Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi

  • Home
  • Turkey
  • Ankara
  • Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi

Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi Psikolog

Evet, sosyal yorgunluk tamamen gerçektir.Hatta nörobilim, sosyal ortamlarda uzun süre bulunmanın sinir sistemini fizikse...
20/04/2026

Evet, sosyal yorgunluk tamamen gerçektir.
Hatta nörobilim, sosyal ortamlarda uzun süre bulunmanın sinir sistemini fiziksel yorgunluk kadar tükettiğini gösteriyor.

📌 Neden sosyal yorgunluk oluşur?

1️⃣ Sürekli uyaran yükü
Gürültü, konuşmalar, göz teması, beden dili…
Beyin tüm bunları aynı anda işlemeye çalışır.

2️⃣ Duygusal yük
Başkalarının duygusuna empati kurmak, kendi duygunu düzenlemek, sosyal maskeler…
Hepsi enerji tüketir.

3️⃣ Sosyal dikkat
“Nasıl görünüyorum?”,
“Yeterince iyi miyim?”,
“Doğru şeyleri söylüyor muyum?” gibi otomatik düşünceler sinir sistemini yorabilir.

4️⃣ Sürekli tetikte kalma
Kalabalık ortamlarda beyin tehdit taramasını artırır → amigdala daha aktif çalışır.

5️⃣ Kişilik faktörleri
İçe dönük bireyler sosyal ortamdan daha hızlı yorulabilir;
dışa dönük bireylerde bile yoğun sosyal temas sonrası tükenme görülebilir.

📌 Belirtileri
• Zihinsel bulanıklık
• Sessizlik ihtiyacı
• Baş ve çene ağrısı
• Enerji düşüklüğü
• Sosyalleşmek istememe

Sosyal yorgunluk bir “hassasiyet” değil, sinir sisteminin kapasitesinin dolduğunun sinyalidir.
Ara vermek, yalnız kalmak, düzenleme yapmak tamamen normaldir.

İş hayatında “hayır” diyememek en sık gözden kaçan tükenmişlik nedenlerinden biridir.Çünkü hayır diyemeyen kişi —fark et...
13/04/2026

İş hayatında “hayır” diyememek en sık gözden kaçan tükenmişlik nedenlerinden biridir.
Çünkü hayır diyemeyen kişi —fark etmeden— kendi kapasitesini aşan yükleri taşımaya başlar.

📌 1. Sınır koyamamak kronik stres yaratır
Sürekli ek görev almak → zaman baskısı → uyku bozukluğu → hata yapma korkusu.

📌 2. Değer algısı dışarıya bağımlı hâle gelir
“Beni severler, onaylarlar, takdir ederler” düşüncesi →
kişiyi gerçek performansından uzaklaştırır.

📌 3. Sessiz tükenmişlik başlar
İşler yetişir ama kişi tükenir.
İçerideki yorgunluk kimse tarafından fark edilmez — hatta bazen kişi bile fark etmez.

📌 4. Rol belirsizliği oluşur
Her şeyi yapmayı kabul eden kişinin görevinin sınırları kaybolur.
Bu durum yönetici–çalışan iletişimini de bozar.

📌 5. Psikolojik esenlik azalır
Kaygı, değersizlik hissi, öfke patlamaları, motivasyon düşüklüğü…

“Hayır” demek, kariyeri tehdit eden bir davranış değil; kariyeri koruyan bir öz‑saygı becerisidir.

Samimiyet, yakınlık kurmanın temelidir;ama kontrolsüz samimiyet, kişisel sınırların ihlal edilmesine yol açabilir.Bu yüz...
10/04/2026

Samimiyet, yakınlık kurmanın temelidir;
ama kontrolsüz samimiyet, kişisel sınırların ihlal edilmesine yol açabilir.
Bu yüzden “kime, ne kadar, ne zaman açılmalıyım?” sorusu çok kıymetlidir.

📌 1. Samimiyet güven ister
Güven oluşmadan fazla açılmak → kırılganlığı korumasız bırakır.

📌 2. Sınırlar, ilişkiyi korur
Sınır = “Ben buradayım, burası benim alanım.”
Sınırlar olmadan kurulan yakınlık, kişinin benliğini zayıflatır.

📌 3. Fazla paylaşmak, gerçek bağlantı kurmak değildir
Bazen insanlar samimiyeti hızlandırmak için çok paylaşır.
Bu, gerçek bağ kurmaz; çoğu zaman yalnızca savunmasızlık yaratır.

📌 4. Sınır ihlalinin erken işaretleri:
• Konuşmalar sonrası yorgun hissetmek
• “Keşke bunu anlatmasaydım” düşüncesi
• Karşındaki kişinin tepkisinin seni germesi
• Paylaşımın karşılıklılık taşımaması

📌 5. Sağlıklı samimiyet, denge ister
• Ne sadece yüzeysel,
• Ne de kontrolsüz dökülme…
Gerçek yakınlık, karşılıklı güven + saygı + ritim ile olur.

Sınır koymak samimiyeti azaltmaz; samimiyeti güvenli hâle getirir.

Tartışma sırasında çoğu kişi “Beni anlamıyor!”, “Neden böyle tepki verdim?” diye düşünür.Aslında olan şey, tartışma anın...
06/04/2026

Tartışma sırasında çoğu kişi “Beni anlamıyor!”, “Neden böyle tepki verdim?” diye düşünür.
Aslında olan şey, tartışma anında beynin farklı modlara geçmesidir.

📌 1. Tehdit algısı devreye girer
Partnerle çatışma, beyin için sosyal bir tehdit sinyalidir.
Amigdala aktive olur → savunma başlar.

📌 2. Savunma modunda mantık kapanır
Prefrontal korteks (mantık, analiz, empati) geri çekilir.
Bu yüzden tartışırken:
• Söz kesme
• Ses yükseltme
• Alınganlık
• “Beni dinlemiyorsun” hissi
çok sık görülür.

📌 3. Beden savaş/kaç moduna girer
Kalp hızlanır, nefes değişir, kaslar gerilir.
Tartışma anında hissettiğiniz “gerginlik” aslında biyolojiktir.

📌 4. Eski duygular tetiklenir
Zihin sadece bugünkü olaya değil, geçmişteki benzer duygulara da tepki verir.
Bu nedenle “abartı” tepkiler aslında geçmişteki yaraların yansıması olabilir.

📌 5. Çözüm tartışma sırasında değil, sinir sistemi sakinleşince gelir
Sakinleşmeden sorun çözmeye çalışmak;
arızalı bir internetle canlı yayın yapmak gibidir.

Tartışma bir ilişki kusuru değil, beynin duygusal savunma mekanizmasının doğal bir çıktısıdır.
Doğru zaman + doğru dil → çözümü getirir.

03/04/2026

Bir ilişkide uyum göstermek sağlıklıdır; bağ kurmayı, ortak bir ritim oluşturmayı ve güveni destekler.
Fakat “uyum” ile “kendini feda etmek” aynı şey değildir — ve çoğu kişi bu çizgiyi fark etmeden aşar.

📌 Uyum nedir?
• Karşılıklı ver‑al dengesidir.
• İki kişinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurur.
• Esneklik vardır ama özsaygı kaybı yoktur.
• Fedakârlık karşılıklıdır.

📌 Kendini feda etmek nedir?
• Kendi ihtiyaçlarını, duygularını ve sınırlarını sürekli geri plana atmak
• “O üzülmesin” diye kendini yok saymak
• Hayır diyememek
• Karşı tarafı memnun etmek için kendini tüketmek
• Sessiz kırgınlık biriktirmek

📌 Fark nerede başlar?
Uyum → iki tarafı da güçlendirir.
Kendini feda → sadece bir tarafı ayakta tutar, diğer tarafı yorar.

Uyumda kişi kendi benliğini korur.
Kendini fedada kişi kendi benliğini kaybetmeye başlar.

İlişkide sağlıklı olan şey “bir olmak” değil; iki ayrı bireyin birbirini seçmesidir.

30/03/2026

Sosyal medya, hepimizin en “parlak hâllerini” gösterdiği bir alan…
Bu yüzden dijital kıyaslama, gerçek hayatı değil; düzenlenmiş bir vitrini referans alır.

📌 Peki neden bu kadar etkileniyoruz?
1️⃣ Beyin sürekli karşılaştırma yapar
İnsan zihni sosyal bir yapıdır ve kendini konumlandırmak için otomatik olarak karşılaştırır.
Algoritma da sürekli “daha iyiyi” gösterdiği için benlik algısı kolayca aşınır.

2️⃣ Gördüğümüz şey hikâyenin tamamı değildir
Mutluluk, başarı, aşk, zenginlik… Bunlar sadece 3 saniyelik bir kare.
Zihin bu kareyi “gerçek” sanır.

3️⃣ Dışarıdaki idealle içimizdeki eksikliği karşılaştırırız
Kendi hayatımızın doğal iniş çıkışlarını, başkalarının seçilmiş anlarıyla kıyaslarız.
Sonuç: “Ben yeterince iyi değilim.” hissi.

4️⃣ Limbik sistem tetiklenir
Gün boyu dopamin veren görseller → “Neden benim hayatım böyle değil?” sorusu → öz değer azalması.

5️⃣ Başarı, ilişki ve beden algısı bozulur
Zihin sürekli “Daha iyi olmalıyım” baskısıyla yorulur.

Dijital kıyaslama gerçekliği çarpıtır;
çünkü görünen şey hayat değil, hayatın kurgulanmış versiyonudur.
Benlik algısını koruyan şey ise:
gerçek ihtiyaçlar, gerçek duygular ve gerçek bağlardır.

➤ Bazı insanlar için mutluluk, hiç içinde bulunulan anda yaşanmaz; hep “bir gün” gelir. O gün, hedef gerçekleştiğinde, p...
16/01/2026

➤ Bazı insanlar için mutluluk, hiç içinde bulunulan anda yaşanmaz; hep “bir gün” gelir. O gün, hedef gerçekleştiğinde, para kazanıldığında, ev alındığında, ilişki kurulduğunda…

➤ Beyin, “gelecekteki tatmin”e odaklandığında dopamin sistemini aktif hale getirir. Hedefe yaklaşırken dopamin artar, ancak hedefe ulaşıldığında bu artış düşer. Sonuç? O an beklenenden daha kısa sürer ve kişi yeni bir hedef arar.
Bu yüzden mutluluk sürekli ertelenir.

➤ Kişi, mevcut anı deneyimlemenin yerine gelecekteki olasılıklara tutunur. Mevcut anda eksiklik hissetmek rahatsız edicidir; buna katlanmak yerine yeni hedef üretmek daha kolay gelir. Fakat bu döngü, kişinin yıllar boyu “bekleme modunda” yaşamasına neden olabilir.

➤ Etkileri:

Hiçbir başarı tamamen tatmin etmez.
Yaşam sürekli “bir sonraki” aşamaya odaklıdır.
Anda kalabilme becerisi zayıflar.

➤ Çözümün başlangıcı:
Mutluluğu geleceğe kilitlemek yerine, küçük şimdi anlarını fark etmek. Çünkü gelecek geldiğinde o da bir "şimdi" olacak. Eğer “şimdi”yi değerli kılmayı öğrenmezsek, gelecek de aynı boşluğu taşır.

