Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz

Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, Medical Service, Aydın.

03/02/2026

Narsisistik özellikleri yoğun olan biriyle ilişki yaşamak, dışarıdan bakıldığında büyüleyici görünse de zamanla kişinin ruhunda ciddi yıpranmalar bırakabilir. Çünkü narsisizmde sevgi vardır ama empati sınırlıdır; yakınlık vardır ama kontrol ağır basar; iletişim vardır ama çoğu zaman tek yönlüdür.

Narsisistik bir ilişkide tehlike, kötülük yapılması değil; duygusal gerçekliğin yavaş yavaş aşınmasıdır. Kişi zamanla kendine yabancılaşır, özgüveni erir, sürekli özür dileyen, açıklama yapan, kendini ispatlayan biri hâline gelir.

Bu tarz bir ilişkide fark edilen kritik belirtiler:
• Gaslighting: Kendi gerçekliğinden şüphe ettirilmek (“Bunu uyduruyorsun”).
• Aşırı idealizasyon & değersizleştirme döngüsü: Bir gün göklere çıkarma, ertesi gün yok sayma.
• Empati eksikliği: Sadece kendi ihtiyaçlarını merkeze almak.
• Kontrol: İletişimi, sosyal çevreyi, duyguları yönetmeye çalışma.
• Sürekli suçlama: İlişkide tüm sorunların yükünü karşı tarafa bırakma.
• Küçük düşürme: Şaka adı altında kırıcı yorumlar, ince eleştiriler.

Narsisistik bir ilişkide en tehlikeli olan şey, kişinin kendi benliğini yavaş yavaş kaybetmesidir. Çünkü narsisizm, duygusal alanı daraltır; karşı tarafı tüketir.
İlk adım, bunun bir “sevgi eksikliği” değil, sağlıksız bir ilişki döngüsü olduğunu fark etmektir.

Evlilikte aşkın “zamanla bittiği” fikri çok yaygın bir inanıştır. Oysa aşk ölmez; sadece form değiştirir. Tutku azalabil...
31/01/2026

Evlilikte aşkın “zamanla bittiği” fikri çok yaygın bir inanıştır. Oysa aşk ölmez; sadece form değiştirir. Tutku azalabilir, hormonlar dengelenir, heyecan ilk günkü gibi olmayabilir. Ama bu, aşkın bittiği anlamına gelmez. Aşk; günlük hayatın içinde, birlikte geçen yılların içinde, ortak zorluklarda ve küçük bağlanma anlarında yeniden şekillenir.

Evlilikte aşkı öldüren şey zaman değil;
• iletişimsizlik,
• duygusal kopukluk,
• eleştirinin sevginin önüne geçmesi,
• temasın azalması,
• görünmez çatışmaların birikmesi
olur.

Aşkı güçlendiren şey ise romantik jestlerden çok daha sade şeylerdir:
• Gün içinde birbirine birkaç dakika gerçekten kulak verebilmek
• “Nasılsın?” sorusunu gerçekten sormak
• Şaka yapmak, birlikte gülmek
• Birlikte hedef belirlemek
• Duyguları ifade etmekten kaçınmamak
• Tartışmayı ilişkiyi iyileştirme aracı olarak görmek
• Gün içinde kısa temaslar, minik sevgi davranışları

Evlilikte aşk ölmez; ihmal edilirse solar.
Ama iki kişi ilişkiye emek verdiğinde aşk daha olgun, daha sakin, daha güçlü bir hâle dönüşür — ilk günkü heyecan değil belki, ama çok daha derin bir bağlılık.

Bazı ilişkiler vardır ki insanı büyüler, sarar, sarmalar… Ama zamanla fark edilir ki sevgi değil; vazgeçememe hissi öne ...
27/01/2026

Bazı ilişkiler vardır ki insanı büyüler, sarar, sarmalar… Ama zamanla fark edilir ki sevgi değil; vazgeçememe hissi öne çıkmaya başlamıştır. Özlemenin yerini takıntılı düşünme alır. Sevginin yerini korku, bağın yerini bağımlılık duygusu doldurur. İşte tam burada “kara sevda mı, yoksa bağımlılık mı?” sorusu devreye girer.

