Uzm.psk.zehrademirhan

Uzm.psk.zehrademirhan Uzm. Kl. Psk. Zehra Demirhan
✨Bireysel Terapi
✨Moxo Dikkat Testi
✨Çift ve Aile Terapisi
✨Attentioner

Ergenlik, çocuğunuzun sizden uzaklaşmaya çalıştığı dönem değildir.Kendi kimliğini bulmaya çalıştığı bir dönemdir.Bu süre...
07/05/2026

Ergenlik, çocuğunuzun sizden uzaklaşmaya çalıştığı dönem değildir.
Kendi kimliğini bulmaya çalıştığı bir dönemdir.
Bu süreçte ebeveyn olarak kurduğunuz köprü, onun dünyasını anlamanın en etkili yoludur.

Ergenle köprü kurmanın temeli yargılamadan dinlemekten geçer.

Ne işe yarar?
• Çocuk kendini güvende hisseder.
• Hata yaptığında bile size gelebileceğini bilir.
• Size anlatmadığı şeyleri artık paylaşır.
• Evde çatışma yerine işbirliği artar.

Nasıl yapılır?
✔ Dinlerken düzeltmeye çalışmayın.
Bazen sadece anlatmak ister.

✔ Eleştirmeden merak edin.
“Bunu neden yaptın?” yerine
“Bu senin için nasıl bir andı?” diye sorun.

✔ Küçümsemeyin.
Ergen için küçük görünen olaylar bile büyük duygular taşır.

✔ Onu korurken boğmayın.
Güven verirken alan bırakın.

✔ Duygularına isim koymasına yardım edin.
Kendi duygusunu anlayan genç davranışını da yönetir.

Ebeveyn–ergen köprüsü sevgiyle değil, anlayışla ve tanıma arzusu ile kurulur.

04/05/2026

Güçlü görünme çabası dışarıdan hayranlık uyandırabilir.
Ama içeride çoğu zaman derin bir yorgunluk ve kırılganlık birikir.
Duygularını bastırmak seni sağlam gösterir ama iç dünyanı yıpratır.

Bastırılan her duygu bedenine ve zihnine sessizce işaret bırakır.
Kızgınlığını içine attığında kırgınlık olur.
Üzüntünü sakladığında yalnızlık büyür.
Korkunu gizlediğinde kaygı hâkim olur.

Duygular bastırıldığında kaybolmaz; daha sonra patlamaya hazır bir yük hâline gelir.

Gerçek güç, duygusuz görünmek değil; duygunla dürüstçe yüzleşebilme cesaretidir.
Kırılabileceğini kabul eden kişi, duvar örmeden de güçlü olabilir.

“Hayır” demek yalnızca bir kelime değildir.Kendine verdiğin değerin, sınırlarının ve ihtiyaçlarının dışa yansımasıdır.Sü...
30/04/2026

“Hayır” demek yalnızca bir kelime değildir.
Kendine verdiğin değerin, sınırlarının ve ihtiyaçlarının dışa yansımasıdır.
Sürekli “evet” demek, çoğu zaman uyumlu olmak için değil, kaybetmemek için seçilen bir yoldur.

Ama uzun vadede bunun bedeli ağırdır.

Neden?
Çünkü her “evet” dediğinde aslında kendinden bir parçayı eksiltirsin.
Kendi ihtiyaçların geri planda kalır, önceliklerin silikleşir.
Başkalarının memnuniyetini korurken kendi iç sesini susturursun.

Zamanla:
• Kırgınlık birikir,
• Enerjin düşer,
• Değer algın zedelenir,
• Özgüvenin içten içe erir.

Özgüven, başkalarını memnun ederek değil, kendine sadık kalarak güçlenir.
Bazen bir “hayır”, uzun vadede kendine verdiğin en büyük “evet”tir.

23/04/2026

Hayat bazen seni hızlanmaya zorlar.
Daha hızlı düşünmeni, daha hızlı karar vermeni, daha hızlı yetişmeni ister.

Ama kaplumbağa bize başka bir şey öğretir:
Yavaş olmak, geri kalmak değildir.

Kaplumbağa, tehlike hissettiğinde kabuğuna çekilir.
Bu bir kaçış değil, bir kendini koruma becerisidir.

İnsan da böyledir.
Bazen içe dönmek, durmak, düşünmek gerekir.
Her an güçlü görünmek zorunda değilsin.
Bazen yavaşlamak, aslında kendinle temas kurmaktır.

Kaplumbağa acele etmez.
Ama istikrarlıdır.
Yolunu bilir ve devam eder.

Sen de hayatında her şeyi hızla çözmek zorunda değilsin.
Kendi hızın, kendi ritmin var.

Unutma:
Yavaş ilerlemek, sağlam ilerlemektir.

Uzman Klinik Psikolog Zehra Demirhan

Bir kişinin duygularını ifade etmemesi, “duygusuzluk” ya da “sevgisizlik” anlamına gelmez.Genellikle daha derin psikoloj...
23/04/2026

Bir kişinin duygularını ifade etmemesi, “duygusuzluk” ya da “sevgisizlik” anlamına gelmez.
Genellikle daha derin psikolojik sebeplere dayanır:

🔹 Duygusal yetiştirilme tarzı
“Duygular konuşulmaz”, “Ağlamak zayıflıktır” gibi mesajlarla büyüyen kişiler ifade etmekte zorlanır.

🔹 Kaçıngan bağlanma
Duygusal yakınlık = tehdit gibi hissedilir.

🔹 Zedelenmiş güven
Daha önce duygularını açtığında yanlış anlaşılmış ya da incinmiş olabilir.

🔹 Duygu kelime dağarcığının zayıf olması
Bazı insanlar “öfkeli, kırgın, kaygılı, utanmış” gibi duyguları tanımlayamaz; sadece davranışla ifade eder.

🔹 Kontrol ihtiyacı
Duygu ifade etmek, kontrolü kaybetme korkusu yaratır.

🔹 İlişkide konfor alanını koruma isteği
Partner, duygularını açınca ilişkinin yönünün değişeceğinden korkabilir.

Partner duygusunu ifade etmiyorsa sorun sevgide değil, duyguyu işleme becerisinde olabilir.
Doğru iletişimle bu alan sağlıklı şekilde açılabilir.

Sürekli kavga eden çiftlerde sorun çok nadiren “konu”dur;genellikle çatışmanın altında duygusal ihtiyaçların karşılanmam...
17/04/2026

Sürekli kavga eden çiftlerde sorun çok nadiren “konu”dur;
genellikle çatışmanın altında duygusal ihtiyaçların karşılanmaması ve iletişim kalıplarının bozulması yatar.

Ortak hatalar şunlardır:

1️⃣ Savunmaya geçmek
Her cümle tehdit gibi algılanınca çözüm değil, çatışma büyür.

2️⃣ Geçmiş defterleri açmak
Her tartışmada eski konular masaya gelir ve duygusal yük artar.

3️⃣ Duyguyu değil davranışı tartışmak
“Böyle yaptın!” yerine “Böyle hissettim” diyememek.

4️⃣ Partneri ‘düşman’ görmek
Oysa sorun ikinizin değil; bağınızın yaşadığı krizdir.

5️⃣ Ses yükselterek haklı çıkmaya çalışmak
Bağırmak bir duygu boşaltımıdır, haklılık kanıtı değildir.

6️⃣ Dinlemek yerine cevap hazırlamak
Gerçek iletişimi yok eder.

Kavga tekrar ediyorsa problem çözülmemiş demektir.
Kavganın durması için önce iletişim şeklinin değişmesi gerekir.

13/04/2026

İlginin azalması, bir ilişkiyi bitiren en sık ve en sessiz süreçlerden biridir.
Bir anda olmaz, küçük davranışlarla yavaş yavaş ortaya çıkar.

Başlıca nedenler:

🔹 Duygusal yük birikimi
Konuşulmayan kırgınlıklar zamanla uzaklaşmaya dönüşür.

🔹 Rutinleşme ve duygusal temassızlık
İlişki otomatik pilota alınır; özen azalır.

🔹 Güvensizlik, kırılganlık veya hayal kırıklığı
İlgi azalması çoğu zaman incinmişliğin sonucudur.

🔹 Partnerlerden birinin içsel tükenmişliği
Bazen ilgisizlik ilişkiyle değil, kişinin kendi ruh hâliyle ilgilidir.

🔹 Kıyaslama ve eleştiri kültürü
Eleştirilen kişi geri çekilir; duygusal mesafe artar.

🔹 Kaliteli zamanın azalması
Zihinsel yükler ilişkiyi besleyen bağları zayıflatır.

İlginin azalması “sevgisizlik” değil; çoğu zaman bağın beslenmemesi demektir.

Bir ilişkide değersizlik hissi, partnerin davranışlarından bağımsız olarak kişinin kendi içsel yaralarıyla doğrudan bağl...
10/04/2026

Bir ilişkide değersizlik hissi, partnerin davranışlarından bağımsız olarak kişinin kendi içsel yaralarıyla doğrudan bağlantılı olabilir.
Ancak ilişki dinamikleri bu hissi güçlendirebilir ya da yatıştırabilir.

Değersizlik hissinin temel kaynakları:

🔹 Çocuklukta duygusal ihtiyaçların karşılanmaması
“Ben önemli değilim” şeması yetişkinlikte yeniden aktive olur.

🔹 Sürekli eleştirilen veya kıyaslanan biri olmak
İlişki içinde de aynı eleştirel iletişim devam ederse hissi artar.

🔹 Partnerden gereken duygusal karşılığı alamamak
İlgi, özen, şefkat eksikliği → değersizlik algısını büyütür.

🔹 Kaygılı bağlanma eğilimi
Kişi ilişkide sürekli “yetmiyorum” duygusuyla hareket eder.

🔹 İlişkide güç dengesizliği
Bir taraf sürekli veren, diğer taraf alan olduğunda kişi kendini değersiz hisseder.

Değersizlik hissi sevgi eksikliğinden değil; çocukluktan bugüne taşınan duygusal yaralardan ve yetişkin ilişkilerinin tetikleyici doğasından kaynaklanır.

Kaçıngan bağlanan kişiler, yakınlık kurduklarında özgürlüklerini kaybedeceklerinden, duygusal olarak boğulacaklarından v...
06/04/2026

Kaçıngan bağlanan kişiler, yakınlık kurduklarında özgürlüklerini kaybedeceklerinden, duygusal olarak boğulacaklarından veya incineceklerinden korkarlar.
Bu nedenle:
• duygusal mesafe koyar,
• iletişimden kaçar,
• bağ kurmaktansa yalnızlığı seçerler.

Peki ilişki yürür mü?
Evet, yürüyebilir… ama birkaç şartla:

🔹 Tutarlı iletişim
Kaçıngan birey ani yoğunluklarda kapanır.
Denge, yavaşlama ve tutarlılık ister.

🔹 Duygu baskısı yapmamak
“Açıl”, “anlat”, “neden böyle davranıyorsun?” gibi baskılayıcı ifadeler onları daha da kapatır.

🔹 Güvenli alan yaratmak
Kaçıngan bağlanan ancak kendini güvende hissettiği ortamda duygusal olarak yaklaşır.

🔹 Sınırlarına saygı
Zaman istemesi sevgisiz olduğu anlamına gelmez.

🔹 Terapi veya farkındalık çalışmaları
Kaçıngan bağlanma öğrenilmiş bir savunmadır ve doğru rehberlik ile değişebilir.

Özetle:
Kaçıngan bağlanan bir kişiyle ilişki yürür,
ama yakınlık + alan + sabır üçlüsü gerekir.

Sanat terapisi yalnızca bir etkinlik değil, bir farkındalık sürecidir.Bu süreçte katılımcılar:• Duygularını fark etmeyi ...
03/04/2026

Sanat terapisi yalnızca bir etkinlik değil, bir farkındalık sürecidir.

Bu süreçte katılımcılar:

• Duygularını fark etmeyi ve isimlendirmeyi öğrenir
• İfade etmekte zorlandıkları duyguları güvenli bir şekilde dışa vurabilir
• İçsel çatışmalarını daha net görmeye başlar
• Stres ve kaygıyla daha sağlıklı baş etme yolları geliştirir
• Kendilik farkındalığı artar
• Duygusal yüklerini hafifletir
• Kontrol ihtiyacı yerine kabul geliştirmeyi öğrenir
• Yaratıcılık üzerinden rahatlama ve regülasyon sağlar
• Kendine karşı daha şefkatli bir bakış açısı geliştirir
Bilgilendirme amaçlıdır.
☎️08508114122 bilgi alabilirsiniz.

Address

Aziziye, Hoşdere Caddesi Cd. No:159 No:9Çankaya/Ankara
Ankara
06690

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm.psk.zehrademirhan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm.psk.zehrademirhan:

Share

Category