Engelsiz Dünya Federasyonu

Engelsiz Dünya Federasyonu Federasyon, Ulusal Anlamda Engelli Dernekleriyle Beraber, Engelli Bireylerin Her Türlü Hak Mağdur

Arsuz’da Engel Tanımayan Sanat: Kilim Dokuma Kursu Başladı!Arsuz Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle, Engels...
10/04/2026

Arsuz’da Engel Tanımayan Sanat: Kilim Dokuma Kursu Başladı!

Arsuz Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle, Engelsiz Dünya Federasyonu bünyesinde engelli bireylere yönelik hazırlanan "Kilim Dokuma Kursu" bugün itibarıyla kapılarını açtı.

Federasyon Başkanı Serhat Gökpınar, Başkan Yardımcıları Bircan Çalpan ve İbrahim Yıldız ile birlikte kurs merkezini ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Ziyaretin en anlamlı anlarından biri, Türkiye’nin ilk görme engelli halı-kilim dokuma usta öğreticisi unvanına sahip olan Kamil Göçmen ile bir araya gelinmesi oldu.

Başkan Gökpınar, bu özel başarısından dolayı Kamil Göçmen’i tebrik ederek şunları ifade etti:

"Bugün burada sadece bir kursun açılışını yapmıyoruz; aynı zamanda azmin ve yeteneğin hiçbir engel tanımadığını tüm Türkiye’ye gösteriyoruz. Kamil hocamızın rehberliğinde kursiyerlerimiz hem meslek öğrenecek hem de geleneksel sanatımızı ilmek ilmek işleyecekler."

Bu anlamlı yolculukta size ve tüm ekibinize başarılar dilerim. Hatay’ın yeniden ihyası sürecinde bu tarz projeler moral ve motivasyon kaynağı olacaktır. Başka bir konuda desteğe ihtiyacınız olursa buradayım!

GELENEKSEL SANATLARIMIZI ENGELSİZ YÜREKLERLE DOKUYORUZ! 🧶Arsuz Belediyesi, Halk Eğitim Merkezi ve Engelsiz Dünya Federas...
07/04/2026

GELENEKSEL SANATLARIMIZI ENGELSİZ YÜREKLERLE DOKUYORUZ! 🧶

Arsuz Belediyesi, Halk Eğitim Merkezi ve Engelsiz Dünya Federasyonu olarak çok anlamlı bir projeyi hayata geçiriyoruz. Engelli bireylerimize özel olarak açılan ‘Kilim Dokuma Kursu’ ile hem el becerilerimizi geliştiriyor hem de kültürel mirasımıza sahip çıkıyoruz.

• 📍 Eğitim Yeri: Karaağaç Arsuz Bilim ve Sanat Merkezi
• ⏰ Saatler: Hafta içi her gün | 12:30 – 17:00
• 📝 Kayıt: E-Yaygın sistemi üzerinden “Yassıçal Çuha

Dokuma” araması yaparak başvurunuzu tamamlayabilirsiniz.
Sanatın iyileştirici gücüyle, engelleri birlikte aşmak için buluşalım! ♿️✨

EN BÜYÜK ENGEL: AHLÂKSIZLIKTIR“Sevgi engel tanımaz” dediler…“Önyargılar en büyük engeldir” dediler…“Özel birey” dediler…...
29/03/2026

EN BÜYÜK ENGEL: AHLÂKSIZLIKTIR

“Sevgi engel tanımaz” dediler…
“Önyargılar en büyük engeldir” dediler…
“Özel birey” dediler…

Ama hiçbir slogan, gerçeği anlatmadı.

Çünkü gerçek şu:
Engelli bireyin karşısına çıkan en büyük engel; ne merdivendir, ne rampa eksikliğidir…
En büyük engel: AHLÂKSIZLIKTIR.

Bir alışveriş merkezine gidiyorsun.
Acelen var. Engelli park yerine yöneliyorsun.
Ama yer dolu.

Arabadan biri iniyor:
“Bu araç engelli aracı, benim hakkım.”

Ortada ne engel var… ne ihtiyaç…
Sadece rahatlık ve umursamazlık.

Sen ise gerçekten ihtiyaç sahibisin.
Ama geri dönüyorsun.

