03/01/2026
Soğuk havayı pek sevmem, tercih hakkım olacaksa da hep bahar olsun isterim. Ancak durup da kışa söylenmeyi, kıştan nefret etmeyi 20’li yaşlarımın başında bıraktım.
Kışı sevmediğimde salep yaptım, kestane aldım, yumuşacık şeyler giydim, kremler sürdüm, karda yürüdüm, karlı çam ağaçlarına hayran kaldım.
Kışla anlaşabilmek için kışa bayılmama gerek olmadığını anladım.
Durumla kavga edip durmaktansa değiştiremeyeceğimi kabul ettiğimle yaşamayı öğrenmeye çalıştım.
Kışla barışıp elimi bir kahvenin sıcağında ısıtınca içimi de ısıttım.
Boğuşup durmaktan “olan bu” dedim ihtiyacıma baktım.
20’li yaşlar biraz savaşçı, idealist ve keskin yaşlardır. Özgürlük kana karışır, para kazanılır, güçlenilir ancak her şey çok belirsizdir. Bu belirsizlikte insan sıkı sıkı sevdiği şeylere sarılıp diğer her şeyi keskince reddedebilir.
Ancak zaman geçtikçe hayatı tanırsa zihin, barışmayı da, bırakmayı da, kabullenmeyi de öğrenmeye başlar.
Zamanla;
Belirsizlikler hala kötüdür ama daha başa çıkılasıdır.
Sevdiklerimiz hala sıkı sıkıdır ama sevmediklerimizle de bağ vardır.
Ya da,
Zaman geçtikçe esnemek yerine insan daha katılaşır, bırakamaz, kaçamaz, bi ferahlayamaz da aksine daha katılaşır.
Kış herkese kış, 20’ler herkese 20’ler. O yolu nası yürüdüğün, nası baktığın, ne kadar esnediğin, neyi seçtiğin, nerelere sıkıştığın, nerelerde katılaştığın, ne derece uzaklaştığın, ne derece savaşıp ne derece barıştığın senin seçimin. Şimdinize bakın bakalım, 20’lerde neler yaptınız da şimdiye fayda sağladınız, nerelerde neyi yanlış yaptınız da şu anınızdan çaldınız?
Kışla kavga da bi seçenek, kestane alıp kızartmak, sonra da ilk kestaneyi soyup sevdiğinle paylaşmak da.
Siz hangi taraftasınız?☺️💙☃️❄️🌤️