26/01/2026
“İnciten Aynalar” Ne Demektir?
Tasavvuf düşüncesinde dünya ve içindeki her şey (olaylar, insanlar, zorluklar) birer aynadır.
• İnsanlar birer aynadır: Karşımızdaki insanın bizi irite eden, kızdıran veya inciten bir yönü, aslında bizim kendi içimizde barındırdığımız ama henüz yüzleşmediğimiz bir eksikliğin veya bastırılmış bir duygunun yansıması olabilir.
• Olaylar birer aynadır: Başımıza gelen “kötü” veya “zor” olaylar, egomuzun (nefsimizin) konfor alanını sarstığı için bizi incitir.
•
Kemalata (Olgunluğa) Giden Yol Acıdan Geçer
İbn-i Arabi, olgunlaşmanın (kemale ermenin) sadece huzurlu ve konforlu anlarda gerçekleşmeyeceğini savunur.
• Altının saflaşması için ateşe girmesi, toprağın verimli olması için deşilmesi gerekir.
• İnsan da ancak incindiği yerden kırılır ve o kırıklar arasından içeriye ışık (bilgelik) girer. Bizi inciten kişi veya olay, aslında nefsimizin ham taraflarını törpüleyen birer araçtır.
•
Hak’kın Muradı: Dönüşüm
“Hak, kulunu kemale erdirmek istediğinde...” ifadesi, yaşanılan acıların tesadüf değil, bir terbiye süreci olduğunu vurgular.
• Eğer her şey istediğimiz gibi gitseydi, kibrimizden ve hatalarımızdan asla arınamazdık.
• Bizi inciten o “ayna” (o zor insan ya da o ağır imtihan), bize sabrı, hoşgörüyü, affetmeyi veya en önemlisi kendi acizliğimizi öğretir.
•
Özetle: İbn-i Arabi der ki; seni inciten o kişi aslında sana seni gösteren bir aynadır. O aynaya kızıp kırmak yerine, aynada gördüğün o “yaralı ve eksik” tarafını iyileştirmeye odaklanırsan kemale erersin.