İşte o an anlıyorsun:
Sorun asfalt değil… insan.

Bir tiyatroya gidiyorsun.
Koca, gösterişli bir bina…
Ama girişte tek bir basamak.

“Rampa nerede?” diyorsun.
“Diğer kapıda” diyorlar.

Sen bu kapıdasın.
Ama senin varlığın yok sayılıyor.

Yüzlerine bakıyorsun… bir gülüş.
O gülüşte empati yok.
Sadece geçiştirme.

Yeni yapılmış bir mekân…
On basamak, yanında dik bir “rampa”.

“Bu rampa değil” diyorsun.
“Yaptık ya işte” diyorlar.

“Biz seni taşırız.”

Sen taşınmak istemiyorsun.
Sen bağımsız yaşamak istiyorsun.

Ama bunu anlamıyorlar.
Çünkü mesele erişim değil… zihniyet.

Okula gidiyorsun.
Eğitim almak istiyorsun.
Karşında bir müdür:

“Ben okulumda engelli öğrenci istemiyorum.”

Bir cümle…
Ve bir hayatın yönü değişiyor.

Öğretmensin.
Yıllarca okumuşsun. Emek vermişsin.
Bilgin var.

Ama diyorlar ki:
“Engelliden öğretmen mi olur?”

Bilgini değil, bedenini tartıyorlar.

Alışveriş merkezindesin.
Engelli tuvaletine gidiyorsun.
İçeriden çıkan kişi sapasağlam.

Yüzünde en ufak bir mahcubiyet yok.

Çünkü bazı insanlar için hak,
sadece kendilerine ait.

Bir şehirde yürüyorsun.
Kaldırımlar yapılmış… ama erişim yok.
Yaya geçidi var… ama rampa yok.

Söylüyorsun.

Cevap: bir gülüş.

O gülüşte şu var:
“Senin sokakta ne işin var?”

Bir gün bir hakkın elinden alınıyor. ÖTV gibi, malulen emeklilik gibi
Ses çıkarıyorsun.

Altına yüzlerce yorum:
“İyi oldu zaten suistimal ediliyordu.”

Kimse sormuyor:
Gerçek ihtiyaç sahipleri şimdi ne yapacak?

Sorun merdiven değil.
Sorun rampa değil.
Sorun beden değil.

Sorun: insanın ahlâkı.

Toplum;
vatandaşıyla, esnafıyla, yöneticisiyle
ahlâkını düzeltmedikçe…

Hiçbir yasa, hiçbir proje, hiçbir kampanya
engelleri kaldıramaz.

Çünkü engelli bireyleri hayattan koparan şey
engeller değil…
insanların ahlâksızlığıdır.

Ve şunu unutma:

Eğer bir toplumda engelli bireyler özgür değilse,
orada hiç kimse gerçekten özgür değildir.

EN BÜYÜK ENGEL: AHLÂKSIZLIKTIR“Sevgi engel tanımaz” dediler…“Önyargılar en büyük engeldir” dediler…“Özel birey” dediler…...
29/03/2026

EN BÜYÜK ENGEL: AHLÂKSIZLIKTIR

“Sevgi engel tanımaz” dediler…
“Önyargılar en büyük engeldir” dediler…
“Özel birey” dediler…

Ama hiçbir slogan, gerçeği anlatmadı.

Çünkü gerçek şu:
Engelli bireyin karşısına çıkan en büyük engel; ne merdivendir, ne rampa eksikliğidir…
En büyük engel: AHLÂKSIZLIKTIR.

Bir alışveriş merkezine gidiyorsun.
Acelen var. Engelli park yerine yöneliyorsun.
Ama yer dolu.

Arabadan biri iniyor:
“Bu araç engelli aracı, benim hakkım.”

Ortada ne engel var… ne ihtiyaç…
Sadece rahatlık ve umursamazlık.

Sen ise gerçekten ihtiyaç sahibisin.
Ama geri dönüyorsun.

İşte o an anlıyorsun:
Sorun asfalt değil… insan.

Bir tiyatroya gidiyorsun.
Koca, gösterişli bir bina…
Ama girişte tek bir basamak.

“Rampa nerede?” diyorsun.
“Diğer kapıda” diyorlar.

Sen bu kapıdasın.
Ama senin varlığın yok sayılıyor.

Yüzlerine bakıyorsun… bir gülüş.
O gülüşte empati yok.
Sadece geçiştirme.

Yeni yapılmış bir mekân…
On basamak, yanında dik bir “rampa”.

“Bu rampa değil” diyorsun.
“Yaptık ya işte” diyorlar.

“Biz seni taşırız.”

Sen taşınmak istemiyorsun.
Sen bağımsız yaşamak istiyorsun.

Ama bunu anlamıyorlar.
Çünkü mesele erişim değil… zihniyet.

Okula gidiyorsun.
Eğitim almak istiyorsun.
Karşında bir müdür:

“Ben okulumda engelli öğrenci istemiyorum.”

Bir cümle…
Ve bir hayatın yönü değişiyor.

Öğretmensin.
Yıllarca okumuşsun. Emek vermişsin.
Bilgin var.

Ama diyorlar ki:
“Engelliden öğretmen mi olur?”

Bilgini değil, bedenini tartıyorlar.

Alışveriş merkezindesin.
Engelli tuvaletine gidiyorsun.
İçeriden çıkan kişi sapasağlam.

Yüzünde en ufak bir mahcubiyet yok.

Çünkü bazı insanlar için hak,
sadece kendilerine ait.

Bir şehirde yürüyorsun.
Kaldırımlar yapılmış… ama erişim yok.
Yaya geçidi var… ama rampa yok.

Söylüyorsun.

Cevap: bir gülüş.

O gülüşte şu var:
“Senin sokakta ne işin var?”

Bir gün bir hakkın elinden alınıyor. ÖTV gibi, malulen emeklilik gibi
Ses çıkarıyorsun.

Altına yüzlerce yorum:
“İyi oldu zaten suistimal ediliyordu.”

Kimse sormuyor:
Gerçek ihtiyaç sahipleri şimdi ne yapacak?

Sorun merdiven değil.
Sorun rampa değil.
Sorun beden değil.

Sorun: insanın ahlâkı.

(Devamı Yorumda)
👇👇👇

ENGEL BEDENDE DEĞİL, ZİHNİYETTE BAŞLAREn ağır gerçek şu:Bir insanı hayattan uzaklaştıran şey çoğu zaman engeli değildir....
26/03/2026

ENGEL BEDENDE DEĞİL, ZİHNİYETTE BAŞLAR

En ağır gerçek şu:
Bir insanı hayattan uzaklaştıran şey çoğu zaman engeli değildir.
Onu hayattan uzaklaştıran şey; bakışlar, önyargılar ve inkârdır.

Bugün hâlâ birçok birey ve aile şu kritik noktada takılıyor:
“Kabul edersek, bu gerçek olur.”

Oysa tam tersi.
Kabul edilmediğinde hayat daralır.

Yürümekte zorlanan birine tekerlekli sandalye, walker ya da baston verildiğinde bu bir “zayıflık” değil;
bağımsızlığın anahtarıdır.
Ama ne oluyor?
“Alışmasın…” deniyor.
“İhtiyacı yok…” deniyor.
Ve birey, kendi ayakları üzerinde durabileceği bir imkândan mahrum bırakılıyor.

Görme engelli bireye baston veriliyor çünkü kendi yolunu bulabilsin diye.
Ama baston reddediliyor.
Çünkü toplum bastonu “özgürlük” olarak değil, “eksiklik” olarak görüyor.

İşitme engelli bireye cihaz veriliyor çünkü duyabilsin, iletişim kurabilsin diye.
Ama cihaz geciktiriliyor, erteleniyor, bazen hiç kullanılmıyor.

Zihinsel ya da bilişsel farklılığı olan bireyler için eğitim veriliyor çünkü
öğrenebilsin, gelişebilsin, hayatını yönetebilsin diye.
Ama aile “etiketlenmesin” diye çocuğunu eğitime göndermiyor.

Sonuç ne oluyor?

Aynı döngü:
Destek reddediliyor → gelişim yavaşlıyor → birey geri kalıyor →
Sonra dönüp şu cümle kuruluyor:
“Zaten yapamıyor…”

Oysa yapılmayan şey konuşulmuyor.

Burada çok net bir gerçek var:

Destek araçları bağımlılık değil, bağımsızlıktır.
Tekerlekli sandalye bir sınır değil, hareket alanıdır.
Baston bir eksiklik değil, yön bulma gücüdür.
Cihaz bir yük değil, iletişimdir.
Eğitim bir etiket değil, gelişimdir.

Ama toplum bu araçları yanlış anlamlandırdığı için,
birey de ailesi de bunları reddedebiliyor.

Ve bu reddedişin arkasında yine aynı şey var:
Toplumsal önyargılar.

“Yapamaz…”
“Edemez…”
“Nasıl yaşayacak?”
“Nasıl evlenecek?”

Sadece bu da değil…

Sürekli aynı sorular:
“Sana ne oldu?”
“Doğuştan mı?”
“İyileşmez mi?”

Bu sorular masum değil.
Bu sorular bireyi sürekli engelinin içine hapseder.

Kimse sürekli kendini açıklamak istemez.
Kimse sürekli “neden böyle” sorusuna maruz kalmak istemez.

Sonra ne olur?
Birey geri çekilir.
Toplumdan uzaklaşır.

Ve toplum bunu fark etmez bile.

Bir diğer ağır önyargı:
Engelli bireylerin hayat kuramayacağı, evlenemeyeceği düşüncesi.

Bu da aynı zihniyetin ürünü.

Oysa bir insanın hayat kurması;
bedeniyle değil, insan olmasıyla ilgilidir.

Genetik konular korkuyla değil bilimle değerlendirilir.
Her durum kalıtsal değildir.
Aynı genetik neden yoksa, aynı durumun aktarılması çoğu zaman söz konusu değildir.

Ama toplum ne yapıyor?
Bilgiyi değil, korkuyu büyütüyor.

Ve en kritik nokta:

Aile.

Aile kabul etmezse, birey ilerleyemez.
Aile geciktirirse, zaman kaybolur.
Aile “insanlar ne der” diye düşünürse, çocuk hayatını ertelemek zorunda kalır.

Şunu net söylemek gerekiyor:

Kabul etmek, vazgeçmek değildir.
Kabul etmek, doğru adımı atmaktır.

Bir birey destek aracını kullandığında zayıf olmaz;
özgürleşir.

Bir çocuk eğitim aldığında etiketlenmez;
gelişir.

Toplum ise şunu öğrenmek zorunda:

Engelli bireyleri sürekli sorgulamak değil, normalleştirmek gerekir.
Onlara acımak değil, alan açmak gerekir.
Onları konuşmak değil, onlarla birlikte yaşamak gerekir.

Son söz:

Engel; bireyin bedeninde değil,
onu reddeden, geciktiren ve sınırlayan zihniyettedir.

Bu zihniyet değişmeden, hiçbir destek tek başına yeterli olmayacak.

ENGEL BEDENDE DEĞİL, ZİHNİYETTE BAŞLAREn ağır gerçek şu:Bir insanı hayattan uzaklaştıran şey çoğu zaman engeli değildir....
26/03/2026

ENGEL BEDENDE DEĞİL, ZİHNİYETTE BAŞLAR

En ağır gerçek şu:
Bir insanı hayattan uzaklaştıran şey çoğu zaman engeli değildir.
Onu hayattan uzaklaştıran şey; bakışlar, önyargılar ve inkârdır.

Bugün hâlâ birçok birey ve aile şu kritik noktada takılıyor:
“Kabul edersek, bu gerçek olur.”

Oysa tam tersi.
Kabul edilmediğinde hayat daralır.

Yürümekte zorlanan birine tekerlekli sandalye, walker ya da baston verildiğinde bu bir “zayıflık” değil;
bağımsızlığın anahtarıdır.
Ama ne oluyor?
“Alışmasın…” deniyor.
“İhtiyacı yok…” deniyor.
Ve birey, kendi ayakları üzerinde durabileceği bir imkândan mahrum bırakılıyor.

Görme engelli bireye baston veriliyor çünkü kendi yolunu bulabilsin diye.
Ama baston reddediliyor.
Çünkü toplum bastonu “özgürlük” olarak değil, “eksiklik” olarak görüyor.

İşitme engelli bireye cihaz veriliyor çünkü duyabilsin, iletişim kurabilsin diye.
Ama cihaz geciktiriliyor, erteleniyor, bazen hiç kullanılmıyor.

Zihinsel ya da bilişsel farklılığı olan bireyler için eğitim veriliyor çünkü
öğrenebilsin, gelişebilsin, hayatını yönetebilsin diye.
Ama aile “etiketlenmesin” diye çocuğunu eğitime göndermiyor.

Sonuç ne oluyor?

Aynı döngü:
Destek reddediliyor → gelişim yavaşlıyor → birey geri kalıyor →
Sonra dönüp şu cümle kuruluyor:
“Zaten yapamıyor…”

Oysa yapılmayan şey konuşulmuyor.

Burada çok net bir gerçek var:

Destek araçları bağımlılık değil, bağımsızlıktır.
Tekerlekli sandalye bir sınır değil, hareket alanıdır.
Baston bir eksiklik değil, yön bulma gücüdür.
Cihaz bir yük değil, iletişimdir.
Eğitim bir etiket değil, gelişimdir.

Ama toplum bu araçları yanlış anlamlandırdığı için,
birey de ailesi de bunları reddedebiliyor.

Ve bu reddedişin arkasında yine aynı şey var:
Toplumsal önyargılar.

“Yapamaz…”
“Edemez…”
“Nasıl yaşayacak?”
“Nasıl evlenecek?”

Sadece bu da değil…

Sürekli aynı sorular:
“Sana ne oldu?”
“Doğuştan mı?”
“İyileşmez mi?”

Bu sorular masum değil.
Bu sorular bireyi sürekli engelinin içine hapseder.

Kimse sürekli kendini açıklamak istemez.
Kimse sürekli “neden böyle” sorusuna maruz kalmak istemez.

Sonra ne olur?
Birey geri çekilir.
Toplumdan uzaklaşır.

Ve toplum bunu fark etmez bile.

(Devamı yorumda)
👇👇👇

BASIN VE KAMUOYUNA: GÖRÜNMEZ ENGELLERİ YIKIYORUZ, ÖZNE OLARAK VARIZ!Bugün 21 Mart. Birileri yine bizi "özel çocuk" masal...
21/03/2026

BASIN VE KAMUOYUNA: GÖRÜNMEZ ENGELLERİ YIKIYORUZ, ÖZNE OLARAK VARIZ!

Bugün 21 Mart. Birileri yine bizi "özel çocuk" masallarıyla uyutmaya çalışacak. Engelliler Konfederasyonu olarak ilan ediyoruz: Biz çocuk değil, hakları olan bireyleriz; sevgi değil, anayasal iade-i itibar istiyoruz!

Bugüne kadar görmezden gelinen, susturulan ve geçiştirilen en elzem taleplerimizi kamuoyunun vicdanına değil, devletin masasına bırakıyoruz:

1. Bakım Emeğine Asgari Ücret ve Sosyal Haklar!
7/24 kesintisiz bakım verenlerin (başta annelerimizin) emeği profesyonel bir iştir. Evde bakım yardımı derhal net asgari ücret seviyesine çekilmeli ve bakım verenlerin sigorta primleri devletçe ödenerek emeklilik hakları tanınmalıdır.

2. Vesayet Değil, Destekli Karar Alma!
Down sendromlu bireylerin hayatları üzerindeki söz hakkı "vasi"lerin insafına bırakılamaz. BM EHS Madde 12 uyarınca; bireyin kendi kararlarını verebilmesi için gerekli mekanizmalar kurulmalı, "onun adına karar vermek" yerine "karar verme sürecinde desteklemek" modeli yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

3. Gelecek Kaygısına Son: Yaşlılık ve Sosyal Güvence Hakları!
"Benden sonra çocuğuma ne olacak?" sorusu ailelerin kabusudur. Down sendromlu bireylerin erken yaşlanma riskleri göz önüne alınarak; erken emeklilik, nitelikli grup evleri ve yaşlılık bakım destekleri bugünden yasal statüye bağlanmalıdır. Bizleri belirsizliğe mahkum edemezsiniz!

4. İstihdamda Kota Değil, "Zorunlu İstihdam ve İş Koçluğu"!
İşverenlerin önyargıları bizim çalışma hakkımızdan üstün değildir. Kotasını doldurmayan işletmelere en ağır yaptırımlar uygulanmalı; Down sendromlu bireyin iş başındaki rehberi olacak "İş Koçluğu" sistemi derhal yasalaşmalıdır. Biz üreten özneleriz, dışlanmayı kabul etmiyoruz!

5. Eğitimde Gölge Değil, "Kolaylaştırıcı" Devlet Güvencesi!
Kaynaştırma eğitimi bir lütuf değildir. Her okulda Down sendromlu öğrencinin akademik ve sosyal uyumunu sağlayacak "Kolaylaştırıcı Personel" istihdamı Milli Eğitim Bakanlığı'nın asli görevidir. Ailelerin cebinden çıkan "Gölge Öğretmen" ücretleri, anayasal bir hak ihlalidir!

Çalışma Hayatında Evrensel Standartlar ve Hak Temelli Savunuculuk: ILO & Engelsiz Dünya Federasyonu İş BirliğiEngelsiz D...
14/03/2026

Çalışma Hayatında Evrensel Standartlar ve Hak Temelli Savunuculuk: ILO & Engelsiz Dünya Federasyonu İş Birliği

Engelsiz Dünya Federasyonu, çalışma yaşamının anayasası kabul edilen uluslararası normların yerelleştirilmesi ve engelli haklarının hukuki güvencesi adına stratejik bir adım daha atmıştır.

Avrupa Birliği finansal desteğiyle, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hayata geçirilen **“Sivil Toplum Kuruluşları için Çalışma Hayatında Temel İlkeler ve Haklar Eğitimi”**nde, Federasyonumuz üst düzey temsil sağlamıştır.

Programın Stratejik Kazanımları ve Teknik Perspektif:

• Mevzuatın Dinamiği ve Uygulama: Engellilik Genel Koordinatörü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Sayın Ayşe Sarı rehberliğinde; ulusal mevzuatın engelli çalışanlar üzerindeki izdüşümü, hak arama yolları ve iş yerinde psikolojik taciz (mobbing) ile mücadele yöntemleri teknik titizlikle analiz edilmiştir.

• Küresel Kapsayıcılık Vizyonu: ILO’nun "Küresel Çerçeve" doktrini ışığında; ayrımcılıkla mücadele standartları ve engellilik kapsayıcılığının Türkiye iş gücü piyasasına entegrasyonu üzerine sürdürülebilir modeller değerlendirilmiştir.

• Sosyal Diyalog ve Kurumsal İş Birliği: TİHEK’ten sendikal konfederasyonlara (TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK) kadar uzanan geniş bir yelpazede, sosyal tarafların deneyimleri federasyonumuzun gelecek projeksiyonuna dahil edilmiştir.
Engelsiz Dünya Federasyonu; yalnızca bir katılımcı değil, çalışma hayatındaki engellerin kaldırılması sürecinde uluslararası paydaşların aktif bir çözüm ortağıdır. Bilgiyle donanmış, mevzuatla güçlenmiş ve evrensel değerlerle bütünleşmiş bir savunuculuk anlayışıyla, engelsiz bir istihdam ekosistemi inşa etmeye kararlıyız.

Bu vizyoner programa sunduğu eşsiz katkılar için Sayın Ayşe Sarı’ya, ILO Türkiye temsilciliğine ve tüm stratejik paydaşlarımıza teşekkürlerimizi sunarız.

08/03/2026

MANİFESTOMUZDUR: Engel Kadında Değil, Kurduğunuz Dünyadadır!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bizim için bir kutlama değil; erişilebilir olmayan sokaklara, lütuf bekleyen zihniyetlere ve çifte ayrımcılığa karşı bir başkaldırı günüdür. Engelsiz Dünya Federasyonu olarak haykırıyoruz: Bizler korunmaya muhtaç "özel" bireyler değil, hakları gasp edilen eşit yurttaşlarız!
Neden mi Sesimizi Yükseltiyoruz?

