Ergoterapist Sefa Turan

Ergoterapist Sefa Turan Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen bir dünya var. Ben, bu dünyaya oyunla, bilimle ve sevgiyle dokunan bir ergoterapistim. Duyu Bütünleme Terapisi

Gelişimi destekliyor, potansiyeli görünür kılmak için her adımda çocuğun yanında yürüyorum.

19/01/2026

Çocuğunuz ne yapıyorsa neye ihtiyacı olabilir;

Dokunsal (temas) sistemi:
Çocuk vurur, iter, sert dokunur ya da sürekli bedene yönelir.
Bu, vücudunun sınırlarını yeterince net hissedemediğini ve daha güçlü temasla kendini organize etmeye çalıştığını gösterir.

Proprioseptif (basınç–kas) sistemi:
Üstünüze çıkar, tırmanır, zıplar, eşyaları iter.
Bu sistem sakinleştiricidir. Çocuk kas ve eklemlerden gelen derin basınçla sinir sistemini toparlamaya çalışır.

Vestibüler (hareket–denge) sistemi:
Sürekli hareket halindedir, durmakta zorlanır, sallanmak ister.
Bu, sinir sisteminin ya aşırı uyarılmış ya da yeterince organize olamadığını gösterir.

***Kesin bilgi için Ergoterapist’e başvurunuz.

15/01/2026

Boğuşma sırasında çocukların kaslarına ve eklemlerine yoğun hareket ve basınç gider. Bu girdiler, beyne bedenin nerede başlayıp nerede bittiğine dair net sinyaller gönderir. Beden sınırlarını hissetmek, sinir sisteminin kendini daha güvende hissetmesini sağlar. Aynı zamanda alınan derin basınç, bedeni sakinleştiren sistemin devreye girmesine yardımcı olur; kalp ritmi yavaşlar, kas gerginliği azalır ve çocuk daha organize hâle gelir.

Bu nedenle boğuşma isteği saldırganlık ya da kontrolsüzlük değildir. Özellikle gün içinde fazla uyarana maruz kalan çocuklar, bu tür hareketlerle bedenlerini toparlamaya çalışır. Buradaki önemli nokta davranışı engellemek değil; bu ihtiyacı güvenli, sınırları belirli ve yetişkin gözetiminde karşılayabilmektir. Böylece çocuk hem bedensel ihtiyacını karşılar hem de ilişkisel sınırları öğrenir.

Deneyimleme korkusu yaşayan çocuklar için yemek, sadece beslenme değil; belirsizlik, kontrol kaybı ve kaygı anlamına gel...
11/01/2026

Deneyimleme korkusu yaşayan çocuklar için yemek, sadece beslenme değil; belirsizlik, kontrol kaybı ve kaygı anlamına gelebilir.
Bu nedenle “yemek yemiyor” gibi görünen davranışlar çoğu zaman isteksizlikten değil, yeni olana karşı duyulan temkinli bir savunmadan kaynaklanır.

Bu noktada önemli olan, çocuğu zorlamak değil; yemeği güvenli, öngörülebilir ve oyunla iç içe bir deneyime dönüştürmektir.
Bir lokmayı tatmak zorunda olmak yerine, ona dokunmak, koklamak, isim vermek ya da bir hikâyenin parçası haline getirmek bile büyük bir adımdır.

Küçük denemeler, çocuğun sinir sistemine “Bu güvenli” mesajını verir.
Ve bazen tek bir lokma, sandığımızdan çok daha büyük bir ilerlemenin başlangıcı olabilir.

Sabırla, neşeyle ve baskısız ilerlediğimizde;
çocuğun yemekle kurduğu ilişki yavaş yavaş korkudan meraka, zorunluluktan keşfe dönüşür.

09/01/2026

Köyde çocukların iştahının artması yalnızca yedikleri besinlerle ilgili değildir; gün boyu süren doğal hareket, uzun süre gün ışığına maruz kalma ve daha düşük çevresel uyaran, sinir sistemi ile sindirim sistemi arasındaki uyumu güçlendirir. Bu uyum, açlık–tokluk hormonlarının daha düzenli çalışmasını sağlar ve sindirimi destekler.

Şehirde yaşayan çocuklar için bu etki bilinçli olarak oluşturulabilir. Gün içinde her gün aynı saatlerde açık havaya çıkmak, öğünlerden yaklaşık 20–30 dakika önce bedeni harekete geçirmek ve özellikle akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltmak iştahı olumlu yönde etkiler. Uyku saatlerinin mümkün olduğunca sabit tutulması, bedenin ritmini destekleyerek beslenme düzenini güçlendirir.

