Uzman Klinik Psikolog Gozde Uygur

Uzman Klinik Psikolog Gozde Uygur Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzman Klinik Psikolog Gozde Uygur, Medical Service, Çukurambar Mahallesi 1446. Sokak No:12/25 Alternatif Plaza, Çankaya, Ankara.

08/12/2025

Çoğu insan, olasılıkları düşünmenin güvenlik sağladığını hisseder. “Ya şöyle olursa?” diye plan yapmak, riskleri azalttığı için kontrollü bir yaşam algısı verir.
Fakat her olasılığı düşünmek bazen zihnin bitmeyen bir kontrol arayışına girmesi anlamına gelir.

🌱Bu durum, “düşünce döngüsü” olarak tanımlanabilir. Bir noktadan sonra düşünülen olasılıklar artar, detaylar karmaşık hale gelir, ihtimallerin çoğu gerçekleşmeyecek olsa bile zihinde sürekli işlenir. Sonuçta kişi kendini daha güvende değil, daha yorgun ve kaygılı hissedebilir.

🌱Olasılık planlaması faydalıdır – ama belli bir sınırdan sonra, beynin “alert” modu sürekli açık kalır.
Bazı anlarda, bilinmezliğe izin vermek, kontrol duygusunu sarsmak yerine zihinsel hafifleme sağlar. Çünkü %100 kontrol yoktur; ama %100 hayat deneyimi mümkündür.

05/12/2025

Bazı insanlar için “gözlenmek” duygusu sadece belirli anlarda yaşanır – topluluk önünde konuşmak, sınava girmek gibi… Ama bazıları için bu his her an vardır. Sokağa çıktığında, iş yerinde, sosyal çevrede sürekli izleniyormuş gibi hissetmek, yaşam alanını daraltır.

✨Bu durum bazen geçmiş deneyimlerden, bazen aşırı öz-eleştiriden doğar. İçinde şu düşünceler dolaşır:
“Beni yargılıyorlar.”
“Yanlış yaptığım an fark edilecek.”
“Her davranışım inceleniyor.”

Sürekli gözlem altında hissetmek, davranışları değiştirebilir: Daha az risk almak, daha az spontan davranmak, kendi fikirlerini daha az ifade etmek… Uzun vadede bu durum, aslında yaşanabilecek güzel deneyimleri kısıtlayabilir.

İçsel gözlem duygusunu fark etmek, hayatın bazı anlarının sizin kontrolünüz dışında olabileceğini kabul etmek, bu baskıyı yumuşatabilir. Çünkü tüm gözler her zaman üzerinizde değildir; bu algı bazen zihnin kendini koruma biçimidir.✨

Bazı ilişkilerde denge doğal şekilde kurulur; her iki taraf da duygusal, zaman ve emek anlamında birbirine yakın katkı v...
01/12/2025

Bazı ilişkilerde denge doğal şekilde kurulur; her iki taraf da duygusal, zaman ve emek anlamında birbirine yakın katkı verir. Ama bazen bu denge bozulur. Bir taraf sürekli daha fazla verir, daha çok uğraşır, daha çok fedakârlık yapar.

✨Bu durum, ilişkide “biz” algısını zayıflatabilir. Çünkü “biz” dediğimiz şey, eşitlik ve karşılıklılık hissiyle güçlenir. Eğer bu denge bozulursa, fazla veren kişi yavaş yavaş yorgunluk, kırgınlık, bazen de değersizlik hissine kapılabilir. Az veren taraf ise fark etmeden bu alışkanlığı sürdürür.

