21/07/2025
Pencere pervazında duran ortancanın yaprakları yaka fırfırlarına, az önce geçen uçağın izi gökyüzünü ikiye bölmüşe benziyor. . Yağan yağmurun ıslattığı kaldırım taşları, sabah vakti tebeşirle seksek alanıydı. Hızla ilerleyen hayata inat yavaş hareketlerle eskici sokakta anıları topluyor, bir çırpıda dokunan halı ilmekleri, çiçeklerin üzerinde kalan su taneleri, su tanelerinde kendini büyük gören bir çocuk var. Çarpıtılmış görüntüsünü dağınık kaşları kadar seviyor, alamadığı ilgiyi her yansımada kendine vermeye hazır.
Nerede görülmeli insan, nerede görmeli görüldüğünü? Annesinin göz bebeklerinde yok mu yansıması? Yaşla mı dolu o gözler, kaygıyla başka yöne mi bakıyor? Hangi yansıma karşılayabilir o doyumu, hepsi eksik mi kalır ömür boyu? Arayacak mecburen bir umut, bulduğunu sanacak, her yanılsamada başa dönecek, buna da hayat diyecek birileri. Ara dur, durmadan ara. Götürdü o bir zamanlar biricik olan oyuncağı eskici, yerine çoktan geçti yenileri. Geldiğini sanırsın bir gün belki..
Tuba Coşkun