Klinik Psikolog Deniz Ağar

Klinik Psikolog Deniz Ağar Uzman Klinik Psikolog Deniz Ağar

İçinde bulunduğumuz çağda internet ve televizyon şüphesiz ki hepimizin hayatında önemli bir yer kaplıyor. Akıllı telefon...
03/03/2020

İçinde bulunduğumuz çağda internet ve televizyon şüphesiz ki hepimizin hayatında önemli bir yer kaplıyor. Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar en temel iletişim ve haber alma aracı olarak günlük hayatımızı işgal etmiş durumda. Peki, biz yetişkinler bile medya tüketimimizdeki dengeyi korumakta zorlanırken çocuklarımızın medyayla olan ilişkisini nasıl yönlendiriyoruz?
Uzun yıllardır çocuklarla çalışan bir psikolog olarak çocukların medya tüketiminde gözlemlediğim iki temel problem var: Medya araçlarıyla fazla zaman geçirmeleri ve yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalmaları.
Bu iki problemde de ne yazık ki ebeveynlerin payı yüksek. İlgi isteyen, yaramazlık yapan, sessiz durması istenen çocuğu kısa bir süreliğine de olsa tablet ya da televizyonla oyalanmasını sağlamak masum bir çözüm gibi gözükse de bu durum uzun vadede, video izlemeden yemek yemeyen, televizyon karşısından ayrılmak istemediği için uyku düzeni bozulan ya da telefonla oynamak dışında hiçbir şeyden keyif alamayan çocuklar yaratıyor.
Akıllı telefon, tablet, televizyon gibi medya araçlarının çocuklar üzerindeki etkilerinin yaş gruplarına göre farklılaştığını söylemek de mümkün.
Örneğin, 0-3 yaş sosyal, dil ve motor becerilerin hızla geliştiği bir dönemdir. Bu dönemde çocuklarla konuşmak, sevgi ve güven ihtiyaçlarını karşılamak, oyun oynamak onun bu becerilerine katkı sağlar. Böyle bir dönemde ebeveynle geliştirilen karşılıklı bir iletişimin yerini çocuğun hareket ve davranışlarına tepki vermeyen cansız bir uyaranın alması bu becerilerin gelişimine zarar verecektir. Bu yaşlar çocuğu dijital ekranlarla tanıştırmak için çok erkendir.
4-7 yaş arası dönem ise çocukların gördükleri, izledikleri her şeyden yoğun olarak etkilendikleri bir dönemdir. Bu yaş grubunda soyut düşünce kavramı henüz oluşmamıştır. Bu nedenle televizyonda gördüklerini gerçek olarak yorumlarlar. Gerçek dışı mesafelerden atlayabilen, uçurumdan düştüğü halde hiçbir şey olmamış gibi koşmaya devam eden bir çizgifilm karakteri çocukta aynı hareketleri yapabileceği algısını yaratabilir.
Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

https://www.denizagar.com/medyadaki-siddet-icerikleri-cocuklarin-ruhsal-gelisimini-nasil-etkiliyor/

Soğuk havalarda depresif eğilimler göstermeye başlıyorsanız aşağıdaki maddelere dikkat ederek mevsimsel depresyona karşı...
25/02/2020

Soğuk havalarda depresif eğilimler göstermeye başlıyorsanız aşağıdaki maddelere dikkat ederek mevsimsel depresyona karşı önlem alabilirsiniz:
Hava soğuk bile olsa gün içinde mutlaka dışarı çıkın. Hava kapalı da olsa dışarıda geçireceğiniz yarım saat bile vücudun gün ışığından faydalanmasını sağlayacak ve serotonin üretimini artıracaktır.
Spor yapın. Düzenli egzersiz yapmak vücutta biriken stresin atılmasına yardımcı olur ve enerjiyi artırır.
Beslenmenize özen gösterin. Bu dönemde kendinizi sağlıksız gıdalara yönelmiş bulabilirsiniz. Ancak karbonhidrat ve şeker ağırlıklı beslenmek yorgunluk hissini artıracaktır.
Evden çıkmanın bile zor geldiği zamanlar olacaktır. Ancak bu dönemde sosyalleşmek, sevdiklerinize vakit ayırmak, yeni bir hobi edinmek size iyi gelecektir.
Her şeye rağmen kendi kendinize başa çıkamadığınızı düşünebilirsiniz. Böyle bir durumda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Mevsimsel depresyon daha ciddi sorunların habercisi olabileceği gibi, zamanında önlem alınmazsa major depresyona dönüşebilir.
Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

https://www.denizagar.com/mevsimsel-depresyonla-nasil-mucadele-edilir/

Kış mevsimi pek çok kişi için ruhsal iniş çıkışlara gebedir. Bu dönemde kişilerde depresyon benzeri semptomların görülme...
19/02/2020

Kış mevsimi pek çok kişi için ruhsal iniş çıkışlara gebedir. Bu dönemde kişilerde depresyon benzeri semptomların görülme sıklığı artar. Geçmeyen yorgunluk hissi, uyku problemleri, günlük sorumluluklara karşı isteksizlik, iştahta azalma bu semptomların başında gelir.
Kış depresyonu ya da mevsimsel depresyon olarak adlandırılan bu durumun temel nedeni mevsimsel dönüşlerinin beyin kimyasında yol açtığı değişimlerdir. Gün ışığının azalması, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını yavaşlatır. Ayrıca, vücudun uyku düzeninden ve biyolojik saatinden sorumlu melatonin hormonu da gündüzler kısaldığında daha yoğun salgılanmaya başlar. Bu da yorgunluk ve halsizliğe neden olur. Bu iki hormonun salgılanmasındaki değişiklikler kimilerinde depresyonu tetikleyebilir.
Mevsimsel depresyonun belirtileri:
Geceleri uyuyamama, sabahları uyanmakta güçlük çekme. Ya da yeterince uyunsa dahi geçmeyen halsizlik ve yorgunluk hissi.
Dikkat eksikliği ve odaklanma problemleri.
Duygusal iniş çıkışlar, normalin dışında yaşanan öfke patlamaları veya ağlama krizleri.
İştahta değişiklikler. İştahın azalması ya da aşırı artması. Şeker ve karbonhidrat oranı yüksek gıdalara yönelim.
Belirli bir nedeni olmayan mutsuzluk hali ve kaygı bozuklukları
Cinsel isteksizlik.
Bu belirtileri 2-3 haftadan uzun süre yaşayan kişiler için mevsimsel depresyon olasılığı mutlaka değerlendirilmelidir. Daha önceden depresyon geçirmiş kişilerin mevsimsel depresyona daha meyilli olacağı da göz ardı edilmemeli ve depresyonun kalıcı olmaması için bir an önce gerekli önlemler alınmalıdır.
Yazının tamamı için linki tıklayabilirsiniz.

https://www.denizagar.com/mevsimsel-depresyonla-nasil-mucadele-edilir/

Ergenlik ve ergenliğe geçiş hem gencin kendisi, hem de ailesi için büyük değişimler ve iniş çıkışlariçeren çalkantılı bi...
12/02/2020

Ergenlik ve ergenliğe geçiş hem gencin kendisi, hem de ailesi için büyük değişimler ve iniş çıkışlar
içeren çalkantılı bir dönemdir. Çoğu zaman sancılı geçen bu dönemde gençler ve aileleri bu durumla
başa çıkmakta zorlanabilir.
Çevirisini yaptığım “Ergenliğe Geçişte Duygularla İletişim Becerileri” kitabı bu dönemde, gençlere kim
olduklarını, onlar için neyin önemli olduğunu anlamalarını sağlayacak ve kendilerini ifade etmelerine
yardımcı olacak etkinlikler ve projeler içeriyor.
Terapistler, sosyal hizmet uzmanları ve rehber öğretmenler için çok yararlı bir kaynak olan bu kitabı
buradan inceleyebilir ve satın alabilirsiniz: https://www.kitapkoala.com/kitap/ergenlige-geciste-
duygularla-iletisim-becerileri-bonnie-thomas-9786057628190

Sevdiklerinizle geçireceğiniz mutlu bir sene dilerim.  #2020
31/12/2019

Sevdiklerinizle geçireceğiniz mutlu bir sene dilerim. #2020

Helikopter ebeveynler tarafından yetiştirilen çocuklar sorumluluk bilinci edinemezler. Bir anne çocuğunun ödevi olu...
19/12/2019

Helikopter ebeveynler tarafından yetiştirilen çocuklar sorumluluk bilinci edinemezler. Bir anne çocuğunun ödevi olup olmadığını öğretmenine sorarak kontrol ettiği sürece o çocuğun ödevini hatırlaması beklenemez.
Kendi sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenemeyen bir çocuk yetişkinlik hayatında da kendi kendine yetme konusunda sorunlar yaşar. Bu da özgüven eksikliği ve kaygı bozukluğu ihtimallerini beraberinde getirir.
Helikopter ebeveynlik yollarının iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğunu bilsek de çocukların davranışsal ve duygusal gelişimlerini desteklemek adına zaman zaman olumsuz duygu ve durumları da deneyimlemelerinin önünü açmak gerekiyor.
Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
https://www.denizagar.com/bilincli-ebeveynlik-ve-helikopter-ebeveynlik-arasindaki-ince-cizgi/

Çocuğunuzu çok seviyorsunuz, onu her türlü kötülükten korumak istiyorsunuz, ona daha iyi bir hayat vermek için ...
13/12/2019

Çocuğunuzu çok seviyorsunuz, onu her türlü kötülükten korumak istiyorsunuz, ona daha iyi bir hayat vermek için her şeyi en ince detayına kadar planlıyorsunuz. Bir ebeveyn olarak bunları hissetmek kadar doğal bir şey yok. Ama acaba bunları yaparken fark etmeden çocuğunuzu hayata karşı daha savunmasız hale getiriyor olabilir misiniz?
Son yıllarda, “bilinçli ebeveyn” kavramının kontrolden çıkıp aşırı ebeveynliğe dönüşmesine çok sık rastlıyoruz. İyi ebeveyn olmakla ilgili kaynakların yaygınlaşması anne babaların doğru bilgiye daha kolay erişebilmesini sağlarken aynı zamanda standartları yükseltip onların kaygılı ebeveynlere dönüşmesine de neden olabiliyor.
1969 yılında Psikoterapist Haim Ginott’un küçük bir çocuk olan danışanının annesinin davranışlarını tanımlamak için yaptığı helikopter benzetmesi üzerine bu durum literatüre “Helikopter Ebeveynlik” olarak girmiştir. Çocuğun etrafında pervane gibi dönen, her şeye onun adına karar veren ve uygulayan ebeveynleri tanımlamak için kullanılır.
Günümüzde zorlaşan hayat şartları, maratona dönen sınav sistemleri, rekabetin artması, gelecek kaygısı gibi etkenler ailelerin çocuklarıyla ilgili kaygılarını artırmakta, onları daha müdahaleci olmaya itmektedir. Ailelerin bu tutumu genelde iyi niyetli olsa da helikopter ebeveynler tarafından yetiştirilen çocukların yetişkinlik döneminde kaygı bozukluğu, özgüven eksikliği, sorun yaşama olasılığı daha yüksektir.
Yazının tamamı için profildeki bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Her anne adayının doğum sonrası depresyonu yaşama ihtimali vardır. Fakat bazı adayların risk grubunda olduğunu söyleyebi...
19/11/2019

Her anne adayının doğum sonrası depresyonu yaşama ihtimali vardır. Fakat bazı adayların risk grubunda olduğunu söyleyebiliriz. Aşağıdaki faktörler doğum sonrası depresyon riskini artırabilir.

Daha önce depresyon geçirmiş kişiler
Ailede doğum sonrası depresyon yaşamış kişilerin
Erken ya da çok ileri yaştaki gebelikler; istenmeyen/plansız gebelikler
Geçmişteki cinsel travmalar
Sorunlu ve güvensiz bir evlilik hayatı
Sosyoekonomik sıkıntılar, doğumdan bağımsız gelişen kişisel ya da ailevi problemler
Kısıtlı sosyal çevre ve doğum sonrası anneye yardımcı olabilecek kişilerin eksikliği
Erken ya da travmatik doğum ve/veya bebekteki sağlık sorunları
Bu faktörlerden bir ya da birkaçına sahipseniz profesyonel destek istemeniz hem sizin hem bebeğinizin bu süreci sağlıklı atlatması açısından faydalı olacaktır.

Doğum sonrası depresyon nasıl tedavi edilir?

Doğum sonrası depresyon tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç desteği ile tedavi edilir. Bu süreçte eşin, ailelerin ve sosyal çevrenin desteği önemlidir; ancak böyle bir desteğin olmadığı durumlar da değerlendirilerek süreç ilerletilir. Aynı zamanda annenin kendisiyle ilgili beklentileri ve bu beklentilerin gerçekçiliği üzerinde durulur.

Kişinin kendisine ve yakın çevresine düşen görevler nedir?

Bu zorlu süreçte yapılması gereken en önemli görev annenin kendisine zaman ayırmasını sağlamaktır. Anneliğin ilk aylarında bu imkansız gibi gelse de bebekten bağımsız geçirilecek bir yarım saat bile annenin kendi kendini tamiri için büyük öneme sahiptir.
Bebeğinden ayrı zaman geçirmeyi istemek ve bunu talep etmek bir anneye zor gelebilir, ancak unutulmamalıdır ki annenin mutluluğu demek bebeğin mutluluğu demektir. Kendine zaman ayırabilen bir anne bebeğiyle geçirdiği zamanı da daha verimli ve kaliteli kılacaktır.

Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
https://www.denizagar.com/%EF%BB%BFdogum-sonrasi-depresyon/

Doğum sonrası depresyonun belirtileri nelerdir? 👉İsteksizlik, hayattan keyif alamama hali. Anne eskiden keyif aldığı akt...
14/11/2019

Doğum sonrası depresyonun belirtileri nelerdir?
👉İsteksizlik, hayattan keyif alamama hali. Anne eskiden keyif aldığı aktivitelerden keyif alamaz duruma gelir. Bu durum doğum sonrası depresyonda dönemsel değil sürekli ve aylar boyunca sürebilir.
👉Sık sık yaşanan ağlama nöbetleri. Devamlı üzüntülü olma hali lohusalık döneminde de görülür ancak doğum sonrası depresyonda hem daha yoğundur hem de daha uzun sürer.
👉Kendi özbakımını ihmal etme. Özellikle bebek bakımı görevini tek başına üstlenmek zorunda kalan annelerde özbakımda azalma görülür, bu bir noktaya kadar anlaşılabilir bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyonunda anne kendine vakit ayırabilse bile özbakımını ihmal etmeye eğilimlidir.
👉Uyku ve yeme bozuklukları. İlk aylarda annenin uyku düzeninin bozulması kaçınılmazdır, ancak bazı vakalarda hiç uyuyamama, sürekli uykulu bir halde bulunma ya da uyusa bile dinlenmiş hissetmeme gibi bozukluklar görülür. Aynı şekilde iştahsızlık ya da aşırı iştah da doğum sonrası depresyon belirtilerindendir.
👉Yetersizlik hissi ve buna bağlı olarak hissedilen suçluluk duygusu. Bu suçluluk duygusu sadece yetersizlik hissinden kaynaklanabileceği gibi bu his arttıkça annede bebeğe karşı olumsuz düşünceler de gelişebilir.
👉Ölümle ilgili takıntılı düşünceler. Anne kendi ölümü ya da bebeğinin ölümüne dair normalin üzerinde bir kaygı duyabilir.
👉İntihar düşüncesi. Depresyonun uç noktada seyrettiği bazı vakalarda anne intihara eğilimli olabilir. Bu aynı zamanda doğum sonrası psikoza da işarettir. Böyle bir durum gözlemlendiğinde hiç vakit kaybetmeden profesyonel ruh sağlığı desteği alınmalıdır.
Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.
https://www.denizagar.com/%EF%BB%BFdogum-sonrasi-depresyon/

Aylar süren heyecan, yapılan hazırlıklar, tatlı telaşlar sonunda bebeğinizi kucağınıza aldınız. Görünürde her şey yolund...
06/11/2019

Aylar süren heyecan, yapılan hazırlıklar, tatlı telaşlar sonunda bebeğinizi kucağınıza aldınız. Görünürde her şey yolunda olsa da öyle hissetmiyorsunuz. Gelmesini sabırsızlıkla beklediğiniz bebek için hissedeceğinize emin olduğunuz sevgi ve şefkati hissedemiyor, her ne kadar hazırlıklı olduğunuzu sansanız da anneliğin getirdiği yoğun tempoyu kaldıramıyorsunuz. Sürekli ağlamanın eşiğindesiniz, kendinizi yetersiz hissediyorsunuz, uykunuzu alamıyorsunuz ve bebeğinizin ağlamasını bir türlü susturamıyorsunuz.

Öncelikle bilmeniz gereken yalnız olmadığınız. Dünyanın her yerindeki yeni anneler farklı şiddette de olsa bu süreçten geçiyor.

Araştırmalara göre yeni doğum yapmış kadınların yarısından fazlası “postpartum blues” ya da lohusalık hüznü denilen, üzüntü ve kaygı hali, sık sık ağlama ve yakınlarına bağımlılık durumunu yaşıyor. Doğumla birlikte gelişen ani hormonal değişikliklerin, bebek bakımının zorlukları ve getirdiği kaygıların yol açtığı bu durum genelde birkaç hafta içinde kaybolur.

Ancak bazı kadınlar bu durumu daha şiddetli ve daha uzun süre yaşar. Genelde doğumdan hemen sonra değil, birkaç hafta sonra ortaya çıkan belirtiler yaklaşık 1 yıl sürer. Yaklaşık her on kadından birinde görülen bu duruma Doğum Sonrası Depresyon ya da Postpartum Depresyon denir ve hem anne hem bebek açısından tamiri güç sorunlara yol açmaması için erken teşhis ve gerekli durumlarda tedavi çok önemlidir.
Yazının tamamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

https://www.denizagar.com/%EF%BB%BFdogum-sonrasi-depresyon/

Cumhuriyet’imizin 96. yılı kutlu olsun!
29/10/2019

Cumhuriyet’imizin 96. yılı kutlu olsun!

Mesele akran zorbalığı olunca konuyu genelde zorbalığa maruz kalan çocuk açısından değerlendiririz. Oysa bu meselenin bi...
25/10/2019

Mesele akran zorbalığı olunca konuyu genelde zorbalığa maruz kalan çocuk açısından değerlendiririz. Oysa bu meselenin bir de zorbalığı yapan çocuk tarafı vardır ve onun da bir çocuk olduğunu göz önüne alarak ona da aynı hassasiyeti göstermek gerekir.

Bir çocuğu zorba davranışlarda bulunmaya iten nedenler genelde aşağıdaki gibi olur:

👉Aile içinde şiddet ve zorbalığa maruz kalması ve bunu normalleştirmesi
👉Ailesinden ihtiyacı olan ilgiyi görememenin bir sonucu olarak empati yoksunluğu
👉Ebeveynlerin sınır koymakta başarısız olmasının yarattığı disiplinsizlik
👉Düşük özsaygı ve değer görmek için başkalarının üzerinde hakimiyet kurma motivasyonu
👉Akranları içinde popülerliğini koruma çabası
👉Daha önce maruz kaldığı zorbaca davranışlardan kaçınmak için güç elde etme isteği

Zorba çocukları bu davranıştan vazgeçirmek:

Biliyoruz ki hiçbir çocuk zorba doğmaz. Onları zorbalığa iten nedenleri anlayıp çözdükten sonra olumsuz davranışlarını değiştirmek mümkündür.

Aşağıdaki konulara dikkat ederek ve gerekli durumlarda profesyonel destek alarak çocukların akranlarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlayabilirsiniz:

👉Ailesi olarak hemen çocuğu savunmaya geçmek hatadır. Her ne kadar altında yatan sebepler olsa da zorbalık zorbalıktır ve çocuğun bunun savunulacak bir tarafı olmadığını ve bir daha yaparsa bunun doğuracağı sonuçları bilmesi gerekir.
👉Zorba davranışa aynı şekilde karşılık verdiğiniz takdirde sadece bu davranışı pekiştirmiş olursunuz. Sakinliğinizi koruyarak davranışın neden yanlış olduğunu anlatın.
👉Çocuğunuzun iyi davranışlarını ve başarılarını takdir edin.
👉Bazen çocuklar yaptıklarının karşıdakini ne kadar yıprattığını göremezler. Onlara neden oldukları hasarı anlatın, empati kurmalarını sağlayın. İnternette çeşitli kaynaklardan bulabileceğiniz rol değiştirme oyunları zorbalığın hissettirdiklerini anlamalarına yardımcı olabilir.
👉Evde ve dışarıda iyi bir rol model olun. Çocuklar ebeveynlerin davranışlarını kopyalamaya eğilimlidir. Problem çözmede örnek bir tutum sergiledikçe karşılığını ondan görme olasılığınız çok yüksektir.

Yazının tamamı için profildeki bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Address

Kükürtlü Mh. Ulu Caddesi Oylum Sitesi Çiğdem Apt. A Blok Daire:7 Osmangazi BURSA
Bursa
16080

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Deniz Ağar posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Deniz Ağar:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram