07/11/2023
SEYYİD BATTAL GAZİ TÜRKLÜĞÜ____________________________
Yeni bir "anlatıcı" gerek. Bu anlatıcı, Battal Gazi Destanı ve Danişment Gazi Destanı'nı anlatanlar kadar "akil" olmalı ki, insanlar, "Türk “ün ne manaya geldiğini yeniden idrak etmeliler.
Aleviler, “Türk Müslümanlığı" derler. Türk Müslümanlığının Piri de Hacı Bektaş Veli'dir. Hacı Bektaş Veli, Alevi itikadınca Seyyid'dir. Böylece, Peygamber Efendimizin Soyundan olmaktadır. Yani, Hacı Bektaş Veli hem Türk Müslümanlığının Piridir ve hem de Seyyid'dir. Akdedin ki, bu şekilde, Hacı Bektaş Veli, Peygamber Soyundan bir kişi olarak, "Türk “tür. Çünkü, Türk Müslümanlığının Piri'dir.
Peki; Nasıl olur?... İzah ediniz. Hem Peygamber soyundan olacaksın hem de Türk olacaksın. Nasıl olacak: İşte olmuş: Hem de "Bal Gibi" olmuş.
Yine, Seyyid Battal Gazi... Türk oğlu Türk bir şahsiyettir. Bakın ki, hem de "Seyyid’dir. Üstelik, Anlatıcıların anlattığına göre, Battal Gazi’ye, bizzat, Peygamberimiz Efendimiz "Oğul ağızım. ciğer-Guşem" demiştir.
Ya Danişment Gazi'miz...O da Seyyid... Hem de bir Türk Beyi'nin oğlu olarak O da Seyyid... Yani, O da Peygamberimiz Efendimizin soyundan.
Gerçekte böyleler mi?
Hacı Bektaş Veli, gerçekten Seyyid mi?... Bir "Horasan" göçmeni... Bir "Alperen" Hacı Bektaş Veli... "Bektaş" kelimesi de "Benzeş" demek. Kime benzediği için "Bektaş" olmuş, bilinmez ama bilinen o ki, “Millet “imiz zihninde, “Seyyid’dir. Hem Seyyid ve hem de Türk...Yani, kanı olarak Arap ama O her zerresi ile bir Türk...Ya da her zerresi ile bir Türk akmamana olarak O bir Arap... Çünkü O bir Seyyid. Hadi, akıl edin.
Battal Gazi... Bir Türk Beyliği olan, Malatya Serdarlığının bir neferi. Tek başına ordulara bedel. Malatya, Onsuz, kendisini koruyamaz. O günün en büyük Devleti olan Bizans'ın ordularını, ancak ve ancak Battalgazi yenebilir. Çünkü O, bir "Seyyid’dir. Peygamberimiz Efendimiz, ona, “Oğulcağızım; Ciğer-Guşem" demiştir. O da her çaresiz kaldığında, derdini ve çaresizliğini Peygamberimiz Efendimize arz etmekte; O'ndan yardım almaktadır. Keza, Danişment Gazi'miz de öyle... Anlatıcılarımız böyle anlatırlar. Hem de ne güzel anlatırlar. Allah Teala hepsinden razı olsun ki; bize, ne olduğumuzu ve neyi nasıl anlamamız ve anlatmamız gerektiğini bir-bir anlatmışlar. Seyitliğin Türklük, Türklüğün de Seyitlik olduğunu bir güzel bezemişler. Kendisi bir "Arap" olan, Peygamberimiz Efendimizin Soyunu, Türklüğe hem Pir ve hem de Destan etmişler.
Bakın ki: Şimdi anlatamıyoruz. İsmet Özel denedi ve anlatamadı. “Türklüğün bir "kan meselesi" olmadığını artık, kimse kimseye anlatamaz. İstiklal Marşımız da anlatamıyor ve keza Bayrağımız da anlatamıyor.
İstiklal Marşı'mızın Şairi, kendisi bir Arnavut. Ama, "Irkıma yok izmihlal" derken de "Hakkıdır Hakk'a tapan Milletimin istiklal" derken de “Türk Milleti" adına konuşuyordu. Buna rağmen, anlatamadı.
Yeni, anlatıcılar gerek:
Mevlâna kendisi bir Fars idi. Ama O da “Ben Türküm" dedi. Buna rağmen, O da anlatamadı. Anlatamadığını bildiği için de"-Ne anlattığına değil, nasıl anlaşıldığına bak" dedi.
Anlaşılıyor ki: Ne anlatılıyorsa onu anlatacak, “Anlatıcılar" gerek.
Bilmezlerdi, “Millet" kelimesinin manasını...Dünyanın "çapul"ları, gittiler, şimdi, bir "Amerikan Milleti" meydana getirdiler. Biz, hem "Millet"i bilirdik, hem de bu coğrafyada bin bir kavim "iç içe" bir "Millet" olarak yaşardık. Ama, şimdi, Amerikalıların kendileri için anladığını, biz, şimdi kendimiz için anlayamıyoruz.
Türk olmanın Seyyid aklı ve Seyyid Cengaverliği gerektirdiğini değil de ancak, bir "kan meselesi" olduğunu akıl edebiliyoruz; ancak.
Nasıl bir akılsa...Nasıl bir Türklükse...Türklüğün bir tükürük yarışı olduğuna da iman etmeye kalkarsak: Şaşırmayın. Böyle bir inanç sadece "çoğunluk" olmanıza bakar.
Böyle bir çoğunluğun öldürmeye kalkacağı ilk kişiler: Destanlarımızın ve inançlarımızın kahramanları olan Seyyid'lerimiz olacaktır.
Yaparlar mı?... "Yapmazlar" diyebilmek için gereken ne vardır?