ARju Psikoloji

ARju Psikoloji Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from ARju Psikoloji, Psychologist, Mithatpaşa Caddesi 54 numara Kızılay, Ankara.

Tetikleyen her zaman yalnızlık değildir.Bazen bir bakış, bir nefes, bir kıyas, bir cümledeki küçük titreşim…Özne bir and...
28/01/2026

Tetikleyen her zaman yalnızlık değildir.
Bazen bir bakış, bir nefes, bir kıyas, bir cümledeki küçük titreşim…
Özne bir anda kendi gözünde değil, Öteki’nin gözünde belirir.
O an içte bir kayma olur:
Kişi kendisi olmaktan çıkar ve dışarıdan görülen bir imgeye dönüşür.

Utanç tam da bu anda gelir.
Dil tutulur, beden büzülür, iç konuşma sertleşir, nefes daralır.
Utanç, dış bakışın bedenin içine çökmesidir.
Ve bazı kişiler için bağımlılık, tam bu anı askıya alan bir mekanizma hâline gelir.
Bakışın ağırlığını keser, ses tonunun çağrışımını susturur, kıyasın baskısını uyuşturur.

Böyle anlarda bağımlılık hazdan çok, görünür olmaktan kaçış gibi çalışır.
Özne kendini değil, bakışı susturmak ister.

“İyi gelmiyor… ama onsuz da olmuyor.”İşte bu noktada devreye artık keyif değil, jouissance dediğimiz deneyim girer.Jouis...
23/01/2026

“İyi gelmiyor… ama onsuz da olmuyor.”

İşte bu noktada devreye artık keyif değil, jouissance dediğimiz deneyim girer.
Jouissance; acıyla karışmış bir doyum, bedeli olan bir haz ve bırakılamayan bir temas anlamına gelir.
Kişi davranıştan sonra pişman olur; mantık devreye girer, suçluluk konuşur.
Ama eylem anında beden başka bir şey söyler: “Tam da burada.”

Bağımlılık çoğu zaman bu içsel bölünmenin etrafında şekillenir:
Zihin vazgeçmek ister, beden tekrar ister.
Bir parça konuşur, diğeri eyleme geçer.

Jouissance ise tam bu çatlağın içine yerleşen,
“iyi gibi gelen ama iyi olmayan” o tuhaf histir.

Bağımlılıkta “çok istiyorum” diye adlandırılan şey, çoğu zaman gerçek bir arzu değildir.Arzu dolaşır; yer değiştirir; ko...
19/01/2026

Bağımlılıkta “çok istiyorum” diye adlandırılan şey, çoğu zaman gerçek bir arzu değildir.
Arzu dolaşır; yer değiştirir; konuşmaya ve yönlendirmeye açıktır.

Bağımlılıkta hissettiğimiz şey daha çok cravingdir — yani şiddetli, acele ettiren, düşünceyi daraltan, karşı konulması zor bir içsel itki.
Craving, zamanı daraltır, seçenekleri azaltır ve kişiyi tek bir davranışa doğru sıkıştırır.

Bu itkilerin mantığı diyalog değil, tekrar etmektir:
Aynı yol, aynı hız, aynı sonuç…

Bu yüzden özne “Ben istiyorum” dediğinde aslında daha doğrusunu şöyle ifade eder:
“Benim içimde bir şey, bunu istiyor.”

Çünkü craving, arzudan farklı olarak kişiyi genişletmez;
onu belirli bir davranışın içine kilitleyen bir baskı haline gelir.

16/01/2026

Bağımlılık çoğu zaman dışarıdan “basit” görünür: “yapma, bırak, iradeni toparla.” Oysa içeriden deneyim bambaşkadır. Kişi çoğu zaman zaten bırakmayı ister; hatta defalarca bırakmıştır. Ama belirli bir anda, belirli bir duyguda, belirli bir bakışın altında ya da belirli bir boşlukta, aynı yol kendini yeniden açar. Sanki seçenekler azalır, zaman daralır, düşünce kısalır. “Ben istiyorum” gibi duyulan şey, bazen daha doğru biçimde “bende bir şey bunu istiyor” diye çalışır.

Bu yüzden bağımlılık yalnızca bir “alışkanlık” ya da “zayıflık” değildir. Bir düzenektir: itkiyle (acele ettiren çağrıyla), utançla (dili susturan bakışla), jouissance’la (iyi gelmeyen ama vazgeçilemeyen doyumla) örülmüş bir düzenek. Nesne değişebilir; madde, kumar, ekran, pornografi, ilişki, alışveriş… Ama işlev çoğu zaman aynıdır: boşluğu örtmek, iç sesi kesmek, bedeni kısa süreliğine yatıştırmak, düşünceyi askıya almak. Ve sonra aynı çözüm, kişiyi içeriden kilitlemeye başlar.

Klinik çalışma tam burada başlar: “Bırak” demekle değil, tekrarın mantığını duymakla. Çünkü bazı tekrarlar yasakla güçlenir; suçlamayla sertleşir; “kendine kız” cümlesiyle büyür. Gevşediği yer çoğu zaman başka bir yerdir: kişinin kendi sözünün, kendi hikâyesinin, kendi düğümünün duyulabildiği yer. Bağımlılık bir kader gibi yaşanıyorsa, çoğu kez konuşma kesildiği için kader gibi yaşanıyordur.

13/01/2026

Bağımlılık çoğu zaman dışarıdan “maddeye bağlılık” gibi görünür. Oysa değişen hep nesnedir; sigara gider, telefon gelir; kumar biter, ilişki bağımlılığı başlar.
Sabit kalan işlevdir: zihni susturmak, bedeni yatıştırmak, içteki boşluğu geçici bir dolulukla kapatmak.
Bağımlılık çoğu zaman öznenin taşıyamadığı bir duyguyu, söyleyemediği bir çatışmayı ya da ertelenmiş bir acıyı taşır.
Bu yüzden sorun “bunu yapma”da düğümlenmez; asıl soru şudur:
Bu davranış, öznenin yerine neyi yapıyor?
Hangi ağırlığı taşıyor, hangi duyguyu bastırıyor, hangi boşluğu dolduruyor?
Nesne rastlantıdır; işlev ise süreklidir.

• Bağımlılık çoğu zaman yalnızca zararlı maddelerle ilişkilendirilir; oysa bazı davranışlar dışarıdan bakıldığında “sağl...
03/01/2026

• Bağımlılık çoğu zaman yalnızca zararlı maddelerle ilişkilendirilir; oysa bazı davranışlar dışarıdan bakıldığında “sağlıklı” görünse bile kişinin ruhsal dengesi üzerinde benzer etkiler yaratabilir. Spor bağımlılığı, işkoliklik ya da başarı takıntısı buna örnek olarak gösterilebilir.
• Spor, düzenli yapıldığında hem fiziksel hem zihinsel sağlık için çok değerlidir.
• Ancak spor, kişinin kendini değerli hissetmesinin tek yolu haline geldiğinde, antrenman aksadığında yoğun suçluluk veya kaygı oluştuğunda bağımlılık çizgisine yaklaşabilir.
• İşkoliklikte kişi sürekli üretmek zorundaymış gibi hisseder. Bu durum çoğu zaman takdir görme, kontrol sağlama ya da kaçınma ihtiyacından beslenir. Uzun vadede tükenmişlik, sosyal ilişkilerde kopma ve duygusal yorgunluk ortaya çıkabilir.
• Başarı takıntısı ise görünürde disiplin gibi algılansa da kişi “yeterince iyi olmadığını” düşünerek durmaksızın kendini zorlar.
• Başarı beyin için güçlü bir ödüldür, ancak öz değer tamamen buna bağlı hale geldiğinde baskı artar, kaygı yükselir ve tatminsizlik kaçınılmaz olur.
• Bu tür davranışların ortak yanı, kişinin kendi sınırlarını görememesi ve duygusal ihtiyaçlarını başarı, üretkenlik veya hareket üzerinden karşılamaya çalışmasıdır.
• Sağlıklı olan, davranışın kendisi değil, davranışla kurulan dengeli ilişkidir. Dengeli olduğunda güçlendirir; bağımlılık döngüsüne girdiğinde ise tüketir.

