Uzman Klinik Psikolog Vefa Doğan

Uzman Klinik Psikolog Vefa Doğan Uzman Klinik Psikolog Vefa Doğan

04/05/2026

Psikanalize göre Sigmund Freud, çocuğun ruhsal yapısının (id–ego–süperego) erken bakım verenle kurduğu ilişkiyle şekillendiğini söyler.

Koşullu sevgiyle büyüyen çocuk şunu öğrenir:
“Olduğum gibi değil, yaptıklarımla değerliyim.”
Bu da iç dünyada sert bir süperego, sürekli kendini kanıtlama çabası ve kronik kaygı yaratır.

Toplumsal beklentiler de bu süreci besler. Çocuk, kabul görmek için “olması gereken” bir benlik geliştirir ve sahici benliğinden uzaklaşır.

Sonraki kuşakta ise bu yaranın tam tersi görülür:
Sınırsız onay → “Ne yaparsan yap özelsin.”
Ama bu da sınırların eksikliğiyle, kırılgan bir benlik oluşturur.

Sonuç olarak:
Ne koşullu sevgi ne de sınırsız onay…
Sağlıklı gelişim; sevgi + sınır + gerçeklikle temas dengesinde oluşur.

Zihnin bitirdiği bir ilişkiyi,duyguların neden hâlâ sürdürüyor?Çünkü bağlanma sadece kişiyle değil,o kişiyle kurduğun an...
29/04/2026

Zihnin bitirdiği bir ilişkiyi,
duyguların neden hâlâ sürdürüyor?

Çünkü bağlanma sadece kişiyle değil,
o kişiyle kurduğun anlamla olur.

Beklemek çoğu zaman sevgi değil,
tamamlanmamışlık hissidir.

Ve bu his, geçmişten gelir…
bugünden değil.

İyileşmek;
onu unutmak değil,
içindeki o eksik parçayı fark edip tamamlamaktır.

17/04/2026
10/04/2026

Çocukluk döneminde karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar (ilgi, güven, görülme, değerli hissetme) zihinde “tamamlanmamış bir hikâye” olarak kalır. Bu durum Bağlanma Kuramı kapsamında açıklanır.
• Çocukken yeterince görülmeyen biri, kendisini görmeyen ama “görür gibi” yapan kişilere çekilebilir.
• Sevilmek için çabalamak zorunda kalan biri, sevgiyi zor veren kişilere aşık olabilir.
• Güvensiz büyüyen biri, yine güven vermeyen ilişkilerde kendini bulabilir.

Çünkü zihin şunu söyler:
👉 “Bu sefer farklı olacak, bu sefer tamamlayacağım.”

Ama aslında olan şey:
Zaafın iyileşmez, tekrar eder.

İnsan, çözemediği duygusal düğümü çözebileceğini sandığı kişiye bağlanır. Bu yüzden bazı ilişkiler tanıdık gelir ama huzurlu değil, alışıldık acılar içerir.

08/04/2026

Özgüven ile abartılmış yeterlilik aynı şey değildir.

Bazı insanlar kendinden çok emin görünür.
Ama bu her zaman gerçek bir özgüvene işaret etmez.

Araştırmalar gösteriyor ki,
narsistik özellikler çoğu zaman kırılgan bir benlik saygısını korumak için geliştirilen bir savunmadır.

Bu kişiler:
• Sahip olmadıkları özelliklere sahipmiş gibi davranabilir
• Sınırlılıklarını kabul etmekte zorlanabilir
• Hatalarını dış faktörlere yükleyebilir

Kısa vadede bu durum kişiyi korur.
Ama uzun vadede gerçeklikten uzaklaşmaya ve
ilişkilerde gerilimlere neden olur.

Bir diğer önemli nokta:
Bu yapıdaki öz-değer, çoğunlukla dış onaya bağımlıdır.

• Onay aldığında yükselir
• Eleştiride hızla savunmaya geçer
• Sorumluluktan kaçınabilir
• Başkalarını suçlama eğilimi gösterebilir

Peki gerçek özgüven nedir?

Gerçek özgüven:
• Kusurlarla birlikte var olabilir
• Esnektir
• Sorumluluk alır
• Kendini abartmadan kabul eder

Unutmayın:
Yüksek sesle sergilenen özgüven,
her zaman güçlü bir benlik değildir.

Bazen sadece
kırılgan bir öz-değerin gürültülü savunmasıdır.

❤️💞❤️

03/03/2026

Narsisizm sadece “kendini beğenmişlik” değildir.
Çoğu zaman büyük görünen bir egonun altında kırılgan bir benlik yatar.

Empati olmayan yerde gerçek yakınlık kurulamaz.

Narsistik Kişilik Bozukluğu, kişinin kendini aşırı önemli ve üstün görmesi, yoğun takdir ihtiyacı duyması ve empati kurmakta zorlanmasıyla karakterizedir.

Görünürde güçlü ve özgüvenli bir duruş olsa da, çoğu zaman altında kırılgan ve onaya bağımlı bir benlik bulunur.

İlişkilerde idealize etme → değersizleştirme döngüsü görülebilir.
Tedavi mümkündür; ancak farkındalık ve uzun süreli terapi gerektirir.

Hepimizin bir “iyi” tarafı var.Güçlü, sakin, olgun görünen tarafımız…Ama bir de çoğu zaman sakladığımız tarafımız var.Öf...
21/02/2026

Hepimizin bir “iyi” tarafı var.
Güçlü, sakin, olgun görünen tarafımız…

Ama bir de çoğu zaman sakladığımız tarafımız var.
Öfkelenen, kıskanan, korkan, kırılan yanımız…

Sorun bu duyguların varlığı değil.
Onları inkâr etmek.

Çünkü bastırılan her duygu, yok olmaz.
Şekil değiştirir.
Bazen mesafe olur,
bazen ani patlamalar,
bazen de içten içe tükenen bir huzursuzluk…

Gerçek dönüşüm,
“Ben böyle biri değilim.” demekle değil,
“Evet, içimde bu da var.” diyebilmekle başlar.

Kendinle dürüst olmak cesaret ister.
Ama iyileşme tam da orada başlar. 🤍

💬 Siz en çok hangi duygunuzu bastırdığınızı fark ediyorsunuz?

12/02/2026

Zihin, çoğu zaman farkında olmadan kendini dile döker; içimizden geçen düşünceler, taşıdığımız inançlar, benimsediğimiz fikirler ve hatta çocukluktan beri biriktirdiğimiz anlamlar, kelimeler aracılığıyla görünür hâle gelir ve kim olduğumuza dair ipuçlarını dış dünyaya sunar. Ancak çoğu kişinin gözden kaçırdığı önemli bir gerçek vardır: Dil yalnızca zihnin bir yansıması değildir; aynı zamanda onu yeniden şekillendiren güçlü bir araçtır.

Kurulan her cümle, tekrarlanan her ifade ve özellikle kendimize söylediğimiz her içsel söz, zihinsel yapımızı adım adım inşa eder; “yapamam” dedikçe sınırlarımız daralır, “deneyebilirim” dedikçe olasılıklar genişler, “hep böyleyim” dedikçe kimliğimiz katılaşır, “değişebilirim” dedikçe esnemeye başlarız.

Bu nedenle dili değiştirmek yalnızca üslubu değiştirmek değildir; bakış açısını, duygusal tepkileri ve hatta benlik algısını dönüştürme cesaretidir. Çünkü insan, tekrar ettiği kelimelerin içinde yaşar ve zamanla o kelimelerin inşa ettiği kimliğe dönüşür.

Farkına bile varmadan, seçtiğin sözcüklerle kendine bir sınır çizebilir ya da yeni bir alan açabilirsin; aynı hayatın içinde, yalnızca dili dönüştürerek bambaşka bir “ben” inşa etmek mümkündür.

03/02/2026

Jung’a göre farkındalık,
bilinçdışının bilince doğru yolculuğudur.

İnsanı asıl yöneten şey, farkında olmadıklarıdır.
Bastırılan duygular, kabul edilmeyen yönler ve “ben böyle değilim” denilen her parça, gölgede yaşamaya devam eder.

Jung der ki:
“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, hayatını yönlendirir ve sen buna kader dersin.”

Farkındalık;
kendini ideal halinle değil, olduğun halinle görme cesaretidir.
Gölgene bakabildiğinde, onu dönüştürme şansın olur.
Bakmadığında ise, o seni yönetir.

Gerçek değişim,
içimize dönmeye cesaret ettiğimizde başlar.

🌓

Address

Hacıhalil Mahallesi 1231. Sokak No:11 Kat:2 Daire:7 Gebze/Kocaeli
Gebze
41400

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 19:00
Sunday 09:00 - 19:00

Telephone

+905451552318

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Vefa Doğan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share