Dr. Özlem Öztürk

Dr. Özlem Öztürk Aile Hekimliği ve Psikiyatri Uzmanı. Bilişsel davranışçı yönelimli bireysel psikoterapi, EFT

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı ile birlikte dünya çoc...
22/04/2026

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı ile birlikte dünya çocuklarına armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. 🇹🇷

🌿 “Rüzgârın Kızına Anlatılan Masal”Uzak bir dağın yamacında, rüzgârın hiç dinmediği küçük bir köy vardı.Bu köyde herkes ...
10/04/2026

🌿 “Rüzgârın Kızına Anlatılan Masal”

Uzak bir dağın yamacında, rüzgârın hiç dinmediği küçük bir köy vardı.
Bu köyde herkes birbirini tanırdı, ama herkesin içinde sakladığı bir yalnızlık da vardı.
Köyün en kenarındaki evde bir kadın yaşardı.
Adını kimse tam bilmezdi.
Çünkü o, kendini hep başkalarının adıyla tanımlamıştı:
Birinin kızı,
birinin yükünü taşıyan,
birinin dayanağı…
Ama hiçbir zaman sadece kendisi olmamıştı.

Bu kadın rüzgâr gibiydi.
Bir gün güçlü, bir gün savrulan.
Bazen köyün ortasında dimdik durur,
bazen kendi evinin içinde kaybolurdu.
Geceleri yıldızlara bakıp içinden şunu geçirirdi:
👉 “Biri beni tutsun.”
Ama sabah olduğunda yine aynı şeyi yapardı:
👉 Başkalarını tutardı.

Bir gün köyün üstüne ağır bir fırtına indi.
Ağaçlar eğildi,
toprak sertleşti,
ve kadın… yoruldu.
İlk kez.

O zaman köyün bilge kadınına gitti.
Bilge kadın köyün en sessiz yerinde yaşardı.
Ne çok konuşurdu,
ne de hemen cevap verirdi.
Sadece bakardı.
Ve duyardı.

Kadın ona dedi ki:
“Ben yoruldum… ama duramıyorum.
Birini bırakırsam, sanki her şey dağılacak.”

Bilge kadın hemen cevap vermedi.

Bir süre birlikte rüzgârı dinlediler.

Sonra yavaşça sordu:

“Rüzgâr durmadığında, ağaç ne yapar?”

Kadın düşündü.

“Direnir…” dedi.
Bilge kadın başını salladı.
“Hayır,” dedi.
“Eğilir.”

Kadın sustu.
Çünkü o hiç eğilmemişti.

Günler geçti.

Kadın yine geldi.

Bu sefer öfkeliydi:

“Kimse beni durdurmadı!” dedi.
“Kimse beni korumadı!”

Bilge kadın bu kez ona bakarak şöyle dedi:

“Sen çok küçükken…
seni durduracak kimse yoktu.”

Kadının gözleri doldu.

Çünkü ilk kez biri
onun ne yaptığını değil,
ne yaşadığını görmüştü.

Zamanla kadın şunu fark etti:

İçinde birden fazla ses vardı.

Bir ses:

👉 “Koş! Herkesi kurtar!”

Bir ses:

👉 “Korkuyorum…”
Bir ses:

👉 “Kimseye güvenme.”

Devamı yorumda👇

🌙 Işık İçeride mi Dışarıda mı?Bir zamanlar bir sahne vardı.Işıkları çok parlaktı, müziği çok güzeldi…Ama o sahnede bazen...
06/04/2026

🌙 Işık İçeride mi Dışarıda mı?

Bir zamanlar bir sahne vardı.
Işıkları çok parlaktı, müziği çok güzeldi…
Ama o sahnede bazen çocukların kalbinden geçen müzik duyulmazdı.

Sahnede bir kadın otururdu.
Bazen çok güzel dans ederdi.
Bazen de içinde fırtınalar olurdu.

Çocuklar onu anlamaya çalışırdı.
Ama bir gün fark ettiler ki…

Bir insanın içinde iki ses olabilir.

Biri melek gibi yumuşak, sevgi dolu…
Diğeri fırtına gibi sert, kırıcı.

Ve o sahnede bu iki ses sürekli yer değiştirirdi.

Bir gün çocuklar dans ederken,
gökyüzünden baloncuklar yağmaya başladı.

Ama bu baloncuklar sıradan değildi.

Bazıları ışık gibiydi,
bazıları umut,
bazıları kalp.

İki kadın sahneye çıktı.
Yüzlerinde sakin bir gülümseme vardı.
Ellerinde büyük baloncuk makineleri…

Ama aslında yaptıkları şey şuydu:

Korkunun yerine ışık koyuyorlardı.

Çocuklar da onlara katıldı.
Küçük baloncuk tabancalarıyla…

Birlikte sahneyi doldurdular.

Ortadaki kadın hâlâ oturuyordu.
Ama artık sahne değişmişti.

Çünkü o an herkes şunu anladı:

👉 Işık dışarıdan gelmez.
👉 Işık, birlikte kurulur.

Ve bazen…

Bir sahneyi korumak için,
bir vedaya ihtiyaç vardır.



Ertesi gün çocuklar yeni bir kapıdan içeri girdiler.

Bu kapı daha sakindi.
Daha yumuşaktı.
Daha güvenliydi.

Orada:
   •   Kimse bağırmıyordu
   •   Kimse korkutmuyordu
   •   Kimse kimseyi küçültmüyordu

Orada sadece şu vardı:

🩰 Dans
🤍 Güven
✨ Huzur

Çocuklar ilk kez gerçekten rahat nefes aldı.

Ve içlerinden biri fısıldadı:

“Burası daha sessiz… ama daha güzel.”

Diğeri dedi ki:

“Çünkü burada korku yok.”

Ve en küçük balerin,
küçük balet arkadaşının elini tutup şöyle dedi:

“Artık güvendeyiz.”



O eski sahne mi?

Orada hâlâ bir kadın oturuyordu.
Ama artık çocuklar orada değildi.

Çünkü bazı hikâyeler:

👉 Bitmez…
👉 Ama sen içinden çıkarsın.



Ve yeni sahnede ışık vardı.

Bu kez dışarıdan değil…

İçeriden.

🌍 İnsanlığı Anlayanların Gelecek ManifestosuBiz dünyayı güçle değil,anlayışla değiştireceğimize inanıyoruz.Çünkü insanın...
03/04/2026

🌍 İnsanlığı Anlayanların Gelecek Manifestosu

Biz dünyayı güçle değil,
anlayışla değiştireceğimize inanıyoruz.

Çünkü insanın kalbini en çok dönüştüren şey
yargı değil, görülmektir.



Biz biliyoruz ki
her insanın içinde acı da vardır,
iyilik de.

Ve bir insan gerçekten anlaşılırsa
iyilik tarafı büyür.



Bu yüzden biz yeni bir dünya kurarken
en büyük gücümüzü şuradan alıyoruz:

Empati.



Biz çocuklara şunu öğreteceğiz:

güç başkasını yenmek değildir,
güç başkasını incitmemeyi seçebilmektir.



Biz ilişkileri koruyacağız.

Çünkü insan yalnız kaldığında sertleşir,
ama ilişki içinde iyileşir.



Biz doğayı da insanı da aynı şey olarak göreceğiz.

Çünkü dünya iyileştiğinde
insan da iyileşir.



Ve biz biliyoruz ki

savaşlar, nefret ve korku
insanlığın kaderi değildir.



Her kuşakta yeniden doğan bir ihtimal vardır:

insanın insanı anlaması.



Ve eğer insanlar birbirini gerçekten anlarsa
gelecek şöyle görünür:

çocukların güldüğü,
insanların dans ettiği,
bilgeliğin gölgede dinlendiği
ve denizde umutla ilerleyen bir geminin olduğu bir dünya.



Çünkü insanlık en çok
birbirini anlamayı öğrendiğinde büyür.

🌿

🌿 İyileştiricilerin ve Terapistlerin ManifestosuBiz dünyayı kurtarmaya gelmedik.Biz, dünyayı taşıyan insanlarınbirbirler...
31/03/2026

🌿 İyileştiricilerin ve Terapistlerin Manifestosu

Biz dünyayı kurtarmaya gelmedik.

Biz, dünyayı taşıyan insanların
birbirlerini incitmeden yaşayabileceklerini
hatırlatmaya geldik.



Biz savaşları tek başımıza durduramayız.
Tarihi yeniden yazamayız.
İnsanlığın bütün acısını ortadan kaldıramayız.

Ama şunu biliyoruz:

Bir insanın kalbi değiştiğinde
bir ailenin hikâyesi değişir.

Bir ailenin hikâyesi değiştiğinde
bir neslin kaderi değişir.

Ve bazen savaşların kökü
tam da burada zayıflar.



İnsan doğasında öfke olabilir.
Korku olabilir.
Zalimlik bile ortaya çıkabilir.

Ama insanın içinde başka bir güç daha vardır:

şefkat.

Bu güç her zaman yeniden öğrenilebilir.



Biz iyileştiriciler

insanlara kusursuz olmayı öğretmeyiz.
Onlara birbirlerini anlamayı öğretiriz.

Çünkü anlaşılmayan acı
çoğu zaman şiddete dönüşür.

Ama görülen acı
iyileşmeye başlayabilir.



Bizim işimiz umut satmak değildir.

Biz sadece
bir süreliğine umudu taşırız.

Ta ki karşıdaki insan
o ışığı kendi içinde yeniden bulana kadar.



Ve biz buna inanırız:

Dünya bazen gürültüyle değil
iki insanın sessizce yan yana oturabilmesiyle değişir.



Ve bu yüzden

savaşların, nefretin ve zalimliğin karşısında
insanlığın en sessiz ama en güçlü direnişi şudur:

ilişki.



Çünkü insanlık ne kadar karanlığa düşerse düşsün
şu ihtimal her zaman vardır:

Bir gün insanlar yeniden
bir bahçede, bir denizin kenarında
çocuklar gibi gülebilir.

Ve o gün
insanlık birbirine şunu hatırlar:

Zalimlik öğrenilmiş olabilir.
Ama iyilik de yeniden öğrenilebilir.

🌊

Sessiz İyileşme ManifestosuDünya gürültülü bir yer olabilir.Savaşlar çıkar,insanlar birbirini anlamaz,korku kalpleri ser...
28/03/2026

Sessiz İyileşme Manifestosu

Dünya gürültülü bir yer olabilir.

Savaşlar çıkar,
insanlar birbirini anlamaz,
korku kalpleri sertleştirir.

Ama insanın içinde hâlâ başka bir güç vardır.

O güç ne silahtır
ne iktidardır
ne de üstünlük.

O güç ilişkidir.

İnsan, bir başka insanın yanında
güvende hissettiğinde değişir.

Görülmek,
anlaşılmak,
yargılanmadan var olabilmek

insanın içindeki sertliği yumuşatır.

Bu yüzden dünyanın iyileşmesi
büyük nutuklarla başlamaz.

Küçük şeylerle başlar:

Birinin diğerini dinlemesiyle.
Birinin diğerine zarar vermemeyi seçmesiyle.
İki insanın yan yana oturabilmesiyle.

İnsanlık bazen şunu unutuyor:

Güç, başkasını yenmek değildir.
Güç, başkasına zarar vermemeyi seçebilmektir.

Her savaşın karşısında
sessiz bir direniş vardır:

Şefkat.

Her nefretin karşısında
küçük ama kalıcı bir güç vardır:

Empati.

Biz insanız.

Yanlış yapabiliriz.
Korkabiliriz.
Bazen birbirimizi incitebiliriz.

Ama aynı zamanda şunu da yapabiliriz:

Birbirimizi iyileştirebiliriz.

Dünya bir günde değişmeyecek.

Ama her insan
bir başka insanla kurduğu ilişkide
yeni bir dünya başlatabilir.

Bu yüzden hatırla:

Eğer dünya karanlık görünüyorsa
bir insanın yanında
sessizce oturmak bile
bir başlangıçtır.

Çünkü insanlık bazen
büyük zaferlerle değil

yan yana iyileşebilen kalplerle ilerler.

🌊

Cam Evin Sessizliği(İnsana Umudu Hatırlatan Bir Öykü)Bir zamanlar dünyanın çok gürültülü olduğu bir çağ vardı.Şehirler k...
25/03/2026

Cam Evin Sessizliği

(İnsana Umudu Hatırlatan Bir Öykü)

Bir zamanlar dünyanın çok gürültülü olduğu bir çağ vardı.

Şehirler konuşuyordu,
ekranlar bağırıyordu,
insanların kalpleri yorgun düşüyordu.

Bazı yerlerde savaş vardı.
Bazı yerlerde yalnızlık.
Bazı kalpler kırılmış, bazıları umudu unutmuştu.

İnsanlar çoğu zaman birbirlerine şunu söylüyordu:

“Dünya çok zor bir yer.”

Ve bu söz bazen doğru gibi görünüyordu.

Ama denizin kenarında küçük bir cam ev vardı.

Cam evin duvarları saydamdı.
İçeride saklanacak hiçbir şey yoktu.

Sadece deniz,
rüzgâr,
ve gün batımının ışığı.

Bir gün o evde iki insan yan yana oturdu.

Birinin saçları uzun ve sarıydı.
Diğerinin saçları siyah ve yüzü sert çizgiliydi.

İkisi de dünyayı görmüştü.
İkisi de insanların acısını tanıyordu.

Ama o akşam konuşmadılar.

Sadece yan yana oturdular.

Deniz dalga dalga kıyıya vuruyordu.
Gökyüzünde kuşlar dönüyordu.
Güneş yavaşça suya dokunuyordu.

Kadın bir süre sonra gülümsedi.

Adam da gülümsedi.

Hiçbir şey söylemediler.

Ama o sessizlikte bir şey oldu.

Dünyanın gürültüsünün altında
unutulmuş bir şey yeniden duyuldu.

Bir insanın başka bir insanın yanında
sadece var olabilmesi.

Ne kanıtlamak gerekiyordu
ne savunmak
ne de savaşmak.

Sadece:

“Ben buradayım.”

demek yeterliydi.

O akşam cam evin penceresinden geçen insanlar onları gördü.

Bir çocuk annesine sordu:

“Anne, neden konuşmuyorlar?”

Annesi denize baktı ve şöyle dedi:

“Bazen insanlar konuşmadan iyileşir.”

Dünya hâlâ karmaşıktı.
Savaşlar bitmemişti.
Acılar hâlâ vardı.

Ama o cam evden yayılan bir şey vardı.

Sessiz bir umut.

Çünkü insanlar bazen dünyayı değiştiremez.

Ama yan yana oturabilirler.
Birbirlerini incitmeden.

Ve o küçük şey
bazen büyük bir başlangıç olur.

O yüzden eğer bir gün kendinizi çok yorgun hissederseniz
ve dünyanın gürültüsü sizi yorarsa,

denizi hatırlayın.

Bir cam evi hatırlayın.

Ve şunu hatırlayın:

Dünya bazen gürültüyle değil
sessizce yan yana oturan insanlar sayesinde iyileşir.

🌊

Ufka Açılan Yol💫Bir zamanlar, denizle konuşmayı seven bir kadın vardı.Gençliğinde bir şehir ona kanatlar vermişti.Denizi...
23/03/2026

Ufka Açılan Yol💫

Bir zamanlar, denizle konuşmayı seven bir kadın vardı.
Gençliğinde bir şehir ona kanatlar vermişti.
Denizin mavi çizgisiyle başlayan o şehirde, rüzgâr ona şöyle fısıldamıştı:

“Korkma.”
Kadın o sözü almış, yıllarca kalbinin bir köşesinde taşımıştı.

Sonra hayat onu başka kıyılara götürmüş, başka hikâyeler göstermişti.
İnsanların acılarını dinlemiş, onların karanlık yollarında küçük bir fener olmuştu.

Ama kalbinin içinde hep bir yer vardı.
Bir ufuk.

Yıllar sonra bir gün, bir gemiye bindi.

Gemi Ege’nin sakin sularından geçiyordu.
Sabah güneşi denizi gümüş gibi parlatıyordu.

Özlem güverteye çıktı.
Rüzgâr saçlarına dokundu.

Ve o an fark etti:

Bu yolculuk sadece denizde değildi.

Gemide biri vardı.

Sessiz bir adam.
Sakin ama güçlü.

Çok konuşmuyor, ama konuştuğunda deniz kadar derin cümleler söylüyordu.
Kadın önce onun zekâsını fark etti.

Bir liman kasabasında yürürlerken adam yıldızları anlatıyordu.
Başka bir akşam eski bir uygarlığın hikâyesini.

Kadın gülümsedi.

Çünkü yıllardır insan ruhunun haritasını bilen o kadın,
ilk kez birinin dünyanın haritasını ona anlattığını hissediyordu.

Sabahları birlikte yüzdüler.

Ege’nin suyu serin ve berraktı.
Akşamları geminin güvertesinde oturup konuştular.

İnsanlar.
Hayat.
Evren.
Kader.
Tesadüf.

Sohbet hiç bitmiyordu.

Bir gece deniz tamamen sakindi.

Gökyüzünde sayısız yıldız vardı.

Adam sessizce dedi ki:

“Biliyor musun… bazı insanlar hayatımızda tamamlamak için değil,
ufuk açmak için gelir.”

Kadın denize baktı.

Yıllar önce kendine söylediği o cümleyi hatırladı.

“Korkma.”

Ve fark etti:

Hayat bazen tam da böyle olur.

Her şey tamamlanmaz.
Burukluklar kalır.

Ama yine de bir gün, bir geminin güvertesinde,
rüzgârın içinde,
ufka doğru bakarken

insan şunu hisseder:

“Yolculuk güzelmiş.”

Ve gemi Ege’den Akdeniz’e doğru ilerlemeye devam etti.

Ufuk genişti.

Deniz sakindi.

Ve hikâye henüz bitmemişti.

🌊

İç huzurunuzu hatırladığınız, sevdiklerinizle bağlarınızı güçlendirdiğiniz bir bayram olsun.Huzur ve sağlık dolu günler ...
19/03/2026

İç huzurunuzu hatırladığınız, sevdiklerinizle bağlarınızı güçlendirdiğiniz bir bayram olsun.
Huzur ve sağlık dolu günler dilerim. 🌿

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.”— Mustafa Kemal Atatürkİnsan hayatına dokunan, umut olan ve bilimin ışığında çalış...
14/03/2026

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.”
— Mustafa Kemal Atatürk

İnsan hayatına dokunan, umut olan ve bilimin ışığında çalışan tüm hekimlerin ve sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı saygı ve minnetle kutluyorum.

İnsana değer veren, sağlığı ve bilimi rehber edinen tüm meslektaşlarımızın emeği her zaman çok kıymetli.
Topluma şifa olan tüm sağlık çalışanlarına teşekkürlerimle…

Uzm. Psk. Özlem Öztürk

💜Tam eşitliğin sağlandığı, kadınların emeğinin ve haklarının gerçek anlamda değer gördüğü günlere bir an önce kavuşmak d...
07/03/2026

💜Tam eşitliğin sağlandığı, kadınların emeğinin ve haklarının gerçek anlamda değer gördüğü günlere bir an önce kavuşmak dileğiyle **8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.**

Emeğiyle, bilgisiyle, cesaretiyle hayatın her alanında var olan tüm kadınların yanında olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Dayanışmanın, eşitliğin ve özgürlüğün güçlendiği bir dünya umuduyla…

Yaşasın kadın dayanışması!✊🌸

🚫
⚖️
🌺
💜

Yeşil Vadide Kelebek DersiYemyeşil bir vadide,kökleri çok güçlü ağaçların gölgesindeküçük bir aile yaşardı.O vadide çiçe...
27/02/2026

Yeşil Vadide Kelebek Dersi

Yemyeşil bir vadide,
kökleri çok güçlü ağaçların gölgesinde
küçük bir aile yaşardı.

O vadide çiçekler yarışmazdı.
Renkler birbirini bastırmazdı.
Hepsi yan yana açardı.
Aralarında kelebekler uçardı.

Bir anne vardı.
Bazen hamakta uzanır,
çocuklarını izlerdi.
Kontrol etmezdi.
Sadece izlerdi.
Ve kalbi yavaşlardı.

O gün oğul, kız kardeşine bir tırtılı gösterdi.

“Bak,” dedi,
“Şimdi böyle görünüyor ama
içinde başka bir şey saklı.”

Kız merakla eğildi.
“Tırtılın içinde ne var?”

Oğul gülümsedi.

“İçinde ‘imaginary cells’ var.
Yani hayal hücreleri.
Onlar tırtılken çok az ve çok sessizdir.
Ama zamanı gelince
aynı anda titreşmeye başlarlar.
Birbirlerini bulurlar.
Ve değişimi başlatırlar.”

Anne hamakta hafifçe doğruldu.

Oğul devam etti:

“Tırtıl önce çözülür.
Eski hali dağılır.
Sonra bu hayal hücreleri
birbirine tutunur.
Yeni bir beden kurar.”

Kızın gözleri büyüdü.
“Sonra hemen kelebek olur mu?”

“Hayır,” dedi oğul.
“Bir kozanın içinde bekler.
Ve çıkarken kanatlarını kendi çırpar.
Eğer biri yardım edip kozayı keserse,
kanatları güçlenmez.
Uçamaz.”

Anne bu cümlede durdu.

Rüzgâr hafifçe esti.
Beş kedi çimenlerin üzerinde uzanmıştı.
Dört sarı güneş gibi,
bir gri bulut gibi sakindi.

Oğul, küçük bir kelebeği parmağına aldı.

“Güçlü olmak için
kanatlarını kendi çırpmalı,” dedi.

Anne gözlerini kapadı.
Göğsündeki yeşil duygu
yumuşakça yayıldı.

Bir zamanlar anlamaya çalışırken sıkışırdı.
Yetişmeye çalışırdı.
Bilmediği şeyleri öğrenmek isterdi.

Ama şimdi başka bir şey biliyordu:

Her dönüşüm
dışarıdan yapılmaz.
İçeriden titreşir.

Bazen anne olmak
kozayı kesmemektir.

Bazen sevgi,
uzaktan izleyebilmektir.

Kız kardeş güldü.
Oğul anlatmaya devam etti.
Kelebek uçtu.

Anne hamakta hafifçe sallandı.

“Onların kanatlarını ben güçlendirmem,” diye düşündü.
“Ben sadece rüzgâr olurum.”

Ve o gün anne şunu anladı:

Bağ, eski biçimiyle kalmak değildir.
Bağ, dönüşümü izlerken korkmamaktır.

Vadide çiçekler açmaya devam etti.
Kelebekler uçtu.
Tırtıllar sessizce titreşti.

Ve anne,
kanatların kendi gücüyle açılmasını
saygıyla izledi.

Dr.Özlem Öztürk

Address

Kayserili Ahmet Paşa Caddesi. Dura Apt. No: 28/13 Merkez
Çanakkale
17900

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 10:00 - 20:00

Telephone

+905397384877

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Özlem Öztürk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Özlem Öztürk:

Share