Büyükada Merkez Eczanesi

Büyükada Merkez Eczanesi Büyükada'nın 1870 yılından beri hizmet veren en eski eczanesi
Ecz. Avni Kurtuldu
Ecz. Birsen Kurtuldu
Ecz. Teknisyeni Erdoğan Işık
Ecz.

Teknisyeni Salih Kaçmaz
Ecz .Bilişim sorumlusu Doğan Çevikol

Yeni bir yıla girerken en büyük temennimiz; yüzünüzden gülümsemenin, vücudunuzdan sağlığın eksik olmaması. MERKEZ ECZANE...
31/12/2025

Yeni bir yıla girerken en büyük temennimiz; yüzünüzden gülümsemenin, vücudunuzdan sağlığın eksik olmaması. MERKEZ ECZANESİ ailesi olarak, yeni yılda da her adımınızda yanınızda olmaya devam edeceğiz. Mutlu, huzurlu sağlıklı ve en önemlisi bereketli ( ki bereket olmazsa bunların hiç biri olmuyor maalesef😀😀) yıllar dileriz! 🎄✨"

Yapay zeka ile eczanenizi de süsledim 🤣🤣🤣🤣🤣

Bu arada çok içmeyin eğer kaçırırsanız da yarın nöbetteyiz bilginiz olsun 😀😀😀😍😍😍😍

31/12/2025

Saç derisi kuruyup kaşınıyor mu, saç boyanın çabuk bozuluyor mu ?

Sorumlusu sülfat denen madde olabilir , ya da CEHAPE de olabilir 🤣🤣🤣🤣

Şanpuanlara sülfat Şampuana Neden Konur?

​Sülfatlar , şampuanın temel temizleyici maddesidir. Üreticilerin sülfatı tercih etmesinin üç ana sebebi vardır:

​Güçlü Temizlik: Yağı ve kiri saçtan söküp atmakta çok başarılıdırlar. Özellikle çok yağlı saç derisine sahip kişilerde derinlemesine temizlik hissi verirler.

​Bol Köpük: Tüketicilerde "ne kadar çok köpük, o kadar iyi temizlik" algısı olduğu için, sülfatın yarattığı zengin köpük tercih sebebidir.

​Düşük Maliyet: Üretimi kolay ve ucuz bir hammadde olduğu için şampuan fiyatlarını uygun seviyede tutmaya yardımcı olur.

​Sülfat Saça Ne Gibi Zararlar Verir?

​Sülfatın temizleme gücü o kadar yüksektir ki, bazen "fazla iyi" iş çıkarır ve şu sorunlara yol açabilir:

​Doğal Yağları Yok Eder: Saçın sağlıklı kalması için gereken doğal koruyucu yağları (sebum) tamamen arındırır. Bu da saçın kurumasına ve matlaşmasına neden olur.

​Saç Derisi Tahrişi: Hassas bir cildiniz varsa; kaşıntı, kızarıklık, pullanma ve kepeklenme gibi deri problemlerini tetikleyebilir.

​Boya ve Keratini Söker: Boyalı saçlarda boyanın çok daha hızlı akmasına neden olur. Ayrıca keratin bakımı veya Brezilya fönü gibi işlemlerin etkisini çok kısa sürede yok eder.

​Kırılma ve Kabarma: Saç telinin dış tabakasını (kütikül) kurutarak saçın kolayca kırılmasına ve kontrol edilemez şekilde kabarmasına (elektriklenmesine) yol açar.

Son zamanlarda adamızda sevdiğimiz arkadaşlarımızı akciğer kanserinden kaybetmek bizleri çok derinden üzdü.Akciğer kanse...
30/12/2025

Son zamanlarda adamızda sevdiğimiz arkadaşlarımızı akciğer kanserinden kaybetmek bizleri çok derinden üzdü.

Akciğer kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Toplumda sigara kullanımı tamamen ortadan kalksa, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık 10'da 9'unun hiç oluşmayacağı tahmin edilmektedir.

