Psikiyatrist Sevilay Zorlu

Psikiyatrist Sevilay Zorlu Yrd.Doç.Dr. Sevilay ZORLU KARAGÜR
Psikiyatrist & Psikoyetapist
Antalya Belek Üniversitesi
☎️02423169899-05301227199 Dr. Sevilay Zorlu.
(216)

Merhaba, ben Psikiyatrist & Psikoterapist Uzm. Yaşam yolculuğuma Antalya'da başladım. Ailemin tamamı ve annem öğretmen olunca haliyle çocukluğum öğretmenler odasında geçti. Tıp Fakültesi eğitimime Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde başladım Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladım. Aile hekimliği ve cezaevi, askeri birliklerde Kızılay Ekip Doktorluğu deneyimlerimden yaşamı öğrenmeye devam ettim. Tıp eğitimine başlama amacım olan Psikiyatrist olma niyetimi Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD’da gerçekleştirdim. Beş yıllık eğitimim sürecinde hastanenin tüm kliniklerinde hastalarım oldu insanı öğrendim. Her zaman ne kadar donanımlı olursam ihtiyacı olan insanlara o kadar yararlı olabilirim diye düşündüm. Psikanalitik terapi 5 yıl, Cinsel Terapi 2 yıl, Kognitif Davranışçı Terapi ve Aile Terapisi 2 yıl, Sanat terapisi ve Psikodrama 4 yıl, Regresyon Hipnoterapileri 2 yıl süren eğitim süreçlerinden geçtim. Çok okudum çok çalıştım. Öğrenirken canım yandı bazen; nasıl toplanılacağını öğrendim. Her zaman önüme güzel yollar açıldı. Rezonans terapilerini de tedavilerime ekledim. Son olarak da Üsküdar Üniversitesinde Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Yüksek Lisans öğrencisi oldum. Öğrenmeye okumaya devam ediyorum. Sayfamda Tıp Doktorluğu, Psikiyatri, Psikoloji, Psikoterapi bilgimi ve uzmanlığımı sizlere aktarmaya çalışıyorum. Bir insanın bile yüreğine dokunup ışık tutabilirsem karanlıklarına, amacıma ulaşmış olacağım. Daha çok insana faydalı olabilirsem de ne mutlu bana. Bu sayfa, psikoloji ve psikiyatri alanındaki bilgi ve deneyimimi sizlerle paylaşmak amacıyla oluşturulmuştur. Sorularınızı veya danışmanlık taleplerinizi bana iletmekten çekinmeyin. Sağlıklı bir zihinsel ve duygusal yaşam için birlikte çalışmak için sabırsızlanıyorum.

Bir satış profesyoneli neden aynı gün içinde iki farklı insana dönüşür?Sabah özgüvenli…öğleden sonra kırılgan…Sebep moti...
07/04/2026

Bir satış profesyoneli neden aynı gün içinde iki farklı insana dönüşür?

Sabah özgüvenli…
öğleden sonra kırılgan…

Sebep motivasyon değil.
Sebep beyin.

Çünkü her “hayır”, beyinde yalnızca bir kelime değildir.
👉 Amigdala için bu bir tehdittir.
👉 Prefrontal korteks için bu bir işlevsel kapasite kaybıdır.

Ve bu olduğunda:
– Karar kalitesi düşer
– İkna gücü zayıflar
– Vazgeçme eşiği düşer

Yani satış süreçlerinde kaybedilen çoğu zaman müşteri değil…
regüle edilemeyen bir sinir sistemidir.

Bu seminerde odağımız teknik değil:

🧠 Reddedilmenin nöropsikiyatrisi
⚡ Duygusal regülasyon ve performans ilişkisi
🔄 Satışta mikro stres yükünün yönetimi
📉 Dopamin dalgalanmalarının motivasyona etkisi

Ve en kritik farkındalık:

Profesyonel satış profesyoneli reddedilmez…
veri üretir.

Üst düzey satış performansı, teknik becerilerin ötesinde;
regüle bir sinir sistemiyle yapılır.

06/04/2026
Doğru ve yanlışın ötesinde bir yer var…Ama bu, herkesi aynı yere koymak değildir.Çünkü bazı insanlar iyilikten konuşur,a...
05/04/2026

Doğru ve yanlışın ötesinde bir yer var…
Ama bu, herkesi aynı yere koymak değildir.

Çünkü bazı insanlar iyilikten konuşur,
ama davranışlarıyla zarar verir.

Psikiyatrik açıdan baktığımızda;
zarar veren kişi çoğu zaman kendi travmasının içinden hareket eder.
Ama bu, onun davranışını masum yapmaz.

Sınır koymak; yargılamak değil, kendini korumaktır.