En önemli nokta: Günün bir bölümünde, yetişkin yönlendirmesi olmadan yapılan serbest oyun. Çünkü serbest oyun, çocuğun hem bedenini doğal şekilde yormasını hem de sinir sistemini kendi kendine düzenlemesini sağlar; bu da iştahın en doğal hâliyle ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

01/01/2026

İnsan bedeni, özellikle belirsizlik ve zihinsel yük altında, güven sinyallerine ihtiyaç duyar. Beyin tek başına düşünceyle değil; temas, ritim ve yakınlık yoluyla da sakinleşir. Tanıdık bir bedene yaslanmak, sinir sistemine kontrol edilebilirlik ve süreklilik hissi verir. Bu nedenle bu ihtiyaç zayıflık değil; bedenin kendini dengeleme ve hayatta kalma mekanizmasının doğal bir parçasıdır.

Çocuklarda bu ihtiyaç çok daha görünürdür; çünkü sinir sistemleri hâlâ gelişim hâlindedir ve düzenlenme büyük ölçüde dışarıdan sağlanır. Bir çocuğun güvendiği bir bedene yaslanması, sadece duygusal bir yakınlık değil; kalp ritmi, nefes ve kas tonusunun birlikte dengelenmesidir. Yetişkinlerde bu süreç daha içselleşmiş olsa da mekanizma aynıdır. Çocuk, bedeniyle “buradayım ve güvendeyim” der; yetişkin ise aynı ihtiyacı çoğu zaman fark etmeden taşır.

Beden, kelimelerle anlatamadığını küçük bir hareketle anlatır.
30/12/2025

Beden, kelimelerle anlatamadığını küçük bir hareketle anlatır.

22/12/2025

Bu videoda görülen durum, bir çocuğun ebeveyniyle yaşadığı duygusal kopukluğun çocuk üzerinde nasıl etkiler bıraktığını açıkça gösteriyor. Çocuk, ebeveyninden gelen duygusal yanıt kesildiğinde bunu bir terk edilme olarak algılar. Bu durum, erken dönemde bağlanma örüntülerinde bir kırılmaya yol açar.

Bu kırılma iki temel bağlanma biçimini oluşturabilir:

Kaygılı bağlanma:
Çocuk, ebeveynin ilgisini yeniden kazanmak için daha çok çabalamayı öğrenir. Ağlama, ısrar etme, aşırı uyum sağlama gibi davranışlar artar. Yetişkinlikte bu durum; ilişkilerde aşırı çaba gösterme, kendini geri plana atma ve onay arama şeklinde devam edebilir.

Kaçıngan bağlanma:
Çocuk, ne yaparsa yapsın karşılık alamadığını fark ettiğinde duygusal olarak geri çekilmeyi öğrenir. Bu da yetişkinlikte yakınlıktan kaçınma, duyguları bastırma ve mesafeli ilişkiler kurma olarak görülebilir.

Bu tür erken deneyimler, ilerleyen yıllarda kurulan ilişkilerin niteliğini farkında olmadan etkileyebilir.

18/12/2025

Uykuya geçerken çocuğun sürekli aynı noktaya dokunma ihtiyacı, rastgele bir davranış değildir.
Bu davranış, sinir sisteminin güven ve düzenleme sağlamak için kullandığı odaklı dokunsal girdiye dayanır.

Tekrarlayan ve belirli bir noktaya yönelen dokunma; çocuğun beden sınırlarını hissetmesini, çevresini organize etmesini ve parasempatik sinir sisteminin aktive olmasını destekler. Bu sayede çocuk, “bağlıyım ve güvendeyim” mesajını alarak uykuya geçebilir.

Bu noktada ebeveyn yalnızca bir bakım veren değil, çocuğun sinir sistemi için düzenleyici bir referans noktasıdır. Çocuğun belirli bir ben, cilt alanı ya da dokuya yönelmesi; tanıdık, öngörülebilir ve tutarlı bir duyusal çapa arayışıdır.

Bu davranışı doğrudan engellemek yerine, altta yatan duyusal düzenleme ihtiyacını anlamak önemlidir. Amaç dokunmayı yasaklamak değil; aynı ihtiyacı karşılayacak alternatif ve sürdürülebilir duyusal girdileri öğretmektir.

Doğru yönlendirmelerle, çocuğun güven ihtiyacı korunurken ebeveynin bedensel sınırları da desteklenebilir.

Gülümseniyorsa size güveniliyorsunuz.
16/12/2025

Gülümseniyorsa size güveniliyorsunuz.

Address

Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00
Sunday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ergoterapist Sefa Turan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Ergoterapist Sefa Turan:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category