ve diş sağlığı alanında bu hakka erişim ciddi şekilde kısıtlıdır.
Dişlerini kaybeden bir hastanın kamuda tedavi olma imkânı neredeyse yoktur. İnsanlar ya tedavisiz kalmakta ya da maddi gücü varsa özel sektöre yönelmek zorunda bırakılmaktadır.
Oysa çözüm yıllardır bellidir. Koruyucu hekimlik. Hem daha ekonomik hem de daha sürdürülebilir bir sağlık politikasıdır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde onlarca yıldır uygulanan bu sistem sayesinde çürük ve diş kaybı oranlarının nasıl dramatik şekilde düştüğü açıkça görülmektedir. Buna rağmen ülkemizde hâlâ bu yaklaşım benimsenmemektedir.
Ve yıllardır değişmeyen bir başka sorun daha: tıbbi atıklar.
Toplanmıyor, toplatılmıyor ve bu durum halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu sorunun ileride çok daha büyük krizlere yol açabileceği bilinmesine rağmen gerekli adımlar hâlâ atılmıyor.
Bugün burada bir kez daha sorunlarımızı dile getirmek zorunda kalıyoruz. Ancak bilinmelidir ki sağlık çalışanlarının amacı şikâyet etmek değil; daha nitelikli bir eğitim, daha adil bir çalışma düzeni ve toplumun gerçekten ulaşabildiği bir sağlık sistemi için mücadele etmektir. Çünkü güçlü bir sağlık sistemi olmadan güçlü bir toplum da olmaz. Hekimler sustuğunda sadece bir meslek değil, toplumun sağlığı da kaybeder. Bu yüzden beklentimiz çok açık: Bilimin, planlamanın ve liyakatin esas alındığı bir sağlık politikası artık gecikmeden hayata geçirilmelidir. Tüm zorluklara rağmen mesleğini onurla sürdüren, halk sağlığı için mücadele eden tüm hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, daha adil ve nitelikli bir sağlık sistemi için mücadelemizin süreceğini bir kez daha vurguluyorum
Saygılarımla,
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Yönetim Kurulu (a)
Dr. Dt. Turhan ULUTEKİN)
(Başkan)