Gerçek sevgi ile duygusal bağımlılık arasındaki fark, duygunun özgür olup olmamasındadır.
Gerçek sevgi nefes aldırır; bağımlılık nefesi keser.
Gerçek sevgi güçlendirir; bağımlılık tüketir.
Gerçek sevgi yakınlığı artırır; bağımlılık kontrolü artırır.

Duygusal bağımlılık genellikle çocukluktaki duygusal açlıklardan doğar: görülme ihtiyacı, terk edilme korkusu, sevilmek için çabalama hali… Bu geçmiş izler yetişkinlikte ilişkide tutunmaya dönüşebilir.

Bağımlılık olduğunu gösteren işaretler:
• Onsuz yapamam hissi
• Aşırı kaybetme korkusu
• İlişkideki sorunları görmezden gelme
• Kendinden vazgeçme
• Değersiz hissetme, onaya bağımlı olma

Sevgi bir seçimdir; bağımlılık bir zorunluluk gibi hissettirir. Bu nedenle “Onsuz yaşayamam” cümlesi romantik değil, çoğu zaman yaralı bir bağlanmanın işaretidir.
Ve iyi haber: Bağımlılık fark edildiğinde sağlıklı bağlara dönüşebilir.

“Aşkın gözü kördür” cümlesi, klişe gibi görünse de içinde büyük bir psikolojik gerçek taşır. Çünkü aşkın ilk dönemlerind...
24/01/2026

“Aşkın gözü kördür” cümlesi, klişe gibi görünse de içinde büyük bir psikolojik gerçek taşır. Çünkü aşkın ilk dönemlerinde beyinde dopamin ve oksitosin gibi mutluluk hormonları yükselir; bu hormonal dalga, kişiye karşı aşırı odaklanma yaratır. Sevdiğimiz kişinin olumlu yönleri daha çok görünür, olumsuz detaylar ise bulanıklaşır. Mantık geri planda kalır; kalp ön plana çıkar.

Bu “körlük” aslında geçicidir. Aşkın ilk dönemleri beyindeki ödül sistemini öyle güçlü etkiler ki, sevgilinin eksikleri, hataları, uyumsuzlukları filtrelenir. Kişi daha hoşgörülü, daha bağlı, daha idealize eden bir modda olur.
Zaman geçtikçe hormonlar dengelenir, gerçeklik daha net görünmeye başlar ve ilişki asıl sınavını o zaman verir: “Aşkın büyüsü dağıldığında birbirimizi gerçekten sevebiliyor muyuz?”

Aşkın gözü kördür çünkü:
• Beyin ödül sistemini çalıştırır, mantığı geri çeker
• İdealize etme davranışı artar
• Küçük uyumsuzluklar fark edilmez
• Hisler, düşüncelerin önüne geçer

Bu körlük ilişki için kötü değildir; aksine bağlanmayı başlatan doğal bir süreçtir. Tehlikeli olan, körlüğün kalıcı olmasıdır. Sağlıklı ilişkide aşk değil, hem duygu hem gerçeklik birlikte akmaya başlar.

20/01/2026

https://business.facebook.com/latest/home/?asset_id=485263748009543&nav_ref=manage_page_ap_plus_left_nav_mbs_buttonBazı insanlar kendilerini “aşk insanı” olarak tanımlar. Çok severler, kolay bağlanırlar, yoğun duygular yaşarlar. Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Yoğun hissetmek ≠ aşık olmak değildir.
Çoğu zaman yoğun duygular; ihtiyaçlardan, yalnızlık korkusundan, onay arayışından veya romantik ideallerden beslenebilir. Bu duygular güçlüdür ama her zaman “aşk” değildir.

Gerçek aşk, sadece yoğun hissetmek değil; birlikte emek verebilmek, sınır koyabilmek, karşı tarafın farklılıklarına sabredebilmek ve güvenli bir bağ oluşturabilmektir.
“Aşk insanıyım” diyen bazı kişiler aslında aşkı değil, aşka yükledikleri hayali severler. O heyecana, coşkuya, zihni meşgul eden duygusal dalgalanmaya bağımlı olabilirler.

Aşk insanı olmak bazen şu anlama gelir:
• Duygular hızlı yükselir
• Partner idealize edilir
• Tutku ile bağlılık karıştırılır
• Terk edilme korkusu romantikleştirilir
• Aşk, “eksik hissettiğim yanımı tamamla” beklentisine dönüşür

Gerçek aşk ise idealize edilmez; gerçeğe dayanır.
Aşk insanı olmak kötü değildir; sadece farkındalık gerektirir. Aşk sevgiyle karıştığında, gerçeklik eklemlendiğinde ve iki kişi büyüdüğünde anlam kazanır.

Kişilik bozuklukları klinik psikolojide genel olarak üç küme (cluster) altında incelenir. Bu sınıflama, benzer belirtile...
14/01/2026

Kişilik bozuklukları klinik psikolojide genel olarak üç küme (cluster) altında incelenir. Bu sınıflama, benzer belirtiler ve davranış örüntülerine göre yapılır; ancak her bireyin deneyimi kendine özgüdür.

🟦 Küme A: “Tuhaf ve Şaşırtıcı Davranışlar”
Bu kümedeki kişilerde düşünme biçimleri ve davranışları çevre tarafından alışılmadık bulunabilir.

Paranoid Kişilik Bozukluğu – Başkalarına karşı güvensizlik ve sürekli kuşku.
Şizoid Kişilik Bozukluğu – Sosyal ilişkilerden uzak durma, duygusal soğukluk.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu – Alışılmadık düşünce biçimleri, sosyal kaygı.

🟨 Küme B: “Dramatik, Dürtüsel ve Yoğun Duygusallık”
Duygusal dalgalanmaların yoğun olduğu, ilişkilerin sık çalkantı yaşadığı bir gruptur.

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu – Terk edilme korkusu, ani duygu değişimleri.
Narsistik Kişilik Bozukluğu – Grandiyöz benlik algısı ve kırılgan öz değer.
Histrionik Kişilik Bozukluğu – İlgi odağı olma gereksinimi, dramatik davranış.
Antisosyal Kişilik Bozukluğu – Toplumsal kuralları ve başkalarının haklarını ihlal etme örüntüsü.

🟩 Küme C: “Kaygılı ve Kaçınan Davranışlar”
Bu kümede yüksek kaygı, kaçınma ve kontrol ihtiyacı ön plandadır.

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu – Eleştirilme korkusu, sosyal geri çekilme.
Bağımlı Kişilik Bozukluğu – Karar verme güçlüğü, aşırı onay ihtiyacı.
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu – Mükemmeliyetçilik, katı kurallar ve kontrol ihtiyacı.

✔ Bu alt gruplar tanı koymak için değil, davranış örüntülerini anlamak için oluşturulmuş klinik çerçevelerdir.
Her kişilik bozukluğu, kişinin kendi iç yaralarını, savunma şekillerini ve ilişkisel deneyimlerini yansıtan çok katmanlı yapılardır. 🧠🌿

Karakter, kişinin değerler sistemi, ahlaki duruşu, karar alma biçimi ve davranışlarını yöneten içsel ilkeler bütünüdür. ...
07/01/2026

Karakter, kişinin değerler sistemi, ahlaki duruşu, karar alma biçimi ve davranışlarını yöneten içsel ilkeler bütünüdür. Mizaç doğuştan gelir, kişilik yaşam boyunca şekillenir; karakter ise kişinin kişisel seçimleri, etik anlayışı ve hayat deneyimlerine bağlı olarak olgunlaşan yüzüdür.
Bir anlamda karakter, kişinin dış koşullara rağmen gösterdiği tutarlılık ve “kim olmak istediğinin” iz düşümüdür.

🧭 Karakteri belirleyen unsurlar, kişinin doğru–yanlış algısı, sorumluluk duygusu, dayanıklılığı, dürüstlüğü ve zorlayıcı durumlarda sergilediği davranış bütünüdür.
Aynı kişilik özelliklerine sahip iki insan, karakter açısından tamamen farklı bir çizgide olabilir; çünkü karakter, sadece davranış değil, davranışın ardındaki niyeti ve içsel motivasyonu temsil eder.