Eşitlik, birebir matematik hesap değil; duygusal olarak karşılıklı olma hissidir. Bir ilişkide dengeyi anlamak için, iki soru çok şey anlatır:

Çabamı karşı tarafın da benzer şekilde gösterdiğini hissediyor muyum?
Verdiğim kadar alabiliyor muyum, yoksa hep eksik mi kalıyor?
Bu farkındalık, ilişkiyi güçlendirecek açık konuşmaların kapısını aralar. Çünkü gerçek “biz” olmak, iki tarafın da bu denklemin içinde kendini değerli hissetmesinden geçer.✨

Sevgi en çok arzulanan duygulardan biridir. Peki neden bazen, sevgi geldiğinde huzur yerine sıkışmışlık hissi oluşur?Bu ...
28/11/2025

Sevgi en çok arzulanan duygulardan biridir. Peki neden bazen, sevgi geldiğinde huzur yerine sıkışmışlık hissi oluşur?
Bu tepkinin arkasında, geçmiş tecrübeler ve öğrenilmiş inançlar vardır.
Eğer geçmişte yakınlık kontrol edilme, özgürlüğün kısıtlanması veya çatışma ile birlikte yaşanmışsa; beyin sevgi sinyalini “risk” gibi yorumlayabilir.

📌Bu durumda, kişi sevgiye ihtiyaç duyar ama o sevgi karşısında tetiklenen eski duygular huzursuzluk yaratır.
“Yakın olmak demek bağımsızlığımı kaybetmek demek.”
“İlişki demek kısıtlama demek.”
Bilinçte olmasa da bu düşünce kalıpları, sevgiye verilen duygusal tepkiyi yönetir.

📌Sevgi karşısında sıkışma hissinin nereden geldiğini anlamak, bu otomatik tepkinin gücünü azaltabilir.
Sevginin geçmişteki anlamından farklı olabileceğini deneyimlemek, ilişkilere yeni bir güven boyutu ekleyebilir.

Sosyal medya, yoğun ve hızlı bir etkileşim alanı sunar. Bir fotoğraf, bir yorum, bir beğeni… Anında gelen küçük geri bil...
23/11/2025

Sosyal medya, yoğun ve hızlı bir etkileşim alanı sunar. Bir fotoğraf, bir yorum, bir beğeni… Anında gelen küçük geri bildirimler, kısa süreli iyi his yaratır.
Bu iyi his, çoğu zaman duygusal açlığı kısa vadede besler. ‘Görülmek’ hissi, ‘değer verilmek’ algısı… Fakat bu doyum, derin bağların yarattığı tatminden farklıdır.

📌Bazen bu yüzeysel pekiştirmeler aslında gerçek ihtiyaçları gizler. Belki yakın bir dostla samimi bir sohbetin, belki bir aile yemeğinin, belki güvenli bir ilişkide dinlenmenin yerini tutmaz.
Kişi bu açlığı fark etmediğinde, sosyal medya kullanımı giderek artabilir ama duygu eksikliği devam eder.

📌Nasıl hissettiğinizi sosyal medya öncesi ve sonrası gözlemlemek, orada geçirilen zamanın hangi ihtiyacı karşıladığını anlamayı kolaylaştırır.
Böylece gerçek açlığın ne olduğunu görmek, sahte doyum döngüsünü fark ettirir.

Bazı insanlar için sessizlik rahatlatıcıdır; zihni durgunlaştırır, kalbi yavaşlatır. Ama kimileri için sessizlik, rahats...
19/11/2025

Bazı insanlar için sessizlik rahatlatıcıdır; zihni durgunlaştırır, kalbi yavaşlatır. Ama kimileri için sessizlik, rahatsız edici bir alan haline gelir.
Sesler sustuğunda, kendi düşüncelerin net şekilde duyulur. Eğer zihinde sürekli olumsuz senaryolar üreten, kendini eleştiren veya kaygı yüklü düşünceler varsa, sessizlik onları daha görünür kılar.

🌱Çoğu kişi bu huzursuzluğu “boşluk” gibi tarif eder. O boşluk, geçmişteki deneyimlerden ya da geleceğe dair endişelerden beslenir.
“Şu anda yapmam gereken bir şey var ama yapmıyorum.”
“Kimse konuşmuyorsa, kötü bir şey olacak.”
Bu tür arka plan düşünceleri, bedenin gerginleşmesine, huzursuzluk duygusunun büyümesine sebep olabilir.

🌱Sessizliğin kendisi tehlikeli değildir; ancak içine dolan anlam huzursuzluğu yaratır.
Düşünceleri fark etmek ve alternatif anlamlar keşfetmek, sessizliğin baskıdan çok bir dinlenme alanı olarak hissedilmesini sağlayabilir.

06/11/2025

Kilo, çoğu kişi için sadece fiziksel bir değişim değil; bazen özdeğer algısını, özgüveni ve ilişkilerini etkileyen bir faktör olabilir.
Eğer kilo almak sizi otomatik olarak “daha az değerli” hissettiriyorsa, burada kilo değil, kilo ile ilişkilendirdiğiniz anlam ön plandadır.

🔍 Bu düşünceyi besleyen kaynaklar:

Kültürel ve sosyal güzellik standartları
Çok küçük yaştan beri alınan beden eleştirileri
Kilonun başarı, kabul görme veya “sevilme” ile eşleştirilmesi
Sosyal medyada kıyaslamalar
İçsel mükemmeliyetçilik

🌱 Bunu dönüştürmek için:

Kilonuzun kişiliğinizin değerini belirlemediğini sık sık hatırlayın.
Bedenin değişken olduğunu, insan halinin sürekli evrim geçirdiğini kabul edin.
Şefkatli beden algısı geliştirecek çalışmalar yapın (beden günlüğü, aynada nötr bakış egzersizi).
Sosyal çevrenizi, beden eleştirisinden uzak kişilerle güçlendirin.

🌱 Özdeğer, tartıda yazan rakamdan değil, sizin kim olduğunuzdan, nasıl davrandığınızdan ve kendinize nasıl davrandığınızdan gelir.

Cinsellik, karşılıklı yakınlık, paylaşım ve zevk üzerine kurulu bir deneyim olmalı.Ama bazen, özellikle ilişki dinamikle...
04/11/2025

Cinsellik, karşılıklı yakınlık, paylaşım ve zevk üzerine kurulu bir deneyim olmalı.
Ama bazen, özellikle ilişki dinamikleri değiştiğinde, stres ve yorgunluk arttığında ya da iletişim zayıfladığında, cinsellik “paylaşım” yerine “zorunlu yapılması gereken bir görev” gibi hissedilebilir.

🔍 Bunu tetikleyebilecek nedenler:

İlişkide duygusal bağın azalması
İletişim eksikliği
Kendi beden algınızla ilgili memnuniyetsizlik
Çözümlenmemiş kırgınlıklar ve çatışmalar
Hormonal veya sağlık kaynaklı değişimler

🌱 Ne yapabilirsiniz?

Duygusal yakınlığınızı besleyecek aktiviteler ekleyin✨ (ortak zaman geçirmek, dokunma, övgü).
Partnerinizle istek ve beklentilerinizi açıkça konuşun.
Cinselliği “performans” yerine “yakınlık” olarak yeniden tanımlayın.
Gerekirse çift terapisine ya da cinsel terapiye başvurun.

✨ Kendi ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı fark ettiğinizde cinsellik yeniden doğal bir yakınlık alanına dönüşebilir.

Büyük bir grup ortamında olduğunuzu düşünün… O an konuşmak istemiyorsunuz ya da dinlemeyi tercih ediyorsunuz.Beyin hemen...
02/11/2025

Büyük bir grup ortamında olduğunuzu düşünün… O an konuşmak istemiyorsunuz ya da dinlemeyi tercih ediyorsunuz.

Beyin hemen bir etiket yapıştırıyor: “Sıkıcıyım.” “Yetersizim.” “Burada fark edilmem.”

Bu, geçmiş yaşantılardan gelen bir kalıp olabilir; ama şu gerçeği hatırlayın: Sessizlik her zaman olumsuz algılanmaz.

🔍 Birçok kişi sessiz ve gözlemci olmayı, dinleme becerisi olarak görür. Sessiz kalmak, değersiz olmak demek değildir.

🌱 Böyle anlarda kendinize şunları hatırlatın:

“Sessizim ama bu, değerimi azaltmaz.”

Daha önce sessiz kaldığınız ama iyi geri dönüş aldığınız anları hatırlayın.
Sessizken aktif gözlem yapın; bu size daha sonraki konuşmada katkı sağlayacak notlar bırakır.

Gün sonunda şöyle sorun: “Sessiz kaldım ama bundan ne kazandım?” — Ortamı daha iyi anlamak, doğru zamanda söz almak vb.

✨ Sessizlik bazen iletişimin görünmeyen gücüdür. Zihinsel “sessizlik = olumsuz” kalıbını kırmak, sosyal özgüveninizi güçlendirir.

31/10/2025

Panik bozuklukta, kalpte aniden başlayan hızlı atış, nefes darlığı, terleme gibi belirtiler sanki ciddi bir sağlık sorunu varmış gibi hissedilir.
Oysa bu belirtiler çoğu zaman bedenin değil, zihnin “alarm sisteminin” gereksiz yere devreye girmesiyle oluşur.

🔍 Ne olur?

Beyin, olumsuz ya da tehdit içeren bir düşünceye odaklanır.
Vücut “kaç ya da savaş” tepkisini başlatır → kalp hızlanır, nefes değişir, kaslar gerilir.
Bu his bedensel kaynaklıymış gibi algılanır, bu da kaygıyı daha da artırır.

🌱 Nasıl yönetebilirsiniz?

Çarpıntı başladığında kendinize “Bu his, korku alarmının sonucu olabilir” diye hatırlatın.
Nefesinizi yavaşlatın: 4 saniye nefes alın – 6 saniye verin.
Düşünceyi fark edin; “Şu an panik belirtilerini yaşıyorum, ama bu geçecek.”
Anksiyete günlüğü tutun → hangi durumlarda tetiklendiğini takip edin.

🌿 Panik atak, “bedenim zihnimin yanlış alarmına tepki veriyor” şeklinde yeniden çerçevelendiğinde, korku gücünü kaybetmeye başlar.

Bir konuşmadan sonra aklınızda sürekli şöyle sorular dönüyor mu:“Az önce söylediğim şey kırıcı mı oldu?”“Acaba beni yanl...
28/10/2025

Bir konuşmadan sonra aklınızda sürekli şöyle sorular dönüyor mu:

“Az önce söylediğim şey kırıcı mı oldu?”
“Acaba beni yanlış mı anladı?”
“Kaba mı davrandım?”

Bu tekrar tekrar sorgulama, bazen farkında bile olmadan doğal iletişiminizi bozabilir. Sürekli kendi performansınızı kontrol altında tutmaya çalıştığınızda, rahat ve samimi şekilde davranmak zorlaşır.

🔍 Burada zihnin yaptığı şey “olumsuz bir sonuç olasılığı”na gereğinden fazla odaklanmak.
Oysa her konuşmada küçük yanlış anlaşılmalar olabilir; bu insan ilişkilerinin normal bir parçasıdır.

🌱 Böyle anlarda deneyin:

Durun ve fark edin: “Şu an kendimi gereksiz yere tekrar sorguluyorum.”
Kanıt arayın: Karşı taraf net ve olumsuz bir tepki verdi mi? Gözle görülen işaret var mı?
Alternatif bakış: “Ben elimden gelenin en iyisini söyledim; karşı tarafın yorumu onun filtresine ait.”
Kendinize tek bir olumlu geri bildirim yazın (ör. “Bugün onu gerçekten dinledim”).

💙 Fazla sorgulama, gerçek hata olmadan da suçluluk yaratır. Bunu azaltmak, hem sosyal güveninizi hem ilişki rahatlığınızı artırır.

Address

Çukurambar Mahallesi 1446. Sokak No:12/25 Alternatif Plaza, Çankaya
Ankara
06530

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 20:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Gozde Uygur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram