Diyetisyen Ezgi Er

Diyetisyen Ezgi Er Online ve Yüz Yüze Diyet

Epigenetik, genlerin kaderini değilgenlerin nasıl çalışacağını belirler.DNA metilasyonu ise bu sistemin merkezindedir.Ha...
28/01/2026

Epigenetik, genlerin kaderini değil
genlerin nasıl çalışacağını belirler.

DNA metilasyonu ise bu sistemin merkezindedir.
Hangi genlerin aktif kalacağını,
hangilerinin sessize alınacağını yönetir.

Otoimmün ve kronik hastalıklarda sorun çoğu zaman
“bozuk genler” değil,
yanlış aktive olmuş genlerdir.

Metilasyon dengesi bozulduğunda;
inflamasyonla ilişkili genler uzun süre açık kalır,
onarım ve tolerans mekanizmaları geri planda kalır.
Bağışıklık sistemi tehdit ile toleransı ayırt etmekte zorlanır.

Bu noktada beslenme yalnızca kalori ya da kilo yönetimi değildir.
Genlere giden biyokimyasal sinyaldir.

Metil donörleri, kan şekeri dengesi,
inflamasyon yükü ve bağırsak sağlığı
gen ifadesini doğrudan etkiler.

Doğru beslenme stratejileriyle:
• inflamatuar genler baskılanabilir
• onarım süreçleri desteklenebilir
• epigenetik denge yeniden kurulabilir

Bu yüzden epigenetik yaklaşımda amaç,
hastalığı bastırmak değil
biyolojiyi doğru sinyallerle yeniden yönlendirmektir.

Online danışmanlık ➡️ 0530 785 83 65 / WhatsApp

Sabah saatleri, genlerin “nasıl çalışacağını” ayarlayankritik bir biyolojik penceredir.Genlerimiz sabittir amahangi genl...
28/01/2026

Sabah saatleri, genlerin “nasıl çalışacağını” ayarlayan
kritik bir biyolojik penceredir.

Genlerimiz sabittir ama
hangi genlerin aktif olacağı,
hangilerinin baskılanacağı gün içinde değişir.

Bu değişimin en belirgin başladığı zaman ise
sabah erken saatlerdir.

Bu saatlerde vücut;
enerji üretimi, hücresel onarım ve metabolik adaptasyon arasında
bir öncelik sıralaması yapar.
Ve bu sıralama, gün boyunca büyük ölçüde korunur.

Bu yüzden aynı beslenme,
aynı egzersiz ve
aynı takviyeler
farklı kişilerde ya da farklı günlerde
aynı sonucu vermez.

Sorun genlerde değil,
zamanlamadadır.

🔬 Epigenetik açıdan önemli bir detay:
Aynı uyaran sabah ve akşam verildiğinde
genler tarafından aynı şekilde “okunmaz”.
Sabah saatlerinde verilen sinyaller
daha uzun süreli biyolojik etki yaratır.

👉 Bu nedenle sabaha dair bazı kritik noktalar:

• Sabah ilk saatlerde vücudu aynı anda birçok yönden zorlamak
(hızlı uyarı + yoğun egzersiz + ani metabolik yük)
bazı gen yollarını baskılayabilir.

• Daha dengeli bir geçiş,
önce bedenin uyanmasına izin vermek,
sonra enerji üretimini desteklemek,
en son performans beklentisi eklemek
gen yanıtı açısından daha avantajlıdır.

Longevity yaklaşımı,
daha fazlasını yapmaktan çok
genlere doğru zamanda doğru sinyali vermeyi önemser.

Sağlıklı yaşlanma;
ne yediğimizden, ne kadar spor yaptığımızdan
daha fazlasıdır.
Bunları ne zaman yaptığımızla ilgilidir.