Akciğer kanseri ile sigara arasındaki ilişki, modern tıbbın en net kanıtladığı ve üzerinde en çok durduğu sağlık konularından biridir. Bu ilişki sadece bir "risk artışı" değil, vakaların büyük çoğunluğunun doğrudan nedeni olarak kabul edilir.
​ Akciğer kanseri teşhisi konulan hastaların yaklaşık %80-90'ı sigara kullanıcısıdır veya uzun süre sigara içmiştir. Sigara içmediği halde dumanına maruz kalan (pasif içiciler) kişilerde kanser riski yaklaşık %20-30 oranında artar.

​Kanser riskinin boyutu doğrudan şu üç faktöre bağlıdır:

• ​Başlama Yaşı: Sigaraya ne kadar erken yaşta başlanırsa, akciğer hücrelerindeki hasar o kadar erken başlar ve birikir.
• ​Günlük Miktar: Günde içilen dal sayısı arttıkça risk katlanarak artar.
• ​Toplam Süre (Paket-Yıl): "Kaç yıldır, günde kaç paket?" sorusunun yanıtı en önemli risk göstergesidir.

24/12/2025

Evde kullanmak üzere bir tansiyon aleti seçerken, cihazın sadece markasına değil, sizin fiziksel özelliklerinize ve kullanım kolaylığına da bakmanız gerekir.
​Doğru cihazı seçmek için şu kriterleri göz önünde bulundurabilirsiniz:

​1. Cihaz Tipi: Üst Kol mu, Bilek mi?
​Üst Kol Tipi : Doktorların ve uzmanların öncelikli tavsiyesi budur. Kalp hizasında durması daha kolaydır ve atardamara daha yakın olduğu için en doğru sonuçları verir.

​Bilek Tipi: Genellikle çok kilolu kişilerde (üst kol manşeti uymadığında) veya pratiklik arayanlarda tercih edilir. Ancak bileği kalp hizasında tutmak zor olduğu için hata payı daha yüksektir.

​2. Manşet (Kol Bandı) Boyutu
​Bu en çok atlanan ama en önemli konudur. Kolunuza dar gelen bir manşet, tansiyonu olduğundan yüksek gösterir.
​Alacağınız cihazın kutusunun üzerindeki kol çevresi ölçüsüne (örn: 22-42 cm) bakın.
​Ölçüm yapacak kişinin kol çevresini mezura ile ölçüp uygun boyutu seçtiğinizden emin olun.

​3. Klinik Onay ve Validasyon
​Her dijital cihaz doğru ölçüm yapmaz. Cihazın uluslararası protokollerce (örneğin ESH - Avrupa Hipertansiyon Cemiyeti veya BHS - İngiliz Hipertansiyon Cemiyeti) onaylanmış olması gerekir.
​Kutunun üzerinde veya web sitesinde "Clinically Validated" (Klinik olarak doğrulanmış) ibaresini arayın.

​4. Ek Özellikler
​Aritmi (Düzensiz Nabız) Göstergesi: Kalp ritminizde bir düzensizlik varsa cihazın bunu algılayıp uyarı vermesi çok kritiktir.
​Hafıza Kapasitesi: Cihazın geçmiş ölçümleri tarih ve saatle kaydetmesi, doktora gittiğinizde size büyük kolaylık sağlar.
​Geniş Ekran: Eğer görme problemi olan bir yaşlı kullanacaksa, rakamların büyük ve okunabilir olması önemlidir.

​5. Marka ve Teknik Servis
​Eczanelerde veya medikallerde yaygın satılan, bilinen markaları tercih etmek, ileride manşet bozulduğunda yedek parça bulmanızı veya cihazın kalibrasyonunu yaptırmanızı kolaylaştırır.

Cihazı aldıktan sonra, doğruluğundan emin olmak için doktor randevunuza giderken yanınızda götürüp oradaki profesyonel cihazla karşılaştırmalı bir ölçüm yapabilirsiniz.