• Görünmez Kılınmaya Hayır: Engelli kadınlar, toplumsal cinsiyet rolleri ile engellilik arasına sıkıştırılarak yok sayılıyor. Biz bu görünmezlik perdesini yırtıyoruz!

• Lütuf Değil, Hak: Bize sunulan "yardımları" değil; mimariden dijital dünyaya, eğitimden sağlığa kadar her alanda tam erişilebilirliği talep ediyoruz.

• Bedenimize Ve Kararlarımıza Saygı: Engelli kadınların üreme hakları, evlenme ve aile kurma kararları üzerindeki her türlü baskıcı ve vesayetçi anlayışı reddediyoruz.

• Ekonomik Özgürlük Lüks Değildir: İstihdamda "kota" dolgusu olmayı değil; yetkinliklerimize uygun, adil ve güvenceli iş hayatını hakkımız olarak görüyoruz.

• Şiddete Karşı Erişilebilir Barikat: Fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddete uğrayan engelli kadının sığınabileceği her kapı, anlayabileceği her dil (işaret dili, braille vb.) hazır olmak zorundadır!

Sözümüz Net, İrademiz Güçlü!

Bizler; bastonumuzla, tekerlekli sandalyemizle, işaret dilimizle, rehber köpeğimizle ve en önemlisi sarsılmaz irademizle her yerdeyiz. Engelsiz bir dünya, ancak engelli kadınların özgürleştiği bir dünyada mümkündür.

"Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, eşitlikten geri adım atmıyoruz!"
8 Mart, direnişimizin ve sarsılmaz dayanışmamızın günüdür.

Engelsiz Dünya Federasyonu

Herkes İçin Erişilebilir Bir Dünya Hedefiyle: İşaret Dili Kursu ZiyaretimizEngelsiz Dünya Federasyonu olarak, toplumun h...
20/02/2026

Herkes İçin Erişilebilir Bir Dünya Hedefiyle: İşaret Dili Kursu Ziyaretimiz

Engelsiz Dünya Federasyonu olarak, toplumun her kesimi için eşit ve adil bir yaşam alanı oluşturma gayemizi sürdürüyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz ve sağır bireylerle iletişim köprüleri kurmayı amaçlayan İşaret Dili Kursumuzu ziyaret ederek kursiyerlerimizle bir araya geldik.

İletişimin önündeki engelleri kaldırmak adına attığımız bu adımda, eğitim sürecini yerinde inceleyerek projemizin gelişimini yakından takip ettik. Federasyonumuzun temel vizyonu olan "erişilebilirlik" ilkesini, verdiğimiz bu eğitimlerle sahada uygulamaya devam ediyoruz.

Teşekkür ve İş Birliği

Bu anlamlı projede yer tahsisi konusunda bizlere destek olan ve engelsiz bir dünya vizyonumuza katkı sağlayan Arsuz Belediye Başkanımız Sayın Sami Üstün’e () nezaketleri ve iş birlikleri için teşekkür ederiz.

Birlikte, engelleri karşılık saygı ve iletişimle aşmaya kararlıyız.

HATAY’DA ENGELSİZ YAŞAM İÇİN GENİŞ KATILIMLI İSTİŞARE TOPLANTISIHatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), il genelinde faaliyet...
13/02/2026

HATAY’DA ENGELSİZ YAŞAM İÇİN GENİŞ KATILIMLI İSTİŞARE TOPLANTISI

Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), il genelinde faaliyet gösteren engelli dernekleri ve üst kuruluş temsilcileriyle bir araya gelerek kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi.
HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ev sahipliğinde, HBB Kisecik Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıya; Engelsiz Dünya Federasyonu Başkanı ve Engelliler Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Serhat GÖKPINAR, Engelliler Konfederasyonu Başkanı Hüseyin ATEŞER, Federasyon Yönetim Kurulu Üyelerimiz ve ilimizde faaliyet gösteren çok sayıda engelli derneğinin başkanları katılım sağladı.

Sektör Temsilcileri ve Yerel Yönetim Bir Arada
HBB Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Kandemir ve İnsan Kaynakları Daire Başkanı Bahattin Toptaş’ın koordinesinde gerçekleşen toplantıda, il genelindeki engelli derneklerinin temsilcileri sahada karşılaşılan sorunları doğrudan iletme fırsatı buldu. Federasyonumuzun ve Konfederasyonumuzun liderlik ettiği heyet, erişilebilirlik, ulaşım ve sosyal destek mekanizmalarına dair kurumsal çözüm önerilerini belediye yetkilileriyle paylaştı.

Ortak Akıl ve Eş Güdüm Vurgusu

Toplantıda söz alan Engelsiz Dünya Federasyonu Başkanı Serhat GÖKPINAR ve Engelliler Konfederasyonu Başkanı Hüseyin ATEŞER, Hatay’daki tüm engelli derneklerinin ortak bir vizyonla hareket etmesinin önemine dikkat çekerek; belediyenin engellilere yönelik projelerinde sivil toplum kuruluşlarıyla sürdürülebilir bir iş birliği içerisinde olmasının hayatiyetini vurguladılar.

Gelecek Dönem Planlamaları Ele Alındı

HBB yetkilileri tarafından mevcut projeler hakkında yapılan bilgilendirmenin ardından, yeni dönemde hayata geçirilecek hizmetlerin derneklerden gelen talepler doğrultusunda şekilleneceği belirtildi. Toplantı, sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetim arasındaki diyalog mekanizmalarının düzenli olarak devam ettirilmesi kararıyla sona erdi.

Engelsiz Dünya Federasyonu olarak, Hatay’da engelleri ortadan kaldırmak adına tüm paydaş derneklerimizle omuz omuza çalışmaya ve hak temelli mücadelemizi her platformda sürdürmeye devam edeceğiz.

Engelsiz Dünya Federasyonu: Enkazın Karanlığında 10.000 Umut Işığı6 Şubat depremleri, insanlık tarihinin en zor sınavlar...
06/02/2026

Engelsiz Dünya Federasyonu: Enkazın Karanlığında 10.000 Umut Işığı

6 Şubat depremleri, insanlık tarihinin en zor sınavlarından biri olarak kaydedilirken; Engelsiz Dünya Federasyonu, bu sınavın tam merkezinde, Hatay’ın yıkılan sokaklarında bir direnç kalesi olarak yükseldi. Federasyonumuz, sadece sözle değil, eylemle ve devasa bir lojistik operasyonla engelli bireylerin hayata tutunmasını sağladı.

Sahada Kesintisiz Mücadele ve Devasa Lojistik Destek
Depremin ilk anından itibaren Hatay’daki 11 üye derneğimizle koordineli bir şekilde hareket ederek, enkazın tozuna ve çaresizliğe teslim olmadık. Engelli bireylerin depremde kaybettiği "hareket özgürlüğünü" geri vermek için uluslararası köprüler kurduk.

• 10.000 Medikal Cihaz Dağıtımı: İsveç başta olmak üzere yurt dışındaki paydaşlarımızla kurduğumuz güçlü bağlar sayesinde, yardım tırlarımızı deprem bölgesine ulaştırdık. 10.000 adet tekerlekli sandalye, hasta yatağı ve hayati medikal cihazı, Hatay Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği içerisinde, ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımıza elden teslim ettik.

• Erişilebilir Yaşam Alanları: Sadece çadır dağıtmakla kalmadık; engelli bireylerin onuruna ve ihtiyacına uygun rampalı tuvaletler ve özel banyo üniteleri inşa ederek, barınma alanlarını "erişilebilir" kıldık.
• Psikososyal Destek ve Koordinasyon: Depremin yarattığı derin travmayı atlatmak adına engelli bireyler ve aileleri için kurumlar arası köprü olduk; psikososyal destek mekanizmalarını harekete geçirdik.

"Biz Oradaydık, Hala Oradayız!"

Federasyonumuz için 6 Şubat bir son değil, daha güçlü bir dayanışmanın miladıdır. Dağıttığımız her bir tekerlekli sandalye, aslında bir bireyin hayata yeniden dönmesi için bir adımdı. Devletin ve yerel yönetimlerin gücünü, sivil toplumun dinamizmiyle birleştirerek "Engelsiz bir Hatay" ve "Engelsiz bir Dünya" için en öndeydik.

Address

Iskenderun
31200

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Engelsiz Dünya Federasyonu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Engelsiz Dünya Federasyonu:

Share