• Ergenlik dönemi, beynin yeniden yapılanma sürecinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Özellikle karar verme ve dürt...
27/12/2025

• Ergenlik dönemi, beynin yeniden yapılanma sürecinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Özellikle karar verme ve dürtü kontrolünü yöneten prefrontal korteks henüz tam olgunlaşmamıştır.
• Buna karşın haz ve duygularla ilgili limbik sistem çok daha hızlı ve güçlü çalışır. • Bu dengesizlik, ergenleri hızlı ödüle ve anlık hazlara daha açık hale getirir.
• Bu nedenle oyun, sosyal medya, madde kullanımı gibi haz odaklı uyaranlar ergen beyninde yetişkinlere göre daha güçlü etkiler bırakabilir.
• Ek olarak, akran baskısı, kabul görme isteği, kimlik arayışı ve duygusal dalgalanmalar bağımlılık riskini artıran önemli psikososyal faktörlerdir.
• Koruyucu etmenler arasında güçlü aile bağı, açık iletişim, spor ve hobi desteği, duygusal düzenleme becerilerinin geliştirilmesi ve güvenli sosyal çevre bulunur.
• Ergenlik, risklerin yüksek olduğu fakat doğru destekle dayanıklılığın da en hızlı gelişebileceği bir dönemdir.

• Dijital dünya, hızlı haz sunma konusunda benzersizdir. Oyunlar, sosyal medya, videolar ya da çevrimiçi etkileşimler an...
20/12/2025

• Dijital dünya, hızlı haz sunma konusunda benzersizdir. Oyunlar, sosyal medya, videolar ya da çevrimiçi etkileşimler anında ödül sağlar. Bu da beynin dopamin sistemini sürekli uyararak kişide tekrar tekrar aynı hissi arama isteği oluşturur.
• Gerçek hayatta haz gecikmeli, çaba gerektiren ve çoğu zaman karmaşık süreçler sonucunda elde edilirken; sanal dünyada birkaç dokunuşla duygu değişimi yaşanabilir. • Bu fark, özellikle zor duygularla baş etmekte zorlanan bireylerde kaçış davranışını güçlendirir.
• Sanal dünya, risk almadan sosyal görünürlük yaratma, kendini ifade etme veya başarı hissi elde etme fırsatı sunduğu için kişi gerçek hayattaki zorluklardan uzaklaşmayı tercih edebilir.
• Bu kaçış kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede yalnızlık, dikkat dağınıklığı, duygusal dengesizlik ve sosyal ilişkilerde kopukluk yaratabilir.
• Denge kurabilmek için sanal dünyanın sunduğu hızın farkında olmak ve duygusal ihtiyaçları gerçek yaşamda karşılayan aktivitelerle desteklemek önemlidir.

• Gençler, beyin gelişiminin devam ettiği bir dönemde oldukları için ödül sistemi daha hassastır ve impuls kontrolü tam ...
16/12/2025

• Gençler, beyin gelişiminin devam ettiği bir dönemde oldukları için ödül sistemi daha hassastır ve impuls kontrolü tam olarak gelişmemiştir. Bu durum bağımlılık riskini doğal olarak artırır.
• Ancak risk sadece biyolojiyle sınırlı değildir; birçok görünmez etmen gençleri fark edilmeden savunmasız bırakabilir.
• Aile içi iletişim zayıflığı, duygusal ihmal, aşırı baskı veya ilgisizlik gibi çevresel faktörler gencin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.
• Bu duygusal boşluk da hızlı haz sağlayan alışkanlıklara yönelmeyi kolaylaştırır.
• Sosyal medyadaki görünmez performans baskısı, akran grubunda kabul edilme isteği, düşük özgüven, başarısızlık korkusu veya kronik stres bağımlılık ihtimalini yükselten unsurlar arasındadır.
• Gençler çoğu zaman “sadece eğleniyorum” diye düşünse de farkında olmadan riskli davranışların içine çekilebilirler.
• Koruyucu faktörler arasında sağlıklı aile iletişimi, güçlü bağlar, spor ve hobi desteği, duygusal farkındalık becerileri ve stres yönetimi önemli yer tutar.

13/12/2025

• Beynimiz, bizi hayatta tutan davranışları ödüllendirmek için özel bir sistemle çalışır. Yeme, sosyalleşme, başarı hissi veya merak gibi eylemler sırasında dopamin adı verilen nörotransmitter salınır. Bu kimyasal bize iyi hissettiren temel ödül mekanizmasını oluşturur.
• Problem, bu sisteme aşırı uyarım veren maddeler veya davranışlarla karşılaşıldığında ortaya çıkar.
• Madde kullanımı, kumar, sosyal medya veya oyun gibi aktiviteler doğal sınırların üzerinde dopamin salgılatabilir.
• Beyin bu yoğun uyarıma alıştıkça normal seviyedeki haz verici durumlar yetersiz gelmeye başlar. Bu da kişinin aynı hissi yeniden yaşamak için davranışı tekrarlamasına yol açar.
• Zamanla tolerans gelişir; aynı etki için daha fazla uyarana ihtiyaç duyulur ve bağımlılık döngüsü güçlenir.
• Bağımlılığa yatkınlığımız biyolojik bir zayıflık değil, beynimizin öğrenme ve ödül mantığının doğal bir sonucudur.

09/12/2025

• Yalnızlık, birçok bağımlılık türünün güçlü bir tetikleyicisidir. İnsan beyni sosyal bağ kurmak üzere evrimleştiği için izolasyon, tehdit algısı yaratır ve stres hormonlarının artmasına yol açar.
• Kişi kendini yalnız hissettiğinde duygusal boşluğu doldurmak için daha hızlı haz veren aktiviteler arayabilir.
• Bu nedenle sosyal izolasyon, alkol ve madde kullanımı, dijital bağımlılık veya aşırı yeme davranışında sıkça görülür.
• Yalnızlık yalnızca fiziksel çevrenin yokluğu değildir; çoğu kişi kalabalık ortamda bile içsel bir kopukluk hissedebilir.
• Sosyal destek azalınca kişi zor duygularla tek başına mücadele etmeye çalışır ve baş etme araçları sınırlıysa bağımlılığa yönelme ihtimali artar.
• Güçlü bağlar, paylaşılan duygular ve destekleyici ilişkiler bağımlılıktan korunmada en önemli koruyucu faktörlerdendir.

02/12/2025

Telefonunuzdan bir ses gelir ve refleks olarak ekrana bakarsınız. Bu tepki çoğu insan için otomatik hale gelmiştir. Peki bu sadece bir alışkanlık mı, yoksa çağımızın gizli bağımlılıklarından biri mi?

Beyin, yeni bir mesaj veya bildirim aldığında küçük bir ödül kazandığını varsayar. Dopamin salınımı, beklenti ve merak duygusuyla birleşir. O anda gelen bilgi, onay veya sevgi sinyali (örneğin bir “beğeni”), kişinin sosyal bağlanma sistemini tetikler.

Psikanalitik açıdan, bu dürtü Lacan’ın “a nesnesi” gibi çalışır. Mesaj veya bildirim, eksikliğin yerini alacakmış gibi görünür: “Görülüyorum, fark ediliyorum, yalnız değilim.” Ama bu his geçicidir. Hemen tekrar kontrol etme ihtiyacı doğar.

Freud’un tekrar zorlantısı burada da kendini gösterir. Kimi zaman bildirim olmadığı halde telefona bakmak, beynin aradığı o “tamlık anını” bulma çabasıdır. Ama her bakışta, asıl ihtiyaç yine ertelenir ve kişi döngüye saplanır.

Bu bağımlılık, fark edilmesi en zor olanlardan biridir çünkü modern hayatın parçası haline gelmiştir. Yavaş yavaş kişi, kendi içsel sessizliğine tahammül edemez hale gelir. Ve bildirim sesi, bu sessizliği bastıran bir sinyal haline dönüşür.

Address

Mithatpaşa Caddesi 54 Numara Kızılay
Ankara
06666

Telephone

+905521799185

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ARju Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to ARju Psikoloji:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category