Diyarbakır Psikolog ve Pedagog Desteği

Diyarbakır Psikolog ve Pedagog Desteği 17 yıl ve 25000 + danışan deneyimiyle Diyarbakır'da kaliteli ve etkili danışmanlığın adresi
📞 Randevu için arayabilirsiniz: 05528862121

Diyarbakır'da kaliteli ve etkili danışmanlığın adresi

30/04/2026

Aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşamaya başladığınızı fark ettiniz mi hiç?

Artık yatağa aynı saatte değil, sadece uyumak için giriliyor.
Ayrı odalarda ya da aynı odadasınız ama aranızda kilometreler var… konuşmalar kısa, yüzeysel ya da tamamen bitmiş.
Bir zamanlar birlikte kurulan hayallerin yerini “yeller” almış.
Özel günler sessizce geçiyor; ne bir heyecan ne bir anlam kalmış.
Ve dil… en çok da dil değişmiş. Takdir yok, teşekkür yok… sadece eleştiri.

Ama en görünmeyen şey şu:
Artık aynı sofraya bile oturulmuyor.

Oysa bir ilişki en çok sofrada anlaşılır.
Göz göze gelmeden yenen yemekler, paylaşılmadan geçen günlerin en sessiz kanıtıdır.

“Ölü evlilik” bir anda olmaz.
Yavaş yavaş… konuşmalar eksilerek, temas azalarak, birlikte geçirilen anlar anlamını yitirerek olur.

Ve çoğu zaman insanlar bunun farkına vardığında, zaten çok uzun zamandır yalnızdır.

Peki sen eşinle… sadece aynı evde misin, yoksa aynı hayatın içinde gerçekten birlikte misin?

23/04/2026

Anne babalara minik bir soru ?

23/04/2026

İçinizde uzun süre taşıdığınız bazı duygular sizi hasta ve mutsuz edecektir…

20/04/2026

Çoğu insan hayatın zorlayıcı durumlarından değil, o durumlar karşısında sınır koyamamaktan yoruluyor. Islanmak kaçınılmaz olabilir ama sürekli sırılsıklam kalmak, çoğu zaman “hayır” diyememekten, nerede duracağını bilememekten kaynaklanıyor.

Sınır koyamayan biri, yağmurun altında durmaya devam eder; çünkü geri çekilmenin, kendini korumanın ya da mesafe koymanın nasıl yapılacağını bilmiyordur. Bu yüzden sorun sadece yaşanan durum değil, o duruma karşı geliştirilemeyen beceridir. İnsanlar çoğu zaman kendilerini koruyacak o “şemsiyeyi kullanmayı” hiç öğrenmemiş oluyor.

19/04/2026

Bir şey kendi değerinin çok altında sunuluyorsa, zihnimiz otomatik olarak şüphe üretir:
“Neden bu kadar ucuz ?” “Burada bir sorun mu var?”

İlişkilerde de benzer bir mekanizma çalışır ama fiyat değil, davranışlar üzerinden:

* Sürekli alttan almak
* Kendi ihtiyaçlarını yok saymak
* Karşı taraf ne yaparsa yapsın kabullenmek
* Sınır koyamamak

Bunlar karşı tarafa şunu düşündürür:
“Bu kişi kendine bu kadar az değer veriyorsa, ben neden daha fazlasını vereyim?”

* Ne istediğini bilen
* Gerektiğinde “hayır” diyebilen
* Kendi sınırlarını koruyan
* İlgi gösterirken kendini kaybetmeyen

Biri olursan daha değerli olursun. Sen kendini ne kadar ucuzlatırsan, karşındaki senden o kadar kolay vazgeçer.”

18/04/2026

Bazı insanlar doğrudan size karşı güç kuramaz. Yani açıkça sınır koyduğunuzda geri çekilmek zorunda kalırlar ya da sizinle yüzleşmekten kaçınırlar. Ama kontrol etme ihtiyacı ortadan kaybolmaz. İşte tam burada devreye arka kapıdan etki etme girer.

Şöyle işler:

Bu kişi, sizinle doğrudan çatışmak yerine çevrenizdeki insanları hedef alır. Ortak arkadaşlar, aile üyeleri, iş arkadaşları… Onlara sizinle ilgili olumsuz şeyler anlatır, ima eder, bazen çarpıtır. Ama bunu çoğu zaman açık açık değil, “masum” görünen cümlelerle yapar:

* “Ben karışmam ama…”
* “Sadece senin iyiliğin için söylüyorum…”
* “Yanlış anlamak istemem ama o biraz…”

Amaç aslında nettir:
Sizin itibarınızı zedelemek ve sizi yalnızlaştırmak.

Çünkü insan sosyal bir varlık. Çevresiyle olan bağı zayıfladığında, kendinden şüphe etmeye başlar. İşte manipülatör tam da bunu ister. Siz yalnızlaştıkça:

* Daha savunmasız olursunuz
* Daha çok kendinizi açıklama ihtiyacı hissedersiniz
* Ve zamanla kontrol edilmesi daha kolay hale gelirsiniz

Bu durumun en kritik tarafı şu:
Saldırı size değil, algıya yapılır.
Yani insanlar artık sizi sizin davranışlarınızla değil, o kişinin anlattıklarıyla görmeye başlar.

Peki nasıl fark edilir?

Genelde şu işaretler ortaya çıkar:

* İnsanların size karşı tavrı birden değişir ama nedenini tam anlayamazsınız
* Hakkınızda konuşulan şeyler dolaylı yoldan kulağınıza gelir
* Sürekli kendinizi savunma ihtiyacı hissedersiniz
* “Ben gerçekten böyle miyim?” diye sorgulamaya başlarsınız

Bu noktada yapılması gereken en önemli şey:
Oyunu doğru okumak.

Herkese tek tek kendinizi anlatmaya çalışmak çoğu zaman manipülasyonu besler. Bunun yerine:

* Net ve tutarlı davranmak
* Doğrudan iletişim kurmak
* Sınır koymak
* Ve güvenilir insanlarla bağınızı güçlendirmek



daha etkili olur.

Çünkü gerçek şu:
Sizi gerçekten tanıyan insanlar, başkalarının anlattıklarıyla fikrini değiştirmez.

16/04/2026

Zekâ sadece bilgi birikimi ya da hızlı düşünme değildir. Aynı zamanda bilişsel esneklik dediğimiz bir beceriyi de içerir. Yani kişi, yeni bir bilgiyle karşılaştığında “Ben zaten böyle düşünüyorum” diye diretmeyip, gerekirse kendi fikrini gözden geçirebilir. Bu, zihnin katı değil esnek çalıştığını gösterir.

Ama burada kritik bir ayrım var:
Fikir değiştirmek her zaman zekâ göstergesi değildir. Eğer kişi sürekli yön değiştiriyor, bir gün öyle bir gün böyle düşünüyorsa bu kararsızlık da olabilir. Zekâ göstergesi olan şey şu:

Kanıt geldiğinde fikrini güncelleyebilmek.

Yani:

* Gerçeklerle yüzleşebilmek
* Hata yapabileceğini kabul edebilmek
* “Ben yanılmışım” diyebilmek

Bunlar aslında egonun değil, aklın güçlü olduğunun işaretidir.

İnsanların çoğu fikirlerini değiştirmez çünkü bu, içten içe “yanıldım” demeyi gerektirir ve bu da egoyu zorlar. O yüzden sabit fikirli olmak çoğu zaman güç değil, bir savunma mekanizmasıdır.

15/04/2026

Bir cam kırıldığında iki şey olur:
Ya hemen temizlersin ya da “şimdilik dursun” dersin.
Ama o küçük cam parçaları orada kaldıkça ne olur?
Bir gün mutlaka birine batar.

İlişkilerde sınırlar da aynen böyledir.

