29/01/2026
Dilimizden düşmeyen birkaç kelimeden biri maalesef para; Yokluğu açmakta kalbimizde yara;
Son on yıllarda yokluğunun o kadar farkındayız ki odağımız da ister istemez hep onda.
Benim ve ailelerimizin zamanında alınacak çok fazla şey yoktu. Belki bu yüzden yokluğu o kadar yaralamıyordu. Gerçi zenginle yoksul arasında bu kadar uçurum da yoktu; orta direk denen bir kesim vardı.
Şimdi ne orta kaldı ne de parası. Niye böyle olduğuna dair vicdanı olanın da kalbinde var bir sızı…
Neyin ihtiyacımız, neyin arzumuz olduğunu anlamak artık o kadar da kolay değil. Çocuklar ve gençler bu konuda risk altında. Üstelik orta yaştakilerin bile yaşadığımız tüketim dünyasında bunun farkında olduğunu pek sanmıyorum. Niye böyle düşündüğüme gelince, yetiştirdiğimiz kuşaktan belli.
Kişiliğin, markayla, gidilen yerle, giyilenle inşa edilebileceğine inanmaktan ve sürekli bunları parlatmaktan vazgeçemediğimiz takdirde, tüketim kıskacından kurtulamayacağız gibi görünüyor.
Üstelik kanun koyucu ve uygulayıcılar, medya ve şirketler bize hiç yardımcı olmazken…
Tıpkı alkol ve sigara gibi bağımlılıklardan kendimizi korumaya çalıştığımız gibi ihtiyacımız ve isteklerimizin ayrımını yapabilmek konusunda da bilinçlenmeli, öncelikle bir başımıza mücadele ettiğimizin farkında olarak, gerekli hukuksal düzenlemelerle ilgili talep etmeyi öğrenmemiz gerekli.
Sistemin parlattığı değerler, bizi her geçen gün değersizleştiriyor. Tıpkı artık paramızın bir değeri olmadığı gibi…
Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “parayı ararken yaralarımıza da bakalım” diyen psikoloğu