Palliative Care Sağlık Hizmetleri ve Dış Tic AŞ

Palliative Care Sağlık Hizmetleri ve Dış Tic AŞ Hastanın ağrılarını ve semptomlarını azaltmaya odaklanarak kaliteli bir yaşam, hasta ve ail

Kanser Hastaları, inme / felç geçirmiş yatağa bağımlı veya kısmı kısıtlı hastalar, Alzheimer demans son dönem diabet, KOAH, kalp hastalığı, kanser ve sekel bırakan engelli hastalara her türlü sağlık probleminde evde daha kaliteli yaşaması için hasta ve hasta yakınına danışmanlık hizmeti ve uygun destek ürünlerinin temini.

Tıp ilerledi.Yaşam süresi uzadı.Ama asıl soru şu:Uzayan yaşam süremizi nerede geçiriyoruz?Birçoğumuz için cevap çok iç a...
13/02/2026

Tıp ilerledi.
Yaşam süresi uzadı.

Ama asıl soru şu:

Uzayan yaşam süremizi nerede geçiriyoruz?

Birçoğumuz için cevap çok iç açıcı değil.

Hayatın son yılları;
evde bir odada,
giderek daralan bir yaşam alanında
ya da sık sık hastane ve yoğun bakım arasında geçiyor.

Sarkopeni, yutma bozuklukları, hareket kaybı…
Yaşlılık çoğu zaman akut bir krizle yoğun bakıma taşınıyor.
Ve haftalar, bazen aylar
makinelere bağlı geçebiliyor.

Bu yalnızca bir sağlık meselesi değil.
Ailelerin fiziksel, duygusal ve ekonomik olarak tükenmesi demek.

Palyatif bakımın amacı,
yaşlı bireyin son yıllarını
izole bir odada ya da yoğun bakım yatağında geçirmek değil;
mümkün olduğunca aktif, destekli ve insan onuruna uygun yaşamasını sağlamaktır

Bakım yükü çoğu zaman aileye bırakılıyor.
Oysa ağır bağımlı bir yaşlıya bakmak
tam zamanlı bir profesyonel iştir.

Çünkü yaşlanmak bireysel bir kader fakat
bakım kamusal bir sorumluluktur

Uzayan ömrün,
uzayan bir yaşam olabilmesi için
bakımı yeniden düşünmek zorundayız.

Hastane Dışında Bir AlanYıllar önce savunduğum bir şey vardı:Palyatif bakım hastanenin içinde sıkışmamalıydı.Çünkü hasta...
11/02/2026

Hastane Dışında Bir Alan

Yıllar önce savunduğum bir şey vardı:

Palyatif bakım hastanenin içinde sıkışmamalıydı.

Çünkü hastane;
akut hastalıkların,
hızlı kararların,
yüksek enfeksiyon riskinin olduğu bir alandır.

Yoğun bakım ise doğası gereği izolasyon alanıdır.

Ziyaret kısıtlıdır.
Temas sınırlıdır.
İnsan, cihazların arasında yalnızlaşır.

Oysa palyatif bakım ihtiyacı olan bir hasta için
yalnızca oksijen, serum, monitör yeterli değildir.

Yanında bir el, bir ses, bir tanıdık yüz gerekir.

Yaşlı hastalar yoğun bakıma girdiğinde
çoğu zaman sadece bedensel değil,
duygusal olarak da koparlar.

Benim yıllardır savunduğum şey şuydu:

Palyatif bakım merkezleri
hastane dışında,
daha sakin,
daha insani,
aile temasına açık alanlar olmalıydı.

Hem tıbbi destek sunan,
hem hemşire izlemi olan,
hem de hasta yakınının sürece dahil olabildiği merkezler…

Çünkü palyatif bakım
yalnızca tedavi değil,
eşlik etme sanatıdır.

Ve bazı eşlikler,
yoğun bakımın duvarları arasında mümkün olmaz.

Bazı kitaplar bilgi vermez, eşlik eder.Piyango onlardan biri.Akut lösemi tanısı aldığı gün doktorunun söylediği bir cüml...
08/02/2026

Bazı kitaplar bilgi vermez, eşlik eder.
Piyango onlardan biri.

Akut lösemi tanısı aldığı gün doktorunun söylediği bir cümleden doğmuş bu kitap:
“Bu bir piyango… ve sana çıktı.”

46 yaşında, iki çocuk annesi bir kadının;
kemoterapiler, kemik iliği nakli, korku, umut, yalnızlık ve dirençle geçen günleri…
Ama en çok da insan olma hâlini anlatıyor.

Bu kitabı farklı kılan en önemli şeylerden biri şu:
Pek çok insan kanser tanısını aldığı anda zamanı orada durdurur.
Hayat askıya alınır, anlar ertelenir, yaşam “sonrasına” bırakılır.

Gül bunu yapmıyor.
Zamanın içinde kalıyor.
Anlarını, çoğaltıyor.
Kanser tanısına, hayatı durdurma izni vermiyor. Zamanın içinde AN ‘da kalmayı başarıyor.

28 gün boyunca izole kaldığı dönemde tuttuğu günlüklerde çok güçlü hissediyoruz.
Gün gün yazıyor.
Hangi günse, o günün tarihini koyuyor.
Aynı gün , ülkede yaşanan çok acı bir olay.
Bir çocuk öldürülüyor.
Başka bir yerde bir kadın cinayeti haberi düşüyor gündeme.
Bir anne evladını, bir anne kızını kaybediyor.

Ve Gül, kendi hayatının en zor dönemlerinden birindeyken,
bu haberleri günlüğüne alıyor.
Çünkü zaman sadece onun için akmıyor. Acı, sadece ona ait değil.

Kitap burada çok incelikli bir şey yapıyor:
Bir yanda kapalı bir odada, izolasyonda verilen kişisel bir hayatta kalma mücadelesi…
Diğer yanda dışarıda, durmaksızın devam eden başka hayatlar, başka kayıplar, başka acılar

Bazı kitaplar bilgi vermez, eşlik eder. Piyango onlardan biri.Akut lösemi tanısı aldığı gün doktorunun söylediği bir cüm...
08/02/2026

Bazı kitaplar bilgi vermez, eşlik eder. Piyango onlardan biri.

Akut lösemi tanısı aldığı gün doktorunun söylediği bir cümleden doğmuş bu kitap:
“Bu bir piyango… ve sana çıktı.”

46 yaşında, iki çocuk annesi bir kadının;
kemoterapiler, kemik iliği nakli, korku, umut, yalnızlık ve dirençle geçen günleri…
Ama en çok da insan olma hâlini anlatıyor.

Bu kitabı farklı kılan en önemli şeylerden biri şu:
Pek çok insan kanser tanısını aldığı anda zamanı orada durdurur.
Hayat askıya alınır, anlar ertelenir, yaşam “sonrasına” bırakılır.

Gül bunu yapmıyor.
Zamanın içinde kalıyor.
Anlarını, çoğaltıyor.
Kanser tanısına, hayatı durdurma izni vermiyor. Zamanın içinde AN ‘da kalmayı başarıyor.

28 gün boyunca izole kaldığı dönemde tuttuğu günlüklerde çok güçlü hissediyoruz.
Gün gün yazıyor.
Hangi günse, o günün tarihini koyuyor.
Aynı gün , ülkede yaşanan çok acı bir olay.
Bir çocuk öldürülüyor.
Başka bir yerde bir kadın cinayeti haberi düşüyor gündeme.
Bir anne evladını, bir anne kızını kaybediyor.

Ve Gül, kendi hayatının en zor dönemlerinden birindeyken,
bu haberleri günlüğüne alıyor.
Çünkü zaman sadece onun için akmıyor. Acı, sadece ona ait değil.

Kitap burada çok incelikli bir şey yapıyor:
Bir yanda kapalı bir odada, izolasyonda verilen kişisel bir hayatta kalma mücadelesi…
Diğer yanda dışarıda, durmaksızın devam eden başka hayatlar, başka kayıplar, başka acılar.

Türkiye’ye Dönüş: Bilgiyi Sahaya İndirmekTürkiye’ye döndüğümde,sağlık sisteminin teknolojiyle büyüdüğünü gördüm.Yoğun ba...
07/02/2026

Türkiye’ye Dönüş: Bilgiyi Sahaya İndirmek

Türkiye’ye döndüğümde,
sağlık sisteminin teknolojiyle büyüdüğünü gördüm.
Yoğun bakımlar artmıştı.
Cihazlar çoğalmıştı.

Ama insanın yükünü taşıyacak bir alan hâlâ eksikti.

Yaşlanan nüfusla birlikte,
sarkopen*si olan, yutma fonksiyonları bozulan,
hareket kabiliyeti azalmış yaşlı hastalar
haftalarca, bazen aylarca
yoğun bakımlarda makinelere bağlı kalıyordu.

Bu bir yaşam değildi.

Ve sahada çok net bir gerçek vardı:
Yoğun bakımlar yaşlı bakım evi değildir.

Ama sistem başka bir yol sunmadığı için
bu yük yoğun bakımların üzerine yıkılıyordu.
Bu süreçte yalnızca hastalar değil,
aileler de tükeniyordu.

Yoğun bakım ile palyatif bakım arasında
gidip geldiğim yıllar oldu.
Kimi zaman anlaşılmadım.

Ama gördüğüm şey değişmedi:
Bu tablo sürdürülebilir değildi.

İşte bu farkındalıkla,
hasta ve hasta yakınları için,
sahaya temas eden bir dile ihtiyaç olduğunu gördüm.

Ve bu ihtiyaçtan
Palyatif Bakım Rehberi doğdu.

Bu bir akademik iddia değil;
sahadan gelen bir tanıklıktı.

Yolumun Dünyayla KesişmesiBir süre sonra şunu fark ettim:Benim sahada, adı olmadan yaptığım şeydünyada çoktan tarif edil...
03/02/2026

Yolumun Dünyayla Kesişmesi

Bir süre sonra şunu fark ettim:
Benim sahada, adı olmadan yaptığım şey
dünyada çoktan tarif edilmişti.

Ve o tarifle yolum,
Dünya Sağlık Örgütü ve
Avrupa palyatif bakım girişimleriyle kesişti.

2010’lu yıllara gelindiğinde,
ATOME Projesi
(Access to Opioid Medication in Europe) kapsamında
Türkiye’de palyatif bakım ve ağrı tedavisinin geliştirilmesine yönelik
çalışmalara dâhil oldum.

Bu artık yalnızca hasta başında verilen bir destek değildi.

Bu; politikalarla, mevzuatlarla,işaç erişimiyle,
eğitimle ve sistemle ilgili bir meseleydi.

Sahada yıllardır gördüğüm boşluklar,
ilk kez masaların üzerine taşınıyordu.

Ve ben,
o masalarda sahadan gelen sesi temsil eden hekimdim.

Dünyanın başka yerlerinde de
aynı boşluklar görülmüş,
aynı ihtiyaçlar fark edilmişti.

Bu ihtiyaç için
uluslararası bir dil,
bir yaklaşım
ve bir çerçeve oluşturulmuştu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün palyatif bakımı
yalnızca “son dönem” ile sınırlamayan tanımıyla
ilk kez karşılaştığımda şunu hissettim:

Ben yeni bir şey öğrenmiyordum.
Yıllardır yaptığım şeyin adını buluyordum.

ATOME süreciyle birlikte
palyatif bakımın yalnızca klinik değil;
etik, insani ve yapısal bir alan olduğunu
Türkiye’de daha yüksek sesle konuşmaya başladım.

Bu, sağlık sisteminin görmediği alanları
görünür kılma çabasıydı.

Yerelde başlayan yolum,
dünyayla aynı dili konuştuğum bir yere gelmişti.

Ve ben şunu çok net biliyordum:
Bu bilgi, bu deneyim, bu dil
Türkiye’de kalmalı
ve hastaya, aileye, sahaya temas etmeliydi. ̇nsanodaklıtıp

Adı Konmamış Bir Bakım2000’li yılların başında,ağrı merkezimde hasta bakarken gelen talepler üzerineevlerde yoğun bakım ...
31/01/2026

Adı Konmamış Bir Bakım

2000’li yılların başında,
ağrı merkezimde hasta bakarken gelen talepler üzerine
evlerde yoğun bakım hizmetleri kurmaya başladım.

O yıllarda Türkiye’de
kanser hastaları ve son dönem hastalar için
ne yeterli ağrı tedavisi
ne de onları kapsayan bir bakım sistemi vardı.

Bu hastalar acil servislere gelir,
“Hastanede yapılacak bir şey yok” denilerek
evlerine gönderilirdi.

Ama evde ne yapılacağı bilinmezdi.

Hasta ağrı içindeydi,
nefesi dardı,
beslenemiyordu.
Ailesi ise yalnızdı.

Ben o evlerde;
ağrıyı azaltmaya,
solunumu rahatlatmaya,
beslenmeyi sürdürülebilir kılmaya çalıştım.

O günlerde yaptığım şeyin bir adı yoktu.
Bilgimle, sahada edindiğim deneyimle
ve içgüdülerimle hareket ediyordum.

Sonradan öğrendim ki,
o yıllarda yaptığım şeyin
dünyada bir adı varmış:

Palyatif bakım.

Ama o günlerde benim için önemli olan
adı değil, o ihtiyacı karşılamaktı.

Palyatif bakım,doğru zamanda durabilme cesaretidir.
29/01/2026

Palyatif bakım,
doğru zamanda durabilme cesaretidir.

Palyatif bakım çoğu zaman“vazgeçmek” sanılıyor.Oysa palyatif bakım,yaşamla yeniden temas etmektir.Ağrıyı azaltmak,korkuy...
25/01/2026

Palyatif bakım çoğu zaman
“vazgeçmek” sanılıyor.

Oysa palyatif bakım,
yaşamla yeniden temas etmektir.

Ağrıyı azaltmak,
korkuyu hafifletmek,
insanı yalnız bırakmamaktır.

Palyatif bakım, tıbbın insanla yeniden buluştuğu yerdir.

Bugün, onu yalnızca bir lider olarak değil,düşüncenin özgürlüğünü savunan bir zihin olarak anıyorum.Atatürk, gücün değil...
09/11/2025

Bugün, onu yalnızca bir lider olarak değil,
düşüncenin özgürlüğünü savunan bir zihin olarak anıyorum.
Atatürk, gücün değil aklın; kalabalığın değil insanın tarafındaydı.

Oligarşinin gölgesinde geçen bu yüzyılda,
onun mirası hâlâ yol gösterici bir ışık:

“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insan…”

İşte insanlığın yeniden hatırlaması gereken tek tanım bu. 🕊️

Her yıl binlerce insan, bir organ beklerken hayatını kaybediyor.Oysa bazen tek bir “Evet”, birden fazla hayatı kurtarabi...
04/11/2025

Her yıl binlerce insan, bir organ beklerken hayatını kaybediyor.
Oysa bazen tek bir “Evet”, birden fazla hayatı kurtarabilir.
Ben bu *“evet”*in gücünü 1995 yılında Fransa’da gördüm.
Henüz 13 aylık bir bebek, karaciğer yetmezliğiyle yaşam mücadelesi veriyordu.
12 saat sonra, 4 yaşında bir çocuk trafik kazası sonrası beyin ölümü tanısı aldı.
Ailesi tarifsiz bir acının içindeydi ama o acının içinde başka bir çocuğa yaşam olmayı seçti.
18. saatte yapılan bu karaciğer nakli, benim hayatımdaki ilk nakildi.
Ve o gün anladım ki: Organ bağışı bir ölümü durdurmaz; bir ölümü anlamlı kılar.
Aradan 30 yıl geçti…
Türkiye, 26 Eylül 2025’te yürürlüğe giren yeni yönetmelikle organ bağışında tarihi bir adım attı.
Artık bireyler e-Nabız üzerinden “Organlarımı bağışlıyorum” diyebiliyor
ve bu kararını ölümden sonra uygulayacak bir kişiyi resmen tayin edebiliyor.

En önemlisi, kişi “evet” dediyse artık kimse onun yerine “hayır” diyemiyor.
Bu sadece hukuki değil, aynı zamanda etik bir ilerleme.
Çünkü artık bireyin iradesi, ölümden sonra da geçerli kabul ediliyor.

Bu değişikliğin yalnızca bir yönetmelik olarak kalmaması,
toplumsal bir farkındalığa, ortak bir vicdan kültürüne dönüşmesi dileğiyle…

Biz hekimler için ölüm, yalnızca bir son değil; bazen başka birine yaşam olabilme ihtimalidir.
Aşağıdaki videoyu organ nakil koordinatörüm değerli hemşirem çok teşekkürediyorum

Le temps passe… mais certaines rencontres restent éternelles.  Zaman geçer… ama bazı karşılaşmalar sonsuza kadar kalır. ...
31/10/2025

Le temps passe… mais certaines rencontres restent éternelles. Zaman geçer… ama bazı karşılaşmalar sonsuza kadar kalır.

Bugün 2012’de İzmir’de bıraktığım sevgili dostum ın değerli kızı ile 13 yıl sonra İstanbul”da yeniden bir araya geldik. On yaşında tanıdığım o minik jimnastikçi artık 23 yaşında, Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi son sınıf öğrencisi… Zarafetiyle, düşünceleriyle, bu dönemin gençlerinden ne kadar farklı, ne kadar olgun…

Birlikte sadece bugünü değil, İzmir’in eski sokaklarını, evlerini, anılarını da paylaştık. Zamanın değişmeyen sıcaklığını hissettim o sohbetin içinde.

Teşekkür ederim Zeynepim!… bana hem umut hem güzel bir akşam armağan ettiğin için.
Ve sevgili ve .dr.cem.ozcan böyle bir İzmir kızı yetiştirdiğiniz için tüm kalbimle… ❤️🧿🌿🇹🇷 ̇le

Address

Cumhutiyet Caddesi Residence Nef 04
Göktürk
34077

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Palliative Care Sağlık Hizmetleri ve Dış Tic AŞ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Palliative Care Sağlık Hizmetleri ve Dış Tic AŞ:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram