22/05/2023
Yeni başladığınız işinizde müdürünüze ismiyle birkaç gün hitap ettikten sonra isminin farklı olduğunu öğreniyorsunuz. Öğrendiğiniz an kendinizi nasıl hissederdiniz?
Anksiyete seviyesi yüksek olmayan ve bu tarz durumlar karşısında takıntılı düşünceler geliştirmeyen kişiler genelde yaşanan yanlış anlaşılmayı karşılarındaki kişiyle açık şekilde paylaşarak özür dileyebilir ve yaşamlarına kısa sürede kaldığı yerden devam edebilirler ancak bu duruma fazla odaklanan ve fazla düşünen biri akşam eve gittiğinde bu durumu farklı şekillerde zihninde canlandıracak, durumun beraberinde getirebileceği tüm ihtimalleri düşünmeye çalışacak, hatta belki uykusundan uyandığı ilk anda bu durumun kariyerine verebileceği zararları, terfi alamamasına neden olacağını, müdürüyle ilişkisini bozacağını ve çok daha fazlasını düşünerek zihninde felaket senaryoları yaratacaktır.
Peki bu aşırı düşünme eğilimimiz nereden geliyor?
Tıpkı anksiyete, depresyon, stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların semptomları gibi aşırı düşünme eğilimimiz de evrimsel olarak ilkel koruma içgüdülerimizden kaynaklanıyor.
İlkel beyin, organizmayı koruma içgüdüsüyle her durumu mümkün olan en kötü perspektiften görme eğilimindedir. İlkel beynin bu olumsuz bakış açısı, bizi hayatta tutmak için aşırı tetikte olmasından kaynaklanır.
Beynin görece sonradan gelişen ve entelektüel düşünme süreçlerini kontrol eden frontal lobu, yani ‘düşünen beyin’ müdürümüze yanlış isimle seslenmenin işimizi kaybetme, terfi alamama gibi durumlara neden olmasının mantıksız olduğunu söylese de; aşırı düşünme eğilimi olan kişiler bilinçaltlarında en kötüye odaklanmanın ve her türlü felakete karşı hazırlıklı olmanın hayatta kalmak için gerekli olduğuna dair yerleşmiş inançlar taşır. İlkel beyin tarafından yönetilen bu süreç kaygıyla kendini göstererek, stres ve çaresizlik duygularını şiddetlendirir.
Randevu oluşturmak için mesaj atabilirsiniz 💌