✔ Bu nedenle karakter, kişinin sadece “kim olduğu” değil; aynı zamanda neye inandığı, “nasıl biri olmaya çalıştığı” ve zor zamanlarda hangi değerlere sadık kaldığıyla ilgilidir. 🧠✨

Kişilik, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını tutarlı bir şekilde belirleyen geniş bir yapıdır. Mizaç doğuştan gelir...
30/12/2025

Kişilik, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını tutarlı bir şekilde belirleyen geniş bir yapıdır. Mizaç doğuştan gelir; kişilik ise yaşam boyunca şekillenir. Bu nedenle kişilik, hem biyolojik temelin hem de sosyal–duygusal deneyimlerin birleşimidir.

👤 Kişilik nasıl oluşur?
Doğumdan itibaren çocuk çevresiyle etkileşime girer. Anne–baba tutumları, bağlanma biçimi, okul deneyimleri, travmalar, başarılar, sosyal ilişkiler ve kültürel etkiler kişiliğin yapı taşlarıdır. Zamanla bu taşlar sabit bir örüntü hâline gelir.

🧠 Kişiliği anlamak neden önemlidir?
Çünkü kişi davranışlarını “bilinçli seçim” sanabilir ama çoğu davranış aslında erken dönemden gelen ilişki örüntülerinin otomatik bir devamıdır.
Örneğin, aşırı mükemmeliyetçilik, erken dönemde aldığı eleştirilerin etkisi olabilir; uzak durma eğilimi bağlanma deneyiminden kaynaklanabilir.

🌱 Kişilik değişir mi?
Kişilik tümüyle değişmez ama olgunlaşır, esner ve gelişir.
Terapi süreçleri, farkındalık çalışmaları ve sağlıklı ilişki deneyimleri kişiliğin daha dengeli bir yapıya evrilmesine yardımcı olabilir.

✔ Kişilik, tek bir etiket değil; yaşam boyunca oluşan çok katmanlı bir yapıdır.
Onu anlamak, kişinin hem kendisiyle hem çevresiyle kurduğu bağın niteliğini değiştirebilir.
🧠🌿

Mizaç, bireyin doğuştan getirdiği, çevreden bağımsız olarak ortaya çıkan davranış eğilimleri ve duygusal tepkiler bütünü...
27/12/2025

Mizaç, bireyin doğuştan getirdiği, çevreden bağımsız olarak ortaya çıkan davranış eğilimleri ve duygusal tepkiler bütünüdür. Yani mizaç, kişinin dış dünyaya nasıl yanıt verdiğinin biyolojik temelidir.
Bir çocuk ilk andan itibaren sakin, hareketli, kolay adapte olan veya daha hassas olabilir; bu fark mizaçtan kaynaklanır.

🔹 Mizaç neden bu kadar önemlidir?
Çünkü mizaç, kişinin stres tepkisini, ilişki kurma biçimini, yeni ortamlara uyum sağlama hızını ve duygusal hassasiyet düzeyini belirler.
Mizaç değişmez; ancak gelişir, olgunlaşır ve çevresel koşullarla şekillenir.

🔹 Mizaç ve çevre nasıl etkileşim kurar?
Bir çocuk “zor mizaçlı” olarak görülse bile uygun ebeveynlik tarzı, öğretmen yaklaşımı ve sosyal deneyimler mizaç özelliklerinin yapıcı yönde gelişmesine katkı sağlar.
Aynı şekilde, çocuğun ihtiyacına uygun olmayan bir çevre, mizacıyla uyumsuz olduğunda çatışma ve davranış problemleri daha sık gözlenebilir.

🔹 Mizaç = kader değildir.
Mizaç, kişilik gelişiminin sadece biyolojik zeminidir.
Çevre, sanat, eğitim, bakım ilişkileri ve yaşam deneyimleri bu zeminin üzerine inşa edilen yapı taşlarıdır.

✔ Mizaç farkındalığı, kişinin kendini daha iyi anlaması ve ilişkilerde daha sağlıklı sınırlar kurması için kritik bir iç görü sağlar.
🧩🧠

24/12/2025

Kişilik bozukluğu, bireyin duygu, düşünce ve davranış örüntülerinin uzun süre boyunca katı, esnek olmayan ve kişinin işlevselliğini bozan bir yapıda olmasıdır. Buradaki önemli nokta, bu örüntülerin kişinin kendisine “normal” gelmesidir; yani kişi çoğu zaman davranışını problem olarak görmez, fakat ilişkilerde, iş yaşamında veya içsel dengede ciddi sorunlar ortaya çıkar.