24/12/2025

Doğru bir tansiyon ölçümü, hem sağlığınızı takip etmek hem de yanlış teşhislerin önüne geçmek için oldukça kritiktir. Yanlış bir oturuş veya kısa süre önce içilen bir kahve, sonuçları olduğundan yüksek gösterebilir.
​İşte adım adım dikkat etmeniz gerekenler:
​1. Ölçüm Öncesi Hazırlık
​Dinlenin: Ölçüm yapmadan önce en az 5 dakika sessiz bir ortamda, arkanıza yaslanarak dinlenin.
​Zamanlama: Yemekten sonra en az 2 saat, sigara veya kahve içtikten sonra ise en az 30 dakika bekleyin.
​Mesane Kontrolü: İdrara sıkışık olmak tansiyonu bir miktar yükseltebilir; bu yüzden ölçüm öncesi tuvalet ihtiyacınızı giderin.
​Duygusal Durum: Çok stresli, ağrılı veya üşümüş olduğunuz anlarda ölçüm yapmaktan kaçının.
​2. Vücut Pozisyonu
​Oturuş: Sırtınızı destekleyen bir sandalyeye dik oturun.
​Ayaklar: Ayaklarınız yere tam basmalı, bacak bacak üstüne atmamalısınız.
​Kol Konumu: Kolunuzu masa gibi sert bir zemine dayayın. Manşet (kol bandı) mutlaka kalp hizasında olmalıdır. Eğer kolunuz aşağıda kalıyorsa altına bir yastık koyarak yükseltin.
​3. Uygulama Detayları
​Kıyafet: Manşeti doğrudan çıplak deriye sarın. Kazak veya gömlek üzerinden yapılan ölçümler hatalı olabilir. Ayrıca kolunuzu sıkan dar kollu giysileri yukarı sıyırmak yerine gerekirse kolunuzu tamamen çıkarın (sıkışan kol damar baskısını artırabilir).
​Manşet Yerleşimi: Manşetin alt kenarı, dirsek çukurunun yaklaşık 2-3 cm üzerinde olmalıdır. Çok sıkı veya çok gevşek olmamalı, altına iki parmağınız girebilmelidir.
​Sessizlik: Ölçüm sırasında asla konuşmayın ve hareket etmeyin.
​4. Takip ve Doğruluk
​Hangi Kol?: İlk kez ölçüm yapıyorsanız her iki kolunuzdan da ölçün. Hangi kolda değer daha yüksek çıkarsa, sonraki takipleri hep o koldan yapın.
​Tekrar Ölçümü: Eğer sonuçtan emin değilseniz, en az 1-2 dakika bekleyip ikinci bir ölçüm yapın ve bu iki sonucun ortalamasını alın.
​Cihaz Seçimi: Mümkünse üst koldan ölçen dijital cihazları tercih edin; bunlar bilekten ölçenlere göre genellikle daha kararlı sonuçlar verir.
​Önemli Not: Tansiyon değerlerinizde sürekli bir yükseklik (örneğin büyük tansiyonun 140 mmHg veya küçük tansiyonun 90 mmHg üzerinde olması) gözlemliyorsanız mutlaka bir hekime danışmalısınız.

09/12/2025

Böbrek Taşı ve Kumu Neden Oluşur?

​Böbrek taşları, idrarda normalde çözünmüş halde bulunan minerallerin (kalsiyum, oksalat, ürik asit vb.) bir araya gelerek kristalleşmesi ve zamanla sertleşmesi sonucu oluşur. İdrarın kimyasal dengesinin bozulması bu duruma yol açar.

​Yaygın Nedenler ve Risk Faktörleri:

​💧 Yetersiz Sıvı Alımı: En önemli nedenlerden biridir. Az su içmek, idrarın yoğunlaşmasına ve mineral birikiminin artmasına yol açar.

​👨‍👩‍👧‍👦 Genetik Yatkınlık: Ailede böbrek taşı öyküsü olması riski artırır.

​🧂 Beslenme Şekli:

​Çok fazla tuz (sodyum) tüketmek.

​Aşırı hayvansal protein (kırmızı et, balık, yumurta vb.) tüketmek.

​Yüksek oksalat içeren yiyecekleri fazla tüketmek (taş tipine bağlı olarak).

​Aşırı şeker tüketimi (özellikle fruktoz içerenler).

​🦠 Enfeksiyonlar: İdrar yolu enfeksiyonları (özellikle strüvit adı verilen
taş türlerinin oluşumunda).

​⚖️ Vücut Ağırlığı: Obezite ve fazla kilo.

​🩺 Bazı Hastalıklar: Diyabet, Gut hastalığı, hiperparatiroidizm gibi metabolik bozukluklar.

​💊 Bazı İlaç ve Takviyeler: Uzun süreli D vitamini ve kalsiyum takviyeleri gibi.

​💥 Böbrek kumu (çok küçük kristaller) böbrekten ayrılıp idrar yollarına (üreter denilen ince kanala) düştüğünde, tıpkı daha büyük taşlar gibi şiddetli ağrıya (böbrek sancısı veya kolik) neden olabilir.
​Kum, idrar yolundan geçerken tahrişe ve tıkanıklığa yol açabilir.
​Ağrı genellikle kaburga altından başlayarak bele, yanlara, karın alt kısmına ve kasıklara doğru yayılır.
​Kum dökme sırasında idrarda kan (pembe, kırmızı veya kahverengi idrar) ve idrar yaparken yanma hissi de görülebilir.

​🧑‍⚕️ Böbrek Taşı Tedavisi ve Yapılması Gerekenler
​Tedavi, taşın büyüklüğüne, tipine, konumuna ve hastanın genel durumuna bağlı olarak değişir. Tedavideki temel amaç taşı düşürmek veya vücuttan çıkarmak, oluşan ağrıyı dindirmek ve tekrar oluşumunu önlemektir.

Unutulmaması Gerekenler:
​Şiddetli ağrı, ateş, kusma veya idrarda yoğun kan gördüğünüzde hemen tıbbi yardım alın.
​Taş düşürme sürecinde bol su içmek ve hafif egzersiz yapmak genellikle önerilir.

​🥗 Hangi Gıdalar Taş Yapar, Hangileri Önler?

​Beslenme, böbrek taşı oluşumunu yönetmekte çok önemlidir. Taş tipinize göre diyetiniz farklılık gösterebilir, bu nedenle bir diyetisyen veya doktorunuza danışmanız en doğrusudur.
​🚫 Taş Oluşumunu Artırabilecek Gıdalar (Genel Kısıtlamalar)
​Tuz (Sodyum): Salamura, turşular, konserveler, hazır soslar, işlenmiş etler, cips ve tuzlu kuruyemişler.
​Hayvansal Proteinler: Kırmızı et, işlenmiş etler (aşırı tüketimde).
​Şekerli İçecekler: Gazlı içecekler, meyve suları, yüksek fruktoz içeren şuruplar.
​Oksalat Açısından Zengin Gıdalar (Özellikle Kalsiyum Oksalat Taşı Varsa):
​Sebzeler: Ispanak, pazı, pancar, domates.
​Meyveler: İncir, çilek, ahududu, kırmızı erik.
​İçecekler: Koyu çay (demli), kakao, çikolata.
​Kuruyemişler: Ceviz, badem, yer fıstığı.
​✅ Taş Oluşumunu Önlemeye Yardımcı Gıdalar
​💧 Su: Gün boyu eşit aralıklarla yeterli miktarda (günde en az 2 litre) su içmek.
​🍋 Sitrat İçerenler: Limon, portakal, greyfurt gibi turunçgiller (sitrat, taş oluşumunu engelleyen bir maddedir). Salatalarınıza veya suyunuza limon eklemek faydalı olabilir.
​🥛 Kalsiyum Kaynakları: Süt ve süt ürünleri (yoğurt, peynir) orta düzeyde tüketilmelidir. Kalsiyumu besinlerden almak, oksalatın bağırsakta bağlanarak atılmasına yardımcı olur. (Ek kalsiyum takviyesi almadan önce doktorunuza danışın.)
​🌱 Bitkisel Proteinler: Mercimek, nohut, fasulye gibi baklagiller.
​🍎 Lifli Besinler: Meyve ve sebze ağırlıklı beslenme.
​Tekrar vurgulamak gerekirse, böbrek taşı ile ilgili kesin bir eylem planı için mutlaka bir Üroloji uzmanı ile görüşmelisiniz.

29/11/2025

Yüksek kolesterol (özellikle kötü kolesterol olarak bilinen LDL'nin yüksek olması) ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen, genellikle belirti vermeden ilerleyen önemli bir risk faktörüdür.

​Yüksek kolesterolün ana tehlikesi, atardamar duvarlarında plak (yağ birikintisi) oluşumuna, yani damar sertliğine (ateroskleroz) neden olmasıdır. Bu durum zamanla damarları daraltır ve sertleştirir, bu da aşağıdaki gibi hayati tehlike taşıyan durumlara yol açar:

​Kalp Krizi: Kalbi besleyen koroner arterlerin tıkanması.

