20/11/2025
Dijital terapi, son yıllarda yapay zekâ ve chatbot teknolojilerinin gelişmesiyle yepyeni bir boyut kazandı. Bu sistemler artık yalnızca randevu hatırlatmakla kalmıyor; duygu analizi yapabiliyor, kişiye özel psikoeğitim içerikleri sunabiliyor ve günlük ruh hali takibi yapabiliyor. Özellikle erişim zorluğu yaşayan bireyler için bu büyük bir avantaj gibi görünüyor.
🧠 Yapay zekâ algoritmaları, kullanıcının yazılı veya sesli ifadelerinden sentiment analysis (duygu analizi) yaparak, belli terapi protokollerine uygun yanıtlar üretebiliyor. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) teknikleri, bu sistemlerde en çok kullanılan yaklaşım. Ancak burada kritik bir nokta var: BDT ve diğer terapi tekniklerini yorumlamak ve doğru şekilde uygulamak, profesyonel eğitim gerektirir.
⚠️ Uzmanlar açısından bu teknolojiler, danışanın seans dışında belirli ödevleri yapmasını kolaylaştırabilir, günlük izleme sağlayabilir ve verileri analiz ederek terapi sürecini destekleyebilir. Fakat profesyonel olmayan kişiler için, bu araçları doğrudan “danışmanlık” amacıyla kullanmak sakıncalıdır. Çünkü yapay zekâ analizlerinde nüans ve insanî bağlam eksikliği olabilir. Bu eksiklik, yanlış yorumlama ve yanlış rehberlik riskini doğurur.
📚 Psikoloji etiğinde, danışmanlık veya terapi sürecinin etik ilkelere, gizliliğe ve mesleki yeterliliğe uygun yürütülmesi esastır. Yalnızca lisanslı terapistlerin klinik yönlendirme yapabileceğini unutmamak gerekir. Dijital bir sistem, bu etiği tek başına yerine getiremez.
🌱 Bu nedenle, yapay zekâ destekli terapinin güvenli kullanım yolu; uzman terapistin kontrolünde, seansların arasında destekleyici bir araç olarak kullanılmasıdır. Yani chatbotlar, bir “terapi destek aracı” olabilir, ama terapist yerine geçemez.
💬 Teknoloji çok güçlü bir katkı sunabilir; ama rehberlik ve yorumlama kısmı hâlâ insan empatisi, deneyimi ve mesleki bilgi gerektirir. Asıl verim, teknolojinin bilimsel uzmanlıkla doğru harmanlanmasında yatar.