18/10/2023
Uygarlaşma ve Ölüm Dürtüsü ve Şiddet
İtalya-San Marino'da İşkence Müzesi'ne gitmiştim. Eski çağlardan itibaren günümüzde halen bazı kabile ve ülkelerce kullanılmakta olan gerçek işkence aletlerini ve kullanma kılavuzlarını gördüğümde bu tür bir yıkıcılığın, nefretin ve şiddetin boyutunu anlamakta ve bunun insana dair bir şey olduğunu kabul etmekte oldukça zorlandım.
İnsan bir diğerini bir sebepten* ötekileştiriyor. Kadın diye, siyah diye, cadı diye, müslüman/hristiyan/yahudi/ateist diye, yasaya karşı geldi diye, yasak kelimeyi kullandı diye, bir teori sundu diye, heteroseksüel değil diye, engelli diye, hasta diye, deli diye, diye diye... Silah ve zincir gibi bir takım aletlerden sandalye veya masa gibi çeşitli eşyalara, kimyasal içeren bir takım maddelerden dar ağacına, gaz odalarına, açık hava hapishanelerine kadar giden çeşitli yöntemlerle işkence edilmiş ve edilmekte bu ötekileştirilenlere. Onlar bir nesne haline getiriliyor. Yıkıcı olan ölüm dürtüsünün ve şiddetin yöneldiği bir nesne.
İnsanın uygarlaştıkça şiddetinin azalmasını bekleyeceğimiz yerde bunun her yeni çağın getirdikleriyle azalmadan devam etmesi niçin?
Sanırım bunun cevabı psikanalizde. Bir umutla ve ısrarla okumaya, çalışmaya ve yaşamaya devam edeceğiz. Elimizden gelen şimdilik bu. Size önerebileceğim de bu.
"İkinci dünya savaşının arifesinde, medeniyetin doğurduğu soykırım canavarıyla birlikte psikanalizin tarihe girmesi elbette bir tesadüf değildir. Tam aksine psikanalizin varlığı, bu dönüşü olmayan noktadan itibaren oluşmuştur."*
**Zehra Eryörük - Simgesel Psikanaliz Dergisi 1- Psikanalizin Kaygıdan Arzuya Uzanan Rolü
***Tetiklememek adına müzeden fotoğraf paylaşmıyorum. İsteyen araştırabilir.