​İnme (Felç): Beyne kan götüren damarların tıkanması veya hasar görmesi.

​Periferik Damar Hastalıkları: Bacaklar, kollar ve iç organ damarlarında tıkanıklık.

​Organ Hasarı: Beslediği organlarda fonksiyon kaybı.
​Kolesterol seviyesinin kontrol altında tutulması, bu riskleri önemli ölçüde azaltır.

​💊 İlaç Kullanımına Ne Zaman ve Hangi Şartlarda Başlanmalı?
​Kolesterol düşürücü ilaç tedavisine başlama kararı, sadece kolesterol seviyelerine bakılarak değil, kişinin genel kalp-damar risk profili dikkate alınarak bir doktor tarafından verilmelidir.

​Tedaviye başlama kararı genellikle şu faktörlere göre belirlenir:

​1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri Önceliği

​Kolesterol yüksekliğinde ilk adım genellikle şunları içeren yaşam tarzı değişiklikleridir:

​Dengeli Beslenme: Doymuş ve trans yağlardan, aşırı şekerden fakir, liften zengin Akdeniz tipi beslenme.

​Düzenli Egzersiz: Fiziksel aktivitenin artırılması.

​İdeal Kilo: Fazla kilolardan kurtulma.

​Sigarayı Bırakma ve Alkol Tüketimini Sınırlama.

​Eğer bu değişikliklere rağmen kolesterol (özellikle LDL) hedef seviyelere düşmezse, ilaç tedavisi gündeme gelir.

​2. İlaç Tedavisine Başlama Kriterleri

​Doktorlar, hastanın risk grubuna göre farklı LDL (kötü kolesterol) hedef değerleri belirler. İlaç tedavisine başlama şartları genellikle şunları içerir:

Halihazırda Kalp-Damar Hastalığı Olanlar:

​Daha önce kalp krizi, inme, stent takılması, bypass ameliyatı geçirmiş olanlar veya şah damar ya da bacak damar hastalığı olanlar genellikle hemen ilaç tedavisine başlar.

​Yüksek Risk Grubundakiler:

​Şeker Hastaları (Diyabetliler).

​Çok sayıda risk faktörüne (yüksek tansiyon, sigara, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü vb.) sahip olanlar.

​LDL kolesterol seviyesi çok yüksek (örneğin 190\text{ mg/dL} ve üzeri) olan kişiler.

​3. Hedef Değerler

​Sağlıklı bireylerde, genellikle 200\text{ mg/dL} altındaki Total Kolesterol ve 130\text{ mg/dL} altındaki LDL hedeflenirken, kalp-damar hastalığı riski yüksek olan kişilerde bu hedefler daha düşüktür (örneğin, 70\text{ mg/dL} veya altı LDL hedeflenebilir). Trigliserid seviyesinin de 150\text{ mg/dL} altında olması istenir.

Kolesterol seviyeniz yüksekse veya ilaç kullanmaya başlayıp başlamayacağınız konusunda kararsızsanız, mutlaka bir kardiyolog veya dahiliye uzmanına danışmanız ve bireysel risk değerlendirmenizi yaptırmanız gerekir.

28/11/2025

Sağlıkta Güvenimizi Nasıl Kaybettik ve Şimdi Ne Yapmalıyız?

​Son yıllarda ülkemizdeki sağlık sistemine dair konuşulan konular, ne yazık ki iç açıcı olmaktan çok uzak. Özellikle liyakat, eğitim ve çalışma koşullarıyla ilgili yaşanan sıkıntılar, hepimizi derinden etkiliyor. Öyle ki, eskiden güven duyduğumuz, hayatımızı emanet ettiğimiz doktorlarımıza karşı bile içimizde bir şüphe tohumu yeşermeye başladı.

​İyi Doktorlar Neden Gidiyor?

​Yanlış kurgulanan sağlık politikaları, düşük ücretler, ağır iş yükü, şiddet olayları ve mesleki tatminsizlik gibi nedenlerle en nitelikli, en deneyimli doktorlarımız maalesef ülkeyi terk ediyor. Ülkemiz, yetiştirdiği değerli beyin gücünü yurtdışına kaptırırken, sağlık hizmetinin kalitesi ister istemez düşüyor.
​Bir yanda en iyilerin gidişi, diğer yanda plansız ve kaliteden ödün verilerek açılan üniversitelerden, mezun olan sağlık personelinin niteliği ciddi soru işaretleri yaratıyor. Yeterli donanıma sahip olmayan, yoğun hasta yükü altında bunalan bir sistemde, kaliteli sağlık hizmeti beklemek giderek zorlaşıyor.
​Tüm bu koşullar, doğal olarak vatandaşın doktora olan güvenini azaltıyor. Eskiden tek sözüyle rahatladığımız hekimlerimizin teşhis ve tedavilerini sorgular hale geldik. Bu durum, ne doktorların ne de hastaların istediği bir tablodur.

Kendi Sağlığımızın Pusulası Olmak

​Bu zorlu ortamda, kendi sağlığımız söz konusu olduğunda pasif birer hasta olmaktan çıkıp aktif ve bilinçli birer katılımcı olmak zorundayız. Evet, doktorluk bir uzmanlık işidir, ancak mevcut sistem bizi kendi doktorumuz olmaya zorluyor.

​Peki, ne yapmalıyız?

1) Araştırın ve Öğrenin: Hastalığınız, potansiyel tedaviler ve alternatifler hakkında temel bilgileri edinin. Bilgi sahibi olmak, doktorunuzla daha anlamlı bir diyalog kurmanızı sağlar.
2) ​Soru Sorun, Anlayın: Doktora gittiğinizde gördüğünüz teşhis, yazılan ilaçlar veya önerilen ameliyat hakkında çekinmeden soru sorun. Tedavinin nedenini, risklerini ve faydalarını tam olarak anlamadan odadan ayrılmayın.
3) ​Tek Bir Fikirle Yetinmeyin: Önemli ve karmaşık sağlık kararlarında, mümkünse ikinci bir uzman görüşü alın. Bu, kararlarınızı sağlamlaştırmanın en garantili yoludur.
4) ​Not Alın: Muayene sırasında söylenenleri, teşhis ve tedavi adımlarını mutlaka not alın. Stres altında detayları unutabilirsiniz.

​Doktorunuzla İş Birliği Kurun: Doktorunuzun size sunduğu bilgileri eleştirel bir gözle değerlendirin, ancak onunla düşman değil, ekip arkadaşı olduğunuzu unutmayın.
​Bilinçli bir hasta, iyi bir tedavi sonucuna ulaşma şansını her zaman artırır. Doktora bilinçli gidelim ki, hem kendimizi koruyalım hem de hekimlerimizi daha iyi hizmet vermeye teşvik edelim.


Bütün bu aşamalarda Eczacınız olarak size yardımcı olmaktan mutluluk duyar sağlıklı günler dileriz.

21/11/2025

🩸 Üre Yüksekliği Neden Olur?
​Üre, proteinlerin vücutta yıkımı sonucu oluşan bir atık üründür ve normalde böbrekler tarafından süzülerek idrar yoluyla atılır. Kandaki üre (BUN) seviyesinin yükselmesinin temel nedenleri böbrek fonksiyonlarının bozulması veya vücutta protein yıkımının artmasıdır.
​1. Böbrek Fonksiyonlarındaki Bozukluklar (Böbrekler Üreyi Atamıyor)
​Akut veya Kronik Böbrek Yetmezliği/Hasarı: Böbreklerin süzme işlevini yeterince yerine getirememesi.
​İdrar Yolu Tıkanıklıkları: Böbrek taşı, prostat büyümesi veya tümör gibi nedenlerle idrar akışının engellenmesi.
​Böbrek İltihaplanmaları: Glomerülonefrit gibi iltihabi hastalıklar.
​2. Böbreklere Giden Kan Akışının Azalması (Prerenal Nedenler)
​Dehidrasyon (Susuzluk): Yetersiz sıvı alımı, aşırı ishal/kusma veya aşırı terleme sonucu kan hacminin azalması.
​Kalp Yetmezliği: Kalbin vücuda yeterli kan pompalayamaması nedeniyle böbreklere giden kan akımının azalması.
​Şok veya Kan Basıncının Düşmesi.
​3. Artan Protein Yıkımı (Postrenal Nedenler)
​Yüksek Proteinli Diyet: Aşırı miktarda protein tüketimi.
​Gastrointestinal Kanama: Mide veya bağırsak kanaması (sindirilen kanın proteine dönüşmesi üreyi artırır).
​Ciddi Yanıklar veya Travmalar: Doku yıkımının artması.
​Ateşli Hastalıklar veya Şiddetli Enfeksiyonlar.
​4. Bazı İlaçların Kullanımı
​Bazı antibiyotikler (tetrasiklin türevleri), diüretikler (idrar söktürücüler) ve kortikosteroidler üre seviyesini yükseltebilir.
​⚠️ Üre Yüksekliği Hangi Hastalıklara Yol Açar?
​Üre yüksekliği genellikle bir hastalığın sonucu olarak ortaya çıkar, ancak tedavi edilmezse vücutta üre ve diğer toksinlerin birikimi üremik sendrom adı verilen ciddi duruma yol açabilir.
​Üre yüksekliği, başta böbrek yetmezliği olmak üzere, altta yatan nedenin ciddiyetine göre çeşitli sistemlerde sorunlara neden olabilir:
​Böbrek Hastalığının İlerlemesi: Tedavi edilmeyen üre yüksekliğinin en ciddi sonucu, böbrek fonksiyonlarının daha da bozulması ve diyaliz gerektirecek seviyeye gelmesi (son dönem böbrek yetmezliği) olabilir.
​Üremik Belirtiler: Bulantı, kusma, iştah kaybı, yorgunluk, kaşıntı (üremi kaşıntısı), ödem, zihinsel durum değişiklikleri ve solunum zorlukları.
​Kalp ve Dolaşım Sistemi Sorunları: Kalp yetmezliğine bağlı üre yüksekliği, durumu daha da kötüleştirebilir.
​✅ Ne Yapmak Gerekir?
​Üre yüksekliği tespit edildiğinde yapılması gereken ilk ve en önemli şey, bir doktora (dahiliye veya nefroloji uzmanı) başvurmak ve altta yatan nedeni belirlemektir. Tedavi, bu nedene yönelik olarak planlanır.
​Genel yaklaşımlar şunları içerir:
​Hekim Değerlendirmesi: Kan testleri, idrar tahlili ve böbrek ultrasonu gibi ek tetkiklerle yüksekliğin nedeni (dehidrasyon mu, böbrek hastalığı mı, başka bir durum mu) tespit edilir.
​Sıvı Desteği: Eğer üre yüksekliği dehidrasyon kaynaklı ise, bol su ve gerektiğinde damar yoluyla sıvı takviyesi ile seviye hızla normale dönebilir.
​Diyet Düzenlemesi:
​Yüksek proteinli diyet kaynaklıysa protein alımı hekim tavsiyesiyle sınırlanır (kırmızı et, tavuk, deniz ürünleri, süt ürünleri).
​Tuz ve potasyum kısıtlamaları da böbrek hastalığının evresine göre gerekli olabilir.
​Altta Yatan Hastalığın Tedavisi:
​Böbrek hastalığı, kalp yetmezliği, diyabet veya yüksek tansiyon gibi durumlar kontrol altına alınır ve tedavi edilir.
​İdrar yolu tıkanıklığı varsa (taş, prostat vb.) bu durumun giderilmesi sağlanır.
​İlaçların Gözden Geçirilmesi: Kullanılan ilaçlar hekim kontrolünde düzenlenir veya değiştirilir.
​Diyaliz: İleri düzeyde böbrek yetmezliği ve çok yüksek üre seviyeleri mevcutsa, böbreklerin işlevini yerine getirmek için diyaliz tedavisi gerekebilir.
​Özetle: Üre yüksekliği bir alarm işaretidir. Seviyeyi düşürmek için öncelikle bol su içmek ve protein alımına dikkat etmek önemlidir, ancak kesin tanı ve uygun tedavi planı için mutlaka doktora gitmelisiniz.

10/11/2025
09/11/2025

Acın gizlenir yalnızca zamanın ardına Yangını azalsa da sanma ki geçer

Address

23 Nisan Caddesi No:6/Büyükada/ADALAR
Büyükada
34970

Telephone

+902163826392

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Büyükada Merkez Eczanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Büyükada Merkez Eczanesi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram