Hülya Eczanesi

Hülya Eczanesi Good staff,good ambience,free drinks.Everyone like that place.That place very cold for summer days.T

20/12/2020

Sağlınız için
NÖBETÇİ’yiz.

02/07/2019
24/11/2018
03/09/2017

TURİST İNGİLİZCESİ

İngilizce ifade Türkçe okunuşu Türkçe anlamı
Please! pliiz Lütfen!
Thank You! tenk yu Tesekkürler!
Yes! yes Evet
No! no Hayir!
Maybe. meybi Belki
Of course! of kors tabii ki
Good morning! gud morning günaydin
Hello! helo merhaba
Good evening! gud iivining iyi aksamlar
Good night! gud nayt iyi geceler
How are you? hav ar yu nasilsin
How nice to see you! hav nays tu sii yu seni görmek ne güzel
Bye! bay güle güle
Goodbye! gudbay güle güle
I’ll see you later. ayl sii yu leytir sonra görüsürüz
I’ll see you tomorrow. ayl sii yu timorrov yarin görüsürüz
I don’t understand. ay dont andirstend anlamiyorum.
Sorry? sori efendim?
I understand. ay andirstend anliyorum
I don’t speak English. ay dont spiik ingilis ingilizce konusmuyorum
Please speak more slowly! pliiz spiik mor silovli lütfen daha yavas konusun
I don’t follow you. ay dont folov yu sizi takip edemiyorum
Could you please repeat that? kud yu pliiz ripiid det lütfen tekrar eder misiniz
Can you spell that please? ken yu sipel det pliiz? bunu heceleyebilir misiniz?
Can you write that down? ken yu rayt det davn lütfen bunu yazabilir misiniz
Excuse me. ekskiyuz mi özür dilerim
I’m sorry. ayem sori üzgünüm
It’s all right. its oolrayt hersey yolunda
To the airport tu di ayirport hava alanina
My name is Mehmet. may neym iz mehmet benim adim Mehmet
I need money. ay niiid mani paraya ihtiyacim var
I’d like water. ayd layk vatir su istiyorum

30/08/2017

TAXI (TAKSİ)

Where to? (Nereye?)
Where to, buddy? (Nereye abi?)
Where to, lady? (Nereye bayan?)
I am not on duty (Şu an çalışmıyorum?)
Mind if I smoke? (Sigara içmemin bir sakıncası var mı?)
It's rush hour. I can't go to the airport now. (Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem)
To the airport and please be quick! (Havaalanına gidiyoruz, lütfen çok acele edin!)
The train station and make it quick! (Tren istasyonuna çek ve acele et!)
Slow down! (Yavaşla!)
There is no need to hurry (Acele etmemize gerek yok)
Please drive safely (Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür)
Is smoking allowed? (Sigara içiliyor mu?)
I'm allergic to smoke (Sigaraya karşı alerjim var)
Do you have change for twenty? (Yirmi dolar bozuğun var mı?)
Keep the change! (Üstü kalsın)
I want a receipt (Fiş istiyorum)
Watch out! (Dikkat et!)
Look out! (Dikkatli ol!)
We've missed the exit (Çıkışı kaçırdık)
We're lost (Kaybolduk)

25/08/2017

Travel (Seyahat)
PLANE (UÇAK)
Do I have to change planes? (Aktarma yapmam gerekecek mi?)
Is it direct? (Direk uçuş mu?)
How many items of carry-on luggage are permitted? (Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?)
How much luggage can I carry on? (Ne kadar bagaj alabilirim?)
Is there a layover? (İki sefer arasında bekleme var mı?)
How long is the layover? (Bekleme süresi ne kadar?)
There is a one-hour layover in Ankara (Ankara'da aktarma bir saat sürecek)
When does the next flight leave? (Bir sonraki uçuş ne zaman?)
What's the departure time? (Hareket saati ne zaman?)
When does the plane get here? (Uçak buraya ne zaman varır?)
What's the arrvial time? (Varış ne zaman?)
When will I make my connection? (Ne zaman aktarma yapacağım?)
I have to cancel my flight (Uçuşumu iptal etmek zorundayım)
I lost my luggage (Bagajımı kaybettim)
My luggage is missing (Bagajım kayıp)
The flight has been delayed (Uçuş ertelendi)
The flight has been moved to gate M2 (Uçuş M2 kapısına yönlendirildi)
The flight is overbooked (Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var)
May I see your boarding pass? (Biniş kartınızı görebilir miyim?)

