09/01/2026
Mizahta Güven Kimden Gelir?
Mizah, güçlü özgüven ister.
Ancak bu komedyenin kendinden ürettiği bir şey değildir.
Güven, başkalarının neleri bildiklerine ya da bilmediklerine,
tepkilerin ne olduğuna göre ne olacağını bilmeye yönelik inançtır.
Ya da tepkilerden dolayı konuşmaktan vazgeçmemektir.
Öğrenilmiş ve deneyimlenmiş tepkilerden dolayı narsistik koruma kalkanı ile
kimin nasıl düşündüğü ile ilgilenmemek.
Daha çok dinlenmenin etkileri ile ilgilenmek.
Bu yüzden mizah söylenen her şeyi “rahatlık” diye tarif edilen perdeden söyler.
Rahat rahat küfredilir ve hemen herkesle alay edilir.
Kitle onun için aynı mesafede değil, O kitleye göre farklı bir konumdadır.
Aslında yapılan şey şudur:
İnsanların yapmak isteyip de yapamadıklarını, onlar adına söylüyor imajı ile söylemek.
Ve tam da bu yüzden güldürmek.
Dinleyenler için durum:
Kendi hakikatini söyleme yetkisini simgesel olarak devretmiş olmak.
“Ben söylemedim ama söylendi.”
Hakikati herkes söyleyemez.
Hakikatin bir yeri, zamanı ve temsilcisi vardır.
Çünkü Dinleyen;
•Konuşarak risk almaz.
•Bedel ödemek zorunda kalmaz
•Tepkilerden ve onaylanma sorunundan muaf kalır.
•Eleştirme cesaretini bir temsile(komedyen) yükler.
Sorun:
Kişinin kendi dünyasında, kendi gerçekliğinde, kendi hakikatini söyleme cesaretini kuramaması.
Kuramadığı ya da kurmak istemediği için de, politik güçlere, Simgesel otoritelere, temsili figürlere anlam atfeder.
Bu bir simgesel sığınmadır.
Durum itibariyle;
Hegamonik alanda Mizahçı rahat konuşur çünkü; simgesel olarak “konuşma izni” almıştır
Dinleyen güler çünkü kendi bastırılmış sözünü dışarıda duyar.
Otoriteler değişir, güçlenir, dinleyenler gülmeye(esas olanı içeride tutarak) devam eder.
Ancak şunu ayırmak gerekir:
Her mizahçı bu konumda değildir.
Bazı mizah biçimleri simgesel izinle konuşur; bazıları ise bu izni zorlar, bedel öder, hatta dışlanır.
Burada söz konusu edilen, özellikle hegemonik ve temsili mizah biçimidir.
✨İfadeler kesin bilgi yerine belli düzlemde analiz içerir.