Tasavvufta ise mesele şudur:
İnsanı seversin… ama zulmü kabul etmezsin.

Hakikat alanı;
iyi ile kötüyü inkâr etmek değil,
kötülüğe rağmen kalbini kirletmeden kalabilmektir.

Ve en derin olgunluk şudur:
Kimseyi şeytanlaştırmadan,
kimsenin seni incitmesine de izin vermemek…






Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

04/04/2026

“Kadın ve erkek beyni farklıdır… ama bu bir üstünlük meselesi değil, işleyiş farkıdır.”

Psikiyatrik açıdan:
• Kadınlarda limbik sistem ve duygusal işlemleme ağları daha aktif → duyguyu daha hızlı fark etme ve ifade etme
• Erkeklerde prefrontal alan ve görev odaklı ağlar daha baskın → çözüm üretme ve problem çözmeye yönelme

Ama asıl kritik nokta şu:
Kadın “anlaşılmak” ister, erkek “çözmek” ister.
Ve çatışma tam da burada başlar.

DSM-5 perspektifinde bu farklar bir patoloji değil,
nörobiyolojik çeşitliliktir.
Sorun farkta değil…
farkı yönetememektedir.

Tasavvufi bir yerden bakarsak:
“Zıtlıklar çatışmak için değil, tamamlamak içindir.”

İlişkiyi kurtaran şey:
aynı olmak değil,
birbirinin dilini öğrenebilmektir.

beyin farkındalık

03/04/2026

“Seni, senin gibiler sevsin…”
Bu söz bazen bir dua gibi çıkar ağızdan,
bazen de bir vedanın en net cümlesi olur.

Çünkü insan, en çok
anlaşıldığı yerde kök salar.

Uyumsuzluk her zaman “kötülük” değildir;
bazen sadece frekansların tutmamasıdır.

Psikiyatrik açıdan bakarsak;
insan zihni, kendine benzer olanla regülasyon bulur.
Farklı olanı ya idealize eder ya da tehdit algılar.

Ve bazen…
Seni sevmeyen değil,
seni taşıyamayan uzaklaşır.

Tasavvufi bir yerden bakınca:
Herkes kendi nasibi kadar sever.
Ne eksik, ne fazla…

O yüzden bazı cümleler
hem dua,
hem de zarif bir vedadır:

“Seni, seni anlayabilenler sevsin…”

duygusalzeka

31/03/2026

“Bazıları seni kaybetmedi…
çünkü seni hiç kazanmak istemedi.”

Sana verilen değerin azalması, senin değersiz olduğunun kanıtı değildir.
Bu çoğu zaman, karşındaki kişinin bağ kurma kapasitesinin sınırlı olduğunun göstergesidir.

Psikiyatrik açıdan bakarsak;
duygusal yatırım yapmayan, kolay vazgeçen kişilerde
kaçınan bağlanma örüntüsü, narsistik savunmalar ya da yüzeysel ilişki kurma eğilimi sık görülür.

Yani mesele senin “yetersizliğin” değil,
onun “derinleşememe” kapasitesidir.

Tasavvufi açıdan ise;
herkes kalbin kadar kalamaz hayatında…
Çünkü bazıları sevgiyi taşımaya değil, sadece tüketmeye gelir.

Ve hakikat şu:
Seni kolayca gözden çıkaran biri,
aslında seni hiç gerçekten göze almamıştır.

Psikiyatrik–varoluşsal kapanış:
Değer, seni tutanda değil…
seni gerçekten görebilende ortaya çıkar.

Bazen kimse seni bırakmaz…sen, kendini bıraktığın yerde kalırsın.Bazı ilişkilerde görünmeyen bir eşik vardır.O eşiğe gel...
30/03/2026

Bazen kimse seni bırakmaz…
sen, kendini bıraktığın yerde kalırsın.

Bazı ilişkilerde görünmeyen bir eşik vardır.
O eşiğe gelene kadar kendini anlatırsın,
daha çok anlaşılmak için çabalarsın,
görülmek için uğraşırsın…
ve bazen, sırf kaybetmemek için
kendinden vazgeçtiğini bile fark etmezsin.

Sonra bir şey değişir.
Karşındaki insan değil…
içindeki savaşın yönü değişir.

Anlarsın ki mesele,
onun ne yaptığı değil;
senin kendine rağmen
neyi sürdürdüğündür.

Artık zihnin “neden aramıyor?” diye sormaz.
İçinden başka bir ses yükselir:
“Ben neden kendimi bu kadar geri plana atıyorum?”

İşte o an… büyüme başlar.
Çünkü gerçek olgunluk,
birine tutunmak değil;
kendi içinde tekrar ayağa kalkabilmektir.

Bazı bağlar kopmaz…
Ama sen kendinle yeni bir sınır çizdiğinde,
o bağın hayatındaki yeri değişir.

Sürdürülen ilişki değil, sürdürülen örüntü iyileşme alanıdır.
Farkındalık, bağdan değil, bağı kurma biçiminden özgürleştirir.

28/03/2026

Bazı şarkılar neden “seni anlatıyor” gibi gelir?
Çünkü müzik sadece ses değildir…
sinir sistemine yazılmış bir dildir.
Bir melodi başlar ve;
aniden kalbin sıkışır, gözün dolar,
hatta sebebini bile bilmeden huzur bulursun.
Çünkü beyin müziği “duymaz”…
yaşar.

• Limbik sistem aktive olur
• Dopamin artar
• Kalp ritmi, nefes, kas tonusu değişir

Yani müzik, duygunu sadece ifade etmez;
onu yeniden düzenler.

🎼 Terapide bazen kelimeler yetmez…
Danışan susar ama müzik konuşur.

Çünkü bazı duygular anlatılmaz,
titreşir.

Tasavvufi olarak ise;
İnsan zaten bir sestir…
Kalp, hangi frekansa temas ederse
ona dönüşür.



Bu yüzden;
dinlediğin müzik sadece ruh halini yansıtmaz…
ruh halini inşa eder.
Belki de bu yüzden;
aynı şarkıyı iki farklı zamanda dinlersin
ve iki farklı insan gibi hissedersin.

Çünkü müzik değişmez…
sen değişirsin.

27/03/2026

GERÇEK SEVGİ NEDİR?

Gerçek sevgi…
Birine sahip olmak değil,
onun varlığıyla çoğalabilmektir.

Gerçek sevgi;
yanındayken huzur,
yokken eksiklik değil;
yokken bile içte bir güven hissedebilmektir.

Psikiyatri bize şunu söyler:
Gerçek sevgi, bağımlılık değildir.
Kaybetme korkusuyla tutunmaz,
güven duygusuyla kök salar.

Çünkü sağlıklı bağ;
“Gitme” diye tutmak değil,
“Kalmak istiyorum” diyebilmektir.

Tasavvuf ise şöyle fısıldar:
Sevgi, sahip olmakla değil
emanet bilmeyi öğrenmekle olgunlaşır.

Gerçek sevgi;
seni küçültmez…
yüceltir.
Daraltmaz…
genişletir.
Yakmaz…
pişirir.

Ve en önemlisi:
Gerçek sevgi,
seni kendinden uzaklaştırmaz…
kendine yaklaştırır.

Çünkü hakiki sevgi,
bir başkasında kaybolmak değil;
birlikte kendini bulabilmektir.

İmtihan bu ya…Bazen hafif bir dalga gibi gelir geçer,bazen kökünden sarsar insanı.Ama psikiyatri bize şunu öğretir:Hiçbi...
26/03/2026

İmtihan bu ya…
Bazen hafif bir dalga gibi gelir geçer,
bazen kökünden sarsar insanı.

Ama psikiyatri bize şunu öğretir:
Hiçbir duygu sonsuz değildir.
Her yoğunluk, regülasyon arar.

Tasavvuf ise aynı hakikati başka dille söyler:
“Daim olan yalnızca Hak’tır.”

Bu yüzden yaşadığın her şey,
seni yıkmak için değil,
seni senden ayıranları çözmek içindir.

Velhasıl…
Geçen şey, sadece zaman değil;
senin o hâlin.

Bu da geçer.
Ya Hu.

Address

Yeşilbahçe Mah. Metin Kasapoğlu Caddesi Bakır Apt No: 35 K:1 D:2
Antalya

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:30
Tuesday 09:00 - 18:30
Wednesday 09:00 - 18:30
Thursday 09:00 - 18:30
Friday 09:00 - 18:30
Saturday 09:00 - 18:30

Telephone

+902423169899

Website

http://www.antalyacinselterapi.com/, https://neorezonansantalya.com/

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikiyatrist Sevilay Zorlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikiyatrist Sevilay Zorlu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category

Our Story

Psikiyatrist & Psikoterapist Uzman Doktor Sevilay ZORLU Antalya-Akseki-Cevizli’de doğdum. İlköğrenimime Ankara’da başlayıp Antalya’da tamamladım. Antalya Lisesinden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım. 2. sınıfta yatay geçiş yaparak 1995’de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 5 yıl Antalya Kızılay Kan Merkezinde “Ekip Doktoru” olarak çalıştıktan sonra, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar 12 nolu Sağlık Ocağında 2 yıl “pratisyen hekimlik” yaptım.