18/05/2026
Kurtuluşun başlangıcında çıkılan yolu, “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olarak adlandırmak, bize önemli iki şeyi hatırlatır:
Birincisi, zor zamanlarda yola gençlerle çıkıldığı ve onlara güvenildiğidir. Yetişkin bilge önderler, onlardan medet umar ve onlara sorumluluk verir. Kendimize soralım: Gençlere günlük hayat ritüelleri içinde bile öz disiplinleriyle, özerklikleriyle ilgili alan açıp sorumluluk veriyor muyuz; bunu öğrenmelerinin koşullarını hazırlıyor muyuz? Yoksa onlar adına neyin iyi ve gerekli olduğuna biz karar verip yapmalarını mı istiyoruz?
Özgürlük, özerk yetiştirilmiş, sorumluluk verilmiş gençlerin yürüyebileceği bir yoldur.
İkincisi, spora “bayram” atfının yapılmasıdır ve bir tesadüf değildir. Özgürlüğü hayata geçirmek için hareket gerekir. Eylemin, zihni, bedeni ve hayatı değiştirebileceğine inandığımız takdirde özerkleşir ve özgürleşebiliriz.
Gençlere, gerçek ilişki ve etkileşimden kaynak alan, “ekranlardan çıkıp” gerçek hayata karıştığı ve hareket ettiği bir dünya yerine; özgürmüş izlenimi yaratan “dijitalleşmiş sanal gerçeklikler” sunduğumuzda nasıl bir gelecek inşa etmeyi bekliyoruz?
Özgürlük, silkinip yerinden kalkarak hareket eden ve sunulmuş olanı silkeleyebilenlerin ilerleyebileceği bir yoldur.
Uzm. Psk. Arzu Yıldırım/Halkın, “özünü daha da gürleştirmeye çalışan” psikoloğu