Bağışıklık sisteminiz zayıf mı hissediyorsunuz?Her mevsim geçişinde hastalanıyor, saç dökülmesi veya cilt sorunları yaşı...
27/01/2026

Bağışıklık sisteminiz zayıf mı hissediyorsunuz?
Her mevsim geçişinde hastalanıyor, saç dökülmesi veya cilt sorunları yaşıyor musunuz? 🌿

Bazen kök neden sandığımız kadar karmaşık değildir…
Çinko eksikliği, vücudun savunma hattını zayıflatır, iyileşme sürecini yavaşlatır ve sizi daha sık enfeksiyonlara açık hale getirir.

🧠 Çinko;
• Bağışıklık hücrelerinin üretiminde,
• Yaraların iyileşmesinde,
• Cilt, saç ve tırnak sağlığında,
• Hormon dengesi ve enerji üretiminde kritik rol oynar.

Eksikliğinde halsizlik, tat-koku kaybı, akne eğilimi veya sık grip gibi belirtiler görülebilir.

✨ Doğal çinko kaynakları:
Kabak çekirdeği, kuzu eti, yumurtanın sarısı, nohut, kaju, bitter çikolata (%70+).

Unutmayın, zayıf bağışıklık sadece mevsimsel değildir.
Bazen kök neden biyokimyasal bir eksikliktir. 💫

🔰Geçirgen bağırsak, çoğu zaman gastrointestinal semptomlarla değil;immün toleransın bozulması ve hücresel onarım kapasit...
26/01/2026

🔰Geçirgen bağırsak, çoğu zaman gastrointestinal semptomlarla değil;
immün toleransın bozulması ve hücresel onarım kapasitesinin azalmasıyla ilerler.

Bağırsak bariyerinin bütünlüğü zayıfladığında,
normal şartlarda tolere edilen besin proteinleri
(gluten ve kazein başta olmak üzere)
bağışıklık sistemi tarafından antijenik yük olarak algılanmaya başlar‼️

Bu tablo bir “besin intoleransı”ndan çok,
epigenetik olarak şekillenen bir immün yanıt değişimidir🔄

Longevity perspektifinde temel risk;
akut inflamasyon değil,
düşük dereceli ve süreğen inflamatuvar sinyallerin
uzun süre baskın kalmasıdır.
Bu durum mitokondriyal verimi azaltır,
onarım genlerinin ekspresyonunu baskılar
ve biyolojik yaşlanma hızını artırır.

👩🏻‍⚕️Klinik pratikte bu süreç;
uyku süresi yeterli olmasına rağmen hücresel dinlenmenin sağlanamaması,
enerji metabolizmasının adaptif olarak yavaşlaması,
ciltte kronik inflamatuvar tablolar
ve mikronutrient desteklerine verilen yanıtın azalması şeklinde izlenir.

Bağırsak bariyerinin bozulması, organizmayı
sürekli bir tehdit algısı içinde tutar.
Bu fizyolojik durumda vücut onarım moduna değil,
korunma moduna öncelik verir.

Longevity ise ancak inflamatuvar yükün azaltıldığı
ve epigenetik stres sinyallerinin regüle edildiği
bir iç ortamda mümkündür.

Bu nedenle kalıcı iyileşme ➡️
sadece besin eliminasyonlarıyla değil,
bağırsak bariyerinin yapısal olarak onarılması,
immün toleransın yeniden kazandırılması
ve hücresel yenilenme yollarının yeniden aktive edilmesiyle sağlanır.

Sessiz inflamasyon sessiz ilerler.
Ancak biyolojik yaş üzerinde etkisi son derece belirgindir🔰

🔰Dışkıda sindirilmemiş besinler görmek çoğu zaman hafife alınır. Oysa bu tablo, mide ve bağırsakların birlikte çalıştığı...
25/01/2026

🔰Dışkıda sindirilmemiş besinler görmek çoğu zaman hafife alınır. Oysa bu tablo, mide ve bağırsakların birlikte çalıştığı mide–bağırsak aksında bir bozulmaya işaret eder.

Sindirim bir zincirdir. ⛓️‍💥
Mide asidi yeterli değilse proteinler tam parçalanamaz, pepsin aktifleşemez ve pankreas enzimleri yeterince çalışamaz. Bu durumda özellikle gluten ve kazein gibi yapısal olarak zor sindirilen proteinler büyük parçalar hâlinde ince bağırsağa geçer.

Yeterince sindirilememiş bu protein parçaları bağırsak bariyerini zorlar, bağışıklık sistemi tarafından “yabancı” olarak algılanır ve kronik, düşük düzeyli inflamasyonu tetikler. Bu mekanizma; genetik yatkınlığı olan kişilerde otoimmün süreçlerin aktifleşmesinde önemli bir rol oynar.

Klinikte bu tablo en sık; Hashimoto tiroiditi, romatoid artrit, sedef, ülseratif kolit, Crohn, çölyak dışı gluten hassasiyeti, lupus ve otoimmün gastrit gibi durumlarla birlikte görülür. Burada sorun tek bir besin değil, sindirim aksının baştan sona bozulmuş olmasıdır.👩🏻‍⚕️

Bu süreçte sık karşılaşılan belirtiler arasında;
yemek sonrası şişkinlik ve gaz, dışkıda lif veya et parçaları, reflü hissi, demir ve B12 düşüklüğü, kronik yorgunluk ve giderek artan besin hassasiyetleri yer alır.
Önemli bir nokta: Reflü her zaman fazla asitten değil, çoğu zaman yetersiz mide asidinden kaynaklanır.

Uzun süreli stres, hızlı yemek, iyi çiğnememek, sürekli atıştırmak ve asit baskılayıcı ilaçların uzun kullanımı bu döngüyü kronikleştirir. Rastgele eliminasyonlar ise çoğu zaman semptomları geçici olarak bastırır ama kök nedeni çözmez‼️

Kalıcı iyileşme; mide asidi, sindirim enzimleri ve bağırsak bariyerinin birlikte ve kişiye özel ele alınmasıyla mümkündür.
Sindirim sadece rahatlamak için değil, bağışıklık ve otoimmün denge için temel bir sistemdir✅

Takıntı ve kontrol ihtiyacı sadece zihinsel değildir.Uzun süreli takıntı ve kontrol davranışları, sinir sistemini kronik...
24/01/2026

Takıntı ve kontrol ihtiyacı sadece zihinsel değildir.

Uzun süreli takıntı ve kontrol davranışları, sinir sistemini kronik bir tehdit algısı içinde tutar.
Beden gevşeyemediğinde onaramaz.
Bu noktada mesele düşünceler değil, fizyolojidir.

Kronik stres altında beden şunu seçer:
hayatta kalma > iyileşme.

Genlerimiz bu ortamı okur.
Genetik yapı değişmez ama hangi genlerin aktif olduğu değişir.
Sürekli alarmda olan bir sistemde inflamasyonla ilişkili genler daha kolay aktive olurken, bağışıklık regülasyonu ve hücresel onarım genleri geri planda kalır.

Bu yüzden takıntı ve kontrol ihtiyacının eşlik ettiği kişilerde;
otoimmün hastalıklar, kronik inflamasyon, bağırsak hassasiyetleri ve hormonal düzensizlikler daha sık görülür.
Beden kendine saldırmaz.
Sürekli tehdit varmış gibi davranır.

Takıntı burada düşman değildir.
Gevşeyemeyen bir sistemin kendini güvende tutma çabasıdır.

Bu nedenle çözüm, düşünceyi zorla susturmak değildir.
Çözüm, bedene artık güvende olduğunu hissettirmektir.

Bunun epigenetik karşılığı nettir:
Sinir sistemi sakinleştikçe, iyileşme ile ilişkili genlerin aktivasyonu artar.
Bağışıklık daha dengeli çalışır.
Inflamatuvar yanıt azalır.

Gerçekçi ve uygulanabilir adımlar şunlardır:
– Uzun açlıklar ve aşırı uyarandan kaçınmak
– Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak
– Gün içinde bedeni şimdiki ana getiren kısa regülasyon anları eklemek
– Bastırılan duyguları kontrol davranışına çevirmek yerine fark etmek
– Sürekli güçlü olma halini bilinçli olarak yumuşatmak

Takıntı azaldığında genetik yatkınlık yok olmaz,
ama sessizleşir.

Çünkü genler kader değildir.
Bedenin içinde yaşadığı stres ortamının tercümanıdır.

Geçirgen bağırsak (intestinal permeabilite) çoğu zaman gözden kaçar.Çünkü her zaman şiddetli sindirim şikâyetleriyle ile...
23/01/2026

Geçirgen bağırsak (intestinal permeabilite) çoğu zaman gözden kaçar.

Çünkü her zaman şiddetli sindirim şikâyetleriyle ilerlemez.
Birçok vakada sorun; emilim, bağışıklık ve inflamasyon düzeyinde kendini gösterir.

D vitamini, demir veya magnezyum takviyelerine rağmen değerler yükselmiyorsa,
gıda intoleransları giderek artıyorsa,
cilt, eklem, yorgunluk ve beyin sisi bir arada seyrediyorsa
altta yatan neden çoğu zaman bağırsak bariyer bütünlüğünün bozulmasıdır.

Bağırsak duvarı geçirgenliği arttığında;
sindirilmemiş besin partikülleri ve toksinler bağışıklık sistemini sürekli uyarır.
Bu durum sessiz inflamasyon, otoimmün yatkınlık ve hormon dengesizlikleri için zemin oluşturur.

Bu yüzden geçirgen bağırsak,
tek başına “şişkinlik problemi” değil;
Hashimoto, rosacea, egzama, IBS ve kronik yorgunluk tablolarının ortak zeminidir.

Kalıcı iyileşme;
geçici takviyelerle değil,
bağırsak bariyerini, mikrobiyotayı ve epigenetik zemini birlikte ele alan
kişiye özel bir yaklaşımla mümkündür.

📌 Belirtiler sana tanıdık geliyorsa, bedeninin verdiği sinyalleri görmezden gelme.

Online randevu ➡️ 0530 785 83 65 / WhatsApp

Gaita, sindirim sisteminin en objektif çıktısıdır.Bağırsaklarınız, nasıl çalıştığını size her gün açıkça gösterir‼️Bu gö...
23/01/2026

Gaita, sindirim sisteminin en objektif çıktısıdır.
Bağırsaklarınız, nasıl çalıştığını size her gün açıkça gösterir‼️

Bu görselde yer alan Bristol Gaita Skalası, gastroenteroloji pratiğinde bağırsak fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan standart bir sınıflamadır✅

Gaitanın formu, kıvamı ve rengi; sindirim hızı, emilim kapasitesi, mikrobiyota dengesi ve bağırsak mukozasının durumu hakkında önemli klinik ipuçları verir.

Gaita formu bize ne söyler?

🔰Tip 1–2 | Sert, parça parça, zor çıkan
→ Yavaş bağırsak motilitesi
→ Yetersiz lif ve sıvı alımı
→ Magnezyum eksikliği, tiroid fonksiyonlarında yavaşlama veya kronik stres eşlik edebilir
→ Uzun vadede toksin yükü ve inflamasyon riskini artırır

🔰Tip 3–4 | Sosis formunda, pürüzsüz veya hafif çatlaklı
→ Fizyolojik olarak ideal gaita formu
→ Dengeli lif alımı
→ Sağlıklı mikrobiyota ve düzenli bağırsak hareketleri göstergesi

🔰Tip 5 | Yumuşak, kenarları düzensiz
→ Diyetle alınan lif miktarının yetersizliğini düşündürür
→ Öğün düzensizliği ve hızlı sindirim eşlik edebilir

🔰Tip 6–7 | Sulu, parçalı veya tamamen sıvı
→ Bağırsak mukozasında inflamasyon
→ Disbiyozis, gıda intoleransları veya enfeksiyonlar
→ Emilim bozuklukları ve mineral-vitamin kayıpları sık görülür

➡️Renk neden önemlidir?
• Kahverengi: Normal safra akışı
• Açık / kil rengi: Safra üretimi veya akışında problem
• Siyah: Üst gastrointestinal sistem kanaması veya demir kullanımı
• Kırmızı: Alt gastrointestinal sistem kaynaklı kanama (mutlaka değerlendirilmelidir)

👩🏻‍⚕️Klinik olarak şunu çok net biliyoruz:

Gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal “kişisel normal” değildir.
Bu belirtiler, bağırsak-beyin-bağışıklık aksında bir dengesizliğe işaret eder.

Bağırsak sağlığı yalnızca sindirimle sınırlı değildir.
→ Bağışıklık sistemi
→ Hormon dengesi
→ Cilt sağlığı
→ Kilo regülasyonu
→ Zihinsel berraklık
ile doğrudan ilişkilidir.

Doğru beslenme ve kişiye özel bağırsak onarımı olmadan,
ne takviyeler ne de ilaçlar kalıcı çözüm sağlar‼️

Gaitanızı gözlemlemek, bedeninizle iletişim kurmanın en sade ama en güçlü yollarından biridir🙏

💬 Siz en sık hangi tipe yakınsınız?

Her geçen gün D vitamininin önemini daha iyi anlıyoruz.➡️Peki vücudumuzda D vitamini eksikliği olduğunu nasıl fark ederi...
22/01/2026

Her geçen gün D vitamininin önemini daha iyi anlıyoruz.

➡️Peki vücudumuzda D vitamini eksikliği olduğunu nasıl fark ederiz?

☀️ Sabahları yorgun ve halsiz uyanmak, gün boyu enerji düşüklüğü
☀️ Depresif ruh hali, motivasyon kaybı
☀️ Beyin sisi, odaklanma güçlüğü
☀️ Sık tekrarlayan enfeksiyonlar, zayıf bağışıklık
☀️ İnflamasyon ve vücutta yaygın ağrılar
☀️ Bağırsak problemleri, bariyer bütünlüğünün bozulması
☀️ Tiroid sorunları
☀️ Kas kaybı ve kemik sağlığında zayıflama
☀️ Ağız kokusu (özellikle diyet veya bağırsak kaynaklı olabilir)

👍 Peki kan D vitamini seviyesi kaç olmalı?
🔹 70 ng/ml’nin üzerinde olması idealdir.
🔹 Optimal aralık ise 80–120 ng/ml olarak kabul edilir.

D vitamini yalnızca kemik sağlığı için değil; bağışıklık, hormon dengesi, ruh hali ve beyin fonksiyonları için de kritik rol oynar.

Sizin D vitamini seviyeniz nasıl ? Takviye kullanıyor musunuz ? 👩🏻‍⚕️ 💊

̇nedi̇yet

Depresyon, kaygı, öfke problemleri, dikkat dağınıklığı, uyku problemleri, duygu dalgalanmaları ve daha sayamadığım birço...
22/01/2026

Depresyon, kaygı, öfke problemleri, dikkat dağınıklığı, uyku problemleri, duygu dalgalanmaları ve daha sayamadığım birçok “beyin hastalığı” gerçekten sadece nörolojik ve psikolojik rahatsızlıklar mıdır ?

Bana sorarsanız değiller.. Son yıllarda herkes endişeli, herkes öfkeli, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivitede ciddi bir artış var, yetişkinlerde depresyon ve tükenmişlik çığ gibi büyüyor.

Birçok insan psikiyatrik ilaçlar kullanıyor, psikoterapi alıyor. Elbette tüm bu tedaviler çok kıymetli. Ancak tek yönlü bakıldığında maalesef yetersiz kalıyor.

İnsanlar ilaç kullandığı halde mutsuz, depresif uzun süreler psikoterapi aldıkları halde doyumlu bir hayat yaşamıyorlar. Peki neden ?

Çünkü sisteme tek yönlü bakıyoruz… Tüm çözümü beyinde arıyoruz. Ancak siz bir bütünsünüz. Bedeniniz tüm sistemlerle her gün işbirliği yapıyor.

Yedikleriniz, ne kadar güneş ışığı aldığınız, ne kadar hareket ettiğiniz, hayata tutumunuz, çevrenizle ilişkiniz tamamı bedenin ve zihnin iletişim kurma yolu.