19/08/2017

Learn these sentences ! They may be helpful in speaking English!

I was awake. Uyanıktım.
Are you being helped? Size bakan var mı (yardim ediliyor mu)?
Being unhappy won’t help you. üzülmekle eline bir şey geçmez.
I do not like being told lie. Bana yalan söylenilmesinden hoşlanmam.
Do not be scared of being different. Farklı olmaktan korkmayın.
If I study, I don't like being disturbed. Çalışırken rahatsız edilmeyi sevmem.
It won’t bear your weight. Senin ağırlığını kaldırmaz.
A hungry bear does not dance. Aç ayı oynamaz.
I've become so tired. Çok yoruldum.
When can I begin? Ne zaman başlayabilirim?
When does the meeting begin? Toplantı ne zaman başlıyor?
Which month does your school begin? Okulun hangi ay başlıyor?
What do you usually buy? Genellikle ne satın alırsın?
May I buy you one cup of coffee? Size bir kahve ısmarlayabilir miyim?
I can’t decide which to buy. Hangisini alacağıma karar veremiyorum.
It's cheap enough to buy. Satın alınacak kadar ucuz.
Can I go? Gidebilir miyim?
Can you hold? Bekleyebilir misiniz?
I can go back. Geri dönebilirim.
Can I help you? Size yardım edebilir miyim?
Can I pay cash? Nakit ödeyebilir miyim?
Can we charge it? Kredi kartı ile alabilir miyiz?
What can I say? Ne söyleyebilirim?
What can I say now Şimdi ne diyebilirim
As you can see, .. Görebildiğin üzere; Gördüğün(üz) gibi ..
I can’t breathe. Nefes alamıyorum.
Can you help me? Bana yardım edebilir misin?
What can happen? Ne olabilir?
Can we go there? Oraya gidebilir miyiz?
When can we meet? Ne zaman görüşebiliriz?
When can you come? Ne zaman gelebilirsin?
Where can I find it? Nerede bulabilirim?
I can't hear you. Sizi duyamıyorum.
You can't miss it. Bulamamana imkan yok.
You can’t miss it. Kaçırmana imkan yok.
Where can we meet? Nerede görüşebiliriz?
Can we walk there? Yürüyerek gidebilir miyiz?
Can I book a room? Bir oda ayırabilir miyim?
Can I suggest this? Size bunu önerebilir miyim?
You can bet on it! Ne demezsin !
I'm what I can do. Ne yapabiliyorsam oyum.
I wonder if you can. Yapabilir misin merak ediyorum.
Anything we can do? Yapabileceğimiz bir şey var mı?
You can go and ask. Gidip sorabilirsiniz.
But how can that be? Ama bu nasıl olabilir ki?
Can I call you back? Seni daha sonra arayabilir miyim?
Anybody can do this. Bunu kim olsa yapabilir.
Anything can happen? Her şey olabilir.
How can I learn more? Daha fazlasını nasıl öğrenebilirim?
This can't be the end. Bu son olamaz.
I'm doing well. İyi gidiyor.
What are you doing? Ne yapıyorsun?
What do you like doing? Nelerden hoşlanırsınız?
I'm doing my homework. ödevimi yapıyorum.
What are you doing in there? Orada ne arıyorsun?
What are you doing tonight? Bu akşam ne yapıyorsun?
I'll be doing my best. Elimden geleni yapıyor olacağım
I'm above doing such things. öyle şeylere tenezzül etmem.
You are doing much better today. Bugün çok daha iyisin.
I'm doing everything I should have. Yapmam gereken her şeyi yapıyorum.
What do you think you're doing? Sen ne yaptığını zannediyorsun?
It seems that by doing this I've made a big mistake. Bunu yapmakla büyük bir hata işlemişim.
Come find me Gel bul beni
You should find a way out. çözüm bulman gerekir.
So, you’re just giving up? Pes mi ediyorsun yani?
I’m giving up on everything. Her seyden vazgeçiyorum.
It’s getting late. Saat geç olmaya başlıyor.
I'm getting angry. Kızmaya başlıyorum.
I'm getting breakfast. Kahvaltı yapıyorum.
I'm just getting started. Daha yeni başlıyorum.
I hate getting up early. Erken kalkmaktan nefret ediyorum.
It's getting on my nerves. Sinirlerime dokunuyor.
Aren't we eating? Yemiyor muyuz?
What are we eating? Ne yiyoruz?
What are you drinking? Ne içersiniz?
Going my way? Yolumuz aynı mı?
How's it going? Nasıl gidiyor? Ne var ne yok?
What's going on? Sorun nedir?
It is going to rain Yağmur yağacak.
Where are you going? Nereye gidiyorsunuz?
How are things going? İşler nasıl gidiyor?
It's all going wrong. Herşey ters gidiyor.
What's going on there? Neler oluyor orada?
Things are going well. İşler iyi gidiyor.
I'm not going anywhere. Hiçbir yere gitmiyorum.
It s going to carry on. Bu böyle devam edecek.
Watch where you're going. Nereye gittiğine dikkat et.
I think I should be going. Sanırım gitsem iyi olur.
It is going on four o’clock. Saat dörde geliyor.
What about going to concert? Konsere gitmeye ne dersin?
How about going to a movie? Film izlemeye gidelim mi?
Whom are you going to invite? Kimin davet edeceksin?
Is this really going to happen? Bakalım bu iş olacak mı?
I'm not going to say it again. Bunu bir daha söylemeyeceğim.
Continue anyway. Devam et.
It doesn’t' matter anyway Önemli değil zaten.
There’s nothing else better to do anyway. Zaten yapacak daha iyi bir şey yok.
Follow you purpose. Amacınıza sadık kalın.
You did it on purpose. Bunu bilerek yaptın.
What’s the purpose of your visit? Ziyaretinizin amacı nedir?
I will let you know as soon as I figure out. Öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim.
As plain as two and two make four. İki kere ikinin dört etmesi kadar basit.
As plain as the nose on a man’s face. Gün gibi ortada.
No charge. Para istemez.
Give in charge. işi kabul et.
Who is in charge? Kim yetkili?
Charge before use. Kullanmadan önce şarj ediniz.
Is there an admission charge? Giriş ücreti var mı?
He is in charge of the office. Ofisten o sorumlu.
How much do you charge per days? Günlük tarife nedir?
With your favour Sayenizde.
Could you do me a favour please?
You have to confess everything. Her şeyi itiraf etmeniz gerekir (etmelisiniz).
There’s no hope. Hiç umut yok.
Hope this helps. Umarım bu işini görür.
I hope you are well. Umarım iyisindir.
All my hope is gone Bütün umudum yitip gitti.
Hope it passes soon. İnşallah kısa zamanda geçer.
Hope to see you asap. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.
I hope I could help you. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Let us hope for the best. Hayırlısı olsun.
I hope we will be on time. Umarım yetişiriz.
I hope everything goes well. Kolay gelsin.
I hope you feel better soon. Umarım en kısa zamanda kendini daha iyi hissedersin.
Never quit certainty for hope. Asla umudunu kaybetme.
Anybody can do this. Bunu kim olsa yapabilir.
I have faith that we will see each other all the time. Her zaman görüşeceğimize inancım olacak.
Do you understand? Anlıyor musun?
I don't understand. Anlamadım.
I can't understand. Anlayamıyorum.
I still don’t understand. Hala anlamıyorum.
As far as I understand.. Anladığım kadarıyla,
Please try to understand. Lütfen anlamayı dene.
If you can understand me, then I can understand you Eğer sen beni anlayabilirsen, O zaman ben de seni anlayabilirim.
I know it’s hard to understand. Biliyorum o zor anlaşılır.
I cannot understand what you speak. Ne konuştuğunuzu anlayamıyorum.
You're talking too quickly to understand. Anlaşılamayacak kadar hızlı konuşuyorsun.
Maybe when time goes by you'll understand. Belki zaman geçtikçe anlarsın.
I'm going to stay here for one day. Burada bir gün kalacağım.
Are you going to be praying for me? Benim için dua edecek misin?
I don’t feel like going out to night. Bu gece canım dışarı çıkmak istemiyor.
There's not much more going on today. Bugün pek bir şey olduğu yok.
You been keeping cool? İyi misin?
Keeping cool. Bomba gibiyim.
Keeping myself busy. Uğraşıyoruz işte.
Keeping out of trouble. Bir sıkıntım yok.
I'm keeping busy as always. Her zamanki gibi meşgulüm.
I'm holding on your rope. Senin ipinle kuyuya iniyorum.
Who are you holding for? Kimi bekliyorsunuz?
Whom are you holding for? Kimi bekliyordunuz?
For whom are you holding? Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?
You know.. Anlarsın ya ..
I don't know. Bilmiyorum.
As you know. Bildiğiniz gibi..
You may know Belki biliyorsun(uz),
You know what? Sana birşey söyleyeyim mi?
How do you know.. ..'ı/u nereden tanıyorsun?
All that l know Bildigim bir şey.
I don’t know how Nasıl olduğunu bilmiyorum
I don't know why. Sebebini bilmiyorum.
‘Cause you know, çünkü biliyorsun
I don’t know yet. Kesin bilmiyorum.
I don't know why. Bilmiyorum neden.
I feel I know you Seni tanıdığımı hissediyorum.
I don't even know. Ben bile bilmiyorum.
I know who you are. Kim olduğunu biliyorum.
You think you know. Bildiğini sanıyorsun
How was I to know? Nasıl bilebilirdim ki?
I want you to know. Bilmeni istiyorum.
I know him/her by name. Onu ismen tanıyorum.
Since I know myself.. Kendimi bildim bileli ..
I know the truth now. Şimdi gerçeği biliyorum.
I know all about it. Tüm ayrıntıları biliyorum.
Tell me what you know. Bana ne bildiğini söyle.
I know I let you down. Biliyorum seni hayal kırıklığına uğrattım.
Is anybody here I know? Burda bildiğim birisi var mı?
You should know by now. Şimdiye kadar bilmen gerekiyordu.
I know a little Italian. Biraz İtalyanca biliyorum.
And we know it very well. Ve ikimiz de bunu çok iyi biliyoruz.
Don't know what to decide. Bilmem ne karar verdin ?
I don't know what I said. Ne söylediğimi bilmiyorum.

09/04/2016

Yeni Düzen gazetesinden Didem Menteş'in haberine göre, bir ecza deposu tarafından Türkiye’den getirtilirken soğuk zincir sistemine uyulmadığı tespit edilen, içinde, kanser ve göz ilaçları da olan 125 koli ilaca Lefkoşa Gümrüğünde el konuldu.

31/03/2016

Eczacı TV facebook.com/eczacitv twitter.com/eczacitv instagram.com/eczacitv eczacitv@gmail.com adreslerinden ulaşabilirsiniz. Eczacı TV facebook.com/eczacitv...

Address

İbrahimağa Caddesi
Gebze
41400

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hülya Eczanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category