➤ Hepimizin hayatında “başkaları” vardır: aile, arkadaşlar, partner, toplum… Bir noktaya kadar bu normaldir. Ancak bazen...
09/01/2026

➤ Hepimizin hayatında “başkaları” vardır: aile, arkadaşlar, partner, toplum… Bir noktaya kadar bu normaldir. Ancak bazen kişi, kendi hayatını tamamen başkalarının isteklerine, beklentilerine ve değerlerine göre kurar. Bu, uzun vadede kendi kimliğini silen bir yaşam biçimi haline gelebilir.

➤ Nasıl başlar?
Genellikle çocuklukta sevgi, ilgi ve değer görmenin koşullu olduğu ortamlarda gelişir. “Onlar mutlu olursa ben değerliyim” inancı yerleşir.
Bu inanç yetişkinlikte, “önce onlar” tavrıyla devam eder. Kendi arzularını fark etmek ya da adına hareket etmek sanki bencillikmiş gibi gelir.

➤ Ne olur?

Kendi isteklerini ifade etmek zorlaşır.
İçsel tatmin azalır çünkü hayatın yönü başkasının arzusuna göre şekillenir.
Bir noktada kişi, “ben aslında ne istiyorum?” sorusuna cevap veremez hale gelir.

➤ Neden tehlikeli?
Başkasının beklentilerine göre yaşamak kısa vadede kabul görmeyi sağlar, fakat uzun vadede kimlik erozyonuna yol açar. Kişi kendi hayatının tanığı olmaktan çıkar; başrolü başkasına bırakır.

➤ Geri dönüş:
Kendi arzunu hatırlamak, çoğu zaman önce durmak ve sessizleşmekle başlar. Çünkü sürekli başkalarına hizmet eden bir yaşamda “ben kimim?” sorusunu duymak bile zor olur.
Arzunu hatırladığında, başkasını memnun etmeye yönelik eylemlerin çoğu yerini sağlıklı sınırlar ve karşılıklı ilişkilere bırakır.

➤ Her şey yolunda giderken, finalde kendi ayağına sıkmış gibi hissettin mi?Plan yaparsın, çalışırsın, fırsatlar önüne ge...
02/01/2026

➤ Her şey yolunda giderken, finalde kendi ayağına sıkmış gibi hissettin mi?
Plan yaparsın, çalışırsın, fırsatlar önüne gelir ama bir şekilde son adımı atmazsın, ya da öyle bir hata yaparsın ki bütün emek boşa gider. İşte bu, kendini sabotaj dediğimiz psikolojik mekanizmanın en görünür hâlidir.

➤ Kendini sabotaj, genellikle bilinçdışı korkulardan beslenir. Bu korkular bazen “yeterince iyi değilim” inancı, bazen de “eğer başarılı olursam sorumluluklarım artar” gibi düşüncelerdir. Kişi, istediği şeyin son aşamasına geldiğinde bu korku devreye girer ve bilinçsizce o hedefi “bozar”.

➤ Mekanizma nasıl çalışır?

Başarıya yaklaştığınızda kaygı yükselir.
Kaygı, beyin tarafından “tehlike” gibi algılanır.
Bu tehlikeyi ortadan kaldırmanın yolu, ilginç biçimde, başarıya ulaşmamaktır.
Böylece kontrol yeniden sağlanır ama tatmin duygusu ertelenir.

➤ Bu durum, kişiyi kısa vadede korur gibi görünse de uzun vadede özgüvenini ve hedeflerine olan inancını zayıflatır. Çünkü her başarısız girişim, “ben yapamıyorum” algısını pekiştirir.

➤ Çıkış yolu:
Öncelikle “neden” sorusunun cevabını bulmak gerekir. Kendi sabotajın neyi engelliyor, neyi koruyor?
Bazen mesele, hedefe ulaşmak değil; hedefe ulaşıldığında ortaya çıkacak yeni kimlikle yüzleşmektir.

➤ İnsan doğası sosyal onaya ihtiyaç duyar; bu, ait olma ve kabul görme duygusunu pekiştirir. Ancak onay arayışı kronikle...
30/12/2025

➤ İnsan doğası sosyal onaya ihtiyaç duyar; bu, ait olma ve kabul görme duygusunu pekiştirir. Ancak onay arayışı kronikleştiğinde, kişi kendi değerini yalnızca başkasının bakışında bulmaya başlar.

➤ Çocuklukta sevginin koşullu verildiği ortam, "değerim başkasının memnuniyetine bağlı" inancını yerleştirir. Böylece özdeğer, içsel bir pusuladan değil, diğerinin gözündeki ışıkla ölçülür.

➤ “Diğerinin bakışı”, öznenin kendini konumlandırdığı aynadır. Ancak bu ayna yalnızca başkalarının arzusu yansıtıldığında, kişi kendi arzusunu tanımaz hale gelir.
Başkasının onayı olmadan harekete geçememek, zamanla psikolojik bağımlılığa dönüşür.

➤ Sorun şu ki: Onay alınmadığında değersizlik hissi, utanç ve yetersizlik birleşir. Özgürleşme, değerini başkasının gözünden değil, kendi bakışından tanımak ile başlar.

26/12/2025

➤ Bazı insanlar hayatın her ayrıntısını kontrol altında tutmaya çalışır: yapılacak listeler, planlar, garantiler… Dışarıdan disiplin ya da düzen olarak görünen bu hâl, aslında çoğu zaman kaygının kamuflajıdır.

➤ Kaygı, belirsizlikten hoşlanmaz. Belirsizliğin yarattığı risk hissini azaltmak için zihin, kontrol mekanizmaları üretir. Plan yapmak, detaylara hâkim olmak, tüm ihtimalleri önceden düşünmek bu mekanizmanın bir parçasıdır.

➤ Kontrol, bilinçdışı korkuları yönetme çabasıdır. Lacan ise arzunun kaynağında daima bir eksiklik olduğunu söyler; kontrol ihtiyacı, bu eksikliği görünmez kılma girişimidir. Ancak eksiklik yapısaldır; ne kadar kontrol edilirse edilsin tamamen ortadan kalkmaz.

➤ Kontrol arttıkça özgürlük azalır. Çünkü kişi, hayatın doğal akışına uyum sağlamayı değil, onu sürekli sıkı tutmayı öğrenir. Bu da kaygının hiç bitmemesine yol açar.

23/12/2025

➤ Çoğu insan yorgun hissettiğinde basit bir çözüm olarak “dinlenmeyi” düşünür. Ama tükenmişlik — yani fiziksel, zihinsel ve duygusal enerjinin kronik olarak azalması — bazen bir hafta tatil ya da birkaç gün yataktan çıkmamakla geçmez.

➤ Tükenmişlik, yalnızca enerji kaybı değil; kişinin kendi anlam sisteminin aşınmasıdır. Başta motive eden şeyler (başarı, takdir, yaratıcılık) artık içerde etki yaratmaz. Bu yüzden dinlenme, yalnızca bedeni toparlar ama ruhun boşluğunu doldurmaz.

➤ Tekrar zorlantısı burada kendini "zorlamaya devam etme" şeklinde gösterir. İnsan, bitmiş enerjisiyle hâlâ eski üretim temposuna ulaşmaya çalışır. Lacan’ın jouissance kavramına göre ise kişi, acı verse bile tanıdık gelen bu zorlanma hâlinden kopamaz. Çünkü o yorgunluk bile kimliğinin bir parçası olmuştur.

➤ Neden dinlenme yetmez?
Çünkü tükenmişlik gerçek bir “anlam krizi”dir. İyileşme, yalnızca enerji toplamak değil; yaşam dinamiklerini yeniden kurmak, değerleri ve öncelikleri revize etmekle olur.

Address

Remzi Oğuz Arık Mh. Tunus Caddesi No: 83/4
Ankara
06680

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Seda Didem Erken-Yankı Psikolojik Danışma Merkezi:

Share

Category