16/02/2026
Her sabah martıların, güvercinlerin, serçelerin yolundan geçerek işe gidiyorum.. onların uçma deneyimine hayran olup ara sıra izliyorum. Hem yerdeler hem gökteler..
Hem yerde olmak hem de göklere çıkabilmek nasıl bir deneyimdir? Bana kalırsa bu romantik ve akılcı bir deneyimdir. Hiçbir kuş kanadının kırılacağını bilerek uçmaz. Ya bilselerdi, yine böyle özgürce uçabilirler miydi? Aynı zamanda hangi kuş bir kediye yem olacağını bilse, yerde gezinirdi? Akılcı tarafları bizim gibi olmasada onlar da öğreniyorlar.. sürekli kedilere yem oldukları bir alana gitmezler. Orada ceza var.
Biz insanlar hep düşünürüz, özellikle akılcı insan dalgaların yıkacağını bilerek sahilde kumdan kale inşa etmez, der Nietczhe. Romantik insan, dalgaları hesap etmeden kalesini kurar ve gelgitle kalesi yıkılır. Trajik insan, yıkılacağını bilerek kumdan kaleler yapar ve keyfine bakar.. Sonu olacağını düşündüğümüz birçok şey ve görünüşte hiç bitmeyecek sonsuz varoluşumuz arasında kalırız.. Olgun insan sonu olacağını bilir de bunu kapsayarak yola çıkar.
Bir ilişkinin var olmasıyla beraber insan bilir ki bir gün bu ilişki yok da olabilir. En nihayetinde ölüm var.. Bazı kayıplarda böyledir, ölüm yoktur ama artık hayatımızda da yoktur o ilişki. Var olmanın, var etmeye çabalamanın simgesel haliyle ilişki kurarken diğer taraftan bu yok olma halini içimize alırız..
Ben de düşeceğim ihtimalini göze alarak yola çıktım, uçadabilirim-düşedebilirim.. Her şeyin mükemmel olmadığı bir hayatta düşebilmenin de keyfini çıkarttım..
Burcu Baş