Dyt. Furkan Büyükbayraktar

Dyt. Furkan Büyükbayraktar Diyetisyen Furkan Büyükbayraktar

Andumedic
17/07/2023

Andumedic

Gün içinde yeterli su tüketimi beslenmenin en önemli noktalarından biridir. Özellikle sıcak yaz aylarında ekstra ihtiyac...
28/06/2022

Gün içinde yeterli su tüketimi beslenmenin en önemli noktalarından biridir. Özellikle sıcak yaz aylarında ekstra ihtiyacımızı karşılaşmamız gerekir.

Her bireyin alması gereken günlük su miktarı da farklıdır. İdeal su tüketimi kişinin yaşına, yaptığı fiziksel aktiviteye, tükettiği besinlere göre değişkenlik gösterir.

Basit olarak kilonuzu 30 ile çarptığınızda karşınıza çıkan değer, içmeniz gereken günlük su miktarı anlamına gelir. Örneğin; 60 kiloysanız bu 60x30, yani en az 1.8 litre su içmeniz gerekiyor.

Tabi ki bu hesaplama ortalama bir birey için geçerli. Bunaltıcı havalar, çalışma koşulları, yoğun fiziksel aktivite yapmak ve hastalıklar gibi faktörler vücuttan su atılımını etkileyeceği için vücudun su ihtiyacı da değiştirecektir.

Eğer su tüketmekte zorlanıyorsanız suyunuza limon, nane, çubuk tarçın gibi besinlerle aroma verebilir ve su tüketiminizi arttırabilirsiniz.

Sağlıklı beslenmeye 'Merhaba' deyin!Yüz yüze diyet danışmanlığı veya online diyet için bilgi almak, randevu oluşturmak i...
27/04/2022

Sağlıklı beslenmeye 'Merhaba' deyin!
Yüz yüze diyet danışmanlığı veya online diyet için bilgi almak, randevu oluşturmak için;

☎️ 0 (544) 475 52 75
📧 info@furkanbuyukbayraktar.com
📍 Beyazıtpaşa Mah. Tabakhane Cad. No:33 Daire:19, Merkez/Amasya

Çok fazla çay ve kahve tüketiminin diüretik etkisi; vücuttan fazla su atılımına sebep olduğu bilinmekle birlikte kabızlı...
25/04/2022

Çok fazla çay ve kahve tüketiminin diüretik etkisi; vücuttan fazla su atılımına sebep olduğu bilinmekle birlikte kabızlığı artırabileceği için ramazan ayında tüketim miktarına dikkat etmek gerekir. Ramazanın son haftasına girerken artan hava sıcaklıkları ile çay ve kahve tüketimini sınırlandırıp yerine su tüketimini artırarak ramazan sonrası beslenmeye geçişi daha dengeli bi şekilde yapabiliriz.

İrritabl bağırsak sendromu günümüzde sıklığı gittikçe artan bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. İBS, özellikle karın b...
18/04/2022

İrritabl bağırsak sendromu günümüzde sıklığı gittikçe artan bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. İBS, özellikle karın bağırsağı olmak üzere sindirim sistemini etkiler.

İrritabl bağırsak sendromunda görülen belirtilerin sayısı, şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı kişilerde belirtiler, alevlenme döneminde artar ve sonrasında azalır. Bazı kişilerde ise belirtiler kesintiye uğramadan devamlı bir şekilde görülür. İBS hastalarında görülen belirtiler:

Bağırsak hareketlerinde ve alışkanlıklarında değişiklik
• Karın ağrısı, kramp
• Kabızlık
• İshal
• Şişkinlik ve gaz sancısı olarak sıralanabilir.

İrritabl bağırsak sendromunu tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavi yoktur. Ancak tedavi, belirtilerin şiddetini azaltmaya ve tekrarlamasını önlemeye yönelik olarak başarılı olur. Amaç hastaların günlük yaşamlarını sürdürmeleri ve yaşam kalitelerinin bozulmamasının sağlanmasıdır.

İrritabl bağırsak sendromunda hastalara genellikle spesifik bir diyet önerilmez. Şikayetleri özellikle artıran bazı yiyecekler saptanmıştır. Bunlar sırasıyla buğday, mısır, süt, peynir, yulaf, kahve, çavdar, yumurta, çay ve narenciyedir. Bu yiyeceklerden uzak durulması hastalığın tedavisini kolaylaştırır.

Kilo vermeye çalışırken farkında olmadan yaptığımız diyet yanlışları, ileride beslenme bozukluklarına sebep olabilir. Bu...
11/04/2022

Kilo vermeye çalışırken farkında olmadan yaptığımız diyet yanlışları, ileride beslenme bozukluklarına sebep olabilir. Bu yüzden önce en yaygın olan diyet hatalarını bilmeli ve eğer diyet yapacaksak bu yanlışlardan kaçınmalıyız. Kilo vermeye çalışırken sağlığımızı göz ardı etmemeliyiz.

Beslenme alışkanlıklarımızı hatalardan uzak tutarak yeniden oluşturduğumuzda kendimizi kandırmak yerine, sürece tam anlamıyla sadık kalmamız ve kalıcı değişiklikler yaratmamız kesinlikle mümkün.

Probiyotik mikroorganizmaların yoğurt, peynir, kefir, kombuça çayı gibi gıdalara eklenmesinin dışında, tabletler ya da s...
06/04/2022

Probiyotik mikroorganizmaların yoğurt, peynir, kefir, kombuça çayı gibi gıdalara eklenmesinin dışında, tabletler ya da sıvı formlar şeklinde tedavi ya da korunma amaçlı takviye olarak genel kullanımı yaygındır.

Probiyotik çeşitlerinin hangi hastalık üzerinde iyileştirici etkisi olduğu bilgisi üzerinden doğru bakteri türünün vücuda alınması önem taşıyor. Bununla birlikte probiyotiklerin vücuda ne kadar alındığınında bir önemi bulunuyor.

Doğru türde probiyotik seçildikten sonra, canlı bakteri sayısı yüksek olanlar tercih edilmelidir. Probiyotikler ne kadar çok canlı bakteri içeriyorsa o kadar etkili olmaktadır ki içerideki kötü bakteriler ile savaşı kazanabilsin. Probiyotiklerin gücü ve sayısı koloni oluşturan birimlerin (CFU ) sayısı ile ölçülmektedir. Yapılan araştırmalar da göstermiştir ki CFU dozu arttıkça tedavi daha etkili olmaktadır.

Probiyotik kullanmadan önce şikayete yönelik olarak doğru tipte bakterileri seçmek çok önemlidir. Lactobacillus, Saccharomyces ve Bifidobacterium probiyotiklerin en çok çalışan türledir. Bu türlerin sağlık üzerine olumlu pek çok etkisi kanıtlanmıştır. Etkili probiyotik seçimini bir uzman eşliğinde yapmak kafa karışıklığını ortadan kaldıracaktır.

Dünya iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Son yıllarda ne yazık ki soğuk hava dalgaları ve...
25/03/2022

Dünya iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Son yıllarda ne yazık ki soğuk hava dalgaları ve ani yağış patlamaları ile sık sık karşılaşmaya başladık.

İklim krizi ile mücadelede yapabileceğimiz en iyi şey karbon ayak izimizi azaltmak.

Peki Nedir Bu Karbon Ayak İzi?
Genel bir ifadeyle karbon ayak izi, insan faaliyetleri sonucunda salınan, küresel ısınmanın ana sebebi olan ve karbondioksit (CO2) cinsinden ölçülen sera gazlarının çevreye verdiği zararın ölçüsüdür.

Hem bireysel hem de kurumsal düzeydeki aktivitelerimiz sera gazı salınımına sebep olarak küresel ortalama sıcaklığı yükseltmiştir ve yükseltmeye devam etmektedir. Bu da iklim değişikliğini ortaya çıkartmaktadır.

Tüketim alışkanlıklarımız da karbon ayak izimizi çok etkiliyor. Her ne kadar iklim krizi sistemsel olsa da bireysel olarak Karbon ayak izini azaltmak adına yapabileceklerimiz var.

• Özellikle hayvancılık ve et sektörü atmosfere metan denen karbondan çok kat daha ısıtıcı bir gaz salıyor. Et ve hayvansal ürün tüketimimizi azaltmak karbon ayak izimiz için büyük bir adım.

• İşlenmiş gıda tüketimimizi sınırlandırabiliriz. Çünkü bir besin ne kadar işlenmişse doğaya o kadar çok sera gazı salınmaktadır.

• Mevsim meyve ve sebzeleri tüketerek, ihtiyacımızdan fazlasını almayarak karbon ayak izimizi azaltmak mümkün.

• Plastik kullanımını azaltmak adına alışverişe kendi alışveriş torbalarımızla gidebilir, tek kullanımlık plastik pipetler yerine bambu veya metal pipetler tercih edebilir, kahvelerimizi karton bardak yerine termosla alabiliriz.

Detaylı araştırmak isteyenler için çok sayıda kaynak, hatta günlük karbon ayak izinizi hesaplayabildiğiniz siteler mevcut. Geleceğe daha sağlıklı bir dünya bırakabilmek için karbon ayak izimizi mümkün olduğunca azaltmalıyız.








Bağırsaktaki mikrobiyal dengeyi düzenleyen canlı mikroorganizmalara probiyotikler denir. Bunlar genellikle vücutta bazı ...
22/03/2022

Bağırsaktaki mikrobiyal dengeyi düzenleyen canlı mikroorganizmalara probiyotikler denir. Bunlar genellikle vücutta bazı işlevlere yardım eden faydalı bakterilerdir. Probiyotiklerin vücudunuz ve beyniniz için her türlü güçlü faydaları vardır. Depresyonu azaltabilir, sindirime ve kalp sağlığına iyi gelebilirler. Cilde iyi geldiğini gösteren çalışmalarda mevcut.

Probiyotik bakteriler üç temel kaynaktan sağlanmaktadır;
• Fermente süt ürünleriyle,
• Probiyotik bakterilerden hazırlanan farmakolojik ürünler (kapsül, takviyeler)
• Gıdalara ve içeceklere probiyotiklerin eklenmesiyle (çikolata, et ürünleri v.b.)

Doğal olarak bağırsak bakterilerini takviye etmek için en iyi yöntem ise probiyotik içeren besinlerin tüketmenizdir.

• Kefir
Kefir güçlü probiyotik etkiye sahip besinlerden biridir. Kefirde bulunan lactobacillus kefiri adlı bakteri grubu bağırsak florasındaki zararlı bakterilerle savaşır.

• Lahana Turşusu
Lahana turşusu için ayrı bir parantez açmak gerekiyor, tam bir faydalı bakteri deposu olan lahana turşusu kültürümüzde yer edinmiş bir besindir ve içerisinde probiyotik barındırır.

• Salamura Zeytin
Zeytin, nesillerdir yemek kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. Zeytin salamura edilince meydana gelen fermantasyon sonucunda asit ortaya çıkar. Bu sayede zeytinin probiyotik içeriği de artar.

• Elma Sirkesi
Elma sirkesi, fermantasyon işlemi için bir çok mikroorganizmaya sahiptir. Kan basıncını kontrol etmeye ek olarak kolesterol düzeylerini kontrol altında tutması, insülin seviyesini azaltması özellikleriyle probiyotik besinlerden aldığınız verimi artırır.

• Yoğurt
Probiyotik beslenme denince akla gelen ilk besin yoğurttur. Yoğurtta bulunan faydalı bakteriler “Lactobacillus” ve “Acidophilus” şeklindedir. Bu bakterilerin esas faydası ise, sindirim sistemini zararlı bakterilere karşı korumaktır.

• Turşu
Turşular probiyotik bir gıda olarak kabul edilir; turşular sık ve düzenli aralıklarla tüketilirse bağırsakta yer alan yararlı mikroorganizmaların popülasyonuna ve çeşitliliğine katkıda bulunabilir.

• Kombucha
Kombu, içeriğinde antioksidan ve probiyotik barındıran bir çay. Hazırlaması kolay ve özellikle yaz aylarında sürekli tüketilebilecek bir içecek.

Hafta ortasından herkese merhabaOnline diyette, aynı şehirde hatta aynı ülkede olmamıza bile gerek olmadan tanışıyor bul...
16/03/2022

Hafta ortasından herkese merhaba

Online diyette, aynı şehirde hatta aynı ülkede olmamıza bile gerek olmadan tanışıyor buluşuyor olmak, sağlıklı yaşamayı ve sürdürülebilir beslenmeyi planlamak mümkün.

Daha detaylı bilgi almak ve ön görüşme planlamak için;

Randevu ve Bilgi İçin:
📞 0544 475 52 75
✉️ info@furkanbuyukbayraktar.com

Glisemik indeks (GI), belirli gıdaların kan şekerini ne kadar artırdığını ölçmek için kullanılan bir değerdir. Yüksek gl...
11/03/2022

Glisemik indeks (GI), belirli gıdaların kan şekerini ne kadar artırdığını ölçmek için kullanılan bir değerdir. Yüksek glisemik indeksli besinler kan şekerini hızlı yükseltip hızlı enerji sağlarken, aynı zamanda hızlıca tekrar acıkmamızı sağlarlar.

Özellikle diyabet hastaları veya risk altında olanlar hem karbonhidrat miktarı açısından dikkatli olmalı hem de aldığı karbonhidratı glisemik indeksi düşük besinlerden seçmelidir. Böylece kan şekerini düzenleme konusunda daha iyi mücadele vermiş olacaktır.

Rafine karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek gıdalar daha hızlı sindirilirler ve genellikle yüksek GI'ye sahipken protein, yağ veya lif içeriği yüksek gıdalar tipik olarak düşük GI'ye sahiptir.

Genel olarak posa miktarı düşük besinlerin glisemik indeksleri yüksektir. Kurubaklagiller, çiğ sebzeler(bezelye ve patates hariç), süt ve ürünleri gibi besinlerin glisemik indeksleri düşükken; pirinç, beyaz ekmek, muz, mısır gevreği, bal, patates gibi besinlerin glisemik indeksleri yüksektir.

Düşük glisemik indeksli besinler yüksek glisemik indeksli besinlere göre bağırsaktan daha yavaş emilir. Böylece kan şekeri daha yavaş yükselir ve daha geç düşer. Uzun süre tokluk bu şekilde sağlanmış olur.

Yüksek glisemik indeksli gıdalar kan şekerini hızlı yükseltir. Bu da daha hızlı acıkmaya sebep olur. Ve bunun sonucunda da daha çok besin tüketilir. Diyetinizde tüketeceğiniz düşük glisemik indeksli besinlerin sağlığınıza olumlu etkileri bulunmaktadır. Özellikle diyabetli hastaların düşük glisemik indeksli besinlere yönelmesi sağlıklarını olumlu etkileyecektir.

Yağlı Karaciğer, karaciğerin kendi ağırlığının en az %5 fazlası kadar yağ içermesi anlamına gelir. Yağlı karaciğeri, vüc...
09/03/2022

Yağlı Karaciğer, karaciğerin kendi ağırlığının en az %5 fazlası kadar yağ içermesi anlamına gelir. Yağlı karaciğeri, vücut çok fazla yağ ürettiğinde ya da yağı yeterince hızlı metabolize edemediğinde ortaya çıkar. Fazla yağ, yağlı karaciğer hastalığını oluşturmak üzere biriken karaciğer hücrelerinde depolanır.

Hastaların temel şikayeti halsizlik ve yorgunluktur. Muayenede karaciğer de büyüme gözlenebilir. Basit yağlanmada karaciğer testleri genellikle normaldir. Steatohepatit de AST, ALT ve GGT gibi karaciğer testlerinin değerleri normalden yüksek bulunabilir. Bu yükseklik normalin 1-4 katı kadar olabilir.

Karaciğer yağlanması için risk faktörleri; Alkol tüketimi, Obezite, Abdominal Obezite, Tip 2 Diyabet, Hiperlipidemi, Metabolik Sendrom, Sedanter Yaşam ve İlaçlardır.

Yağlı karaciğer hastalığı erken tanı konulması ile ilerleyip siroza ve karaciğer yetmezliğine neden olacak düzeye ulaşmadan yaşam tarzı değişiklikleriyle çözülebilen bir durumdur.

Karaciğer Yağlanmasının Önüne Nasıl Geçilir?
• En başta beslenme ve yaşam şeklini değiştirmek ve fazla kiloların giderilmesini sağlamak vardır.
• Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır.
• Endüstriyel/rafine şekerden uzak durmak, tek tip beslenmeden kaçınılmalıdır.
• Kişiye uygun düzenli egzersizlerle sağlıklı bir yaşam tarzı geliştirmelidir.
• İşlenmiş et ürünlerinden (sosis, salam, sucuk gibi) ve sakatatlardan uzak durulmalıdır.
• Alkol tüketilmemelidir.

Address

Beyazıtpaşa Mah. Tabakhane Caddesi
Amasya
05200

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Telephone

+905444755275

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dyt. Furkan Büyükbayraktar posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dyt. Furkan Büyükbayraktar:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category