Kahve Kokulu Defter

Kahve Kokulu Defter Kahve Kokulu Defter
Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

Dilimizden düşmeyen birkaç kelimeden biri maalesef para; Yokluğu açmakta kalbimizde yara;Son on yıllarda yokluğunun o ka...
29/01/2026

Dilimizden düşmeyen birkaç kelimeden biri maalesef para; Yokluğu açmakta kalbimizde yara;
Son on yıllarda yokluğunun o kadar farkındayız ki odağımız da ister istemez hep onda.
Benim ve ailelerimizin zamanında alınacak çok fazla şey yoktu. Belki bu yüzden yokluğu o kadar yaralamıyordu. Gerçi zenginle yoksul arasında bu kadar uçurum da yoktu; orta direk denen bir kesim vardı.
Şimdi ne orta kaldı ne de parası. Niye böyle olduğuna dair vicdanı olanın da kalbinde var bir sızı…
Neyin ihtiyacımız, neyin arzumuz olduğunu anlamak artık o kadar da kolay değil. Çocuklar ve gençler bu konuda risk altında. Üstelik orta yaştakilerin bile yaşadığımız tüketim dünyasında bunun farkında olduğunu pek sanmıyorum. Niye böyle düşündüğüme gelince, yetiştirdiğimiz kuşaktan belli.
Kişiliğin, markayla, gidilen yerle, giyilenle inşa edilebileceğine inanmaktan ve sürekli bunları parlatmaktan vazgeçemediğimiz takdirde, tüketim kıskacından kurtulamayacağız gibi görünüyor.
Üstelik kanun koyucu ve uygulayıcılar, medya ve şirketler bize hiç yardımcı olmazken…
Tıpkı alkol ve sigara gibi bağımlılıklardan kendimizi korumaya çalıştığımız gibi ihtiyacımız ve isteklerimizin ayrımını yapabilmek konusunda da bilinçlenmeli, öncelikle bir başımıza mücadele ettiğimizin farkında olarak, gerekli hukuksal düzenlemelerle ilgili talep etmeyi öğrenmemiz gerekli.

Sistemin parlattığı değerler, bizi her geçen gün değersizleştiriyor. Tıpkı artık paramızın bir değeri olmadığı gibi…

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “parayı ararken yaralarımıza da bakalım” diyen psikoloğu

26/01/2026

Duyuyor musunuz? Yaşadığımız dünya bizden duymamızı değil öncelikli olarak görmemizi istiyor. Görülecek diziler, filmler, reklamlar, satın alınacaklar, videolar... Ekranda ne çok şey var! Anda ne kadar az şey var!
Hiç düşündünüz mü bu kadarını görmeye beynin kapasitesi yeter mi diye? Daha doğrusu bir şeyi anlamak için görmek yeterli mi?
İçinde bulunduğumuz dünya görme duyumuzu parlatırken, geri kalanları köreltiyor gibi duruyor. Oysa anlamak için duymak, durup dinlemek gerekir.

Sadece görülmek insana yetmez, duyulmayı, birilerinin kendisini dinlemesini de ister. Tam da bu nedenden çevremiz hep anlatmak isteyen hep duyulmak isteyenlerle örülmüş durumda.
Duyulmak ve birilerinin bizi dinlemesini istiyorsak, önce biz duymak için dinlemeliyiz.

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “ sesimi duyan var mı?” diyen psikoloğu

“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmemama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiş Cemal Süreya.Kahvenin altı...
22/01/2026

“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiş
Cemal Süreya.
Kahvenin altı yani kahvaltı kalmadı artık. Kahvenin yanında da tatlılar, çikolatalar bolca gidiyor, üstüne de soda ve su içiliyor.
1950’lerde kahvaltının baş tacı yumurta kolesterolü yükseltiyor diye kovuldu sofralardan, sonra mısır gerekleri, atıştırmalıklar baş tacı edildi.
Önceleri kahve yemekten önce değil sonrasında içilirdi.
Piyasa beklentileri kahvenin altını üstünü karıştırırken, kafamızı da karıştırdı.
Şimdi de anne babalar iş yerlerinde çay kahve içerek kahvaltıyı geçiştirirken, çocuklar da okulda fastfoodlarla akşamı ediyorlar.
Nasıl şaire göre mutluluğun kahvaltı ile bir ilişkisi varsa bana göre de sağlıklı öğrenmenin sağlıklı beslenme ile ilişkisi var.
Pek çok ebeveyn sabah telaşından kahvaltının geçiştirilebilecek bir öğün olduğunu nedense kanıksamış durumda.
Hatırlamak gerekir ki alışkanlıkların pek çoğu çocuklukta ve ailede kazanılıyor. Sonradan edinmek daha fazla çaba ve bilinç gerektiriyor.
Nereden çıktı şimdi bu cümleler derseniz bana da tatil bunları düşündürdü.

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “şapkasız ve kahvaltısız çıkmam” diyen psikoloğu

Tatil ne değildir? Saatlerce uyumak değildir;Ortalama sekiz saat yeterli.Geceyi gündüze çevirip sabahlamak değildir;Bede...
19/01/2026

Tatil ne değildir? Saatlerce uyumak değildir;
Ortalama sekiz saat yeterli.
Geceyi gündüze çevirip sabahlamak değildir;
Beden ve zihin gün ışığını ister, ekran ışığını değil.
AVM gezip alışveriş yapmak, fast food yemek değildir;
Açık alanda gezmek, yemek yapmayı deneyimlemektir.
Yapamadıklarımızı yapabilmek için fırsat demektir.
Tatil, ekrana dokunmak yerine el becerilerimizle nesnelere dokunarak bir şeyler üretmektir.
Bedeni sporla, zihni okumayla, elleri yazmayla şenlendirmek demektir.
Niye mi? Bedenin zindeliğe, beynin aktif olarak çalışmaya ihtiyacı vardır; ekran pasifleştirir.
Tatil, söylenemeyen sözlerin, gidilmeyen yerlerin, görüşülmeyen kişilerin görüldüğü ve işitildiği zaman dilimidir.

Tatil, birinci tekil şahısın birincil elden yaşamı deneyimlediği, rutinin dışına çıktığı zamandır. Ekranı kaydırmayı değil yaşantıya dalmayı gerektirir.
Tatilin yeri ille de lüks mekânlar değil, evin odası, mutfağı, parkın bankı, denizin kenarı… olabilir.

Tatil, sorumluluklara boş vermişlik değil, sorumluluklara hoşluk vererek yaşantıladığımız bir deneyimdir.

Hey..! “Geceleri ekrana dalıp gündüzleri uykuya dalan genç ve çocuk, sen tatilde değilsin!”
Aa..! “Sınır koymakta zorlanan ebeveyn, bugün hoş gördüklerin yarın görmek istemediklerin haline gelebilir.” İşler yolunda gitmediğinde sorumluluğun büyüğü ebeveyn olduğun için senin…

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

YAZIYA GEL YAZIYA…Çok yakın olan geçmişte daha çok kalem tutardı ellerimiz. Gözlerimiz kitaplara bakar, zihnimiz, okuduk...
16/01/2026

YAZIYA GEL YAZIYA…Çok yakın olan geçmişte daha çok kalem tutardı ellerimiz. Gözlerimiz kitaplara bakar, zihnimiz, okuduklarının sınırsız olasılıktaki hayalini kurardı.
Şimdiyse kalem tutan parmaklar ekran kaydırmakta; gözler soluk sayfalardan renkli ekranlara kaymakta; hayal dünyamız onun bunun zihinlerine kaymakta…
Mürekkep olurdu dolmakalem tutan ellerimiz. Daktiloda gezinen parmaklarımızın sebep olduğu şıkırtı, klavyenin tıkırtısına dönüverdi. Hatta şimdi ben okuyorum o yazıyor. Dar karakterli az yer kaplayan metinler eşyanın tabiatını, insanın karakterini, nereye gittiğimizi anlatmaya yeter mi?
Ben yazarken daha iyi düşünenlerdenim. Yazının yerini görsel imgeler, oynayıp duran şekiller aldı. Çoluk çocuk hepimiz renk ve hareket cümbüşünü isterken, yazıya nasıl yer açacak, bu yazıdan daha uzun metinleri nasıl sabırla okuyacağız?

Kötü haber şu ki, ekran kaydırmak çocuklarımızı daha akıllı ve dikkatli, daha bilgili yapmıyor. Akıyor ve geçiyor. Yazıyla tutulup bir yere nakşedilmeyen sözcükler ve onlara bağlanan düşünceler uçup gidiyor. Boşuna dememişler, “söz uçar yazı kalır” diye. Yazma eylemi beyni daha işlevsel, düşünceleri daha sistematik hale getirerek öğrenmeyi kalıcı hale getiriyor. Yaratıcılığı tetikliyor, duyguları kâğıda ya da ekrana dökmek (sosyal ekranlarda değil kişisel ekranlarda) psikolojik olarak bireyi rahatlatıyor.

Çoluk çocuk hep beraber yazmaya dönmeli; çocuğun yazısı okunaklı değil ve hatalarla doluysa alanda bir uzmana gitmeli…

Kim bilir belki çocuğunuzun disgrafisi (yeterli eğitim almasına rağmen yazmada güçlük çeken ve düşüncelerini yazı diline dönüştürmekte zorlanan kişileri ifade etmek için kullanılan terimdir) vardır. Belki zamanla düzelir diyorsunuzdur; maalesef beklemekle değil eğitimle düzelir. Değerlendirme ve eğitim için bekleriz.

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

Bir çocuğun duygusunu anlamak, onu susturmaktan değil duyulduğunu hissettirmekten geçer.Yıllardır çocuklarla ve ailelerl...
12/01/2026

Bir çocuğun duygusunu anlamak, onu susturmaktan değil duyulduğunu hissettirmekten geçer.

Yıllardır çocuklarla ve ailelerle çalışırken en sık karşılaştığım soru şu oluyor:
“Çocuğumun duygularını nasıl anlayabilirim?”

Bu buluşmada;
çocukların duygularını nasıl ifade ettiklerini,
zor duygularla baş ederken onlara nasıl eşlik edebileceğimizi
ve duygu düzenleme becerilerinin günlük hayatta nasıl desteklenebileceğini birlikte konuşacağız.

🗓 14 Ocak Çarşamba
⏰ 10:30
📍 Sakine Kalyoncu Özel Eğitim Uygulama Merkezi


BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİMBeş yaşlarımdayken “Bir gece ansızın gelebilirim” şarkısını duyunca korkardım. Şiir Ümit Yaş...
06/01/2026

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM
Beş yaşlarımdayken “Bir gece ansızın gelebilirim” şarkısını duyunca korkardım. Şiir Ümit Yaşar Oğuzcan, beste Rüştü Şardağ’a ait, sevgi üzerine yazılmış bir şarkı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Harekat öncesinde Rum radyosu hem kışkırtma hem de Kıbrıslı halkın moralini bozmak amacıyla “Bekledim de gelmedin, hiç mi beni sevmedin....” şarkısını sık sık çalmaktadırlar. Kıbrıs Türkleri de buna karşı Bayrak Radyosu’ndan, “Bu kadar yürekten çağırma beni/Bir gece ansızın gelebilirim” şiirinin bestelenmiş ve şarkı haline getirilmiş versiyonu ile karşılık vermiştir. “Bekledim de gelmedin, hiç mi beni sevmedin....” ve “Bir gece ansızın gelebilirim” nakaratları üzerinde dönen bir dünyada yaşıyoruz.

Küçükken sevdiğim bir şarkının aynı zamanda korku üretebilmesi kırk yıl sonra bile bazı şeylerin süregeldiği konusunda bir fikir veriyor.
Komşularımızın komşuları yıllardır bir gece değil her gece, güpegündüz işgal ediliyor; okyanus ötesi olmasıysa vicdanımızın sesini asla susturamıyor.

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “Bir gece ansızın gelebilirim” şarkısını hem çok seven hem de korkan psikoloğu

# #

Yeni yıl sebebiyle her yer iyi dilek dolu. Homini gırtlak ye, fit olmayı dile; ekranlara gözün gibi bak, gözlerinin çıkm...
31/12/2025

Yeni yıl sebebiyle her yer iyi dilek dolu. Homini gırtlak ye, fit olmayı dile; ekranlara gözün gibi bak, gözlerinin çıkmamasını bekle; minimumda hareket et, kalori harcamayı bekle; hep ötekini değiştirmeye çalış, kendine hiç eğilme; hep almak iste, ama verme; sorun hep uygunsuz koşullarda, yaşadığımız çağda, sen hiç zihnini dönüştürme; nerede bir kestirme, az emek harcanan yol varsa oraya yönel; aslolanın emek ve gayrette olduğunu bilme….

Durum böyle olunca yeni yıl da gelse, yenilenmiş beden de, yeni cüzdan da gelse, yeni sevgili de “sen aynı sen olarak en yeni yılı böylece bekle…”
Sanmayın bu acı sözler sadece size; başta kendime ve hepimize…

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “yeni yıl, yılların eskitemediği kalbimizde ve eyleme dönüşen niyetlerimizde” diyen psikoloğu

26/12/2025

Seminerde sadece ben değil değerli ebeveynlerimiz de konuştu. Yeterince ve yetkin ebeveynlik, sadece biz uzmanların önerileriyle değil, anne babaların deneyimlerinin gücü ve paylaşımıyla oluşur.
Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

nezahat_ahmet_kelesoglu_o.o

22 Aralık Pazartesi günü saat 11.30’da,Nezahat Ahmet Keleşoğlu Ortaokulu Konferans Salonu’ndayüz yüze gerçekleştireceğim...
21/12/2025

22 Aralık Pazartesi günü saat 11.30’da,
Nezahat Ahmet Keleşoğlu Ortaokulu Konferans Salonu’nda
yüz yüze gerçekleştireceğimiz bu buluşmada;

çocukların yaş dönemlerine özgü ihtiyaçlarını,
duygusal, sosyal ve davranışsal gelişimlerini
ve günlük hayatta yaşam becerilerinin nasıl desteklenebileceğini ele alacağız.

Amacım;
ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocuklarla kurdukları ilişkiye
daha fazla farkındalık, anlayış ve güç katmak.




Sevgiyle,
Arzu Yıldırım
Uzman Psikolog & Yazar

18/12/2025

Ne diye hediye verelim?
Günümüzde aşıklar için tek taş pırlantadır hediye;
Çam sakızı çoban armağanıydı oysa geçmişte;
Ne zaman ve hangi durumda hediye verilmeli sizce?
Pek çok şey gibi hediye kelimesinin de içi boşaldı bence.
Yılbaşı, bayram, doğum günü gibi zamanlar olabilir vesile;
Ancak önemli olan o kişiye yer açmak zihinde;
Hesap kitap yapılıyorsa niyette ve yatırım niceliğeyse;
Hesapsız kitapsız, doğallıkla verilmiyorsa hediye;
“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” beklentisiyle,
Bir de bakmışız “tavuk yumurtadan kesilmiş ve kaz naz etmekte;”
Karşılıksız, hesapsız, beklentisiz verilendir hediye;
Gönül almaktır, çıkar gözetmek bir girdi mi içeriye,
Gönül çıkar, gönülsüzlük eşlik eder ilişkilere;
“Şunun için hediye verirsem….elde ederim” diye düşündüğümüzde karşımızdaki pekala: “Niye hediye verdi ki” diye düşünür zihninde.
Zarafettir, inceliktir hediye; şu türküyü armağan ediyorum size; “Aslan yarim kız senin adın Hediye / Ben dolandım sen de dolan gel gediğe / Fistan aldım endazesi on yediye…

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

Yaklaşık 10 yıldır kullanmakta olduğum;Yerli ve milli olmasıyla gurur duyduğum;Danışanlarımı analiz edebildiğim;Akıllı a...
11/12/2025

Yaklaşık 10 yıldır kullanmakta olduğum;
Yerli ve milli olmasıyla gurur duyduğum;
Danışanlarımı analiz edebildiğim;
Akıllı algoritmasıyla bilimsel;
Ölçtüğü 136 potansiyelle niteliksel;
Kullanıcı paneliyle işlevsel;
ÖSYM Modülüyle tercihsel;
İşe alımlarda verisel;
Mesleki yöneltmede seçimsel;
Aile danışmanlığında sistemsel bakış açısıyla:
- Zaman
- Emek
- Para tasarrufu yapmak isteyenlerle CharacterIX Envanteri buluşsun isterim.

Uzm. Psk. Arzu Yıldırım

Address

Isci Bloklari Mah. 1484 Sk., No. 3 Cankaya
Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kahve Kokulu Defter posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Kahve Kokulu Defter:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category