Prof Dr Hedef Özgün Genel Cerrahi Uzmanı

Prof Dr Hedef Özgün        Genel Cerrahi Uzmanı Prof Dr Hedef ÖZGÜN
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
Genel Cerrahi A

14/04/2015

Kıl dönmesi (sinus pilonidal) hastalığında ameliyatsız tedavi ile başarılı sonuçlar hastalarımı da, beni de mutlu ediyor. Ortalama 3-4 seanslık tedavi ile sonuca ulaşıyorum.
Ameliyat sonrası günlerce süren iyileşme dönemi yerine hemen işe dönmek mutluluk verici. Ayrıca ameliyat olup nüks eden hastalarda da başarılı oluyor.

Kanserde erken tanı hayat kurtarır.Meme muayenesi ve mamografi kontrollerinizi yaptırdınız mı?50 yaşına gelen herkesin b...
06/04/2015

Kanserde erken tanı hayat kurtarır.
Meme muayenesi ve mamografi kontrollerinizi yaptırdınız mı?
50 yaşına gelen herkesin bir kez kolonoskopi yaptırması gerektiğini biliyor musunuz?
1-7 NİSAN KANSER HAFTASI

Artık muayenehanemde ele gelen meme kitleleri için meme ultrasonu kılavuzluğunda Meme Biyopsisi yapmaya başladım. Almany...
20/02/2015

Artık muayenehanemde ele gelen meme kitleleri için meme ultrasonu kılavuzluğunda Meme Biyopsisi yapmaya başladım. Almanya'da meme cerrahları hasta muayenesinde mutlaka ultrasonu da kullanıyorlar. Ben de öğrendiklerimi uygulamaya koydum :)

18/02/2015
18/02/2015

Meme Biyopsisi

Biyopsi işlemlerinin tipleri

Her biyopsi tipinin artıları ve eksileri vardır. Hangi tip biyopsi yapılacağı seçeneği tümörün ne kadar kuşkulu göründüğü, ne kadar büyük olduğu, memenin neresinde olduğu, kaç tane tümör olduğu, diğer sağlık problemleri ve kişisel tercihlere dayanır.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi

Bu yöntem meme biyopsisinin en basit tipidir ve hekim muayenesi sırasında fark edilebilen bir kitleyi değerlendirmede kullanılabilir. İşlem için hasta muayene masasında uzanır. Doktor kitleyi bir elle sabitlerken, diğer eliyle ince bir iğneyi kitleye doğru yönlendirir. İğne kitleden hücre veya sıvı örneği almak için bir enjektöre bağlıdır. İnce iğne aspirasyonu sıvı dolu bir kist ile katı bir kitleyi ayırt etmenin ve olası daha invaziv bir biyopsiden kaçınmanın hızlı bir yoludur. Bununla beraber, kitle katı ise, ileri değerlendirme gerektirecektir.

Kalın iğne biyopsisi (Tru-cut)

Bu tip meme biyopsisi mamografi veya ultrasonda görülebilen veya muayene sırasında doktorun fark ettiği bir meme kitlesini değerlendirmede kullanılabilir. Radyolog veya cerrah meme kitlesinden doku örneklerini almak için, sıklıkla ultrason kılavuzluğunda, ince içi boş bir iğne kullanır.
Pirinç tanesi boyutunda birkaç örnek alınır ve hastalık varlığını gösteren özellikleri belirlemek için analiz edilir. Kitlenin yerine dayanarak, mamografi veya MR gibi diğer görüntüleme teknikleri iğneyi yönlendirmeye kılavuzluk edebilir.

Stereotaktik biyopsi (Telle işaretleme)

Bu tip memede kuşkulu alanları belirlemek için mamografiden yararlanır. Bu işlem için genellikle hasta yüzü biyopsi masasında aşağı bakacak şekilde memelerinden biri masada bir deliğe yerleştirilmiş olarak uzanır. Hastanın memesi mamografi çekilirken iki düzlem arasında sıkıştırılır ve biyopsi için doğru alan belirlenir. Radyolog küçük bir kesi yaparak (yaklaşık 6 milimetre) bir iğne veya vakumlu bir alet sokar ve birkaç doku örneği alır. Örnekler analiz için bir laboratuara gönderilir.

Ultrason kılavuzluğunda kalın iğne biyopsisi

Bu tip kalın iğne biyopsisi ultrasonu kullanır. Ultrason vücuttaki yapıların kesin görüntülerini oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanır. Radyolog memedeki kitlenin yerini belirler, iğneyi sokmak için küçük bir kesi yapar ve analiz için laboratuara göndermek üzere birkaç doku örneği alır.

