Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi

  • Home
  • Turkey
  • Ankara
  • Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi

Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi Psikolog

➤ Bazı insanlar için mutluluk, hiç içinde bulunulan anda yaşanmaz; hep “bir gün” gelir. O gün, hedef gerçekleştiğinde, p...
16/01/2026

➤ Bazı insanlar için mutluluk, hiç içinde bulunulan anda yaşanmaz; hep “bir gün” gelir. O gün, hedef gerçekleştiğinde, para kazanıldığında, ev alındığında, ilişki kurulduğunda…

➤ Beyin, “gelecekteki tatmin”e odaklandığında dopamin sistemini aktif hale getirir. Hedefe yaklaşırken dopamin artar, ancak hedefe ulaşıldığında bu artış düşer. Sonuç? O an beklenenden daha kısa sürer ve kişi yeni bir hedef arar.
Bu yüzden mutluluk sürekli ertelenir.

➤ Kişi, mevcut anı deneyimlemenin yerine gelecekteki olasılıklara tutunur. Mevcut anda eksiklik hissetmek rahatsız edicidir; buna katlanmak yerine yeni hedef üretmek daha kolay gelir. Fakat bu döngü, kişinin yıllar boyu “bekleme modunda” yaşamasına neden olabilir.

➤ Etkileri:

Hiçbir başarı tamamen tatmin etmez.
Yaşam sürekli “bir sonraki” aşamaya odaklıdır.
Anda kalabilme becerisi zayıflar.

➤ Çözümün başlangıcı:
Mutluluğu geleceğe kilitlemek yerine, küçük şimdi anlarını fark etmek. Çünkü gelecek geldiğinde o da bir "şimdi" olacak. Eğer “şimdi”yi değerli kılmayı öğrenmezsek, gelecek de aynı boşluğu taşır.

➤ Hepimizin hayatında “başkaları” vardır: aile, arkadaşlar, partner, toplum… Bir noktaya kadar bu normaldir. Ancak bazen...
09/01/2026

➤ Hepimizin hayatında “başkaları” vardır: aile, arkadaşlar, partner, toplum… Bir noktaya kadar bu normaldir. Ancak bazen kişi, kendi hayatını tamamen başkalarının isteklerine, beklentilerine ve değerlerine göre kurar. Bu, uzun vadede kendi kimliğini silen bir yaşam biçimi haline gelebilir.

➤ Nasıl başlar?
Genellikle çocuklukta sevgi, ilgi ve değer görmenin koşullu olduğu ortamlarda gelişir. “Onlar mutlu olursa ben değerliyim” inancı yerleşir.
Bu inanç yetişkinlikte, “önce onlar” tavrıyla devam eder. Kendi arzularını fark etmek ya da adına hareket etmek sanki bencillikmiş gibi gelir.

➤ Ne olur?

Kendi isteklerini ifade etmek zorlaşır.
İçsel tatmin azalır çünkü hayatın yönü başkasının arzusuna göre şekillenir.
Bir noktada kişi, “ben aslında ne istiyorum?” sorusuna cevap veremez hale gelir.

➤ Neden tehlikeli?
Başkasının beklentilerine göre yaşamak kısa vadede kabul görmeyi sağlar, fakat uzun vadede kimlik erozyonuna yol açar. Kişi kendi hayatının tanığı olmaktan çıkar; başrolü başkasına bırakır.

➤ Geri dönüş:
Kendi arzunu hatırlamak, çoğu zaman önce durmak ve sessizleşmekle başlar. Çünkü sürekli başkalarına hizmet eden bir yaşamda “ben kimim?” sorusunu duymak bile zor olur.
Arzunu hatırladığında, başkasını memnun etmeye yönelik eylemlerin çoğu yerini sağlıklı sınırlar ve karşılıklı ilişkilere bırakır.

➤ Her şey yolunda giderken, finalde kendi ayağına sıkmış gibi hissettin mi?Plan yaparsın, çalışırsın, fırsatlar önüne ge...
02/01/2026

➤ Her şey yolunda giderken, finalde kendi ayağına sıkmış gibi hissettin mi?
Plan yaparsın, çalışırsın, fırsatlar önüne gelir ama bir şekilde son adımı atmazsın, ya da öyle bir hata yaparsın ki bütün emek boşa gider. İşte bu, kendini sabotaj dediğimiz psikolojik mekanizmanın en görünür hâlidir.

➤ Kendini sabotaj, genellikle bilinçdışı korkulardan beslenir. Bu korkular bazen “yeterince iyi değilim” inancı, bazen de “eğer başarılı olursam sorumluluklarım artar” gibi düşüncelerdir. Kişi, istediği şeyin son aşamasına geldiğinde bu korku devreye girer ve bilinçsizce o hedefi “bozar”.

➤ Mekanizma nasıl çalışır?

Başarıya yaklaştığınızda kaygı yükselir.
Kaygı, beyin tarafından “tehlike” gibi algılanır.
Bu tehlikeyi ortadan kaldırmanın yolu, ilginç biçimde, başarıya ulaşmamaktır.
Böylece kontrol yeniden sağlanır ama tatmin duygusu ertelenir.

➤ Bu durum, kişiyi kısa vadede korur gibi görünse de uzun vadede özgüvenini ve hedeflerine olan inancını zayıflatır. Çünkü her başarısız girişim, “ben yapamıyorum” algısını pekiştirir.

➤ Çıkış yolu:
Öncelikle “neden” sorusunun cevabını bulmak gerekir. Kendi sabotajın neyi engelliyor, neyi koruyor?
Bazen mesele, hedefe ulaşmak değil; hedefe ulaşıldığında ortaya çıkacak yeni kimlikle yüzleşmektir.

➤ İnsan doğası sosyal onaya ihtiyaç duyar; bu, ait olma ve kabul görme duygusunu pekiştirir. Ancak onay arayışı kronikle...
30/12/2025

➤ İnsan doğası sosyal onaya ihtiyaç duyar; bu, ait olma ve kabul görme duygusunu pekiştirir. Ancak onay arayışı kronikleştiğinde, kişi kendi değerini yalnızca başkasının bakışında bulmaya başlar.

➤ Çocuklukta sevginin koşullu verildiği ortam, "değerim başkasının memnuniyetine bağlı" inancını yerleştirir. Böylece özdeğer, içsel bir pusuladan değil, diğerinin gözündeki ışıkla ölçülür.

➤ “Diğerinin bakışı”, öznenin kendini konumlandırdığı aynadır. Ancak bu ayna yalnızca başkalarının arzusu yansıtıldığında, kişi kendi arzusunu tanımaz hale gelir.
Başkasının onayı olmadan harekete geçememek, zamanla psikolojik bağımlılığa dönüşür.

➤ Sorun şu ki: Onay alınmadığında değersizlik hissi, utanç ve yetersizlik birleşir. Özgürleşme, değerini başkasının gözünden değil, kendi bakışından tanımak ile başlar.

26/12/2025

➤ Bazı insanlar hayatın her ayrıntısını kontrol altında tutmaya çalışır: yapılacak listeler, planlar, garantiler… Dışarıdan disiplin ya da düzen olarak görünen bu hâl, aslında çoğu zaman kaygının kamuflajıdır.

➤ Kaygı, belirsizlikten hoşlanmaz. Belirsizliğin yarattığı risk hissini azaltmak için zihin, kontrol mekanizmaları üretir. Plan yapmak, detaylara hâkim olmak, tüm ihtimalleri önceden düşünmek bu mekanizmanın bir parçasıdır.

➤ Kontrol, bilinçdışı korkuları yönetme çabasıdır. Lacan ise arzunun kaynağında daima bir eksiklik olduğunu söyler; kontrol ihtiyacı, bu eksikliği görünmez kılma girişimidir. Ancak eksiklik yapısaldır; ne kadar kontrol edilirse edilsin tamamen ortadan kalkmaz.

➤ Kontrol arttıkça özgürlük azalır. Çünkü kişi, hayatın doğal akışına uyum sağlamayı değil, onu sürekli sıkı tutmayı öğrenir. Bu da kaygının hiç bitmemesine yol açar.