Sen birine küçük bir saygısızlıkta, kırıcı bir sözde ya da seni rahatsız eden bir davranışta “bir şey olmaz” deyip geçersen, aslında o cam kırığını yerde bırakmış olursun.
Ve insanlar şunu öğrenir:
“Burada böyle davranabilirim.”

Zamanla o küçük ihlaller büyür.
Başta seni hafif rahatsız eden şeyler, sonra canını acıtmaya başlar.
Çünkü sen temizlemedin, yani sınır koymadın.

12/04/2026

Çocukken herkesin bazı temel duygusal ihtiyaçları vardır: görülmek, anlaşılmak, korunmak, değerli hissetmek… Ama bu ihtiyaçlar yeterince karşılanmadığında, insan büyüdüğünde o eksikliğin peşinden gitmeye başlar.

Mesela;
Çocukken yeterince anlaşılmamış biri, yetişkin olduğunda herkesi anlamaya çalışan biri olur.
Çünkü içinde hâlâ “Keşke biri beni de böyle anlasaydı” diyen bir parça vardır.

Ya da çocukken ihmal edilmiş biri, büyüdüğünde aşırı ilgili, aşırı fedakâr biri olabilir.
Çünkü başkasına verdiği şeyi aslında kendi içinde eksik kalan yere verir.

Ama işin en kritik noktası şu:
İnsan çoğu zaman bunu bilinçli yapmaz.
Yani “ben böyle olayım” diye seçmez.
Sadece içindeki o eski ihtiyaç, davranışlarına yön verir.

Bu yüzden bazı insanlar:
• Herkesi kurtarmaya çalışır
• Sürekli onay arar
• Aşırı güçlü görünmeye çalışır
• Ya da kimseye ihtiyaç duymuyormuş gibi davranır

Aslında hepsi aynı yerden gelir:
Bir zamanlar yeterince karşılanmamış bir ihtiyaçtan.

Ama burası çok önemli:
Yetişkinlik, sadece o ihtiyaca dönüşmek değil…
O ihtiyacı fark edip artık kendine verebilmektir.

Yani belki çocukken sana verilmeyen şeyi,
şimdi kendine vermeyi öğrenmek.



İşte gerçek iyileşme tam olarak burada başlar.

07/04/2026

Bir insanın sana nazik, ilgili, düşünceli davranması her zaman iyi niyetli olduğu anlamına gelmez. Bazen insanlar seni kaybetmemek, senden fayda sağlamak ya da seni kontrol edebilmek için incitmemeye özellikle dikkat ederler. Yani bu özen, saf bir şefkatten değil, amaç odaklı bir stratejiden de geliyor olabilir.

07/04/2026

Anksiyete atakları; hızlı kalp atışı, nefes darlığı ve yoğun kaygı gibi belirtilerle ortaya çıkar ve sinir sisteminin “savaş-kaç” tepkisinden kaynaklanır. Bu durumlarda buz küpü tekniği, dikkati kaygı verici düşüncelerden alıp fiziksel duyumlara yönlendirerek kişiyi “şu ana” geri getirir.

Buzun elde tutulması ya da bilek, ense gibi bölgelere uygulanması; soğuk duyusu sayesinde zihinsel döngüyü keser, bedeni sakinleştirir ve kaygıyı hızlı şekilde azaltabilir. Bu teknik, derin nefes egzersizleriyle birlikte daha etkili olur.

Ancak bu yöntem geçici bir rahatlama sağlar. Kalıcı iyileşme için kaygılı düşünceleri sorgulamak ve daha gerçekçi düşünceler geliştirmek gerekir. Eğer anksiyete sık ve yoğun yaşanıyorsa, profesyonel destek almak önemlidir.

Alternatif olarak 5-4-3-2-1 tekniği, nefes egzersizleri ve kas gevşetme gibi yöntemler de kullanılabilir.

Address

Diyarbakır

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 21:00
Sunday 09:00 - 21:00

Telephone

+905355524557

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Diyarbakır Psikolog ve Pedagog Desteği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category