MR kılavuzluğunda kalın iğne biyopsisi

Bu tip biyopsi MR kılavuzluğunda yapılır. MR memenin çok sayıda kesitsel görüntüsünü alır ve onları bilgisayar yardımıyla ayrıntılı 3 boyutlu resimlere dönüştürür. MR cihazı biyopsi için doğru yeri belirlemek için görüntüler sağlar. Yaklaşık 6 milimetrelik küçük bir kesi yapılması kalın iğnenin girişini sağlar. Birkaç doku örneği alınır ve analiz için laboratuara gönderilir.

Cerrahi biyopsi

Cerrahi biyopsi sırasında meme kitlesinin bir kısmı (insizyonel biyopsi) veya tamamı (eksizyonel biyopsi, geniş lokal eksizyon veya lumpektomi) inceleme için alınır. Cerrahi biyopsi genellikle ameliyathanede kolun toplardamarından sedasyon verilerek ve memeye lokal anestezi uygulanarak yapılır.
Meme kitlesi hissedilemezse, radyolog telle işaretleme denilen bir teknik kullanarak cerraha kitleye giden yolu gösterebilir. Telle işaretleme sırasında, ince bir telin ucu meme kitlesine yönlendirilir veya içinden geçirilir. Bu genellikle cerrahiden hemen önce yapılır.
Cerrahi sırasında, cerrah tel boyunca tüm meme kitlesini çıkarmaya çalışacaktır. Tüm kitlenin çıkarıldığından emin olmak için, kitlenin sınırlarını kontrol etmek için doku laboratuara gönderilir.
Sınırlarda kanser hücreleri varsa (pozitif sınırlar), bir kısım kanser hala memede bulunabilir ve daha fazla doku çıkarılmalıdır. Sınırlar temizse (negatif sınırlar), kanser yeterince çıkarılmıştır. Meme biyopsisi sırasında, küçük bir paslanmaz çelik belirteç veya klip memedeki biyopsi yerine konulabilir. Biyopsi sonucu pozitif olursa, bu işaretle cerrah daha fazla meme dokusu çıkarmak için biyopsi alanını belirleyebilir.

Meme biyopsisinden sonra

Cerrahi biyopsi dışında tüm meme biyopsilerinde eve sadece bandajlarla gidilir. Gün boyu dikkat etmek gerekse de, gün içindeki faaliyetlere devam edilebilir. Morarma kalın iğne biyopsilerinden sonra sıktır. Ağrı ve rahatsızlığı azaltmak için, asetaminofen içeren aspirin dışında bir ağrı kesici alınabilir ve soğuk torbası uygulanabilir.
Cerrahi biyopsi yapıldıysa, dikişler olacaktır.



Prof Dr Hedef ÖZGÜN
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi
www.hedefozgun.com
www.aydingenelcerrahi.com
Muayenehane adresi:
Güzelhisar Mahallesi Albay Şefik Caddesi
No:1 Kat:3 Merkez/AYDIN
0256 213 5352 - 0551 555 3366

7-16 Şubat 2014 tarihleri arasında Düsseldorf Almanyada düzenlenen Onkoplastik meme cerrahisi (Estetik meme kanseri cerr...
10/02/2015

7-16 Şubat 2014 tarihleri arasında Düsseldorf Almanyada düzenlenen Onkoplastik meme cerrahisi (Estetik meme kanseri cerrahisi) kursu sertifikamı aldım Almanya, Avusturya ve İsviçre'de de artık meme cerrahisi yapabilmemi sağlayacak bu belge.

Memeden çıkardığım 7,5 cmlik kitle
10/11/2014

Memeden çıkardığım 7,5 cmlik kitle

Gebelikte meme kanseri günümüzde gebelik yaşının ertelenmesi sonucu giderek daha sık rastlanan bir sorundur. Doğmamış ço...
17/09/2014

Gebelikte meme kanseri günümüzde gebelik yaşının ertelenmesi sonucu giderek daha sık rastlanan bir sorundur. Doğmamış çocuğa kanser metastaz yapmaz, ancak anne karnındaki bebeğin zarar görmemesi için yapılacaklar sınırlı kalır. Bu nedenle gebelik planlayan her kadın mutlaka meme muayenesi olmalıdır.

08/09/2014

SAFRA KESESİ TAŞLARI

Safra kesesi taşları nasıl oluşuyor?

