Şifa Bahçesi

Şifa Bahçesi “Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalığı yaratmamıştır.

Rabbim makamını cennet etsin hocam yolun yolumuz olacak inşallah bize öğrettiğin o güzel ilimleri yaşamaya ve yaşatmaya ...
11/11/2014

Rabbim makamını cennet etsin hocam yolun yolumuz olacak inşallah bize öğrettiğin o güzel ilimleri yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz...

DR.AİDİN SALİH HANIM'IN ARDINDAN...

İnna lillahi ve İnna İleyhi Raciun

MÜSLÜMAN, MÜCAHİT, MUHACİR,

Alimin ölümünün alemin ölümü olduğunu bir hakikat olarak yaşıyoruz.

Kendisini tanımaktan büyük mutluluk duyduğum, İlmi ile, irfanı ile, hikmeti ile şuurlu bir mü'mine olan, tıp alanında Nebevi Tıbbı ihya ile bir ilmi sistematik içerisinde inşa eden, tedavileri ile ıspat eden Allah (cc) rızası için mücadelesine, azmine, ihlasına, izzetine şahit olduğum GERÇEK TIP eseri sahibi peygamber aşığı büyük mücahide ve hekim biyolog doktor Aidin Salih Hanım bugün Hakk'a yürüdü.

Rahmetli Erbakan Hocamızın cenazesinde bir TV kanalına sade bir vatandaş şöyle demişti;
'OKYANUS TÜKENDİ'

Aidin Hanım’la görüşmelerimizde sık sık 'Siz tıbbın Erbakan'ısınız' derdim.
Çünkü, derdi İslam’dı. Derdi, Müslümanların ırkçı emperyalist sömürü çarkında öğütülmemeleri idi. Çünkü, derdi Müslümanların İslam’ın istediği gibi yaşamaları, İslam’ın istediği gibi tedavi olmaları ve böylece İzzet içinde ölmeleri, Cennet’i kazanmaları idi.

Şeytan’ın vaat verip kandırmasının Kur’an’da bize bildirilmesine rağmen halen Müslümanların Ortodoks Tıp ya da Modern Tıp mantığı içerisinde İslam’ın kabul etmediği tedavilerle iyileşeceği umuduyla perişan bir şekilde ve zillet içinde can vermelerine üzülüyordu.

Müslümanların TIP mevzuunda Peygamber Efendimizin tavsiyelerine eğilmemelerine, TIBB-I NEBEVİ üzerine çalışmamalarına dahası Modern Tıbbın yahudi kaynaklı mantığına, tedavilerine ve ilaçlarına teslim olmalarına üzülürdü.

Müslümanların iktisadi veya içtimai bir nizam önerisi olarak Komünizm ya da Kapitalizm önerildiğinde ‘İslam var, bizim yahudi nizamları ile ne işimiz olur’, deyip itiraz ederken sağlık alanında en ufak bir dertle karşılaştıklarında hemen ‘Ey Yahudi! Ne ilaç veriyorsun deyip yahudiye teslim olduklarını’ söylerdi.

O, önümüze konan bilim kılıfı altındaki TIBBİ Yahudi sömürü düzenini değiştirmeye talipti.

Gerçek Tıp kitabını okuduğunuzda ve hastaları ya da yakın çalışma arkadaşları ile görüştüğünüzde onun bu hedefinin ve çalışmasının örneklerini görebilirsiniz.

Bu nedenle kendisine ‘Tıbbın Erbakan’ısın’ derdim. Hoşuna da giderdi.
İslam’ı bizim gibi babadan miras almamış, 40 yaşından sonra tanımıştı. Bizim gibi okuyup geçmiyor, araştırıp inceliyordu.

Derin tıbbi bilgisi ve araştırmacı kimliği ile İslam’ı incelemelerinde önemli ve hikmet dolu hususları tespit ediyordu.
Araştırıyor, öğreniyor ve bildiklerini anlatıyordu. Bildikleri ile amel edenlere Allah’ın bilmediklerini öğrettiği inancı ile Hz.Ömer’in ‘Vicdan sahibi insan bildiğini başkasına öğretendir’ sözü üzere idi.
Bu gaye ile kitap yazdı. Bu gaye ile konferanslar verdi. Bu gaye ile sempozyumlar düzenledi ve bu gaye ile NHİ’yi kurdu. Bu gaye ile bir vakıf kurulması için gayret içindeydi.

Ülkemizde HACAMAT’ın, ORUÇ’un bir sünnet olarak ihyası, bir ilim olarak gelişmesi ve tedavi olarak yaygınlaşması onun hizmetidir.

Bu mücadelesi ile mücahide bir hanımdı.

Çok sayıda hastanın muayenesinde bizzat bulunmam vesilesiyle şahidim ki Aidin Hanım teşhis ve tedavi sırasında mükemmel tebliğ yapıyor ve tebliği de tesir ediyordu.

Osmanlı döneminin büyük hekimlerinden Şemseddin-i İtaki 'Bir insan, insan anotomisini bilmeden Allah'ı bilemez' der.
Belki bu nedenle eski İslam alimleri aynı zamanda hekimdiler. Ak Şeyh Akşemseddin Hazretleri, İmam Ali Rıza, Fahruddin Razi vd alimlerimiz hekimlikte zirve isimlerdir.
Aidin Hanım'ın hekim olmak vesilesi ile muazzam bir hikmet yönü vardı. Az sözle çok şeyi ifade ederdi. Ben hikmetli konuşmanın çok güzel örneklerini onda gördüm.

Son İstanbul konferansında ‘Dünyaya imtihan için geldiniz. İmtihan aldatma ile olur. Aldatma da süslü gösterme ile yapılır. Size süslü gösterilenden kaçının.’ demişti.
‘Sağlıklı olmak için ne kitabıma ve ne de bana ihtiyacınız var. Sünnete uygun yaşayın sağlıklı olursunuz’, diye nasihatta bulunmuştu.
2010’da İzmit’te yaptığımız ve çoğunluğu hanımların oluşturduğu konferansta ‘Hanımlar şimdi söyleceğim bu zamana kadar olmadı. Çocuklar annelerine, kadınlar kocalarına hakim oldu.’ demiş ve hanımlara kocalarına hakim olma tavrından vazgeçmeleri uyarısında bulunmuştu.

Özbekistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmış ancak diktatör İslam Kerimov’un yönetimi vermemesi ile Türkiye’de sürgünde yaşamaya başlamış Özbek lider Muhammed Salih’in eşi olarak aynı zamanda ülkemizde sürgünde yaşayan bir MUHACİR olarak bulunmaktaydı.

Emanetini Allah’a gurbette teslim etti.
Hadis-i Şeriflerin gurbette ölenlerin şehit olacağı müjdesi ve Allah’tan şehitlik dileyerek ölenlerin şehit olacağı müjdeleri ile Allah’ın (cc) kendisini şehitlere yazması duasında bulunuyorum.

İnanıyorum ki ‘Allah ondan razı, O da Allah’tan razı’ idi.
Bugün bir okyanus tükendi. Gerçek Tıp kitabını bilenler bilsinler ki kitap, okyanustan bir damla idi.
‘İnsanlar toprak altında hazine ararlar. Halbuki biz yarın gerçek hazineyi toprağa gömeceğiz.’

Allah (cc) mekanını cennet bahçelerinden bir bahçe yapsın. Rahmetiyle muamele etsin. Peygamberimize komşu eylesin. Bizi de cennette buluştursun. Amin
Başta kıymetli eşi Muhammed Salih Bey, oğlu Temur Bey, gelini Hacer Hanım ve kızı Umuda Hanım olmak üzere Hatice Misge Hanım ve diğer yakınlarına ve sevenlerine Allah’tan Sabr-ı Cemil ve Ecri Cezil diliyorum.

Genç İHH gönüllülerimizin 27-28-29 Eylül 2014 tarihlerinde Aksaray Metro İstasyonu önünde gerçekleştirecekleri kermes pr...
26/09/2014

Genç İHH gönüllülerimizin 27-28-29 Eylül 2014 tarihlerinde Aksaray Metro İstasyonu önünde gerçekleştirecekleri kermes programına davetlisiniz.

18/06/2014

HACAMAT OLUN SIHHAT BULUN

31 Mayıs Cumartesi günü saat 17:00'da hepinizi Sultanahmet'e bekliyoruz..
16/05/2014

31 Mayıs Cumartesi günü saat 17:00'da hepinizi Sultanahmet'e bekliyoruz..

Hacamat, İslam ülkelerinde Peygamber efendimizin sünneti olduğu için çok yaygındır. Ayrıca Çin’den Almanya’ya; Malezya’d...
09/05/2014

Hacamat,
İslam ülkelerinde Peygamber efendimizin sünneti olduğu için çok yaygındır. Ayrıca Çin’den Almanya’ya; Malezya’dan Kanada ve Avustralya’ya kadar bütün dünyada kullanılan alternatif bir tedavi yöntemidir.

İşte hacamatla ilgili tüm merak edilenler.
Türkiye’de bu tedavi yöntemi Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmadığı için maalesef ehil olmayan kişiler tarafından sağlıksız ortamlarda yapılıyor.

Hacamatla tedavi

Önce, bardak vb. den oluşan kupa kan alınacak yere vuruluyor, orayı havasız bırakıp uyuşturuluyor. Aynı yeri neşterle et ile deri arasını 2 veya 3 milim çiziliyor. Sonra kupayı neşterlenen yere tekrar vuruluyor. Kılcal damarlardan kan gelmeye başlıyor. Bu genellikle üç defa tekrarlanıyor. Tedavi 20-25 dakika sürüyor. Ortalama 300-350 gram kadar kan çıkarılıyor.

Hacamat konusunda Hadis-i Şerifler

Hz. Muhammed(s.a.v) Hadis-i Şeriflerinde, hacamatın önemi hakkında şunları buyurmuş:

“Damardan veya deriden kan aldırmak, tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.”
“Sefer ediniz şifa bulunuz, oruç tutunuz şifa bulunuz, hacamat olunuz şifa bulunuz.”
Hacamat nedir?

Peygamberimiz (s.a.v)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir. Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade, kan fazlalığının, vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan bir tedavi usulüdür. Hacamat’la alınan kan temiz kan değil, kirli, koyu, pıhtılaşmış, derinin altındaki uyuşuk kandır.

Bu kan, damardan değil deriden alınır. Hacamat’la pıhtılaşmış koyu kan alınınca, vücuttaki kanın akışkanlık özelliği artar ve dolaşımı kolaylaşır. Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş bir cam kavanoz kapatılarak emici gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem, vücudun değişik yerlerine uygulanmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir.

Kullanılan malzemenin sağlığa uygun olması gerekir.

Hacamatın hiçbir yan etkisi olmadığı gibi tamamen doğaldır. Hiçbir acı vermez ve iz bırakmaz. Aynı gün iyileşme görülür ve vücutta rahatlama olur. En hızlı tedavi usulüdür. Hacamatla tedavi binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi yöntemi olup, günümüzde de Asya, Afrika ve Uzak Doğu Ülkelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Avrupa’da son yıllarda alternatif tıp olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Rasûlullah (s.a.v), baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından, zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından, topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.

Rasûlullah (s.a.v)’in hanımları da hacamat yaptırmıştır. Rasûlullah (s.a.v): “Miraç’tan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam, ey Muhammed (s.a.v)! ümmetine hacamat olmalarını emret dediler.” buyurmuştur.

Hayber’de zehirli koyun etinden zehirlendiği zaman, Cebrail (a.s) kendisine, hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir.

İbn Ömer (r.a) şöyle buyurdu: Ben, Rasûlullah (s.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır.”

Yine bir Hadis-i şeriflerinde: “Hacamat her hastalığa faydalıdır, uyanık olun hacamat olun.” buyurmuştur.

Kafadan hacamat olmak;

Delilik,
cüzzam,
Gece körlüğü,
Alaca,
Baş ağrısı,
Diş,
Göz,
Kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.
Hacamat’ın şifasını bilen büyük âlimler üç ayda bir hacamat olurlardı.

Hacamat 70 hastalığa şifadır

Bunlardan bazıları;

Kanser,
Cilt hastalıkları,
Sedef hastalığı,
Kısırlık,
süreklilik arz eden kronikleşmiş birçok hastalıklar,
Migren,
Romatizma,
Mide,
Bağırsak rahatsızlıkları,
Karaciğer yetersizliği,
Zihinsel ve ruhsal birçok hastalıklarda,
Böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.
Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamat’tan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür.

Hacamat ta kanser’den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır. Müzmin birçok hastalığın hacamat’la tedavi olduğu tecrübeyle sabittir.

Hacamat nazara ve sihire karşı da iyi gelir. 50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamat’la ortadan kalktığı rivayeti vardır.

Bu sebeple hacamat yapılırken mutlaka Ayet el-Kürsi ve Muavizeteyn sureleri okunur. Rasûlullah (s.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)”

İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Haccam (hacamat yapan) ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”

Londra Milli Hastanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastanesinde hacamat’la ilgili Tıbbi araştırmalar yapıldı. Araştırmalar neticesinde kirli kan alınca, koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışı hızlandığı, kanın incelmesiyle, kandaki alyuvar yoğunluğunun azaldığı, hemoglobin seviyesinin düştüğü, böylece kalbin beyne daha rahat pompalama yaptığı tespit edildi. Ayrıca araştırmalarda, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının da fark edilir derecede arttığı görüldü. Hastalıklara karşı kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği bu araştırmalarda ortaya çıktı.

Hacamat nasıl yapılır?

Hacamatın birinci hikmeti sevgili peygamberimizin (s.a.v.) sünneti olması ve Mirac’ta verilmiş olmasıdır. Onun her bir sünnetine uymanın ne kadar makbul olduğu hepimizce bilinmektedir.

Biz tabii ki işin tıbbi yönüne bakacak olursak önce hacamat (kan aldırmak) damardan değildir. Kan bağışı ile hacamat tamamen değişik iki yöntemdir.
Hacamat vakum usulu ile vücudun çeşitli yerlerinden kan almaktır. Damardan değil. Hacamatla vücuttta fazla kan kalp ve beyin sektelerine, sinirsel rahatsızlıklar, allerji gibi birçok hastalığa sebep olmaktadır.

Hacamatla; işte bu fazla kan ve deri altındaki kirli kanlar dışarı çıkartılır. Deri altındaki kılcal damarlardan kan dolaşımı normal dolaşıma nazaran daha yavaş yürüdüğünden dolayı yıllarca bı kanlarda temizlenmeme oranı artar.

Bu sebepten dolayı vücutta çeşitli rahatsızlıklar (baş ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, uyuşukluk, tembellik, ağırlık, v.s) baş gösteriri. Hacamat ile deri altındaki bu rahatsızlıklara sebep olan kan dışarı çıkartılarak kanın rahatça dolaşması sağlanmış olur.

Hacamatla tedavi olunan hastalıklar

Hacamat kan ile alakalı bir işlem olduğu için kan da insan bir bölgeye tesir etme imkanı vardır. Bununla beraber vücuttaki kirli kanı almakla kandaki toksinler, kolestrol ve kullandığımız ilaçlardan dolayı kanda bulunan ve bize zarar veren maddeler tehlikesiz bir şekilde vücuttan uzaklaştırılır.
Hacamat ile insanlar; anında tesir gösteren, emin, tehlikesiz, yan tesirsiz ve ucuz bir şekilde tedavi olma imkanı bulurlar. Bununla beraber hacamatla tedavi olunan hastalıkların bazıları şunlardır.

Baş ağrısı, yarım baş ağrısı ve sinuzit,
Tembellik, uyku fazlalığı,
Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı,
Prostat ve cinsel zayıflık,
Sırt ağrısı, bel ağrısı (lumbago), diz ağrısı, yanlarda uyuşukluk,
Hormon bozukluğu,
Yumurtalık hastalıkları,
Buna benzer birçok kadın hastalığı.
Hacamat hangi hallerde yapılmaz

Hacamat çok ihtiyar ve zayıf kişilerde,
Kalp Yetmezliği olanlarda,
Bir yeri kesildiğinde kanı durmayan kişilerde,
Hamilelerde,Aşırı kansız kişilerde
AİDS HİV
Tansiyonu çok düşük olan kişilerde
Küçük çocuklarda
Çok hassas ve korkan kişilerde kanlı hacamat yapılmaması tavsiye olunur, duruma göre kansız hacamat tatbik olunur.

 ‘Tıbb insanlara meslek olduktan sonra ilim olmaktan çıkmıştır.
09/05/2014

‘Tıbb insanlara meslek olduktan sonra ilim olmaktan çıkmıştır.

Gıda Hareketi - www.gidahareketi.org

Alerji Astım ve Öksürük için Kara Turp Bal KürüÖzellikle öksürük sorunu olan çocukların ve alerjik astım rahatsızlıkları...
21/12/2013

Alerji Astım ve Öksürük için Kara Turp Bal Kürü

Özellikle öksürük sorunu olan çocukların ve alerjik astım rahatsızlıkları olanların uygulaması gereken kara turp kürü oldukça kolay hazırlanan ve uygulaması basit bir kürdür.

Kara turp yapraklı üst kısmından kesildikten sonra içi oyulur. Daha sonra bal içini oyduğumuz turp içerisine konur ve kesilen üst kısmı tekrar üzerine kapatılır. alt sapı kesildikten sonra boş su bardağının üzerine konur. Geceden hazırladığımız zaman sabaha kadar turp içerisinden geçen bal bardağa dolacaktır.

Çocuklarda öksürük ve ateş varsa, sabah elde edilen küre sıcak su eklenerek 1 su bardağına tamamlanır ve biraz zencefil eklenerek çocuğa içirilebilir. En geç 7 gün içerisinde çocukların şikayetleri azalacak ve kaybolacaktır.

Hazırladığımız bu kara turp kürü, kuru öksürüğü olanlar, troid rahatsızlığı olanlar, astım, alerji olanlara müthiş bir şifa kaynağı olacaktır.

Ayrıca kara turp için bir diğer kürümüz,
Eğer üstteki kürü uygulayamıyorsanız, 2 adet orta boy kara turp rendelenir ve yarım litre kadar su içerisinde 5 dakika kadar kaynatılır.

Kara turp kürünü 2 yaş üzeri olan herkes uygulayabilir. Kara turp kürü yukarıdaki rahatsızlıkların dışında uyku problemleri, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için bitkisel tedavi olarak da kullanılabilir.

17/07/2013

YENİ SAYFAMIZA HEPİNİZİ
BEKLİYORUZ....

HACAMAT OLUN SIHHAT BULUN

Doğal saç bakımı ve boyası100 gr kına100 gr karanfil tozu50 gr zeytin yağı50 gr bal50 gr elma sirkesibir tane yumurtabir...
08/06/2013

Doğal saç bakımı ve boyası

100 gr kına
100 gr karanfil tozu
50 gr zeytin yağı
50 gr bal
50 gr elma sirkesi
bir tane yumurta
biraz su(ısırgan,papatya veya ceviz kabuğu katnatılıp suyu kullanılır)
*Malzemelerin hepsi karıştırılır,katı krem haline gelene kadar yoğrulur,saça sürülür(saç diplerine yedirerek)yaklaşık 8-9 saat bekletilir.
*Ayda bir üç kez uygulanır,daha sonra 6 ayda bir uygulanır.
-Saç diplerindeki hücreleri besleyerek,dökülmesini engeller.
-Saça canlılık verir ve uzatır.
-Kızıl renge boyar(doğal boya olur)

HACAMATLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER Hacamat İle İlgili Hadis-i Şerifler- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlul...
08/06/2013

HACAMATLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Hacamat İle İlgili Hadis-i Şerifler
- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve hacamatı yapan haccama ücretini ödedi ve ayrıca burun damlası da kullandı."
Buhari, Tıbb 9; Müslim, Selam 76, (1202); Ebu Davud, Tıbb 8, (3867); Tirmizi, Tıbb 9, (2048).

- Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kendisiyle tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı sa'ut (burun damlası), hacamat (kan aldırma), ledûd (ağızdan damlatma) ve meşiyy (müshil içmedir.)"
Tirmizi, Tıbb 9, (2048, 2049).

- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şifa üç şeydedir:
- Bal şerbeti.
- Kan aldırma. ( hacamat )
- Ateşle dağlama.
Ancak ümmetimi dağlamaktan menediyorum."
Bir rivayette: "Balda, hacamat olmada şifa vardır." denmiştir."
Buhari, Tıbb 3.

- Ebu Keşbe el-Enmâri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve:
"Kim bu kandan akıtırsa, herhangi bir hastalık için, bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!" buyururdu."
Ebu Davud, Tıbb 4, (3859); İbnu Mace, Tıbb 21, (3484).

- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, boynunun iki tarafındaki damarları ile iki omuzun arasındaki damardan hacamat olurdu."
Ebu Davud, Tıbb 4, (3860); Tirmizi, Tıbb 12, (2052); İbnu Mace, Tıbb 21, (3483).

- Tirmizi şu ziyadede bulunur: "(Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm) ayın onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu."
Tirmizi, Tıbb 12, (2052).

- Sahiheyn'de gelen bir rivayette şöyle denir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat olur, kimseye ücretinde zulmetmezdi."
Buhari, İcare 18; Müslim, Selam 77, (1577).

- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Haccam ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır."
İbnu Abbas der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Miraç gecesinde, meleklerden mürekkeb bir cemaate her uğrayışında: "Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!" derlerdi."
Tirmizi, Tıbb 12, (2054).

- Ebu Bekre radıyallahu anh'tan anlatıldığına göre, bu muhterem sahabi, ailesini salı günü hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Salı günü kan günüdür. O günde bir saat vardır, kan durmaz."
Ebu Davud, Tıbb 5, (3862).

- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mirac sırasında yanlarından geçtiğim her cemaat bana mutlaka "Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmalarını emret!" demiştir."

- Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün) Cebrail Resülullah aleyhissalatu vesselam'a, Ahdaayn (boynun iki tarafındaki damar) hizasından ve kâhilden (iki omuzun arası) hacamat olma emrini getirdi."

- Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam (bir keresinde) atından bir hurma kütüğü üzerine düşmüş ve ayağı çıkmıştı."
Râvi Vekî' der ki: "Yani Resülullah aleyhissalatu vesselâm, bir incinmeden dolayı ayağının üstünden hacamat ettirmiştir."

- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Kim hacamat olmak isterse, ayın 17 veya 19 veya 2l'ini arasın. Sakın, kan fazlalaşmak suretiyle birinize galebe çalıp onu öldürmesin."

- İbnu Ömer radıyallahu anhüma (azadlısına): "Ey Nâfi bana kan galebe çaldı, benim için bir haccâm getir, getireceğin haccâm genç olsun, yaşlı veya çocuk olmasın" dedi. Devamla İbnu Ömer dedi ki: "Ben Resülullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Aç karnına hacamat olma idealdir, (onda şifa ve bereket vardır) aklı artırır. Hafızayı güçlendirir. Hafız olmak isteyenlerin hıfzetme kabiliyetini artırır. Hacamat olmak isteyen Allah'ın adıyla perşembe günü hacamat olsun. Cuma, cumartesi, pazar günlerinde hacamat olmaktan kaçının. Pazartesi ve Salı günü de hacamat olunuz. Çarşamba günü hacamat olmaktan kaçının: Çünkü o, Eyyub aleyhisselâm'ın belaya düştüğü gündür. Cüzzâm ve alaca hastalığı da sadece çarşamba günü veya çarşamba gecesi zuhür eder" dediğini işittim."

- Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim."

- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram olsaydı vermezdi. Ayrıca efendisine konuştu, o da vergisini hafifletti."

Süt yerine neler kullanılabilir?– İçecekler: Küçük çocuklar, sütün yerine geçebilecek, alerjili kişiler için özel olarak...
29/05/2013

Süt yerine neler kullanılabilir?

– İçecekler: Küçük çocuklar, sütün yerine geçebilecek, alerjili kişiler için özel olarak hazırlanmış maddeleri kullanmalıdır. (örneğin Soya-Semp, ProSobee, Profylac, Nutramigen, Pepdite). Bunlar mavi reçete ile eczaneden satın alınılabilir. Genç ve yetişkinler, pirinç sütü, yulaf sütü, soya sütü gibi süt benzeri içecekleri kullanabilir. Pirinç sütü ve yulaf sütü yemek hazırlanmasında rahatlıkla kullanılabilir. Susuzluk anında ve yemekte, gazoz ve tatlı içecekler yerine başka içeceklerin kullanılması tavsiye edilir.

– Yemek hazırlarken: Eczaneden temin edebileceğiniz, sütün yerine geçebilecek maddeler yemek hazırlanmasında kullanılabilir. Ne tür yemeğin yapılacağına bağlı olarak elma suyu, su, pirinç, soya, hindistancevizi veya yulaf sütü kullanılabilir.

– Diğer süt ürünleri: Peynir, margarin, yağ, yoğurt, kaymak, dondurma veya ekşi krema kullanılamaz. Ancak, yaygın süt ürünlerinin yerine kullanılabilecek soya, ayçiçeği ve bitkilerden elde edilmiş diğer ürünler, ve süt içermeyen margarinler bulunmaktadır.

– Gıda maddeleri: B-vitamini, kalsiyum, protein ve enerjinin önemli kaynağı süttür. Sütten kaçınıldığı zaman genellikle kalsiyum ilavesinden yararlanmak gereklidir. Günlük beslenmeniz, gerekli enerji ve gıda maddelerini içerecek şekilde dengeli olmalıdır. Sütün kullanılmaması durumunda, diğer yağ ve protein kaynaklarının çocuğun günlük besinine dahil edilmesi gereklidir.
Süt proteini nerelerde bulunur?

Süt, bir çok hazır gıda maddelerinde ve yemek ürünlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle, yiyecek ürünlerini satın alırken ürün etiketinde yazılı malzeme listesini okumanız önemlidir. Malzeme listesinde kullanılan ve süt proteininin üründe kullanıldığını belirten kelimelerin bazıları şunlardır:

Crème fraiche, fløte, is, kasein, kaseinat, kesam, laktalbumin, margarin, myse, mysepulver, ost, ostepulver, rømme, smør, yoghurt, yoghurtpulver.

Bir ürünün hazırlanmasında eğer süt kullanılmış ise, bu, ürünün etiketinde belirtilmiş olacaktır. Kakao yağının diğer normal yağlar ile herhangi bir ilgisi yoktur, ve güvenle kullanılabilir.
Sütün sebep olduğu diğer tepkiler:

Bir çok kişi, sütün kendilerine rahatsızlık verdiğini belirtmiştir. Süte karşı gösterilen diğer tepkiler, süt proteini intoleransı veya laktoz (süt şekeri) intoleransı şeklinde tanımlanmaktadır.

Bazı zamanlarda, beslenme deneylerinde süt intoleransı görülebilir ama laboratuvar tahlilleri sonrası alerjinin tespiti yapılamıyabilir. Süt proteini intoleransı, bu durumlar için kullanılan bir terimdir. Süt genellikle az miktarda kullanıldığında rahatsızlık vermez, ve tepkiler uzun bir kuluçka döneminden sonra ortaya çıkar, ancak, bu tepkiler alerjide görülen tepkiler kadar ciddi değildir.

Laktoz intoleransı, süt şekerine karşı görülen aşırı hassasiyetliktir. Bu durum ise, laktozun çözülmesinden sorumlu olan laktaz enziminin azalmasından ve dolayısıyla bağırsağın laktozu çözme yeteneğinin azalmasından kaynaklanmaktadır. Laktoz intoleransı tehlikeli değildir ama hoş bir şey de değildir. Bir çok kişi, az miktarlarda olunca sütten rahatsızlık duymazlar. Diyette sarı peynir, düşük laktozlu süt ve genellikle hafif miktarda ekşitilmiş süt ürünleri bulunmaktadır. Tatlı sütten ve kahverengi peynirden uzak durulmalıdır..

SÜT ALERJİSİAlerjilerden bu proteinlerden hangilerinin sorumlu olduğuna dair tartışmalar varsa da alerjilerin genel olar...
29/05/2013

SÜT ALERJİSİ

Alerjilerden bu proteinlerden hangilerinin sorumlu olduğuna dair tartışmalar varsa da alerjilerin genel olarak kazein ile laktalbumin ve laktoglobulin’ en kaynaklandığı kabul edilir.

Süt alerjisinin belirtileri

Sütte bulunan proteinlere karşı ortaya çıkan anormal tepkilere süt alerjisi adı verilir. Süt çocuklarda alerjiye yol açan besinler içinde ilk sırada yer alır.

Genel manada besin alerjisi, halk hatta doktorlar tarafından çok geniş kapsamlı olarak kullanılan bir terimdir. Çoğu zaman, bir besin maddesine bağlı olarak gelişen her türlü normal dışı reaksiyon, besin alerjisi diye adlandırılır.

Mesela, çikolataya bağlı olarak gelişen migren tipi baş ağrıları, laktaz enzimi eksikliği olanlarda süt içilmesiyle ortaya çıkan şişkinlik ve ishâller, herhangi bir besinin çok fazla yenmesine bağlı kusmalar ya da bozulmuş besinlerle oluşan zehirlenmelerin hiç biri besin alerjisi değildir.

Gerçek besin alerjisi, vücudunda o besine karşı IgE sınıfından antikorlar oluşmuş olan kişilerde görülen reaksiyonlardır. Besin alerjisi küçük çocukların %5 kadarında görülürken, erişkinlerdeki görülme sıklığı %1’den de azdır.

Süt alerjisi özellikle erken bebeklik-çocukluk çağında, daha ziyade de inek sütü ile beslenen çocuklarda görülür. Sadece anne sütü emen çocuklarda çok daha seyrek olarak rastlanır. Annenin tükettiği inek sütü veya sütten yapılan ürünler anne sütüne geçerek etkili olur.

İnek sütü alerjisi, çocuk büyüdükçe ve bağışıklık sistemi geliştikçe herhangi bir tedavi de uygulanmadığı halde giderek düzelir. Öyle ki 3 yaşından sonra çocukların yüzde 90’a yakını süte olan bu aşırı hassasiyetlerini kaybederler. İnek sütü alerjisi olan çocuklarda hayatın ileri dönemlerinde astım gelişme ihtimali fazladır.

İnek sütü alerjisi olan çocuklarda başka memelilerin sütüne ve başka besinlere karşı da alerjik olabilirler. Küçük çocuklarda daha çok hayvan kaynaklı, 6 yaşından büyük çocuk ve erişkinlerde ise bitki kaynaklı alerjenlere rastlanır. Bunların ailelerinde besin alerjisi, astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıklar sıklıkla bulunur.

Alerjinin sebebi nedir?

Sütte 25’ den fazla protein vardır; alerjisinin sebebi bu proteinlere karşı gösterilen anormal tepkidir.

Süt proteinleri kazein ve whey (peynir altı veya süt altı suyu olarak bilinir) olmak üzere başlıca iki grupta değerlendirilir.

Kazeinler sütteki proteinlerin yüzde 80’ ini oluşturan ve süte “süt” görünümünü veren kısımdır.

Sütün whey kısmında ise sütteki proteinlerin yüzde 20’ si bulunur. Bunlar, beta-laktoglobulin, alfa-laktalbumin, laktoferrin, transferrin, lipaz, inek serum albümini’ dir.

Alerjilerden bu proteinlerden hangilerinin sorumlu olduğuna dair tartışmalar varsa da alerjilerin genel olarak kazein ile laktalbumin ve laktoglobulin’ en kaynaklandığı kabul edilir.

Süt alerjisinin belirtileri

Süt alerjisinin belirtileri süt içildikten hemen sonra ortaya çıkar ve çok değişkendir. Hedef organ sadece deri, sindirim veya solunum sistemi olabilir fakat çoğu zaman birden fazla sistem olaya katılır.

Süt alerjisinin mide-bağırsak sistemi belirtileri bulantı, kusma, kramp şeklinde karın ağrıları, ishal, karında şişkinlik ve gazdır.

Deride ortaya çıkan belirtiler, ürtiker veya halk arasında kurdeşen adı verilen döküntüler ile egzamadır. Bazen yüzde ve göz kapaklarında şişme şeklinde ödemle beraber olan belirtiler de görülebilir.

Süt alerjisine bağlı solunum sistemi belirtileri, deri ve sindirim sistemininkilere göre çok daha nadirdir ve astım krizi veya alerjik nezle şeklinde görülür. Belirtiler, çoğu zaman da tek başına değil, diğer sistem bulguları ile birliktedir.

Bebeklerin daha az bir kısmında ise anaflaksi adı verilen daha ağır bir tablo gelişir. Bu, süt içildikten hemen sonra ortaya çıkar. Yüz, dudaklar ve dilde şişme, hırıltı, nefes darlığı, kaşıntılı döküntüler, yaygın kabarıklıklar ve şiddetli kusma olur. Acilen müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

Süt alerjisinin iki saatten sonra mesela 24 saat sonra da ortaya çıkan türleri de vardır ama bunların hemen tamamı gerçek manada alerjik tepki değildir. Bunlarda süte karşı yüksek IgE tespit edilmez ve bu tür tepkiler süt aşırı duyarlılığı veya süt hipersensitivitesi olarak adlandırılır.

Süt alerjisi nasıl teşhis edilir?

Tipik durumlarda süt alerjisinin teşhisi çok kolaydır. İnek sütünün kesilmesiyle belirtilerin kaybolması ve süte tekrar başlanmasıyla belirtilerin tekrar ortaya çıkması çok tipiktir. Kesin teşhis alerjik deri testi ile veya kanda süte karşı oluşan özel IgE sınıfı antikorların ölçülmesiyle konur.

Süt alerjisinin tedavisi

Süt alerjisinin kesin bir tedavisi yoktur ama bu ömür boyu devam eden bir hastalık da değildir. Çocukların yüzde 90’a yakınında 3 yaşından sonra bu duyarlılık kendiliğinden geçer.

Belirtilerin çocuğu çok rahatsız ettiği durumlarda antihistaminik veya kortizon sınıfı ilaçlardan faydalanmak mümkündür.

Tedavinin temel prensibi inek sütünün ve sütten üretilen tüm besinlerin diyetten tamamen çıkarılmasından ibarettir. Özel bir ilacı yoktur. İnek sütü anne sütü ile beslenen çocuklarda tespit edilirse anne sütünün kesilmesi icap etmez. Annenin, inek sütü ve bundan üretilen besinleri yememesi kâfidir.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerde ek besinlere mümkün olduğunca geç başlanır.

İnek sütü alerjisi olanlarda keçi, koyun veya manda sütüne karşı da alerji olma ihtimali yüksektir.

Mama ile beslenen bebeklerde ise inek sütünden üretilen mamaların kullanılmamalıdır. Bunlara inek sütündeki proteinlerin parçalanması ve bu suretle de alerji yapma özelliklerini kaybetmeleriyle hazırlanan hidrolize mamalar verilebilir.

Diğer seçenek ise proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden hazırlanan mamalardır. Soya bazlı mamalar da vardır ama bebeklerde soyaya karşı alerji ihtimali de vardır; çok tercih edilecek bir amma değildir.

TANIMLAMALAR

Besin alerjisi: Yiyeceklerin sebep olduğu, immünolojik mekanizmalarla ortaya çıkan tepkilerdir. Bu kişilerin kanında, solunum ve sindirim sitemlerinde veya derisinde duyarlı oldukları besinlere karşı IgE sınıfından antikorlar bulunur. Bu antikorların varlığı, hem deri testleriyle ve hem de kandaki seviyeleri ölçülerek gösterilebilir.

Besin hipersensitivitesi: Besin alerjisine çok yakın hatta onunla eş anlamda kullanılan bir tabirdir. Besin hipersensitivitesi veya başka bir deyişle besin aşırı duyarlılığı IgE’ nin rolünün olmadığı alerjik tepkileri kapsar.

Besin entoleransı: İmmünolojik olmayan mekanizmalarla gelişen tepkiler ise besin entoleransı veya besin tahammülsüzlüğü olarak isimlendirilir. Laktoz entoleransı gibi.

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Şifa Bahçesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram