Uzman Psikolog Gözde Alper

Uzman Psikolog Gözde Alper Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzman Psikolog Gözde Alper, Psychologist, Koena Psikoloji Enstitüsü, Alsancak.

Geyik muhabbetine gelmişim gibi bir görselle ancak enişten dileğimle geldim. İstediğimiz her şeylerin olabilmesini diliy...
31/12/2025

Geyik muhabbetine gelmişim gibi bir görselle ancak enişten dileğimle geldim.

İstediğimiz her şeylerin olabilmesini diliyorum bu sene. Bence net dilek. Düşünsenize... 🙈

Bir de tabii gelen, gideni aratmasın efendim. 🎄

Sağlıklı, keyifli ve şanslı bir yeni yıl olsun. 🥂

Yılın son günlerinde hep aynı çağrı yükseliyor:Yeni hedefler belirle, yük olanları eski yılda bırak, mutlaka bir şey pla...
29/12/2025

Yılın son günlerinde hep aynı çağrı yükseliyor:
Yeni hedefler belirle, yük olanları eski yılda bırak, mutlaka bir şey planla.
Takvim değişince hayat da değişecekmiş gibi.
Bazen umut ve heyecan verir bu çağrı, bazen de o karikatürdeki hâle benzer: “Bu ne lan, dünün aynısı…”

Alınan kararların yürümemesi kimi zaman motivasyon eksikliğiyle, kimi zaman bireysel ihtiyaçların belirsizliğiyle, kimi zaman da erteleme davranışıyla ya da kişinin özellikleriyle ilgili olabilir.
Ama her şeyi sadece buradan okumak eksik kalır.

İnsan, yaşadığı toplumdan bağımsız düşünülemez.
Her şeyin kişisel irade ve bireysel güçle çözülebileceği fikri kulağa güçlü gelse de, çoğu zaman önemli gerçekleri ıskalar.

Bazen alınan kararların yürümemesinin nedeni irade ya da istek eksikliği değildir.
Uzun süredir güvende hissetmeyen bir zihin, yarınını planlayamayan bir beden; geçim derdiyle, adaletsizlikle, kayıpla ve belirsizlikle aynı anda baş etmeye çalışıyordur.
Böyle zamanlarda “daha fazlasını” taşımak kolay olmaz.

Bu yüzden her tökezlemeyi “yeterince istememek” diye okumak haksızlık. Bazı dönemlerde insanın kapasitesi değil, toplumun yüküdür engel olan.

Ve evet iradesizlik sanılan şey de politiktir. Bazen.

24/12/2025

Zihin boşluk sevmez. Hemen anlam arar. Geçmişte yaşananlara, tanıdık duygulara uzanır. Oradan aldığı parçalarla bugünü tamamlamaya çalışır.

Bazen o parçalar o kadar güçlüdür ki “Aynı şey yine oluyor” dersin. Ve gerçek sanırsın.

Oysa tanıdık olan, her zaman aynı mıdır?

Bazı tanıdık sözler var. Dile yerleşmiş. Ağızdan otomatik çıkıyor. Söyleyenin niyeti genelde iyi ama sözü gerçekten düşü...
17/12/2025

Bazı tanıdık sözler var. Dile yerleşmiş. Ağızdan otomatik çıkıyor. Söyleyenin niyeti genelde iyi ama sözü gerçekten düşünüp tartmamış; devam ettiriyor.
Keşke ettirmese.

Mesela…
Komik bir şeyler olmuş, gülmüşüz, mutluyuz. Mis gibi. Hoop geliverir o malum cümle: “Çok güldük, çok ağlayacağız.”
Haydaa… Şurada iki kırık mutluluğu yaşayacağız; yine mi gelecek endişesi, yine mi hüzün korkusu? İlerde tadımız kaçmasın madem; kısalım kahkahayı, neme lazım.

Mesela…
Üzgünüz. Hem de gerçekten çok üzgünüz belki. Tam orada belirir: “Beterin beteri var.”
Ya da benzer kıvamdan “Senden daha kötü durumda olanlar var.” cümlesi.
Üzüntüne mi utansan, kıyaslanmasına mı kızsan, hiç hafiflemeyen duygun için kendine mi yüklensen bilemezsin. Şurada rahat rahat ağlasak, bir süre sadece kendi derdimize duyarlı olabilsek olmaz mıydı?
Çok mu şey istiyoruz?

Mesela…
Bir şey istemişizdir. Büyük bir hayalimiz değildir belki ama içimizden gelmiştir. Üzerinde çok durmadan oluvermiştir. Kolayca.
Tam o anda duyuluverir: “Keşke başka bir şey isteseydin”.. Heyecanın ortasına pat diye düşer o cümle. Benim keyfimden, hevesimden ne istiyor bu otomatik kalıplar? Pişmanlık duygusunu davet edesim yok belki tam da o anda. Hazır iyi hissettiğimiz bir an yakalayıvermişiz, ne olur iki dakika orada kalıversek?

Mesela…
Yeni bir başlangıç yapmışızdır. Yeni bir iş, yeni bir dönem, hayatta bir adım ileri belki. Geliverir: “Allah utandırmasın.” Zaten yeni olanda bir miktar kaygı muhakkak vardır. Bir de daha başlarken utanç ihtimalini düşünerek adım atmak mı?

Gerçekten soruyorum: Bunlara gerek var mı?

Belki her duyguya bir cümlemiz olmasa mı?

Bir duyguyu da geldiği gibi yaşayabilsek olmaz mı?

Sevdim diye, sevmedim diye, gitmek istedim diye, kalmak istemedim diye…O diye, bu diye...Hiçbir bahaneyle öldürülmeyeceğ...
25/11/2025

Sevdim diye, sevmedim diye, gitmek istedim diye, kalmak istemedim diye…

O diye, bu diye...

Hiçbir bahaneyle öldürülmeyeceğimiz bir ülke hayal etmek bu kadar zor olmamalı.

Önle.
Koru.
Cezalandır.
Teşvik etme.

Bir ülkenin gündemi, kadınların hayatta kalma ihtimali olmaktan çıkmalı artık.

Bu konuları geçmeli artık.

Çocuklara komik gelen şeyi duyunca onlarla gülebilen,küçük gururlu anlarını fark edip seslendirebilen…Zorlandıklarında y...
23/11/2025

Çocuklara komik gelen şeyi duyunca onlarla gülebilen,
küçük gururlu anlarını fark edip seslendirebilen…

Zorlandıklarında yanlarında sakinlikle bekleyebilen,
hatalarını kucaklayabilen,
merak ve heyecanlarını destekleyen…

Ağlayana omuz, korkana kucak olabilen;
sınıfın kalabalığında kaybolan çocuğu görebilen…

Ve kalbinin rehberliğini hiç unutmayan,
saygı ile itaati karıştırmayan
tüm öğretmenler…

Varlığınız, verdiğiniz güven bir çocuğun hayatındaki renkleri parlatıyor;
hikayesini bambaşka bir yere taşıyor.

Var olun.🙏

Konuşmadıkça konuşamıyor insan.Sessizlik genişliyor, yerleşiyor.Ve zihin boşluk sevmiyor; kendi kendine tamamlıyor.Hiç s...
21/11/2025

Konuşmadıkça konuşamıyor insan.

Sessizlik genişliyor, yerleşiyor.
Ve zihin boşluk sevmiyor; kendi kendine tamamlıyor.

Hiç söylenmemiş olanın karşılığını duyuyor,
sorulmamış olanın cevabını aldı sanıyor.
Varsayımlarla küçük hikâyeler yazıyor.

Oysa…
Söylenmemiş bir sözün duyulmaması, kime ait bir sorumluluk olur?

Hiç çıkmamış bir sese dönüp bakılmasının
mesuliyeti kimdedir, gerçekten?

Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü.Ben en çok, “çocuk olma hakkı” üzerinde durmak istiyorum.Çocuğun hakkı; sadece hayatta ka...
20/11/2025

Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü.
Ben en çok, “çocuk olma hakkı” üzerinde durmak istiyorum.

Çocuğun hakkı; sadece hayatta kalmak değil, o hayatı hakkıyla çocuk gibi yaşayabilmektir.

Yani; sorumlulukların altında ezilmeden, erken yetişkinleşmek zorunda kalmadan, korkularını, oyunlarını, merakını taşıyabildiği bir çocukluk…

Çünkü çocukluk, sadece evlerin içinde yaşanan bir dönem değil; sokakların güveniyle, okulların iklimiyle,
politikaların öncelikleriyle, yetişkinlerin tutumlarıyla şekillenen toplumsal bir alan.

Bir çocuk, okula aç gidiyorsa, savaşın, krizlerin, yoksulluğun ortasında büyüyorsa, çalışmak zorunda kalıyorsa ya da sadece “uslu durduğu” kadar kabul görüyorsa orada “çocuk olma hakkı”ndan söz etmek zorlaşıyor.

Toplum olarak çocuklara borcumuz, onları sadece “korunması gereken küçük insanlar” olarak görmenin ötesinde, seslerinin ciddiye alındığı, ihtiyaçlarının görünür olduğu bir düzen kurmak.

Bugün, “çocuğun yüksek yararı” ifadesinin kağıt üzerinde değil, gündelik hayatın içinde gerçekten karşılık bulup bulmadığını kendimize sorma günü...

Okullarda çalışırken serbest oyun zamanlarını izlemeyi çok severdim.Kim kimi seçiyor, kim kimden uzak duruyor,kim kimin ...
16/11/2025

Okullarda çalışırken serbest oyun zamanlarını izlemeyi çok severdim.

Kim kimi seçiyor, kim kimden uzak duruyor,
kim kimin hangi ihtiyacına dokunuyor…

O gözlemlerde inanılmaz bilgiler saklı olurdu.

Bugün halen çocukların arkadaşlıklarına aynı merakla bakarım; onları tanımlamak için değil, daha iyi anlamak için.

Çünkü kimle yan yana durdukları, kiminle aynı oyuna girdikleri ya da kimden hafifçe uzaklaştıkları… çoğu zaman söze dökülmeyen bir ihtiyacı gösterir.

Bazı çocuk bir arkadaşının yanında daha sakin olur;
bedeni gevşer, oyuna girmek kolaylaşır. Bazen de bir ilişkide temkinli kalır; hız uymaz, sesi fazla gelir ya da o mesafe daha iyi hissettirir.

Bu seçimler “iyi arkadaş–kötü arkadaş” meselesinden öte çocuğun iç ritmiyle, nerede rahat ettiğiyle ilgili vurgular aslında.

Arkadaşlıklara, çocuğun ilişkisel ihtiyacına açılan bir pencere gibi bakabilmek bize çoğu zaman devasa ipuçları sunar.

Çocukken çizgileri taşırmazsan sorun çıkmıyordu. Uslu olursan, kimse gözlerini belertmiyordu. Küçük adımlar, küçük istek...
14/11/2025

Çocukken çizgileri taşırmazsan sorun çıkmıyordu. Uslu olursan, kimse gözlerini belertmiyordu. Küçük adımlar, küçük istekler, sessiz bir varlık… O zaman işine yarayan buydu; “beklendiği gibi” olmak güvende tutuyordu.

Bugün halen koruduğun “fazla özenli” tutumlarda, o eski öğrenmelerin izi var. Bir söz söylemeden önce içinde küçük bir kurul toplanması bu yüzden. “Böyle dersem kırılır mı, küser mi, uygun olur mu?” diye düşünmen; cümlenin defalarca değişip ancak en risksiz haline gelince ağzından çıkması bundan. Birinin sesindeki küçük bir değişikliğin sende hemen alarm yaratması da öyle. O sadece yorgun olabilir; ama sen çoktan “Bir şey mi yaptım?” endişesinin içine düşmüş bulabiliyorsun kendini. Her şeyin seninle ilgili olabileceğini öğrendiğin o yıllardaki gibi.

Bir şey istemeye yaklaştığında gelen “Ben hallederim” iç freni de bu temkinin parçası. Çizginin dışına çıkan bir kahkahadan sonra bile utanman ya da gözyaşını silerken özür dilemen… Görünür olmak başlı başına zorken, duygunu ortalığa taşırmak daha da zor geliyor; “Fazla oldum.” cümlesi hemen hazır bekliyor içeride.

Az yer kaplama stratejisi değişen rollerine, konumuna, boyuna posuna, yaşına rağmen sürdürüyor kendini. Az konuşmak, az istemek, az görünmek… Azalttıkça kontrolde olmak, kıstıkça güvende hissetmek bildiğin en iyi strateji tabii; sürüyor.

Oysa düşünceli olmak başka; fazla(!) dikkatli olmak başka. Kibar olmak başka; kendini yok saymak başka. Dışarıdan bakıldığında “nezaket”, “empati” gibi görülen ve toplumda övülen bu aşırı(!) uyum hallerinin karanlık geçmişine, öğrenilmiş travma tepkileri olabileceğine ihtimal vermek çoğu zaman en son akla geliyor.

O sevdiğin elbisenin daha pamuklu olanından var. Yıllardır kullandığın telefonun daha üst modeli çıkmış. Yaptığın diyeti...
04/11/2025

O sevdiğin elbisenin daha pamuklu olanından var. Yıllardır kullandığın telefonun daha üst modeli çıkmış. Yaptığın diyetin 100 gram daha hızlı verdireni var. En rahat ettiğin ayakkabının çok daha rahat ettireni var. Çocuğun için beğendiğin okul da iyi ama daha iyileri var. Eşinle ilişkinde her şey yolunda ama sence de çok daha iyi olamaz mıydı? Yaptığın yemek çok lezzetli ama bak bi' de şu şu şekilde yapılanı da var. Saçlarını uzun seviyorsun ama aldırman gereken kırıklar var...

Hep daha iyisine, daha güçlüsüne, daha hızlı sonuç verenine, daha fazlasına, daha mükemmeline iten, eksik hissettiren, “Böyle tamam ya”, “Böyle iyi” demene engel olan birilerine, bir şeylere, zihniyetlere ve meselelere rağmen....
Ortalamada kalabilmenin, hatta bazen ortalamanın bile altı ile “memnun” olabilmenin huzuruna inanıyorum.💪

Tıkır tıkır işleyen bir konuyu öylece bırakabilmenin, "idealden" daha az iyisine sahip olmanın mutsuz edememesinin, "Olduğu kadarı ile memnunum" diyebilmenin gücüne inanıyorum. ✌

Address

Koena Psikoloji Enstitüsü
Alsancak

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Gözde Alper posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Gözde Alper:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category