Eğer ➡️

‼️kronik vitamin-mineral eksikleriniz varsa (d vitamini, b grup vitaminler, omega-3, magnezyum başta olmak üzere)
‼️bağırsalarınız geçirgense ve sizi dış faktörlerden yeterince korumuyorsa
‼️organlarınız doğru çalışmıyorsa
‼️inflamatuar bir beslenme düzenine sahipseniz
‼️hayatınızda gün ışığına ve egzersize yer yoksa
‼️çevrenizle anlamlı ve keyifli bir ilişkiniz yoksa
‼️vücudunuz senelerce ağır metale, civa toksinlerine, amalgam dolgulara maruz kaldıysa ➡️ beyninizi nasıl iyileştireceksiniz ?

Unutmayın BEDENİNİZE NE YAPARSANIZ ➡️ BEYNİNİZE DE ONU YAPARSINIZ ‼️

BEDEN İYİLEŞİRSE ➡️ BEYİN DE İYİLEŞİR 🔰👩🏻‍⚕️

Siz bugün hangi zihinsel sorunları yaşıyorsunuz ? Ve bedeninize gerçekten iyi bakıyor musunuz… Yorumlarda buluşalım 🍃



Not: içerik bilgilendirme amaçlıdır tanı ve tedavi yerine geçmez.

Genlerimiz sabit bir kader değildir.Asıl belirleyici olan, genlerin nasıl çalıştığıdır.Bu noktada devreye epigenetik gir...
22/01/2026

Genlerimiz sabit bir kader değildir.
Asıl belirleyici olan, genlerin nasıl çalıştığıdır.

Bu noktada devreye epigenetik girer.
Epigenetik, genlerin açılıp kapanmasını yöneten biyolojik kontrol sistemidir ve bu sistemin merkezinde DNA metilasyonu yer alır.

DNA metilasyonu;
• hücre yenilenmesinden
• inflamasyon dengesine
• yaşlanma hızından
• metabolik esnekliğe kadar
birçok süreci doğrudan etkiler.

Ancak kritik bir detay var:
Metilasyon kapasitesi sadece genetikle değil,
beslenme, stres yükü, fiziksel aktivite, mikrobiyota ve mikrobesin durumu ile şekillenir.

Nutrigenetik temelli epigenetik beslenme yaklaşımları;
kişinin genetik altyapısına uygun şekilde
tek karbon metabolizmasını,
metil donörlerini
ve metilasyon enzimlerini desteklemeyi hedefler.

Yani mesele “ne yediğin” kadar,
senin genetiğinin o besini nasıl kullandığıdır.

Gerçek kişiselleştirme burada başlar.
Ve uzun vadeli sağlık,
tam olarak bu biyolojik uyumdan doğar.

🧬
Genler kader değildir.
Onları nasıl yönettiğin belirleyicidir.

Peki siz, genlerinizi destekleyen bir hayat mı yaşıyorsunuz
yoksa onları sessizce zorlayan bir düzen mi?

🔰Çörek otu düzenli tüketimi (8 hafta) tiroid değerlerinizi iyileştirebilir. 🔰Tane veya yağ olarak kullanabilirsiniz. Ben...
21/01/2026

🔰Çörek otu düzenli tüketimi (8 hafta) tiroid değerlerinizi iyileştirebilir.

🔰Tane veya yağ olarak kullanabilirsiniz. Benim tavsiyem her gün 2 çay kaşığı çörek otunu çiğneyerek tüketmeniz.

Siz çörek otu kullanmaya özen gösteriyor musunuz ? 👩🏻‍⚕️

“Tiroid İyileşme Rehberi “ e-kitabıma profilimdeki linkten ulaşabilirsiniz 📚

Address

Caferağa Mah. Moda Caddesi Gün Apt. No:95 Kat:1 Daire:2 Kadıköy/Istanbul
Istanbul
34710

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 12:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Diyetisyen Ezgi Er posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Diyetisyen Ezgi Er:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category