🧠 Kişilik bozukluğu;

Kendilik algısında bozulma,
İlişkilerde tekrarlayan çatışmalar,
Duygu düzenlemede zorluk,
Davranışlarda süreğen ve katı kalıplar
gibi belirtilerle kendini gösterir.
Bu durum “kişinin kötü olması” anlamına gelmez; aksine, kişinin erken yaşam deneyimlerine, öğrenilmiş savunma mekanizmalarına ve ilişkisel örüntülere bağlı olarak şekillenmiş bir psikodinamik tablodur.

✔ Kişilik bozukluğu bir “etiket” değil; kişinin yaşamını daha dengeli ve işlevsel hâle getirmesi için anlaşılması gereken bir iç yapılanmadır. 🔍

20/12/2025

Narsistik kişilik bozukluğu, yalnızca “kendini beğenmek” ya da “benmerkezcilik” değildir. Bu yapı, kişinin öz değer duygusunun kırılgan olduğu, dışarıdan aldığı onayla ayakta durduğu karmaşık bir kişilik örüntüsüdür. Yüzeyde özgüven gibi görünen davranışlar, aslında içsel bir kırılganlığı telafi etme çabasıdır.
Bu nedenle narsistik kişilik örüntüsü, kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle ilişkilerini önemli ölçüde etkiler.

🔹 Merkezde ne vardır?
Narsistik yapılanmanın temelinde çoğunlukla kırılgan bir benlik algısı bulunur. Kişi eleştiriye aşırı hassastır, küçük düşürülmeyi tehdit olarak algılar ve bu nedenle grandiyöz bir duruş benimseyebilir.
Duygusal derinlikte çoğu zaman görülme, beğenilme ve kusursuz olma ihtiyacı vardır.

🔹 İlişkisel düzeyde ne olur?
Kişi duygusal yakınlığı zorlu bulabilir; empati kurmakta zorlanabilir, ilişkileri genellikle ihtiyaç–karşılık üzerine kurma eğiliminde olabilir. Bu da zamanla çevresindeki insanlarla olan bağların zorlayıcı bir hâl almasına neden olabilir.

🔹 Neden önemlidir?
Çünkü narsistik bir iç yapıda kişi çoğu zaman başkalarına zarar vermek niyetinde değildir; aslında kendi kırılganlığını korumaya çalışmaktadır.
Dolayısıyla eleştiriden kaçınma, sürekli onay arayışı, idealize–devalüe döngüsü gibi davranışlar savunma amaçlı gelişir.

✔ Tedavi, kişinin benlik algısını güçlendirmeyi, duygusal farkındalığı artırmayı ve daha sağlıklı ilişki örüntüleri kurmasını hedefleyen uzun soluklu bir süreçtir.
🧠✨

Tüp bebek tedavisi, hem fiziksel hem duygusal olarak yorucu olabilir. Belirsizlikler, tıbbi işlemler, hormon tedavileri ...
12/12/2025

Tüp bebek tedavisi, hem fiziksel hem duygusal olarak yorucu olabilir. Belirsizlikler, tıbbi işlemler, hormon tedavileri ve beklenti stresi, çiftlerde yoğun ruhsal baskı yaratabilir.

📌 Stresin etkisi:

Hormonal dengeleri bozarak tedavinin başarısını olumsuz etkileyebilir.
Uyku ve beslenme düzenini bozabilir.
İlişkide gerginlik ve moral kaybı yaratabilir.

🛡️ Stres yönetimi yolları:

Psikolojik destek veya terapi almak
Meditasyon, nefes egzersizi, yoga gibi gevşeme teknikleri kullanmak
Sosyal destekten faydalanmak (arkadaş, aile, grup terapileri)
Tedavi sürecinde aşamalara odaklanmak, tek seferde tüm süreci düşünmemek
Doktorla açık iletişim kurarak belirsizlikleri azaltmak

💬 Tüp bebek sürecinde ruhsal dayanıklılığı korumak, fiziksel tedavi kadar önemlidir. Kendinize duygusal olarak iyi bakmak, sürecin başarısını da artırabilir.

Address

Aydın

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram