15/02/2026
Bazen ilişkilerde çok uyumlu oluruz.
Hep anlayan taraf, sorun çıkarmayan taraf, güçlü görünen taraf…
Dışarıdan bakıldığında bu bir “kişilik özelliği” gibi görünür.
Ama psikodinamik açıdan çoğu zaman bu, bir sosyal maskedir.
James F. Masterson’a göre her insanın içinde bir gerçek kendilik vardır.
Gerçek kendilik; spontane olan, merak eden, sınır koyabilen, isteyen ve kendi yönünü hissedebilen parçadır.
Enerji oradadır. Canlılık oradadır.
Fakat çocuklukta bazı deneyimler bize şunu öğretebilir:
👉 “Olduğum gibi olursam bağ kaybolabilir.”
👉 “İhtiyaç gösterirsem sevilmeyebilirim.”
İşte o noktada sosyal maske gelişir.
Daha uyumlu oluruz. Daha kontrollü oluruz. Bazen fazla güçlü görünürüz.
Örneğin;
• Aslında yorulduğu halde hep “iyiyim” diyen biri,
• İçten içe hayır demek isterken gülümseyerek kabul eden biri,
• Yakınlaşmak istediği halde mesafeli duran biri…
Bunlar zayıflık değil, çoğu zaman bir korunma biçimidir.
Masterson burada önemli bir şey söyler:
Sorun maskenin varlığı değildir.
Sorun, gerçek kendiliğin geri planda kalmasıdır.
Çünkü kişi sürekli maskeyle yaşadığında şu duygular ortaya çıkabilir:
– Sebebi tam bilinmeyen bir yorgunluk
– İlişkilerin içinde bile yalnız hissetmek
– “Sanki hayatı yaşıyorum ama tam ben değilim” hissi
Psikodinamik süreçte iyileşme, maskeyi bir anda bırakmak değildir.
Gerçek kendiliğin küçük alanlarda ortaya çıkmasına izin vermektir.
Belki ilk kez sınır koyduğunda…
Belki gerçekten istemediğin bir role girmediğinde…
Belki de sadece sessizce “ben bunu istemiyorum” diyebildiğinde…
Gerçek kendilik görünür olmaya başlar.
Çünkü gerçek bağ, kusursuz görünen maskelerle değil;
insanın kendi iç sesiyle kurduğu temasla derinleşir.