Safra, karmaşık bir kimyasal yapıdır. Özellikle kolesterol, lesitin ve safra tuzlarının belli bir oranda olması gerekir ki, içindeki bu kimyasal karışım sıvı halde bulunsun. Eğer lesitin, kolesterol ve safra tuzlarının arasındaki oranlar değişirse sıvı, katı hale geçiyor. Normal safra yollarından akan safrada böyle bir şey olmuyor çünkü durağan bir yapısı yok. Ama safra kesesinde göllenen safrada bu oran bozulduğu zaman küçük çökeltiler oluşmaya başlıyor. Bunlar zaman içerisinde büyüyor ve taşları oluşturuyor.

Safra taşlarının görülme sıklığı yaşla birlikte artan safra kesesi taşları, çoğunlukla karın ağrısı, bulantı ve kusmayla belirti veriyor. Safra kesesi taşının tek tedavi yöntemi taşın olduğu safra kesesinin ameliyatla çıkarılmasıdır.

Safra taşlarının çeşitleri oluyor mu?

Evet, safra taşları farklıdır. Hepsi aynı tip değil. Pigment taşları veya kolesterol taşları olabiliyor. Ve bunlar bazen sorun oluşturuyor. Bu taşlar gün geçtikçe büyüyor. Üzerindeki çökeltiler ya da safranın içinde katı hale geçiş artıyor. Küçük halde başlıyor, zaman içerisinde gittikçe büyüyor. Bazen de bir tane büyük değil, birkaç parça halinde oluyor. Hatta küçük yüzlerce taş bile oluşabiliyor.

Safra kesesi taşı oluşumu yaygın mı?

Çok yaygın. Yaşla birlikte artıyor. Bütün ölümlere bakıldığında, yüzde 11-36’sında safra kesesi taşına rastlanıyor. Obezite, gebelik, Crohn hastalığı gibi durumlar taş gelişimini artırıyor. Özellikle kırmızı kan kürelerinin dönüşüm hızının yüksek olduğu kan hastalığı olan kişilerde daha sık görülüyor. Kadınlarda, erkeklere oranla üç kat daha fazla rastlanıyor.

Neden kadınlarda daha sık görülüyor?

Muhtemelen hormonlardan kaynaklanıyor, ama kesin olarak bilinen bir nedeni yok.

Safra kesesi taşı oluşumunun beslenme alışkanlığı ya da yaşam biçimiyle bir ilgisi var mı?

Muhtemelen var. Ama bunu önleyecek somut bir beslenme önerimiz yok. Yani şunu yersen ya da yemezsen safra kesesi taşı oluşumunun önüne geçebilirsin diyemiyoruz. Birebir neden sonuç ilişkisi yok ama muhtemelen genetik ve metabolik bir takım ilişkiler var. Mesela bazı insanların kolesterolü yüksektir. Kolesterolün yüksek olmasının nedeni çoğu zaman genetik yapıdan kaynaklanır. Burada da bir takım ilişkiler muhtemelen var. Ama kilolu insanlarda görülme olasılığının daha yüksek olduğunu söyleyebiliyoruz. Aynı şekilde yaşam tarzıyla da safra kesesi taşı oluşumunun bir ilgisi yok. Özet olarak safra kesesi taşı oluşumunu dış etkenlerle engellemenin bir yolu yok. Dolayısıyla önüne geçmek de mümkün değil.

Safra kesesi taşının belirtileri neler?

Safra kesesinde oluşmuş olan taşların bir kısmı hiç belirti vermez. Belirti verenlerde en önemli işaret ise ağrıdır. Ağrı karnın sağ üst tarafında, genellikle şiddetli bir şekilde birkaç saat sürer. Bazen sırta, sağ omuza vurur. Genellikle ani başlar. Yemeklerle ilişkisi vardır ve sıklıkla yemek sonrası ortaya çıkar. Sıklıkla bulantı ve kusma olur. Bu yakınmalar kendi kendine ya da ilaç tedavisiyle geçebilir. Ağrı 24 saati geçerse tıkanmanın kalıcı olduğunu düşünmek gerekir. Yani belirtilerden birisi, safra kesesindeki taşın bir yeri tıkayarak geçip gitmesidir. Geçmeyen ağrı, taşın safra kesesinin giriş kanalını tıkadığı anlamına gelebilir. Taş, safra kesesi kanalını tıkarsa o zaman akut kolesistit hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalığın yüzde 95?i safra kesesi taşına bağlıdır. Çok daha düşük oranda tümörlere de bağlı olabilir. Bu hastalar genellikle geçici ağrı atakları geçirmişlerdir. Bu durumda; karnın sağ üst tarafında, orta ya da daha şiddetli kalıcı bir ağrı vardır. Bu ağrı muayenelerde de kendini belli eder. Anlaşılması çok kolaydır. Bazen ağrı dışında hastanın hafif ateşi, iştahsızlığı, bulantısı ve kusması vardır. Hasta hareket ettikçe ağrı artar ve zaman içerisinde şiddetlenir.

Başka belirtileri var mı?

Safra kesesi taşının bir başka belirtisi sarılıktır. Safra kesesi taşına bağlı olarak görülen sarılık, genellikle taşın safra kesesinden düşüp ana safra yolunu tıkamasına bağlı olarak, karaciğerden çıkan safranın bağırsağa ulaşamaması ve kanda birikmesi nedeniyle olur. Bunu anlamak çok zor değildir. Tanısı kolayca konulur. Genellikle bu sarılık türüne ağrı da eşlik eder. Sarılık, taşın o bölgeyi tıkamasından birkaç gün sonra ortaya çıkar.

Bir de safra kesesinde taşı olan kişilerin, yemeklerle ilişkili nedeni belirlenemeyen şikayetleri vardır. Bu hastalarda; karında gaz, yemekten sonra rahatsızlık, hafif bulantı, yemek dokunması, karında şişlik gibi çok spesifik olmayan şikayetler de sıkça görülür.

Safra kesesi taşının yol açtığı tıkanma başka hangi hastalıklara yol açar?

Safra kesesi ve yollarında bulunan taşlar mikropların tutunması ve üremesi için uygun yapılardır. Bu nedenle taşı olan hastaların büyük bir kısmının safrası mikrop barındırmaktadır. Normal safra akışı sürerken bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak taş tıkanmaya neden olursa bu mikroplar safra yolları iltihabına neden olabilir. Yani tıkanmakla kalmaz var olan mikrop yükü ve ayrıca kan yoluyla gelen mikroplar safra yolları iltihabı oluşturur. Bu durumu kolanjit olarak adlandırıyoruz. Kolanjit bazen çok ağır tablolara kadar gider. Kanda mikrop üremesine dahi neden olabilir. Acil bir girişimi ve bazen de ameliyatı gerektirebilir.

Belirti vermeyen safra kesesi taşların tanısı nasıl konulur?

Bu tür taşların varlığı genellikle tesadüfen, ultrasonografi ile ortaya çıkar.

Hiçbir şikayete yol açmayan bu taşların alınması gerekir mi?

Bu çok önemli bir sorun. Bunu hastayla tartışmak gerekir. Sessiz safra kesesi taşlarının yüksek bir ihtimal ile ciddi sorunlara yol açtığı konusunda bilgi yok. Bu konuda farklı görüşler var. Bunların sorun çıkarma riski birkaç çalışmaya göre yaklaşık yılda yüzde 2. Yani hasta, "Hiçbir şikayetim yok. O yüzden şimdilik orada kalabilirler. Sorun çıkartırsa aldırırım" diyerek ileride oluşabilecek rahatsızlıkların riskini göze alabilir. Bu, bugün için doğru olarak kabul edilebilen tıbbi yaklaşımlardan birisidir. Bir diğer seçenek de taşın, uygunsuz bir zamanda ciddi bir sorun çıkartabileceği varsayılarak daha agresif davranılması ve şikayete neden olmasa dahi ameliyatın gerçekleştirilmesidir. Bugün için ikisi de doğru bir yaklaşım. Ama özellikle genç insanlarda cerrahi tedavinin biraz daha ön plana çıkması gerekir diye düşünüyorum. Burada en önemli nokta, bu bilgi ve risklerin hastayla paylaşılması ve kararın ortak olarak verilmesi yani karar verme süreçlerine hastanın da katılımının sağlanmasıdır.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Safra kesesi taşının tek tedavi yöntemi taşın olduğu safra kesesinin ameliyatla çıkarılmasıdır. Geçmişte ilaçla eritilmesi, böbrek taşlarına benzer bir takım aletlerle taşların kırılması gibi yöntemlerle tedavi edilmesi denenmiş. Ama bunların işe yaramadığı anlaşılmış. Çünkü sorun oradaki taşların yok edilmesi değil. Eğer ana mekanizma ortadan kaldırılmazsa taşlar yeniden oluşur. Örneğin, ilaç tedavisiyle taşları eritebilirsiniz ?ki bu zahmetli bir yöntemdir- ama birkaç hafta sonra aynı yerde yeniden taş oluşur. Taşları kırdığınız zaman da aynı şey geçerlidir. Hatta kırılan taşlar daha büyük sorunlara yol açtığı için artık hiç uygulanmıyor. Onun için bu taşların ana safra kanallarında değil de, durağan safranın bulunduğu safra kesesinde ortaya çıktığını düşünürsek tedavi, taşların oluştuğu yeri ortadan kaldırmak olmalıdır. Ek bir sorun varsa, örneğin taş, ana safra kanalının alt ucunu tıkadıysa o zaman tabii ki ek başka tedaviler de uygulamak gerekiyor.

Taşın çıkarılmayarak uzun süre ihmal edilmesi kansere yol açar mı?

O tartışma hep vardır. Ama bugün hala elimizde safra kesesi kanserlerinin taştan dolayı oluştuğuna dair bir kanıt yok. Ama şöyle ilginç bir gözlem var; safra kesesi kanseri olan hastaların yüzde 90’ında safra kesesinde taş, birlikte görülebiliyor. Ama bir hastanın safra kesesinde taş olduğu için kansere yakalandığı konusunda kesin bir bilgi yok. Safra kesesi kanseri nadir görülür. Kötü tarafı, çok somut belirti vermez ve bu nedenle atlanma riski oldukça yüksektir. Tedavileri de kolay değildir. Biraz agresif bir kanser türüdür.

Gebelik döneminde oluştuğunda da hasta ameliyat edilebilir mi?

Gebelik döneminde, safra kesesindeki taş tesadüfen saptandıysa bu dönemde herhangi bir müdahalede bulunmamak lazım. Ama bir komplikasyona neden olduysa gebelikten bağımsız, gebelik var iken de tedavi etmek lazım. Bu ameliyat, gebeliğin son döneminde dahi olsa gerçekleştirilebilir.

Her safra kesesi taşı ameliyat edilir mi?

Her safra kesesi taşı ameliyat edilmek zorunda değildir. Sessiz safra kesesi taşları, yani hiç şikayete neden olmayanlar eğer hastanın da tercihi oysa ve riski göze alabiliyorsa ameliyat edilmeyebilir. İzlenebilir ve bir sorun çıktığında ameliyat edilebilir.

Safra kesesi taşı çocuklarda görülebiliyor mu?

Evet, düşük oranda da olsa küçük çocuklarda dahi görülebilir. Ama bunların altında sıklıkla anatomik bozukluk ya da bir kan hastalığı vardır. Onlar da, yetişkinler gibi ameliyat edilmelidir.

Safra kesesi taşı oluşumunda genetiğin etkisi var mıdır?

Safra kesesi taşının oluşumunda genetiğin doğrudan bir etkisi yoktur. Ama az önce de söylediğim gibi safra kesesi taşı oluşumunda kan hastalıklarının da etkisi vardır. Kan hastalıklarının pek çoğu da genetiktir. Bu hastalıklar çoğunlukla belirti göstermezler. Hatta bir kısmına çok az tanı konulabiliyor. Dolayısıyla sessiz kan hastalıkları olan ailelerde safra kesesi taşı oluşma olasılığı da artıyor.

Günümüzde ameliyatlar daha çok laparoskopik yöntemlerle mi gerçekleştiriliyor?

Evet, günümüzde altın standart, laparoskopi olarak kabul ediliyor. Başka türlü bir ameliyat yapılması bugünkü bilgilerimiz içerisinde doğru değildir. Bazen hastalar açık ameliyatın daha güvenli olup olmadığını soruyorlar. Aksine, laparoskopik yöntem çok daha güvenlidir.

Ameliyatın herhangi bir riski var mı?

Ameliyat ameliyattır. Her zaman ciddiye almak gerekir. Safra kesesi ameliyatlarının komplikasyonları çok nadir oluşur. Kanama olabilir, ana safra yolları zedelenebilir, safra kaçakları oluşabilir. Bunların çoğu kendi kendine toparlanır ama bazen ikinci bir ameliyat da gerektirebilir. Bu komplikasyonlar laparoskopinin öğrenme aşamasında daha çok görülüyordu, ama günümüzde giderek azalmıştır.

01/09/2014

Kasık Fıtığı
Kasık fıtığı yumuşak dokunun –genellikle karın boşluğunu örten zarın bir parçası (omentum) veya barsakların bir kısmının- karın kaslarındaki zayıf bir noktadan taşması ile oluşur. Oluşan şişlik özellikle öksürme, eğilme veya ağır bir nesneyi kaldırma sırasında ağrılı olabilir.
Kasık fıtığının kendisi tehlikeli değildir. Kendiliğinden iyileşmez, ancak hayatı tehdit edebilecek komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, ağrılı veya büyüyen kasık fıtığının onarımı için ameliyat olmanız önerilecektir. Kasık fıtığı onarımı sık yapılan bir cerrahi işlemdir.
Belirtileri
Bazı kasık fıtıkları herhangi bir belirti vermezler. Rutin tıbbi muayene sırasında doktorunuz fark edene kadar farkında olmayabilirsiniz. Ancak, sıklıkla, fıtığın yaptığı şişlik görülür ve hissedilir. Şişlik genellikle ayakta durduğunuzda, özellikle öksürme ve ıkınma ile daha belirginleşir.
Kasık fıtığının bulgu ve belirtileri şunlardır:
• Kasık kemiğinizin her iki yanındaki alanda şişlik
• Şişlikte yanma, kayma veya acıma hissi
• Özellikle eğildiğinizde, öksürdüğünüzde veya bir şey kaldırınca kasıkta ağrı veya rahatsızlık
• Kasıkta ağırlık veya kayma hissi
• Kasıkta zayıflık veya basınç
• Bazen, dışa çıkan barsaklar torbaya (skrotum) inince, testislerin çevresinde ağrı ve şişlik

Uzanırken kibarca ve kolaylıkla fıtık içeriğini karnınıza itebilmeniz mümkündür. İtemezseniz, alana buz torbası uygulamak şişliği kolayca içeri itilebilecek kadar küçültebilir. Kalçanızı başınızdan yüksekte olacak şekilde uzanmak da yararlı olabilir.
Sıkışmış fıtık
Fıtığı içeriye itemiyorsanız, omentum veya bir barsak parçası karın duvarına sıkışmış olabilir. Sıkışmış bir fıtık barsağınıza kan akımının kesilmesine neden olarak boğulmuş bir fıtığa yol açabilir. Fıtığın onarımı ve barsağa kan akımının yeniden sağlanması için cerrahi gerekir. Boğulmuş fıtık tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilir.
Boğulmuş fıtığın bulgu ve belirtileri şunlardır:
• Bulantı, kusma veya her ikisi
• Ateş
• Hızlı nabız
• Hızla şiddeti artar ani ağrı
• Rengi kırmızı, mor veya koyu renge dönen fıtık şişliği
Bu bulgu veya belirtilerden biri ortaya çıkarsa, hemen doktora gidiniz.

Çocuklardaki bulgu ve belirtiler
Yeni doğanlarda ve çocuklardaki kasık fıtıkları doğumda karın duvarındaki bir zayıflıktan kaynaklanır. Bazen fıtık yalnızca bebek ağlarken, öksürürken veya tuvalette ıkınırken görülebilir. Daha büyük çocuklarda, fıtık çocuk öksürürken, büyük abdest sırasında karnını kasarken veya uzun süre ayakta durursa daha görünür hale gelir.

Ne zaman doktora gitmeli
Kasığınızda kasık kemiğinin iki yanında ağrılı veya belirgin şişlik varsa doktora gidiniz. Şişlik siz ayakta dururken daha belirgindir ve elinizi etkilenen alana koyduğunuzda genellikle hissedersiniz. Fıtığın rengi kırmızı, mor veya koyu renge dönerse acil tıbbi yardım gerekir.

Nedenleri
Bazı kasık fıtıklarının belirgin bir nedeni yoktur. Diğerleri ise şunların bir sonucu olarak oluşur:
• Karın içinde artan basınç
• Karın duvarında önceden var olan zayıf bir nokta
• Karın içinde artan basınç ve karın duvarında önceden var olan zayıf bir noktanın birlikteliği
• Büyük abdest veya idrar yaparken ıkınma
• Ağır kaldırma
• Karında sıvı olması (assit)
• Gebelik
• Fazla kilo
• Kronik öksürük veya aksırma
Çoğu kişide, kasık fıtığına neden olan karın duvarı zayıflığı karnı örten zarın (periton) uygun şekilde kapanmamasına bağlı olarak doğumda oluşur. Diğer kasık fıtıkları hayatın sonraki zamanlarında yaşlanma, ağır fizik aktivite veya sigara içmeye eşlik eden öksürme gibi faktörlere bağlı olarak kaslar zayıfladığında veya bozulduğunda gelişir.
Erkeklerde, zayıf nokta genellikle spermatik kordonun torbaya girdiği kasık kanalında bulunmaktadır. Kadınlarda, kasık kanalı rahmi yerinde tutan bir bağ taşır ve fıtıklar bazen kasık kemiğinin çevresindeki dokuya rahimden gelen bağ dokusu bağlı olduğunda ortaya çıkar.

Erkeklerde daha sık
Erkeklerde doğum öncesinde kasık kanalı boyunca testislerin izlediği yol nedeniyle doğuştan bir zayıflık olması daha olasıdır.
Erkek bebeklerde, testisler karında oluşur ve kasık kanalından torbaya inerler. Doğumdan hemen sonra, kasık kanalı neredeyse tamamen kapanır — spermatik kordonun geçmesine izin verip testisler karına geri kaçmasına engel olacak kadar az yer bırakır. Bazen, kanal zayıflamış bir alan bırakarak uygun şekilde kapanmaz.
Kız bebeklerde, doğumdan sonra kasık kanalının kapanmama şansı daha azdır.
Zayıflıklar hayatın sonraki dönemlerinde, özellikle bir yaralanma veya karın boşluğunda bir cerrahi işlem sonrasında karın duvarında da oluşabilir. Önceden var olan zayıflık olsun veya olmasın, ıkınma, ağır kaldırma, gebelik veya fazla kilo nedeniyle karnınıza fazladan basınç uygulanması fıtığa neden olabilir.

Risk faktörleri
Kasık fıtığı için risk faktörleri şunlardır:
• Erkek olma. Erkekseniz kasık fıtığı gelişme olasılığınızı çok daha yüksektir. Aynı zamanda, kasık fıtığı gelişen yeni doğanlar ve çocukların büyük çoğunluğu erkektir.
• Aile öyküsü. Kasık fıtığı riskiniz bu rahatsızlığı olan ebeveyn veya kardeş gibi yakın bir akrabanız varsa artar.
• Belli tıbbi durumlar. Yaşamı tehdit eden şiddetli akciğer hasarına ve kronik öksürüğe neden olan kistik fibrozisli kişilerin kasık fıtığı olma olasılığı daha fazladır.
• Kronik öksürük. Sigara içme gibi bir nedenle olan kronik öksürük kasık fıtığı riskinizi arttırır.
• Kronik kabızlık. Büyük abdest yaparken ıkınma kasık fıtıklarının sık nedenlerindendir.
• Fazla kilo. Orta ve ileri derecede fazla kilo karnınıza ekstra basınç uygular.
• Gebelik. Bu hem karın kaslarınızı zayıflatır, hem de karnınızdaki basıncı arttırır.
• Belli meslekler. Uzun süre ayakta durmayı veya ağır fizik güç gerektiren bir işinizin olması kasık fıtığı gelişme riskinizi arttırır.
• Erken (Prematür) doğum. Erken doğan bebeklerin kasık fıtığı olma olasılıkları daha fazladır.
• Fıtık öyküsü. Önceden kasık fıtığınız varsa, karşı tarafta bir fıtık gelişme olasılığı daha fazladır.

Komplikasyonlar
Kasık fıtığının komplikasyonları şunlardır:
• Çevre dokulara baskı. Çoğu kasık fıtığı cerrahi olarak onarılmazsa zamanla genişler. Büyük fıtıklar çevre dokulara baskı yapar. Erkeklerde, büyük fıtıklar torbaya iner, ağrı ve şişlik yapar.
• Sıkışmış fıtık. Omentum veya bir barsak parçası karın duvarındaki zayıf bir noktada sıkışırsa, barsağı tıkayabilir; şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve gaz gaita çıkaramamaya neden olabilir.
• Boğulma. Sıkışan bir fıtık barsağınızın bir kısmına kan akımını engelleyebilir ve etkilenen barsak dokusunun ölümüne yol açabilir. Bu duruma boğulma denir. Boğulmuş bir fıtık hayatı tehdit eder ve acil cerrahi gerektirir.

Tanı
Fizik muayene genellikle kasık fıtığının tanısında yeterlidir. Doktorunuz size bulgu ve belirtilerinizi soracak ve kasıkta şişlik varlığını kontrol edecektir. Ayakta durmak ve öksürmek fıtığın belirginleşmesini sağladığından, muayenenin bir parçası olarak ayakta durmanız, öksürmeniz veya karın kaslarınızı kasmanız istenecektir.

Tedavi
Fıtığınız küçük ve sizi kaygılandırmıyorsa, doktorunuz bekle ve gör yaklaşımı önerebilir. Büyüyen veya ağrılı fıtıklar genellikle rahatsızlığı geçirmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için ameliyat gerektirir.
Genel olarak iki tip fıtık ameliyatı vardır — açık fıtık onarımı ve laparoskopik (kapalı) onarım.

Fıtık onarımı
Aynı zamanda açık fıtık onarımı denilen bu işlemde, cerrah kasığınıza bir kesi yapar ve dışarı çıkmış olan omentum veya barsağınızı karına geri iter. Cerrah zayıflamış veya yırtık kası diker. Zayıf alan sıklıkla sentetik bir yama ile güçlendirilir ve desteklenir.
Cerrahi sonrası, mümkün olduğunca kısa süre içinde hareket etmeniz istenir, ancak normal aktivitelerinize tam olarak dönmeniz için dört ile altı hafta gerekir.

Laparoskopi
Bu minimal invaziv işlemde, cerrah karnınıza birkaç küçük kesiden girer. İnce bir kamerası (laparoskop) olan küçük bir tüp bir kesiden içeri sokulur. Kamera kılavuzluğunda, cerrah bir başka kesiden ince aletler sokarak sentetik yama kullanarak fıtığı onarır.
Laparoskopik onarım yapılan çoğu kişi daha az rahatsızlık ve yara izi ve normal aktivitelere daha hızlı dönme deneyimi yaşamışlardır. Laparoskopi geleneksel fıtık onarımı ile fıtığı nüksetmiş kişiler için iyi bir seçenek olabilir çünkü cerrahın önceki onarımdan gelen yara dokusundan kaçınmasını sağlar. Laparoskopi vücudun her iki tarafında da fıtığı olan kişiler için de iyi bir seçenek olabilir (çift taraflı kasık fıtıkları).
Bazı çalışmalar laparoskopik onarımın komplikasyon riskinin ve cerrahi sonrası nüksün daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu riskler laparoskopik fıtık onarımında çok deneyimli bir cerrah tarafından uygulandığında azaltılabilir.
Laparoskopik fıtık onarımı sizin için uygun olmayabilir, eğer:
• Büyük bir fıtık varsa
• Barsak torbaya dek inmişse
• Önceden kalça bölgesine cerrahi işlem uygulanmışsa, örneğin prostat amelyatı (prostatektomi)
• Genel anestezi uygulanamayacaksa

Korunma
Sizi kasık fıtığına maruz bırakan doğumsal bozukluğu önleyemezsiniz. Ancak, karın kaslarınız ve dokularınızdaki gerilimi azaltıcı şeyler yapabilirsiniz. Örneğin:
• Sağlıklı bir vücut ağırlığını sürdürün. Doktorunuzla sizin için en uygun egzersiz ve diyeti konuşun.
• Yüksek lif içerikli besinleri arttırın. Meyve, sebze ve tam tahıllar kabızlık ve ıkınmayı önlemeye yarayan lif içerirler.


• Ağır nesneleri dikkatli kaldırın veya ağır kaldırmaktan tümden kaçının. Ağır bir şey kaldırmak zorunda iseniz, daima dizlerinizi bükün — bileğinizi değil.
• Sigarayı bırakın. Birçok ciddi hastalıktaki rolünün yanı sıra, sigara içmek kronik öksürüğe neden olarak kasık fıtığına yol açar veya alevlendirir.
• Kasık bağı kullanmaktan kaçının. Fıtığı yerinde tutmak için tasarlanmış destekleyici bir giysi giymek (kasık bağı) altta yatan sorunu düzeltmez veya komplikasyonları önlemeye yaramaz. Doktorunuz sizin daha rahat hissetmeni için cerrahi öncesi kısa süreli olarak kasık bağı kullanmanızı önerebilir, ancak kasık bağı cerrahinin yerini tutmaz.

www.aydingenelcerrahi.com veya www.hedefozgun.com web sayfalarını ziyaret ediniz.
21/08/2014

www.aydingenelcerrahi.com veya www.hedefozgun.com web sayfalarını ziyaret ediniz.

Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm BaşkanlığıGenel Cerrahi Anabilim Dalı BaşkanlığıTıp Fakültesi Fakülte Kurulu ÜyeliğiTıp Fakültesi Yönetim Kurulu ÜyeliğiEtik Kurul Üyeliği

Address

Güzelhisar Mh Albay Şefik Cd No 1 Kat 3 Merkez AYDIN
Aydın
09000

Opening Hours

Monday 15:00 - 21:00
Tuesday 15:00 - 21:00
Wednesday 15:00 - 21:00
Thursday 15:00 - 21:00
Friday 15:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 14:00

Telephone

05511111463

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof Dr Hedef Özgün Genel Cerrahi Uzmanı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof Dr Hedef Özgün Genel Cerrahi Uzmanı:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category