24/07/2025
Derslerde sıkça üzerinde durduğum bir konu var: Temel düzeyde eğitim, belirli bir noktaya kadar bilgi taşır. Ancak mesleki gelişimin derinleşmesi için yalnızca bilgi yeterli değildir. Bu noktada süpervizyon süreci devreye girer. Süpervizyon, terapistin kendi kör noktalarını fark etmesini sağlar, bakış açısını genişletir ve mesleki becerisini geliştirir. Özellikle zorlandığımız yerler çoğu zaman “bizim kendi meselemizdir.” Terapist olarak sürece taşıdığımız içsel dinamikler, danışanla kurduğumuz ilişkide fark edilmeden etkili olabilir.
Oyun terapisi süpervizyon sürecinde Byron’ın üç temel kuralını öğrendim. Bunlar benim için oldukça etkileyici oldu:
🌿Birinci kural “Her davranışın altında bir motivasyon vardır.” Davranışlar rastgele ya da sebepsiz değildir; her davranış bir ihtiyacın ya da duygunun dışavurumudur.
🌿İkinci kural “Geçmiş davranışlar, gelecekteki davranışları belirler.”
Geçmişte öğrenilen baş etme yolları, bireyin gelecekteki seçimlerini büyük ölçüde etkiler.
🌿Üçüncü kural “Kurtarıcı her zaman yanar.”
Bu son kural beni derin düşüncelere götürdü. Byron bu noktada, terapistlik mesleğini seçen kişilerin, kendi meselelerini çözemedikleri takdirde başkalarının hayatlarını kurtarmaya çalıştığını vurguladı. Bu durum, özellikle yeni mezun olmuş ve “her şeyin terapisti” olmaya çalışan kişileri akla getiriyor.
Bu meslekte her alanda yetkin olmak ve herkese iyi gelmeye çalışmak hem gerçekçi değildir hem de terapistin tükenmesine yol açar. Terapistlik, bir süreç mesleğidir. Önce kendi iç dünyanla yüzleşmeli, sonra mesleği içselleştirerek adım adım örmelisin. Bu süreç sabır, emek, özfarkındalık ve sürekli gelişim gerektirir. Tıpkı bir zanaatkârın sanatını tecrübe, beceri ve ustalıkla ortaya koyması gibi… Terapistlik de yalnızca bilgiyle değil; deneyim, içgörü ve süpervizyonla şekillenir.
Foto:Prag, 2024