06/01/2026
Beyin “elini kaldır” der…. Niyet oradadır. Komut verilmiştir. Ama kol hareket etmez.
Çünkü sorun kaslarda değil, mesajın yolculuğundadır.
Beyin ile beden arasındaki sinir yolları, bir otoyol gibidir. Bu yolun üzerindeki miyelin kılıf, mesajın hızlı ve doğru iletilmesini sağlar. MS’te ise işler burada karışır.
Vücudun savunma sistemi, bir istihbarat hatası yapar. Kendi askerleri, kendi kablolarını düşman sanır.
Miyeline saldırı başlar. Hatlar zedelenir. Mesajlar ya yavaşlar, ya da yolda kaybolur.
Bu yüzden bazen:
– El kalkmaz
– Görüntü bulanıklaşır
– Denge şaşar
– Yorgunluk çöker
– Uyuşmalar başlar
Ama bu, bedenin “bozulduğu” anlamına gelmez. Bu, iletişimin sekteye uğradığı anlamına gelir.
Ve burada önemli bir hakikat vardır: MS bir “son” değildir. Bir uyarıdır.
Beden der ki: “İçeride bir karışıklık var. Sistem kendiyle savaşta.”
Bu hastalık, sadece sinirleri değil; stresi, bastırılmış duyguları, sürekli tetikte olma halini,uzun süreli içsel çatışmaları da bize sorgulatır.
Çünkü bağışıklık sistemi, çoğu zaman zihnin savunma dilini taklit eder.
Sürekli savaş halinde olan bir zihin, bedeni de savaşa sokar.
MS ile yaşayan bedenler bize şunu fısıldar “Yumuşamak zorundayım. Durmak zorundayım. Kendimle savaşmayı bırakmalıyım.”
Bilgi şifadır. Anlayış, yükü hafifletir. Ve beden, doğru destekle yeniden yol açmayı öğrenebilir.
Hatlar onarılabilir. İletişim yeniden kurulabilir.
Çünkü beden düşman değil, bilinçli bir habercidir…C.A.K.