ARju Psikoloji

ARju Psikoloji Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from ARju Psikoloji, Psychologist, Mithatpaşa Caddesi 54 numara Kızılay, Ankara.

• Bağımlılık çoğu zaman yalnızca zararlı maddelerle ilişkilendirilir; oysa bazı davranışlar dışarıdan bakıldığında “sağl...
03/01/2026

• Bağımlılık çoğu zaman yalnızca zararlı maddelerle ilişkilendirilir; oysa bazı davranışlar dışarıdan bakıldığında “sağlıklı” görünse bile kişinin ruhsal dengesi üzerinde benzer etkiler yaratabilir. Spor bağımlılığı, işkoliklik ya da başarı takıntısı buna örnek olarak gösterilebilir.
• Spor, düzenli yapıldığında hem fiziksel hem zihinsel sağlık için çok değerlidir.
• Ancak spor, kişinin kendini değerli hissetmesinin tek yolu haline geldiğinde, antrenman aksadığında yoğun suçluluk veya kaygı oluştuğunda bağımlılık çizgisine yaklaşabilir.
• İşkoliklikte kişi sürekli üretmek zorundaymış gibi hisseder. Bu durum çoğu zaman takdir görme, kontrol sağlama ya da kaçınma ihtiyacından beslenir. Uzun vadede tükenmişlik, sosyal ilişkilerde kopma ve duygusal yorgunluk ortaya çıkabilir.
• Başarı takıntısı ise görünürde disiplin gibi algılansa da kişi “yeterince iyi olmadığını” düşünerek durmaksızın kendini zorlar.
• Başarı beyin için güçlü bir ödüldür, ancak öz değer tamamen buna bağlı hale geldiğinde baskı artar, kaygı yükselir ve tatminsizlik kaçınılmaz olur.
• Bu tür davranışların ortak yanı, kişinin kendi sınırlarını görememesi ve duygusal ihtiyaçlarını başarı, üretkenlik veya hareket üzerinden karşılamaya çalışmasıdır.
• Sağlıklı olan, davranışın kendisi değil, davranışla kurulan dengeli ilişkidir. Dengeli olduğunda güçlendirir; bağımlılık döngüsüne girdiğinde ise tüketir.

• Ergenlik dönemi, beynin yeniden yapılanma sürecinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Özellikle karar verme ve dürt...
27/12/2025

• Ergenlik dönemi, beynin yeniden yapılanma sürecinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Özellikle karar verme ve dürtü kontrolünü yöneten prefrontal korteks henüz tam olgunlaşmamıştır.
• Buna karşın haz ve duygularla ilgili limbik sistem çok daha hızlı ve güçlü çalışır. • Bu dengesizlik, ergenleri hızlı ödüle ve anlık hazlara daha açık hale getirir.
• Bu nedenle oyun, sosyal medya, madde kullanımı gibi haz odaklı uyaranlar ergen beyninde yetişkinlere göre daha güçlü etkiler bırakabilir.
• Ek olarak, akran baskısı, kabul görme isteği, kimlik arayışı ve duygusal dalgalanmalar bağımlılık riskini artıran önemli psikososyal faktörlerdir.
• Koruyucu etmenler arasında güçlü aile bağı, açık iletişim, spor ve hobi desteği, duygusal düzenleme becerilerinin geliştirilmesi ve güvenli sosyal çevre bulunur.
• Ergenlik, risklerin yüksek olduğu fakat doğru destekle dayanıklılığın da en hızlı gelişebileceği bir dönemdir.

• Dijital dünya, hızlı haz sunma konusunda benzersizdir. Oyunlar, sosyal medya, videolar ya da çevrimiçi etkileşimler an...
20/12/2025

• Dijital dünya, hızlı haz sunma konusunda benzersizdir. Oyunlar, sosyal medya, videolar ya da çevrimiçi etkileşimler anında ödül sağlar. Bu da beynin dopamin sistemini sürekli uyararak kişide tekrar tekrar aynı hissi arama isteği oluşturur.
• Gerçek hayatta haz gecikmeli, çaba gerektiren ve çoğu zaman karmaşık süreçler sonucunda elde edilirken; sanal dünyada birkaç dokunuşla duygu değişimi yaşanabilir. • Bu fark, özellikle zor duygularla baş etmekte zorlanan bireylerde kaçış davranışını güçlendirir.
• Sanal dünya, risk almadan sosyal görünürlük yaratma, kendini ifade etme veya başarı hissi elde etme fırsatı sunduğu için kişi gerçek hayattaki zorluklardan uzaklaşmayı tercih edebilir.
• Bu kaçış kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede yalnızlık, dikkat dağınıklığı, duygusal dengesizlik ve sosyal ilişkilerde kopukluk yaratabilir.
• Denge kurabilmek için sanal dünyanın sunduğu hızın farkında olmak ve duygusal ihtiyaçları gerçek yaşamda karşılayan aktivitelerle desteklemek önemlidir.

• Gençler, beyin gelişiminin devam ettiği bir dönemde oldukları için ödül sistemi daha hassastır ve impuls kontrolü tam ...
16/12/2025

• Gençler, beyin gelişiminin devam ettiği bir dönemde oldukları için ödül sistemi daha hassastır ve impuls kontrolü tam olarak gelişmemiştir. Bu durum bağımlılık riskini doğal olarak artırır.
• Ancak risk sadece biyolojiyle sınırlı değildir; birçok görünmez etmen gençleri fark edilmeden savunmasız bırakabilir.
• Aile içi iletişim zayıflığı, duygusal ihmal, aşırı baskı veya ilgisizlik gibi çevresel faktörler gencin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.
• Bu duygusal boşluk da hızlı haz sağlayan alışkanlıklara yönelmeyi kolaylaştırır.
• Sosyal medyadaki görünmez performans baskısı, akran grubunda kabul edilme isteği, düşük özgüven, başarısızlık korkusu veya kronik stres bağımlılık ihtimalini yükselten unsurlar arasındadır.
• Gençler çoğu zaman “sadece eğleniyorum” diye düşünse de farkında olmadan riskli davranışların içine çekilebilirler.
• Koruyucu faktörler arasında sağlıklı aile iletişimi, güçlü bağlar, spor ve hobi desteği, duygusal farkındalık becerileri ve stres yönetimi önemli yer tutar.

13/12/2025

• Beynimiz, bizi hayatta tutan davranışları ödüllendirmek için özel bir sistemle çalışır. Yeme, sosyalleşme, başarı hissi veya merak gibi eylemler sırasında dopamin adı verilen nörotransmitter salınır. Bu kimyasal bize iyi hissettiren temel ödül mekanizmasını oluşturur.
• Problem, bu sisteme aşırı uyarım veren maddeler veya davranışlarla karşılaşıldığında ortaya çıkar.
• Madde kullanımı, kumar, sosyal medya veya oyun gibi aktiviteler doğal sınırların üzerinde dopamin salgılatabilir.
• Beyin bu yoğun uyarıma alıştıkça normal seviyedeki haz verici durumlar yetersiz gelmeye başlar. Bu da kişinin aynı hissi yeniden yaşamak için davranışı tekrarlamasına yol açar.
• Zamanla tolerans gelişir; aynı etki için daha fazla uyarana ihtiyaç duyulur ve bağımlılık döngüsü güçlenir.
• Bağımlılığa yatkınlığımız biyolojik bir zayıflık değil, beynimizin öğrenme ve ödül mantığının doğal bir sonucudur.

09/12/2025

• Yalnızlık, birçok bağımlılık türünün güçlü bir tetikleyicisidir. İnsan beyni sosyal bağ kurmak üzere evrimleştiği için izolasyon, tehdit algısı yaratır ve stres hormonlarının artmasına yol açar.
• Kişi kendini yalnız hissettiğinde duygusal boşluğu doldurmak için daha hızlı haz veren aktiviteler arayabilir.
• Bu nedenle sosyal izolasyon, alkol ve madde kullanımı, dijital bağımlılık veya aşırı yeme davranışında sıkça görülür.
• Yalnızlık yalnızca fiziksel çevrenin yokluğu değildir; çoğu kişi kalabalık ortamda bile içsel bir kopukluk hissedebilir.
• Sosyal destek azalınca kişi zor duygularla tek başına mücadele etmeye çalışır ve baş etme araçları sınırlıysa bağımlılığa yönelme ihtimali artar.
• Güçlü bağlar, paylaşılan duygular ve destekleyici ilişkiler bağımlılıktan korunmada en önemli koruyucu faktörlerdendir.

02/12/2025

Telefonunuzdan bir ses gelir ve refleks olarak ekrana bakarsınız. Bu tepki çoğu insan için otomatik hale gelmiştir. Peki bu sadece bir alışkanlık mı, yoksa çağımızın gizli bağımlılıklarından biri mi?

Beyin, yeni bir mesaj veya bildirim aldığında küçük bir ödül kazandığını varsayar. Dopamin salınımı, beklenti ve merak duygusuyla birleşir. O anda gelen bilgi, onay veya sevgi sinyali (örneğin bir “beğeni”), kişinin sosyal bağlanma sistemini tetikler.

Psikanalitik açıdan, bu dürtü Lacan’ın “a nesnesi” gibi çalışır. Mesaj veya bildirim, eksikliğin yerini alacakmış gibi görünür: “Görülüyorum, fark ediliyorum, yalnız değilim.” Ama bu his geçicidir. Hemen tekrar kontrol etme ihtiyacı doğar.

Freud’un tekrar zorlantısı burada da kendini gösterir. Kimi zaman bildirim olmadığı halde telefona bakmak, beynin aradığı o “tamlık anını” bulma çabasıdır. Ama her bakışta, asıl ihtiyaç yine ertelenir ve kişi döngüye saplanır.

Bu bağımlılık, fark edilmesi en zor olanlardan biridir çünkü modern hayatın parçası haline gelmiştir. Yavaş yavaş kişi, kendi içsel sessizliğine tahammül edemez hale gelir. Ve bildirim sesi, bu sessizliği bastıran bir sinyal haline dönüşür.

25/11/2025

Bazıları için iş, sadece geçim kaynağıdır. Bazıları için ise kimliklerinin en güçlü parçası. İşkoliklik, modern dünyanın en kamufle olmuş bağımlılıklarından biridir; çünkü dışarıdan bakıldığında disiplin, azim ve başarı gibi olumlu kavramlarla paketlenir.

Ama psikanalitik perspektifle bakarsak, işkoliklik çoğu zaman eksik kalan bir duygunun, değersizlik veya yetersizlik korkusunun telafi çabasıdır. Kişi, sürekli çalışarak bu boşluğu doldurur gibi hisseder. Masadaki dosyalar, bitmek bilmeyen e-postalar, aslında içteki sesin susturulmasıdır.

Freud'un tekrar zorlantısı burada da belirgindir. Yorulmak, hastalanmak, ilişkileri yıpratmak pahasına aynı tempoya devam edilir. Çünkü burada bir "jouissance" vardır: acı verici olsa da tanıdık gelen bir haz. Lacan'ın “a nesnesi” (objet petit a) kavramıyla bakarsak, işin kendisi hiçbir zaman tam doyum sağlamaz; kişi hep daha fazlasını yapma ihtiyacı hisseder.

İşkoliklik, dışarıdan verimli görünse de içeride kendini ilgiye, onaya veya güvende hissetmeye bağımlı kılar. Ve bu bağımlılık, kişinin kendi arzularını tanımasını giderek zorlaştırır. Durmak korkutucudur çünkü durmak, boşluğu görünür kılar.

Şeker ve fast-food... Kimine göre sadece lezzetli bir kaçamak, kimine göre vazgeçilmez bir alışkanlık. Ama bazen bu “kaç...
18/11/2025

Şeker ve fast-food... Kimine göre sadece lezzetli bir kaçamak, kimine göre vazgeçilmez bir alışkanlık. Ama bazen bu “kaçamak” dediğimiz şey, sessiz ama güçlü bir bağa dönüşür.

Bağımlılık her zaman maddeyle olmaz; kimi zaman eksik kalan bir duygunun yerine konur. Şekerli yiyecekler ve yağlı, hızlı hazırlanmış fast-food ürünleri, beynin ödül sistemini patlatan dopamin dalgaları yaratır. O anlık “iyi hissetme” kısa sürer ama güçlüdür. Ve beynin hafıza merkezinde bir kayıt bırakır: “Bunu yaptığında kendini iyi hissettin.”

Freud’un tekrar zorlantısı burada devreye girer. Stres, yorgunluk, yalnızlık veya hatta sıkıntı anında kişi kendini yine aynı yiyeceğin önünde bulur. Lacan’ın jouissance (fazla haz) kavramına göre, zarar görsek bile, bedende yarattığı tanıdıklık hissi bizi geri çağırır. Çünkü bu yiyecekler sadece açlığı değil, eksik kalan başka bir şeyi doyuruyormuş gibi gelir.

Bu bağımlılığın en tehlikeli yönü, sosyal olarak “normal” ve “herkesin yaptığı” bir davranış olmasıdır. Fark ettirmeden, sessizce bir döngü oluşturur: yenme → tatmin → pişmanlık → yeniden yenme. Ve bu döngü, ihtiyacın gerçekten ne olduğunu unutturur.

14/11/2025
➤ Toksik ilişkide manipülasyon, değersizleştirme ve kontrol ön plandadır. Ancak kimi zaman bu ilişkiden kopamamak, yalnı...
13/11/2025

➤ Toksik ilişkide manipülasyon, değersizleştirme ve kontrol ön plandadır. Ancak kimi zaman bu ilişkiden kopamamak, yalnızca toksikliğin etkisi değil, duygusal bağımlılığın kendisidir.

Duygusal Bağımlılık:
Bağımlı kişi, karşı taraf olmadan yaşayamıyormuş gibi hisseder. Bu kişi, partnerin sevgisini kaybetmemek için kendi sınırlarından vazgeçer, arzularını bastırır. Ayrılık fikri, yok olmak gibi gelir.

Psikanalitik Bakış:
Lacan’ın perspektifinde duygusal bağımlılık, öznenin kendi arzusunun yerini “diğerinin arzusuna” bırakmasıdır. Özne, kendi eksikliğini diğerinin varlığı ile doldurmak ister; bu nedenle o ilişki sürmese bile onun zihinsel temsili, boşluğun panzehiri olarak görülür.

Beyin Kimyası:
Bu tür ilişkilerde dopamin (ödül), oksitosin (bağlanma) ve kortizol (stres) birlikte çalışır. Ayrılık tehdidi dopamin sistemini çökertir; oksitosin yoksunluğu güven hissini sarsar. Bu biyokimyasal karışım, bağımlılık hissini nörobiyolojik olarak pekiştirir.

Toksik mi, Bağımlılık mı?:
Toksik ilişki, zararlı dinamiklerle seni aşağı çeker. Duygusal bağımlılık ise, o zarara rağmen “orada kalma” ihtiyacını yaratır. Bazen ikisi bir arada çalışır; kişi hem zarar görür hem kopamaz çünkü kopmak yapısal bir eksikliği açığa çıkaracaktır.

Sonuç:
Bu ayrımı görmek, özgürleşmenin ilk adımıdır. İlişkiyi değil, o ilişkiden neye tutunduğunu anlamak, bağımlılık döngüsünü kırmak için gereklidir.

➤ Bağımlılık denince akla çoğunlukla madde gelir. Oysa modern dünyada çok daha "temiz" görünen, sosyal kabul gören gizli...
11/11/2025

➤ Bağımlılık denince akla çoğunlukla madde gelir. Oysa modern dünyada çok daha "temiz" görünen, sosyal kabul gören gizli bağımlılıklar hayatlarımızda derin izler bırakıyor: sosyal medya akışında kaybolmak, saatlerce online oyun oynamak, alışverişin verdiği kısa süreli coşkuyu kovalamak…

Nöropsikoloji:
Bu davranış biçimleri dopamin sistemini aynı maddeler gibi etkileyebilir. “Beğeni” aldığımızda, seviyeyi geçtiğimizde veya yeni bir ürün satın aldığımızda beynin ödül merkezi aktive olur. Ancak bu etki kısa sürer ve tekrar ihtiyacı doğurur. Tıpkı geleneksel bağımlılıklar gibi tolerans gelişir: daha çok, daha sık, daha yoğun…

Psikanaliz:
Lacan’ın “a nesnesi” kavramıyla bakarsak, bu bağımlılık nesneleri aslında eksikliği doldurmaz; eksikliği sürekli canlı tutar. Sosyal medyada “görülme” arzusu, oyunda “başarma” arzusu veya alışverişte “sahip olma” arzusu, öznenin yapısal eksikliğini sürekli besler. Nesneye ulaşmak anlık tatmin sağlar, ama arzu hiç bitmez.

Gizlilik ve Sosyal Meşruiyet:
Bu tür bağımlılıklar “herkes yapıyor” kılıfında gizlenir. Böylece kişi kendi bağımlılık döngüsünü fark etmekte zorlanır. Bu, en tehlikeli yönüdür: farkındalık eksikliği, müdahale ihtiyacını geciktirir.

Sonuç:
Gizli bağımlılığı anlamak, “neden bunu yapıyorum?” sorusunu cesaretle sormakla başlar. O zaman davranış yalnızca zaman doldurma değil, eksiklikten kaçış olarak görünür. Ve ancak o zaman, döngüyü dönüştürecek içsel çalışma başlayabilir.

Address

Mithatpaşa Caddesi 54 Numara Kızılay
Ankara
06666

Telephone

+905521799185

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ARju Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to ARju Psikoloji:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category