11/04/2025
“Bir kadın olarak ekibini iyi yönetiyorsun.”
“Adanalı olduğunu bilmiyordum aman sana bulaşmayalım.”
“Egeliler hep ot yer zaten.”
“Hiç Doğululara benzemiyorsun.”
“Hiç Türklere benzemiyorsun, İngilizcen oldukça iyi”
“Kilo verince güzelleştin.”
“Bir kadına göre iyi park ediyorsun.”
“İmana gelin diye sizin oralarda deprem, afet bitmiyor.”
“Aşiret gelini gibi takmışsın altınlarını.”
“İşinde iyi ilerlemişsin, bu kadar başarılı olacağını düşünmüyordum.”
“İstemediği halde engelli birine ısrarcı tavırla yardım etmeye çalışmak.”
Homurdanma, göz devirme, oflama, birine kötü şekilde bakma veya göz teması kurmayı reddetme, “sanki odadaki herkes önemli de o önemsizmiş gibi” davranma.
Liste uzayıp gider de hepimizin bu önemsizmiş gibi duran hatta iltifat mı, espri mi, gerçek mi, ironi mi olduğuna bir anlam veremediğimiz davranışlarla karşılaşmış olmamıza ne demeli?
Hepimizin aşina olduğu ancak kavramsal olarak ne olduğunu birçoğumuzun bilmediği bu duruma literatürde “MİKROAGRESYON” Türkçe karşılığıyla “KASITSIZ HAKARET” adı verilmektedir.
Mikroagresyon, genellikle bilinçsizce veya kasıtsız olarak yapılan, fakat hedef alınan kişide olumsuz duygular uyandıran küçük, günlük, sözlü, saldırgan davranışlar, yorumlar veya hareketlerdir. Bu davranışlar, hedef alınan bireyin kimliğini (ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, din, engellilik, etnik köken vb.) küçümseyen veya dışlayan bir mesaj iletebilir.
Bu terim ilk olarak 1970’lerde psikiyatrist Dr. Chester M. Pierce tarafından özellikle Afro-Amerikan bireylerin karşılaştığı günlük küçük saldırıları tanımlamak için kullanılmıştır; ancak zamanla cinsiyet, etnik köken, cinsel yönelim, yaş, dini inanç, coğrafi/kültürel farklılıklar ve engellilik gibi çeşitli kimlikleri hedef alan ince ve çoğu zaman bilinçsiz davranışları tanımlamak amacıyla kullanılan ifadeleri de kapsayan geniş bir tanım haline gelmiştir.
Mikroagresyona örnek olan ifadelere, cümlelere, davranışlara baktığımızda biçimsel olarak iyi bir şey söyleniyor, olumlu bir durumdan bahsediyor hatta karşısındakini övüyormuş gibi bir izlenim yaratsa da anlamsal olarak değerlendirildiğinde küçümseme, yergi, iğneleme maksadını taşıdığını görmek mümkün işte tam da bu sebepten “nezakette gizlenen hakaret” demek yerinde olacaktır.
Bu iletişim tarzını benimseyenleri yüzlerindeki hafif gülümseme, bakışlarındaki belli belirsiz yergi, ses tonlarındaki hafif yumuşak tını ve en önemlisi verdiğiniz/verebileceğiniz reaksiyona karşılık hemen “aaa.. ama aşk olsun buna mı alındın? Ne dedim ki şimdi ben?” cümleleri eşliğinde geri adım atmaya meyilli hallerinden tanıyabilirsiniz. Ve ne yazık ki bu insanlarla okulda, iş yerinde, sokakta, kamu alanlarında, sosyal alanlarda vb. hayatınızın her döneminde her yerde karşılaşabilirsiniz.
Yazımızın devamı linkteki blogumuzda keyifli okumalar dileriz😊
https://idealpsikolojidanismanlik.com/blog/iletisimin-bas-belasi-kasitsiz-hakaretmikroagresyon