10/01/2026
İlk kez işitme cihazı takmak, yalnızca bir cihazla tanışmak değildir. Çoğu insan için bu an, uzun süredir sessizleşmiş bir dünyanın yeniden kapılarını araladığı bir eşiktir.
İlk saniyelerde şaşkınlık hissi yaygındır. Daha önce fark edilmeyen sesler birden görünür olur: Saatin tik takları, ayakkabı tabanının zemine değdiği an, uzaktan gelen kuş sesleri, hatta kendi nefesinin ritmi… Beyin bu yeni ses akışına alışmaya çalışırken, her şey biraz “fazla” gibi gelebilir. Bu tamamen doğaldır. Çünkü beyin, uzun süredir duymadığı bilgileri yeniden işlemeye başlar.
Bazı kişiler için bu an duygusaldır. Yıllardır kaçırılan kelimeler, yarım kalan cümleler ve yanlış anlaşılan konuşmalar bir anda anlam kazanır. “Meğer dünya bu kadar sesliymiş” cümlesi, işitme cihazı kullananların en sık kurduğu cümlelerden biridir. Bu farkındalık, hem sevinç hem de hafif bir hüzün getirebilir.
Fiziksel olarak ilk günlerde kulakta bir doluluk hissi ya da kendi sesini farklı duyma durumu yaşanabilir. Kişi konuşurken sesini yankılı ya da daha yüksek algılayabilir. Bu da geçicidir. Beyin, genellikle birkaç gün ya da hafta içinde yeni işitme düzenine uyum sağlar.
Zamanla en belirgin değişim sosyal hayatta hissedilir. Sohbetler daha az yorucu olur. Sürekli “Ne dedin?” demek zorunda kalmadan konuşabilmek, özgüveni fark edilmeden geri getirir. Kalabalık ortamlarda bulunma isteği artar, insan kendini yeniden iletişimin içinde hisseder.
İlk kez işitme cihazı takmak bir eksikliğin değil, bir ihtiyaç farkındalığının sonucudur. Bu deneyim, sesi değil; bağlantıyı, katılımı ve hayatla kurulan bağı geri kazandırır.
Ve çoğu kişi için şu cümleyle tamamlanır:
“Keşke daha önce başlasaydım.”