23/12/2025

➤ Çoğu insan yorgun hissettiğinde basit bir çözüm olarak “dinlenmeyi” düşünür. Ama tükenmişlik — yani fiziksel, zihinsel ve duygusal enerjinin kronik olarak azalması — bazen bir hafta tatil ya da birkaç gün yataktan çıkmamakla geçmez.

➤ Tükenmişlik, yalnızca enerji kaybı değil; kişinin kendi anlam sisteminin aşınmasıdır. Başta motive eden şeyler (başarı, takdir, yaratıcılık) artık içerde etki yaratmaz. Bu yüzden dinlenme, yalnızca bedeni toparlar ama ruhun boşluğunu doldurmaz.

➤ Tekrar zorlantısı burada kendini "zorlamaya devam etme" şeklinde gösterir. İnsan, bitmiş enerjisiyle hâlâ eski üretim temposuna ulaşmaya çalışır. Lacan’ın jouissance kavramına göre ise kişi, acı verse bile tanıdık gelen bu zorlanma hâlinden kopamaz. Çünkü o yorgunluk bile kimliğinin bir parçası olmuştur.

➤ Neden dinlenme yetmez?
Çünkü tükenmişlik gerçek bir “anlam krizi”dir. İyileşme, yalnızca enerji toplamak değil; yaşam dinamiklerini yeniden kurmak, değerleri ve öncelikleri revize etmekle olur.

Bir yakınınızda BKB ya da başka zorlu bir psikiyatrik durum olduğunda, siz de ister istemez bu yolculuğun bir parçası ol...
04/11/2025

Bir yakınınızda BKB ya da başka zorlu bir psikiyatrik durum olduğunda, siz de ister istemez bu yolculuğun bir parçası olursunuz. Sınırsız destek vermek, krizlerde yanında olmak, onun iniş-çıkışlı duygularına ayak uydurmak… Bunlar bir süre sonra “kendinizi ikinci plana attığınız” bir noktaya gelebilir.

📌 Hasta yakını olmanın duygusal yükü:

Fazlasıyla yorulmak, tükenmek
Sürekli diken üstünde hissetmek, her an kriz çıkacakmış gibi beklemek
Öfke, kırgınlık, suçluluk duygularının karışması
Kendi hayatını ertelemek ya da askıya almak

🤝 Kendini korumanın yolları:

Sınır koymak: Destek vermek, kendi ruh sağlığını riske atmak anlamına gelmez.
Kendi zamanını yaratmak: Kendi arkadaşlarınla, hobilerinle, yalnız kalacak anlarla ruhunu dinlendirmek.
Destek almak: Aile terapisine katılmak, destek gruplarına dahil olmak, bireysel terapi almak.
Sevgi – sınır dengesini kurmak: Karşındakine sevgi verirken kendi kırmızı çizgilerinden vazgeçmemek.

💬 Başkasına iyi gelebilmek için önce kendi oksijen maskeni takmalısın. Kendine iyi bakmazsan, uzun vadede verdiğin destek hem seni hem de karşındakini yıpratır.

28/10/2025

Kişilik bozukluğu, kişinin düşünme, hissetme ve davranma biçiminin toplumun geneline göre farklı bir yolda sabitlenmesidir.
Burada “farklı” olmak kötü ya da anormal olmak anlamına gelmez; sorun, bu farklılığın kişinin iş, sosyal ve özel yaşamındaki işlevselliğini bozmasıdır.

Toplumda sık yapılan hata; kişilik bozukluğu olan kişiyi tamamen “etiketlemek” ya da dışlamak. Oysa ki kişilik bozukluğu olan insanlar çoğu zaman bu şekilde olmak istememiştir. Erken yaşta yaşanan olumsuz deneyimler, travmalar ve öğrenilmiş tepkiler bu yapıyı şekillendirir.

🎯Mesela borderline eğilimli biri, ilişkilerde çok yoğun bağ kurar ama bir anda “artık seni istemiyorum” diyebilir. Narsisistik yapıda biri, eleştiriye dayanamaz. Antisosyal yapıda biri, başkalarının haklarını hiçe sayar. Her birini anlamak, onaylamak değil, doğru çerçevede yaklaşabilmek için gereklidir.

📌 Anlamak neden önemli?

Damgalama yerine iletişim köprüsü kurar.
Kişiyi değiştirmekten çok, onunla sağlıklı şekilde etkileşim öğrenilir.
Tedaviye yönlendirme şansı artar.

🤝Kişilik bozuklukları “karakter zayıflığı” değil, psikolojik bir durumdur.
Terapi süreci uzun solukludur, sabır gerektirir.
Amaç kişiliği tamamen değiştirmek değil, daha işlevsel ve sağlıklı davranış kalıpları kazandırmaktır.

Antisosyal kişilik bozukluğu (ASKB), çoğu insanın kafasında sadece “suçlular” ya da “kavgacı” kişiler ile eşleşir. Oysa ...
23/10/2025

Antisosyal kişilik bozukluğu (ASKB), çoğu insanın kafasında sadece “suçlular” ya da “kavgacı” kişiler ile eşleşir. Oysa bu bozukluğu anlamak için yüzeyin altına bakmak gerekir. ASKB, kişinin başkalarının haklarını sistematik olarak ihlal etmesi, kuralları önemsememesi ve empati eksikliği ile tanınır. Ancak bu davranış biçimi bir günde ortaya çıkmaz.

Çocukluk dönemine döndüğümüzde, çoğu ASKB vakasında zorlayıcı bir geçmiş görürüz.

Sürekli şiddet veya sert disiplin
İhmal edilmişlik hissi
Tutarsız ebeveyn davranışları
Sevgi ve güvenin istikrarlı şekilde verilmemesi
Bu kişiler, hayata “güçlü olan kazanır” filtresinden bakmaya başlar. Empati geliştirmek yerine hayatta kalma stratejileri olarak yalan söyleme, manipülasyon, tehdit ve öfke patlamaları öğrenirler.

📌 Günlük hayatta bu kişiler…

Küçük tartışmalarda bile karşı tarafı incitmekten çekinmez.
Kuralları, “beni bağlamaz” gözüyle görür.
Kendi ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarını kullanabilir.
Sonrasında pişmanlık duymamalarıyla dikkat çeker.
Öfke, onlar için duygusal bir patlama değil, çoğu zaman bir “silah”tır. Karşı tarafı sindirmek, kontrolü ele almak için kullanılır.

🎯Antisosyal kişilik yapısında değişim zordur, çünkü kişi genellikle “bende sorun yok” der. Ancak sınırların net belirlendiği, öfke kontrolüne odaklanılan, dürtü yönetimi çalışılan terapiler (özellikle grup terapileri) ile bazı davranış kalıpları azaltılabilir. Yönetim, işbirliği olmadan ve motivasyon olmadan neredeyse imkânsızdır.

Borderline Kişilik Bozukluğu’nu (BKB) anlamak, bir fırtınayı anlamaya benzer. Bazen gökyüzü bir anda kararır, yağmur hız...
21/10/2025

Borderline Kişilik Bozukluğu’nu (BKB) anlamak, bir fırtınayı anlamaya benzer. Bazen gökyüzü bir anda kararır, yağmur hızla başlar ama birkaç dakika sonra güneş açar. Bu bozukluğa sahip birinin duygu dünyası da böyledir: Yoğun, değişken ve tahmin edilmesi zor.

BKB yaşayanlar için en güçlü korku, terk edilme korkusudur.
Partneri ya da yakını iki saat geç haber verse “Beni artık istemiyor mu?”, bir mesajına hemen yanıt gelmese “Kesin benden uzaklaşıyor” diye düşünebilir.
Ve bu korku öyle yakıcıdır ki, bazen bağırma, sitem etme ya da iletişimi tamamen koparma gibi sert tepkilere dönüşür.

📌 Borderline’ın tipik özellikleri:

İlişkiler merdiven gibi değildir, daha çok bir uçurumun kenarıdır. Bir anda zirveden düşüş olabilir.
Karşısındaki insana bir gün “Sen hayatımdaki en iyi şeysin” derken, ertesi gün “Senden nefret ediyorum” noktasına gelebilir.
Kendi kimliği bile parçalıdır. Bazen çok sosyaldir, bazen herkesten uzak durur.
Duygularını regüle etmekte (dengeye oturtmakta) zorlanır.

🎯 Neden olur?
Kesin bir neden yok ama çocuklukta güvensiz bağlanma, ihmal, istismar, travmalar veya ebeveynlerle düzensiz ilişkiler etkili olabilir. Bir çocuğun duygularına karşı tutarlı destek verilmediğinde, yetişkinlikte de duygulara güvenmek zorlaşır.

🌊 Borderline yaşayan kişiler sandığımızdan daha güçlüdür. Diyalektik Davranış Terapisi (DBT) gibi yöntemlerle duygularını fark edip, örüntülerini yönetmeyi öğrenebilirler. Önemli olan, bu sürecin sabır ve anlayış gerektirdiğini bilmek.

16/10/2025

BKB günlük hayatı her açıdan etkiler.
Bir sabah harika uyanıp sporunu yapar, arkadaşına kahvaltı sözü verir. Öğlene doğru küçük bir eleştiri duyar – belki patronu “Bu raporda küçük bir hata var” demiştir. Günün geri kalanı koca bir kar topunun yokuş aşağı yuvarlanması gibi olur; sinir, hayal kırıklığı, küskünlük…

📍 Çalışma hayatında:

Eleştiriye aşırı hassasiyet yüzünden iş ilişkileri zorlaşabilir.
Bir gün yoğun motivasyon, ertesi gün işe gitmeme isteği olabilir.
Duygularındaki dalgalanmalar performansı doğrudan etkileyebilir.

📍 Sosyal ilişkilerde:

Arkadaş buluşmaları iptal edilebilir ya da bir anda herkesle program yapma isteği gelebilir.
Ufak bir yanlış anlaşılma, karşı taraftan tamamen uzaklaşmak için yeterli olabilir.
“Beni istemiyorlar” düşüncesi tetiklenirse, iletişim koparılabilir.

📍 Romantik ilişkilerde:

Partnerine karşı çok yoğun ve tutkulu duygular beslerken, aynı kişiyi hızlı bir şekilde idealin altına düşürüp öfke besleyebilir.
Yakınlık hissi güzelken, terk edilme korkusu her an baskıda olabilir.

⏳Günlük hayatın bu kadar dalgalanması, hem kişiler hem çevreleri için yorucu olabilir. Ama farkındalık eğitimleri ve “duygu günlüğü tutma” gibi basit araçlar, bu iniş çıkışları fark etme ve yavaşlatma imkânı sağlar.

🎭 Histrionik kişilik bozukluğu denince aklınıza sadece “dikkat çekmek isteyen” biri gelmesin.💋 Bu kişilerin ihtiyacı asl...
18/09/2025

🎭 Histrionik kişilik bozukluğu denince aklınıza sadece “dikkat çekmek isteyen” biri gelmesin.
💋 Bu kişilerin ihtiyacı aslında görülmek, sevilmek ve onaylanmak... ama yolları biraz farklı.
🧠 DSM-5’e göre histrionik bireyler; aşırı duygusallık, ilgi odağı olma isteği ve yüzeysel ilişkilerle tanımlanır.
👠 Dramatik anlatım tarzı, abartılı mimikler, ani duygu geçişleri bu bozukluğun tipik özelliklerindendir.
👶 Nesne İlişkileri Kuramı’na göre, bu kişilerin çocuklukta “görünür olabilmek” için gösterdikleri çaba, yetişkinlikte davranışa dönüşür.
💔 Gerçek bağ kurmakta zorlanırlar çünkü derinlerde reddedilme korkusu yatar.
🎬 Sosyal ortamlarda parlayan ama yalnız kaldığında içsel boşluk yaşayan bireylerdir.
🛋️ Psikoterapi, bu kişilerin “kendi benliklerini” keşfetmelerine yardımcı olabilir.
🧭 “Görülme” ihtiyacının yerine “kendini tanıma” motivasyonu geldiğinde duygusal fırtınalar da yavaş yavaş diner.
🌈 Tüm davranışların bir nedeni olduğunu hatırlamak, yargılamadan anlamaya çalışmak en büyük iyileştirici güçtür.

Address

Remzi Oğuz Arık Mh. Tunus Caddesi No: 83/4
Ankara
06680

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category